Anahtar kelimeler: Hafriyat Bam Başkan Açılmadan Yazim Katip Üye Hallerden Karara Yoluna

T.C. .... BAM .... HUKUK DAİRESİ

T.C.
...
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
..... HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO
: ..../....
KARAR NO
:.../...
BAŞKAN
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
KATİP
: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ... ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: .../....
KARAR NO
: .../....
KARAR TARİHİ
: ....
İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ
: .......
DAVACI
: ... - ...
VEKİLİ
: Av. ... -.....
DAVALI
: ...
...
VEKİLİ
: Av. ........
DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali
B.A.M. KARAR TARİHİ
: ......
KARAR YAZIM TARİHİ
: .......
Mahalli mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında hafriyat kazı ve nakliye işi için anlaşma yapıldığını, toplamda 6031 m3 hafriyatın çıkarılarak nakledildiğini, işin metreküp fiyatının 18,50.-TL olduğunu, müvekkilinin bu iş için 131.656,73.-TL alacaklı olduğunu, faturanın davalıya tebliğ edildiğini, kısmi ödeme yapıldığını, ancak 59.565,73.-TL 'nin halen ödenmediğini, bunun üzerine .... .... İcra Dairesi'nin ../.... esas sayılı dosyası ile takibe başlandığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmektedir.
Davalı vekili dava dilekçesinde, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kazı alanından çıkan hafriyatın 3000 m3'lük bölümü için 18,50.-TL'den anlaşma sağlandığını, kalan 3000 m3'lük kısmın ise ileride ihtiyaç olacak dolgu alanlarında kullanılmak üzere iş sahasında bırakıldığını, bu miktar için anlaşmanın 6,50.-TL/m3 olduğunu, bu hesaba göre doğan borçların tamamen ödendiğini, davacı tarafın kestiği faturanın iade edildiğini, takibin kötü niyetli olduğunu belirterek davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece, dolgu toprağının kaynağının davanın çözümünde etkili olmadığı, davanın bir kısım hafriyat için farklı fiyat kararlaştırıldığının ispatından ibaret olduğu, davalı tarafın bunu ispatlayamadığı, davacı tarafın sadece hafriyat nakliyesi değil kazı da yaptığı, mahkemece “muhtemelen böyle olmuştur” diye düşünülerek karar verilemeyeceği, tacir olan davalı tarafın bu hususu öngörerek yazılı sözleşme yapması gerektiği, davalının dayandığı örnek sözleşmelerin delil olamayacağı, zemin yapısı ve taşınacak hafriyatın malzeme niteliği bilinmeden bir mukayese yapılamayacağı, zeminin zor olması durumunda fazla fiyat verilebileceği, zemin kazısı kolaysa ucuz anlaşmanın da mümkün olabileceği, somut olayda zeminin sert ve zor olduğu, davalı tarafın savunmasının inandırıcı bulunmadığı, bilirkişi raporu da dikkate alınarak davada istenen miktarın haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, ispat yükü konusunda mahkemenin yanlış değerlendirmelerde bulunduğunu, taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığını, yerel mahkemenin bir kısım hafriyatın iş sahasında kalması gerektiğinden ücretinin daha düşük olduğu yönündeki itirazı gerekçe göstererek ispat yükünün yer değiştirdiğini belirttiğini ancak bu tespite katılmadıklarını, eksik ödeme yapmış olmasının müvekkilini davada haksız olarak göstermeyeceğini, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin hizmet sözleşmesi değil eser sözleşmesi olduğunu, taraflar arasında işçi ve işveren ilişkisinin bulunmadığını, yemin deliline dayanmalarına rağmen bu delilin taraflarına hatırlatılarak mahkemece kullandırılmadığını, icra inkar tazminatına da karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, yerel mahkeme değerlendirmesinin tam ve eksiksiz olarak delillere dayandığını, ispat yükünün taraflara açıklandığını, taraflarının ispatlarına karşın davalı tarafça yeterli deliller sunulmadığını, davalının kötü niyetli olarak bir takım hesaplarla ödemeden kurtulmayı amaçladığını, müvekkilinin alacaklarının ödediği kısımdan ibaret olduğunu iddia ederek borçsuz olduğunu iddia ettiğini, davalının gerçeği aykırı beyanlarının gerek tanık anlatımı gerek keşif ve bilirkişi incelemeleriyle ortaya çıktığını, davalının icra takibine kötü niyetle itiraz ettiğini, ödeme emrinin tamamına itiraz etmesinin kötü niyetli olduğunu gösterdiğini belirterek istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini istemiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemidir.
