Anahtar kelimeler: Güzellik Yidk Sınai Tıbbi Fikri Ret Markasının Bakım Haklar Şartı

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ Esas, ████████ KararHÜKÜM
: Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “...” markasının tescili için başvuruda bulunduğunu, başvurunun “tıbbi hizmetler ve güzellik bakım hizmetleri” yönünden kısmi olarak reddedildiğini, müvekkilinin söz konusu kısmi ret kararına itiraz ettiğini, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun (YİDK) 15.08.2019 tarih ve 2019-M-6325 sayılı kararı ile itirazın ve başvurunun reddine karar verdiğini, söz konusu YİDK kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, anılan markanın daha önce 2015/... başvuru numarasıyla başvuru konusu yapıldığını, aynı markaya ve aynı sınıfa ilişkin olarak bu sefer davacı şirket adına başvuru yapıldığını, ancak başvuruya davalının kısmi ret kararı vererek kendi içinde çelişkiye düştüğünü, dava konusu markanın Avrupa Birliği’nde koruma altında olduğunu, ..., ... gibi ... ortamlarına reklam verdiğini, fiilen ve yaygın şekilde kullandığını, bu tanıtımlar sonucunda söz konusu işaretin davacının işletmesel kökenini göstermeye başladığını, dava konusu markanın kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını, bu nedenle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 5. maddesi hükmünün uygulanamayacağını ileri sürerek YİDK’in 2019-M-6325 sayılı kararının iptali ile ... numaralı marka başvurusuna tam yayım kararı verilmesini ve “...” markasının davacı adına tescilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; bir işaretin marka olarak tescil edilebilmesi için ayırt edici olması gerektiğini, buna göre tescili istenen sözcüğün, kullanılacak emtianın özgün yapısına bağlı olmadan algılanabilmesi, kelimenin kullanılacağı ürün/hizmetlerden bağımsızlaşması gerektiğini, söz konusu ibarenin SMK'nın 5/1-c hükmü kapsamında tanımlayıcı olduğunu, davacının başvuru konusu markanın kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığına ilişkin iddiasının mesnetsiz olduğunu, SMK'nın 5/2 hükmünün uygulanabilmesi için ticaret hayatında kendini kabul ettirmiş, kendisini onunla tanıtmış olması, işaretin belli bir mal ya da hizmetle ilgili olarak yoğun bir reklam kampanyası eşliğinde uzun süre kullanılması ve bunun sonucunda o malla ilgili çevrelerde bu işaretin, belli bir işletmenin markası olarak algılanmaya başlanması gerektiğini, olayda bu koşulların bulunmadığını, YİDK kararının yerinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava ..." ifadesinin "klinik" ve "saç" sözcüklerinin İngilizce karşılığını oluşturduğu, bu kelimelerin yabancı dilde olmasına rağmen Türkiye'de anlamı yaygın olarak bilinen ifadeler olduğu, anılan kelimelerin davaya konu hizmetlerin hitap ettiği ortalama tüketici nezdinde "saç kliniği" anlamına geleceğinin tespit edildiği, "Saç kliniği" anlamsal karşılığının, davaya konu "Tıbbi hizmetler. Güzellik bakımı hizmetleri" bakımından bu hizmetlerin özelliği, amacı veya vasfına yönelik doğrudan tasvir edici özellikte olduğu, marka başvurusunu oluşturan saç kökü figürünün de bu hizmetler bakımından tasvir edici niteliğinin bulunduğu, "..." ifadesini destekleyici mahiyette olduğu, bu hale göre marka başvurusunun bir bütün olarak davaya konu hizmetler bakımından somut ayırt ediciliğinin bulunmadığı, davacı vekilinin, marka başvurusunun kullanım yolu ile ayırt edicilik kazandığını iddia ettiği, davacı tarafın bu kapsamda ibraz ettiği belgelerden 2015-2018 yılları arasına ilişkin olarak marka tanıtımının yapıldığının anlaşıldığı, markaya ilişkin 2014 tarihli faturaya istinaden alan adı tahsis ettiği, markanın tanıtımına ilişkin olarak bir kısım tarihsiz görsel evrak ibraz ettiği, ibraz ettiği yurt dışı menşeli sertifika ve kalite belgelerinin 2017 yılı tarihli olduğu, ... nezdinde 44. sınıfta bulunan hizmetler bakımından tescil belgesi ibraz ettiği, bir marka başvurusunun ... nezdinde tescil edilmesinin SMK'nın 5. maddesi hükmünde düzenlenen mutlak tescil engelinin otomatik olarak aşılacağı anlamına gelmediği, her somut olayın kendine özgü koşullarına göre mutlak tescil engeli değerlendirmesinin yapılmasının gerektiği, davaya konu marka başvurusunun ibraz edilen delillere göre 2015-2018 yılları arasında sınırlı bir kullanımı bulunduğundan bahsedilebileceği, davaya konu marka başvurunun 3 yıllık sınırlı kullanımı ile ayırt edici niteliği haiz hale geldiğinden söz edilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ
: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,11.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.