Anahtar kelimeler: Onlarca Münferiden Baş Kurucu Başlanılan İnşaatına Hissesine Hissesinin Ortağı Gösterdiğini
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ Esas, █████████ Karar
HÜKÜM
: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'nin davalı şirketin %49 hissesine sahip kurucu ortağı olduğunu, davalı şirketin %51 hissesinin diğer ortak ve münferiden yetkili ...'ye ait olduğunu, ortaklar arasında husumet baş gösterdiğini ve karşılıklı olarak onlarca ceza ve hukuk davası bulunduğunu, davalı şirketin, ... adı altında inşaatına başlanılan ve kurulması planlanan ... Üniversitesi'nin işleyiş ve faaliyetinin yürütülmesi amacı ile kurulduğunu ancak ilerleyen aşamalarda taraflar arasında husumet çıktığını, hiç bir şekilde şirket ortaklarının bir arada faaliyet göstermesinin hukuken ve fiilen mümkün olmadığını, davalı şirketin % 51 hissesine sahip münferiden yetkili ortağın, müvekkilinin yokluğunda usulsüz çağrı ilanları ile genel kurul topladığını, müvekkilinin yokluğunda genel kurul icra edildiğini, genel kurul toplantısından önce; “...” mütevelli heyet kararı ile davalı şirketin ... üyeliğinden çıkarılması yönünde karar aldırdığını, ardından davalı şirketin 2019 yılı genel kurul toplantısında alınan karar ile; "..." mütevelli heyet ve yönetim kurulunun ... üyeliğinden çıkarma kararına muvafakat edildiğini, tüm bu kararların çoğunluk pay sahibi ortak tarafından tek başına alındığını, gerek ... yönetiminde alınan karar gerekse davalı şirketin genel kurulunda alınan karar sonucu, davalı şirketin kuruluş amacının dışında bırakıldığını, ...'na ... tarafından 3 yıl içerisinde üniversite kurma onayı verilmediğini, yapılan inşaatın İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nin █████████ E. sayılı kararı ile hukuka ve mevzuata aykırı olması sebebi ile durdurulduğunu, ...'nın da ...'nin usulsüz faaliyetleri neticesinde kamu yararı amacının dışına çıktığını, buna ilişkin davalar ikame edildiğini, davalı şirketin kuruluş amacı doğrultusunda faaliyet göstermesinin hukuken ve fiilen mümkün olmadığını, davalı şirketin gayrifaal olduğunu, herhangi bir üretim ve hizmet vermediğini, ...'nin yetkilisi ve tek ortağı olduğu ... -.... San. ve .... A.Ş.'ye asılsız faturalar tanzim ederek davalı şirketi usulsüz işlemlerinde kullandığını, vergi dairesi ve SGK'ya şirketi asılsız faturalar ile borçlandırdığını, bu durumun müvekkilinin de şahsi sorumluluğuna sebebiyet verdiğini, ortaklar arası güven ve iş birliğini zedeleyen davranışlar, şirketin içi tamamen boş hale dönmesi, şirketin alacaklıları ve ortaklarının zarara uğramasının haklı nedenlerle ortaklığın sona ermesi gerekçesi olup, şirketin devamı mümkün olmadığından haklı nedenlerle şirketin feshi ve tasfiyesine karar verilmesini, Mahkemece bu uygun görülmez ise müvekkili ...'nin şirket hissesinin değerinin belirlenerek çıkma payının ödenmesine ve ortaklıktan çıkmasına, bu süreçte şirkete yönetim kayyımı, mümkün değilse denetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Şirketin feshini isteme hakkının limited şirket ortakları için bulunmakta ise de, bu hakkın kötüye kullanılmasının engellenmesi ve kurumsal yapının korunmasının esas olduğunu, limited şirketin devamlılığının sağlanması gerektiğini, bu nedenle kanun koyucunun haklı fesih talebiyle açılan davalarda Mahkemenin, fesih yerine, duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebileceğini belirttiğini, feshin son çare olarak uygulanması gerektiğini, ticaret hukuku sistemimizdeki genel eğilimin, şirketlerin mümkün mertebe varlıklarının devam ettirilmesi yönünde olduğunu, davacı tarafın hukuka aykırı ve iyiniyetli olmayan talebinin reddi gerektiğini, kabul edilen birçok çözüm yolu