Somut olayda, taraflar arasında kazı ve hafriyatın taşınması hususunda sözlü eser sözleşme bulunduğu, işin bitirildiği hususunda ihtilaf olmayıp, taraflar arasındaki uyuşmazlık yapılan işin bedeli ve ödeme noktasında toplanmaktadır.
Eser sözleşmelerinde, kural olarak yapılan işin miktar ve değerini ispat yükü yüklenicide, iş bedelinin ödendiğini ispat yükü ise iş sahibindedir.
Taraflar arasındaki sözleşme eser sözleşmesi olup, mahkemece hatalı nitelendirme ile taraflar arasındaki sözleşmenin hizmet sözleşmesi olduğuna ilişkin kabulü doğru görülmemiştir.
Sözleşmeye konu alanda ne kadar hafriyat çıktığını, bu hafriyatların uzağa ya da yakına dökülüp dökülmediğini ve iş bedelini ispat yükümlülüğü davacı yüklenicide olup davacı dava değerine göre alacağının varlığını ancak 6100 sayılı HMK'nın 200. maddesine göre kesin delillerle ispatlayabilir. Davacı, dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmış olduğundan davacıya yemin teklif etme hakkının hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği halde mahkemece ispat yükü ters çevrilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
6098 sayılı TBK'nun 481. maddesinde “Eserin bedeli önceden belirlenmemiş veya yaklaşık olarak belirlenmişse bedel, yapıldığı yer ve zamanda eserin değerine ve yüklenicinin giderine bakılarak belirlenir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmayıp, iş bedeli konusunda taraflar da anlaşmamışlarsa, iş bedelinin, yasanın sözü edilen bu hükmü uyarınca, yapıldığı yıl mahalli piyasa rayiç fiyatlarına göre belirlenmesi gerekmektedir.
Mahkemece, davacı yüklenici tarafından yapılan işin miktarı ve bedelinin ispat edilememesi halinde █████/2018 tarihli raporu sunan bilirkişi heyetinden TBK nun 481. maddesine göre davacı tarafından yapıldığı anlaşılan imalatların yapıldığı yılın piyasa fiyatlarına göre imalât bedeli hesaplatılarak davalının yaptığı ödemenin de mahsubunun da yapılarak yüklenicinin alacağının bulunup bulunmadığının belirlendiği denetime elverişli ayrıntılı ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmüştür.
Kabüle göre de, davacı alacağının miktarı bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olup, alacak eser sözleşmesinden kaynaklandığından likit değildir. Bu nedenle koşulları oluşmadığından icra inkar tazminatı isteminin reddi gerekirken icra inkar tazminatına hükmolunması usul ve yasaya aykırı olup davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerindedir.
HMK'nun 355.maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, kamu düzenine ve istinaf konusu yapılan nedenlerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, mahkemece hükmün esasını etkileyecek tüm deliller toplanmadan verilen karar usul ve yasaya aykırı olup davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu sebeplerle kabulü ile mahkeme kararının HMK’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, Dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin stinaf talebinin KABULÜ ile, ... ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... tarih .../...-.../.... sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Gerekçede yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2-İstinafa başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,
3-Karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
4-İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a-6 hükmü uyarınca kesin olmak üzere █████/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
...
Başkan
...
...
Üye
...
...
Üye
...
...
Katip
...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!