Anahtar kelimeler: Mersinadana İklim Vakfı Şehircilik Endüstri Planlama Bölgesi İlçesinde Altıncı Ölçekli

T.C.
D A N I Ş T A YİDARİ DAVA DAİRELERİ KURULUEsas No
: █████████Karar No
: ███████TEMYİZ EDEN (DAVACI)
: ... VakfıVEKİLİ
: Av. ...KARŞI TARAF
: I- (DAVALI): ... BakanlığıVEKİLİ
: Av. ...II- (DAVALI YANINDA MÜDAHİLLER)
:1- ... BakanlığıVEKİLİ
: Av. ...2- ... Anonim ŞirketiVEKİLİ
: Av. ...İSTEMİN KONUSU
: Danıştay Altıncı Dairesinin █████/2024 tarih ve E:████████, K:█████████ sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ
:Dava konusu istem
: Adana ili, ... ilçesinde Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi yapılması amacıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca ... tarihinde onaylanan Mersin-Adana Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin iptali istenilmiştir.Daire kararının özeti
: Danıştay Altıncı Dairesinin █████/2024 tarih ve E:████████, K:█████████ sayılı kararıyla;Çevre düzeni planı kararlarının, kurumlardan ve arazi çalışmalarından elde edilen veriler, nüfus projeksiyonları ve yerel idarelerin imar planları, bölgesel yatırım kararları, koruma statülü alanlar, ulaşım ağları gibi plana girdi sağlayan verilerin değerlendirilmesi sonucunda oluşturulması, dolayısıyla nüfus projeksiyonlarına göre yerleşim alanlarının belirlenmesi, bu doğrultuda, tarım alanları, orman alanlarının, meraların, jeolojik açıdan sakıncalı alanların korunması, bu tür alanlarda, münferit kentsel gelişme taleplerinin ise plan bütünlüğü göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerektiği,Genel ilke olarak, plan kararları ile fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturmanın, yatırımların yer seçimlerini ve gelişme eğilimlerini yönlendirmenin ve toprağın korunma, kullanma dengesini en rasyonel biçimde belirlemenin amaçlandığı, bu amaç çerçevesinde, çevre düzeni planı ölçeğinde hangi usül ve esaslara göre planlama yapılacağının ayrıntılarının ile ilgili Kanun ve Yönetmeliklerde düzenlendiği,Stratejik mekânsal planlamanın, kentsel gelişimi yalnızca fiziksel gelişim kapsamında ele alan bir yaklaşım olmadığı, fiziksel gelişmenin yanı sıra, kentteki sosyal, kültürel, ekonomik, yerel örgütsel gelişime ilişkin stratejileri de içerdiği, diğer bir deyişle, kentsel gelişmenin; hem mekânsal, hem de mekânsal olmayan (mekânda dolaylı olarak etkileri olan sosyal/kültürel/ekonomik/yerel örgütsel) etmenler çerçevesinde ele alındığı, bu yaklaşımda, çeşitli karar vericilerin birbirleriyle eşgüdümünün sağlanmasının önemli bir gereklilik olduğu,Ayrıca, bir bölgede önceki plan kararları ile belli bir amaca yönelik tanımlama yapılmış olmasının o bölgenin tamamının amacı, kapsamı, niteliği ve esasları ilgili mevzuatta belirlenmiş olan çevre düzeni planında aynı amaca tahsis edileceği sonucunu doğurmayacağı,Dava konusu Çevre Düzeni Planı Değişikliğine konu alanın, █████/2019 tarih ve 1649 sayılı Cumhurbaşkanı kararı kapsamında Özel Güvenlik Bölgesi ve ... Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi ilan edilen alan sınırları içerisinde kaldığı,Leke plan niteliğinde bulunan dava konusu Planın ölçeği (1/100.000) gözönünde bulundurulduğunda parsel bazında kararlar üretilmesinin mümkün olmayacağı, genel arazi kullanım kararlarının değerlendirildiği, Planın bölge ve havza bazında ve mevzuata uygun olarak tesis edildiği, planlama bölgesinde koruma kullanma dengesinin gözetilmesi gereken alanlardaki yapılaşmalarda keyfiliğin önlenmesi ve azami ölçüde korumanın sağlanması için alt ölçekli plan kararlarına esas olacak yapılaşma şartlarını ortaya koyan genel arazi kullanım kararlarının üretildiğinin görüldüğü,Dairelerinin █████/2022 tarih ve E:████████ sayılı ara kararına verilen cevaplardan, davaya konu işlemin dayanağı olan Cumhurbaşkanı kararına karşı açılan bir dava bulunmaması nedeniyle bu kararın yürürlükte olduğunun anlaşıldığı, Endüstri Bölgeleri Yönetmeliği'nin 3. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde, ihtisas endüstri bölgelerinin, araştırma-geliştirmeye imkan tanıyan ve kalkınma planlarında belirtilen ileri teknoloji sektörlerden birini kullanan faaliyet alanlarını ifade ettiği şeklinde tanımlandığı, 2019-2023 yılları 11. Kalkınma Planının 360.1. maddesinde "Çukurova bölgesinde büyük ölçekli petrokimya tesisi kurulacaktır. ... Enerji İhtisas Endüstri Bölgesinde başlayacak büyük ölçekli yatırımlar tamamlanarak temel petrokimyasallar da dahil olmak üzere entegre üretim tesisi kurulacaktır." ifadelerine yer verildiği, dolayısıyla ... Enerji İhtisas Endüstri Bölgesinin değişen sınırlarının 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planına işlenmesinin hukuki bir gereklilik olduğu,Ulusal ve bölgesel nitelikteki sektörel yatırımların, kullanım ve yer seçimi kararlarının verilebileceği en uygun plan ölçeğinin 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı olduğu, bu ölçekte bir planda, ölçeğin doğası gereği bazı kararların şematik, bazı kararların kesinlik içeren çizgilerle gösterilmesi gerektiği, bunun en uygun örneklerinden birisinin de ulusal veya bölgesel nitelikli sektörel yatırımlar olduğu, 2019-2023 yılları Kalkınma Planında, Çukurova'da kurulması planlanan büyük ölçekli petrokimya tesisine ilişkin yatırımların ... Enerji İhtisas Endüstri Bölgesinde başlayacağı ve bu bölgede entegre üretim tesisleri kurulacağının belirtildiği, Cumhurbaşkanı kararı ile de yatırım kararının kesinleştirilek yerinin belirlendiği, bu kapsamda yapılan dava konusu Çevre Düzeni Planı Değişikliğinde anılan yatırım kararına ilişkin yer seçiminin, olması gerektiği kesinlikte plana aktarıldığının görüldüğü,Davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların büyük bir çoğunluğunun, anılan endüstri bölgesine ilişkin yatırım kararının faaliyete geçmesi halinde meydana gelebilecek olumsuz çevresel etkilere ilişkin olduğu, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 6. maddesinde yer alan çevrel etki değerlendirmesi (ÇED) olumlu ya da çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili hiç bir teşvik, onay, yapı kullanım ya da kullanma izni verilemeyeceği hükmü yer aldığı göz önünde bulundurulduğunda, davacının iddialarının alt ölçekli planlara ve ÇED süreci sonucunda oluşturulan kararlara yönelik açılacak davalarda ileri sürülebileceği anlaşıldığından, anılan iddiaların dava kapsamında değerlendirilmesinin olanaklı görülmediği,Bu durumda, dava konusu 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, kamu yararına ve hukuka aykırılık bulunmadığı,gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davacı tarafından, özel ve teknik bilgiyi gerektiren uyuşmazlıkta keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmadan eksik inceleme sonucu karar verildiği, çevre düzeni planlarının, yatırım kararlarının olduğu gibi işlenmesinin ötesinde, planlama bölgesinde bulunan doğal varlıkların sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla arazi kullanımlarını şekillendirmek gibi önemli ve stratejik işlevleri olan planlar olduğu, oysa dava konusu Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin, endüstri bölgesi gösteriminin plan paftasına eklenmesinden ibaret olduğu, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nde belirtilen ilke ve esaslara aykırı bir şekilde hayata geçirildiği, üst ölçekli mekansal planlama süreçlerinde alınan yanlış arazi kullanım kararlarının geri dönüşü mümkün olmayan sonuçlarının günümüzde kendisinin sel, taşkın, deprem gibi doğal olayların afete dönüşmesi şeklinde gösterdiği, dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların ÇED sürecine ilişkin konular olarak tariflenerek dikkate dahi alınmadığı temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI
:Davalı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından; istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.Davalı yanında müdahil Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından; dava konusu Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin dayanağı olan Cumhurbaşkanı Kararının yürürlükte olduğu, bu nedenle endüstri bölgesi sınırlarının çevre düzeni planına işlenmesinin zorunlu olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.Davalı yanında müdahil ... Petrokimya Endüstri Bölgesi Yönetim Anonim Şirketi tarafından; savunma verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:Üye ...'in; dava konusu Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin davacı Vakfın menfaatini etkilemediği, bu nedenle davacı Vakfın, dava konusu Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin iptalini istemekte hukuken korunması gereken bir menfaatinin ve dava açma ehliyetinin bulunmadığı yönündeki usule ilişkin oyuna karşılık, davacı Vakfın dava açma ehliyetinin bulunduğuna oyçokluğu ile karar verilerek, işin esasına geçildi.HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,b) Hukuka aykırı karar verilmesi,c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle;1. Davacının temyiz isteminin reddine,2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu █████/2024 tarih ve E:████████, K:█████████ sayılı kararının ONANMASINA,3. Kesin olarak, █████/2025 tarihinde usulde ve esasta oyçokluğu ile karar verildi.KARŞI OYX- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren haller" başlıklı 266. maddesinde; "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." hükmüne yer verilmiştir.Dosyanın incelenmesinden; dava konusu Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve imar mevzuatına uygun olup olmadığı hususlarının tespitinin, özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği, bu nedenle yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Bu itibarla, temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.