olmasına rağmen davacının bu çözüm yollarının uygulanmasını değil payının bedelinin ödenerek ortaklıktan ayrılma yönünde talepte bulunduğunu, müvekkili şirketin işleyişine devam ettiğini, üniversite kurma amacıyla borçlandığını, şirketin yeni faaliyet alanlarına açılarak ticari risk aldığını, borçlandığını, bu süreçlerde davacının da onayı bulunduğunu, şirketin feshini talep eder görünerek şirket pay bedelini alarak ortaklıktan ayrılmayı talep eden davacının hakkını kötüye kullandığını, davayı açmakta davacının hukuki yararı da bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların paylarının % 49 ve % 51 gibi oranlarda olduğu da dikkate alındığında, ortaklıktan çıkma talebinin diğer ortak bakımından ciddi bir ekonomik yük olacağının açık olduğu, Şirketin feshi değerlendirmelerinde dikkate alınan en önemli menfaat unsuru olan işleyen çarkların bozulmaması, şirket faaliyetlerinin sona erdirilmemesi hususunun somut olayda gayri faal durumda bulunan davalı şirket bakımından zaten söz konusu olmaması sebebiyle şirketin feshinin sebep olacağı ekonomik bir yıkım da bulunmadığı, davalı şirketin kuruluş amacı olan ... Üniversitesi'ne ... tarafından onay verilmemesi, bunun sonucu olarak şirketin ekonomik faaliyetlerini gerçekleştirememesi, kardeş olan ortaklar arasındaki iletişimin tamamen kopması, ortaklık ilişkisinin fiilen sona ermesi, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sona ermesi, yönetici ortağın (mali kayıtlara göre) şirketi bireysel çıkarlarına yönelik olarak, şahsi şirketine (...) karşı önce borçlu sonra alacaklı hale getirmesi, genel kurul toplantılarının tek ve çoğunluk pay sahibi ortak tarafından bireysel çıkarlarına uygun ve itiraza konu şekilde yapılması, vakıalarının gerçekleştiğinin dilekçe anlatımlarından ve ibraz edilen Mahkeme kararlarından anlaşıldığı, yasada aranan haklı sebeplerin böylece oluştuğu sabit bulunduğu, bu durumda yukarıda tespit edilen maddi vakıalar, Yasa hükmü ve Yargıtay kararları uyarınca; davalı şirketin uzun yıllar ciddi ticari bir faaliyetinin bulunmaması ve ortaklar arasında süregelen anlaşmazlıklar sebebiyle şirketin devamında ortakların menfaati kalmadığından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 636/III hükmü uyarınca feshin yasal koşullarının oluştuğunun tespit edildiği, Mahkemece 6102 sayılı TTK'nın 636. maddesi gereğince haklı sebebin gerçekleşmesi nedeniyle davalı şirketin feshine, tasfiyenin yapılabilmesi için SMM ...'ın tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, limited şirketin haklı nedene dayalı olarak fesih ve tasfiyesi, olmadığı takdirde ortaklıktan çıkma talebine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Mahkemece yazılı gerekçe ile davacı ve dava dışı ortağın paylarının % 49 ve % 51 olduğu, ortaklıktan çıkma talebinin diğer ortak bakımından ciddi bir ekonomik yük olacağının açık olduğu gerekçesiyle şirketin feshine karar verilmişse de; davacının taleplerinden biri şirket feshinin kabul edilmediği takdirde ortaklıktan çıkarılması istemine ilişkin olup aslolan ticaret hayatı içerisinde devamlılıktır. 6102 sayılı TTK'nın 636/3 hükmü uyarınca haklı sebeplerin varlığında her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme istem yerine davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedilebilir. Ticaret hayatının devamlılığı gereği ticari şirketlerin yaşatılması esas olup davalı taraf da bu yönde iradesini ortaya koymuştur. Bu durumda Mahkemece davalı iradesinin de şirketin devam etmesi yönde olduğu ve 6102 sayılı TTK'nın 636/3 hükmü gözetilerek şirketin feshi dışında duruma uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 11.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!