Anahtar kelimeler: Sesten Servisçe Satıma Distribütörü Dökümünün Servisine Motor Cinsi Kişiden Götürüldüğünü

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ12. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL ... 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2025NUMARASI
: ████████ Esas ████████ KararDAVA
: Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)DAVA TARİHİ
: █████/2024İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026Davanın kısmen kabul, kısmen reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;DAVA
: Davacı vekili; müvekkili şirketin ... plakalı ... 2023 model otomobil cinsi aracı █████/2023 tarihinde dava dışı 3. kişiden 1.500.000-TL bedel ile satın aldığını, davalı şirketin ise aracın Türkiye distribütörü ve ithalatçısı olduğunu, alt ve arka bölümünden gelen sesten dolayı aracın 24.01.2024 tarihinde davalının yetkili servisine götürüldüğünü, yetkili servisçe elektrik motor dökümünün kırılması sonucu yağ kaçağının motorda arıza meydana getirdiği, bu arızanın sebebinin aracın alt bölgesinin sürtmesinden kaynaklandığı ve garanti kapsamında aracın tamir edilemeyeceğinin belirtildiğini, bunun üzerine davalının yönlendirmesi ile aracın kasko sigortacısı olan ... Sigorta'ya başvuru yapıldığını, ancak sigorta firmasınca görevlendirilen eksper tarafından yapılan incelemede, araçtaki bu arızanın sebebinin dış etkenlerden kaynaklı olmadığı, aracın üretim hatası sonucu arızalandığı ve garanti kapsamında olduğu tespitinin yapıldığını, İstanbul 20. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ███████ D.İş sayılı dosyasında yaptırdıkları delil tespiti üzerine alınan bilirkişi raporunda, araçta dış etkenden kaynaklı çarpma-sürtme olmadığının, sürücünün kullanım hatasının bulunmadığının, hasarın garanti kapsamında olduğu tespit edildiğini, buna rağmen davalının aracı tamir etmediğini, aracın halihazırda davalıya ait serviste motor bölümü komple sökülmüş olarak bulunduğunu, aracın 5 ayı aşkın bir süre davalının servisinde kaldığını, davalı yanca haksız ve gerçek dışı gerekçelerle tamir edilmediğini, müvekkilinin aracın servise teslim edildiği 24.01.2024 tarihinden beri aracı kullanmaktan mahrum kaldığını, aracın 07.07.2030 tarihine kadar garanti kapsamında olması nedeniyle ayıpsız benzeri ile değiştirilmesi gerektiğini belirterek, aracın ayıpsız benzeri ile değiştirilmesine, araçtan mahrumiyet bedeli yönünden davanın belirsiz alacak davası olarak şimdilik 1.000-TL'nin avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.TALEP ARTIRIM
: Davacı vekili 21.04.2025 tarihli dilekçesi ile mahrumiyet bedeli tutarını 136.500-TL'ye yükseltmiştir.CEVAP
: Davalı vekili; davacının tek taraflı beyanları doğrultusunda hazırlanan ve taraflarınca itiraza uğrayan delil tespit raporunun delil olarak kabul edilemeyeceğini, davaya konu aracın 07.07.2023 tarihinde müvekkilinin bayisi olan Anıl Otomotiv tarafından Burcu Doğan'a satıldığını, davacının sahipliğine ilişkin aradaki silsileden müvekkili şirketin bilgisinin bulunmadığını, aracın 30.12.2023 tarihinde müvekkilinin yetkili servisine davacı şirket sahibi ... tarafından park esnasında geri geri gelirken aracın altından vurma sesi geldiği daha sonra da sürtme sesi başladığı beyan edilerek getirildiğini, aracın 02.01.2024 tarihinde yapılan kontrolünde aracın motor ve transmisyon gövdesinde kırık olduğunun tespit edildiğini, durumun bildirilmesi üzerine davacının iş emri açtırmayarak sigorta yaptıracağını beyan ettiğini, Basın Ekspres servisinin sigorta şirketiyle anlaşmalı olmaması nedeniyle aracın Maslak servisine götürüldüğünü, bu serviste de arızanın dışarıdan alınan hasar kaynaklı olduğunun tespit edildiğini, hasarın dışarıdan alınan darbe sonucu oluştuğunun davacının 24.01.2024 tarihli hasar beyanı ile sabit olduğunu, diferansiyel söküldüğünde içindeki hiç bir parçada ürün kaynaklı bir hasar olmadığının görüldüğünü, hasarın dışarıdan alınan darbe sonucu kullanıcı hatasından kaynaklanması nedeniyle davanın reddinin gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
: Mahkemece; dava konusu aracın gizli ayıplı olduğu, bilirkişi raporunda tespit edilen ayıp ve yapılacak parça değişiminin araçta gelecek açısından kalıcı herhangi bir olumsuz etki bırakmayacağı, davacının araçtan faydalanmasını azaltacak yönde bir olumsuzluk oluşturmayacağı açıkça tespit edildiğinden, davacının ücretsiz onarım hakkını kullanmasının dosya kapsamına ve olayın oluş şekline uygun olacağı, misli ile değişim yapılması talebinin yerinde olmadığı, davacının TBK 227/2 maddesi kapsamında araçtaki ayıp sebebiyle araç mahrumiyet bedeli talebinde bulunmasının mümkün olduğu, alınan bilirkişi raporu gereğince araç mahrumiyet zararının 6.615-TL olduğu, araçtaki ayıbın niteliği, araçtaki ayıp sebebiyle yapılacak tamir ve işçilik süresi, dosya içeriği nazara alındığında bilirkişi raporundaki tespitlerin olayın oluş şekline uygun olduğu, araçtaki arızanın garanti süresi içerisinde meydana geldiği sabit olup, garanti süresi içerisinde ayıp ihbarına gerek bulunmadığı, davalının garanti yükümlülüğü kapsamında meydana gelen zararın tamamından sorumlu olduğu, davacı taraf araçtaki arıza sebebiyle daha fazla araç mahrumiyet zararının oluştuğunu beyan etmekte ise de, davalının araçtaki ayıp sebebiyle oluşan gerçek zarardan sorumlu olduğu, somut olayda bu zararın tamirde geçecek makul süre kadar olduğu, davacının daha yüksek fiyattan ve daha uzun süre araç kiralamasının sonuca bir etkisinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi talebinin reddine, TBK 227/3 maddesi gereğince dava konusu aracın ücretsiz bir şekilde onarımının davalı tarafından yapılarak davacıya teslim edilmesine, 6.615-TL araç mahrumiyet zararının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.İSTİNAF NEDENLERİ
: Davacı vekili; mahkemece alınan 09.04.2025 tarihli bilirkişi raporunda, aracın arızasının imalat hatasından kaynaklandığının tespit edildiğini, müvekkilinin araçtaki gizli ayıp üzerine aracı davalının servisine götürdüğünü, ancak servisin gerçek dışı iddialarla aracı tamir etmediğini, ekspertiz raporu ve delil tespit raporu ile arızanın üretim hatasından kaynaklandığı tespit edilmiş olmasına rağmen, davalı yanca aracın onarılmadığını, davalının onarım yapmayacağını açıkça beyan ettiğini, araçtaki ayıp için bilirkişilerce 286.119,12-TL zarar miktarı tespit edildiğini, bu kadar yüksek miktarlı bir zarar ve hasar bulunması nedeniyle aracın ayıpsız misliyle değiştirme taleplerinin tamamen haklı olduğunu, aracın makul sürede onarımı gerekmesine rağmen 1,5 yıl boyunca bunun yapılmadığını, bu nedenle aracın misliyle değiştirilmesi taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin mahrumiyet zararının aracın makul tamir süresi olmadığını, bu sürenin bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, ayıbın ortaya çıktığı andan yenisiyle değiştirmenin gerçekleştirildiği tarihe kadar olan dönemi kapsadığını, aracın 24.01.2024 tarihinde davalı servise teslim edildiğini, dava tarihi ise 04.06.2024 olup, müvekkilinin dava tarihine kadar 4 ay 10 gün aracından mahrum kaldığını, bu durumda mahrumiyet bedelinin bilirkişi raporunda belirlenen günlük 1.050-TL üzerinden 136.500-TL olduğunu, araç kiralama faturalarından da anlaşılacağı üzere araç mahrumiyet bedelinin bu tutarın çok üzerinde olduğunu, ancak davanın daha fazla uzamaması için hükme esas alınan rapordaki günlük mahrumiyet bedelinin taraflarınca da kabul edildiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, aracın geçirdiği kazalara ilişkin yetkili servislerce kaydedilen hasar videoları, teknik inceleme raporu ve davacının hasar beyanını içeren CD'nin hiç irdelenmediğini, bu kapsamda davacının seyir halindeyken araca verdiği hasarı ikrar ettiği hasar beyanının dikkate alınmadığını, aracın kazalı olduğunun Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi yazı cevabı ile de sabit olduğunu, aracın motor ve transmisyon gövdesinde kırık olduğunun yetkili servisçe video ile kayıt altına alındığını, bu durumun teknik inceleme raporunda da belirtildiğini, şanzıman içerisindeki bir parçada hasar olmadan gövdenin kırılmasının mümkün olmadığını, bu hususun hasarın dış etki, darbe nedeniyle oluştuğunu gösterdiğini, ancak bilirkişi raporu ve mahkeme kararında bu beyan ve delillerinin tartışılmadığını, davacının 3. kişiden aldığı araç ile ilgili olarak ayıp iddiası ile satım sözleşmesinin tarafı olmayan müvekkilinden talepte bulunmasının mümkün olmadığını, araç mahrumiyet bedelinin denetimden uzak ve fahiş olarak hesaplandığını, 7 günlük hasar onarım süresinin ve günlük mahrumiyet bedelinin dayanağının bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE
: Dava, ticari satıma konu aracın ayıplı olduğu iddiasına dayalı olarak aracın ayıpsız benzeri ile değiştirilmesi ile aracın kullanılamaması nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir.6102 sayılı TTK'nun 23/1-c maddesi gereğince; malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içerisinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içerisinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda 6098 sayılı TBK'nun 223/2. maddesi uygulanır. TBK’nın 223. maddesine göre ise; alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir, bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.Somut olayda; davalı şirketin distribütörü olduğu ... marka aracın davacı tarafından 18.09.2023 tarihinde dava dışı satıcıdan ikinci el olarak satın alındığı, aracın 24.01.2024 tarihinde seyir halinde arka taraftan sürtme sesi geldiği şikayeti ile yetkili servise götürüldüğü, yetkili servisçe arızanın aracın altının sürtülmesinden kaynaklandığı gerekçesiyle garanti kapsamında onarım yapılmayacağının bildirildiği, bunun üzerine davacı tarafça aracın kasko sigortacısına başvuru yapıldığı, davacı tarafından imzalanan 24.01.2024 tarihli hasar beyanında, seyir halindeyken tümseği geçtikten sonra sürtme sesi gelmesi sonucu hasar oluştuğunun belirtildiği, davacının başvurusu üzerinde düzenlenen 12.05.2024 tarihli bilirkişi raporunda, araçta dış etken kaynaklı bir çarpma olmadığından sigorta kapsamında değerlendirilemeyeceği, kullanım hatası sonucu oluşan bir durumun tespit edilmediği, diferansiyel içinde parça sıkışması ve kutuda kırılma olup, içeriden dışarı delik açılması nedeniyle hasar oluştuğu tespitlerinin yapıldığı, yine davacının başvurusu üzerine sigorta şirketince düzenletilen ekspertiz raporunda, diferansiyel içerisindeki metal parçasının sıkışarak tahrip olduğunun, içeriden dışarıya diferansiyeli delmesi neticesinde parçanın komple zarar gördüğünün, zararın dış etken kaynaklı olmayıp sigorta konusu olmadığının bildirildiği anlaşılmaktadır.Öncelikle davalı aracın satıcısı olmamakla birlikte, aracın distribütörü ve aynı zamanda garanti veren konumundadır. Servis kayıtlarında da garanti bitiş tarihi 07.07.2030 olarak belirtilmiştir. Bu durumda davalı şirket ticari satımın tarafı olmasa da, davacı karşısında garanti veren olarak ayıba karşı tekeffül yükümlülüğünden dolayı sorumludur. Bu nedenle davalı vekilinin sorumluluğa ilişkin olarak ileri sürdüğü istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; aracın yetkili servis onarımına dair bir belgenin dosyada görülmediği, sunulan ekspertiz raporundaki kanaatin isabetli olduğu, diferansiyelde hasara yol açan herhangi bir dış etkenin varlığına dair delil görülmediği, delik bölgesinin korunaklı ve içerlek bölgede yer aldığı, diferansiyel kutusu üzerinde 10 mm çapında bir delik bulunduğu, delinmeye yol açan darbenin diferansiyelin içinden dışına doğru gerçekleşmiş olduğu, hasarın imalat hatasından kaynaklandığı ve diferansiyelin gizli ayıplı olduğu, diferansiyelin değiştirilmesi mümkün olup, bu değişimin araçta gelecek açısından herhangi bir kalıcı, olumsuz etki bırakmayacak, kullanıcının araçtan faydalanmasını azaltacak yönde bir olumsuzluk doğurmayacağı, hasarın giderilmesi için KDV dahil 286.119,12-TL onarım bedelinin kadri maruf olduğu, aracın onarımı için (eksper bekleme, parça tedariki vs. dahil) 7 gün makul onarım süresinin gerektiği, emsal araç kiralama ücretinin günlük KDV dahil 1.600-TL düzeyinde olduğu, tespit edilen ikame araç bedelinden aracın kullanılmadığı günlere tekabül eden %10 oranında amortisman, yağ, balata gibi sarf payının indirilmesi sonucunda makul onarım süresince araç mahrumiyet bedelinin toplam KDV dahil 6.615-TL olabileceği, davalının garanti veren konumunda olması nedeniyle sorumluluğunun bulunduğu bildirilmiştir.Davacı tarafça aracın üretimden kaynaklanan ayıplı olduğu ileri sürülmesine karşılık, davalı tarafından aracın dış etki, darbe kaynaklı olarak hasara uğradığı savunulmuştur. Davacının delil olarak dayandığı ekspertiz raporu ve delil tespit raporunda, arızanın dış etken kaynaklı olmayıp üretimden kaynaklandığı tespiti yapılmıştır. Ancak davalı tarafça delil olarak dayanılan, davacının imzasını içeren 24.01.2024 tarihli hasar beyanında, seyir halindeyken tümseği geçtikten sonra sürtme sesi gelmesi sonucu hasar oluştuğu belirtilmiştir. Ayrıca davalı tarafça aracın serviste incelenmesine ilişkin video kaydı ile inceleme raporu sunulmuş olup, inceleme raporunun UYAP'ta kayıtlı olmasına rağmen çıktısının alınmadığı, mahkemece alınan bilirkişi raporunun da söz konusu video kaydı incelenmeden, araç üzerinde bir inceleme yapılmadan dosya üzerinden düzenlendiği, davacının 24.01.2024 tarihli imzalı hasar beyanı konusunda da bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda araçtaki arızanın üretim kaynaklı ya da kullanıcı hatası niteliğindeki dış etken, darbe kaynaklı olup olmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmekte olup, eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporunun hükme esas alınması mümkün değildir.Diğer yandan TBK'nın 227. maddesinde satılanın ayıplı olması halinde alıcının seçimlik hakları; "satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkan varsa satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme" olarak belirlenmiş, ancak alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanması halinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hakimin satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebileceği hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla alıcının ayıpsız benzeriyle değişim talep etmesi ve aracın ayıplı olduğunun tespiti halinde, hakim somut olayın koşullarına, hak ve menfaat dengesine göre satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilecektir.Bu durumda mahkemece bilirkişilerin araç üzerinde inceleme yapması sağlanmak suretiyle, mümkün olduğunca İTÜ ya da Yıldız Teknik Üniversitesinden seçilecek otomotiv alanında uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak, araçta tespit edilen söz konusu arızanın üretimden ya da dış etken, darbe kaynaklı kullanıcı hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığının açıklığa kavuşturulması, arızanın üretimden kaynakladığının tespiti halinde ise ayıbın onarım ile giderilip giderilemeyeceğinin, ayıbın giderim bedelinin tespiti ile satılanın ayıpsız benzeri ile değiştirme koşullarının oluşup oluşmadığı, bunun yerine ücretsiz onarım veya satış bedelinden indirim yapılmasının hak ve menfaatler dengesine uygun olup olmadığı belirlenerek, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporu esas alınarak yazılı gerekçeyle aracın ayıpsız benzeri ile değiştirilmesine karar verilmesi isabetsizdir.Açıklanan nedenlerle; uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca kaldırılarak, davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştirHÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne; İstanbul ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2025 Tarih ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararın HMK 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA;"Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine"İstinaf yoluna başvuran davacı ve davalı tarafından yatırılan peşin istinaf karar harcının (davacı 615,40-TL, davalı 4.999,17-TL ) istek halinde kendilerine iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026