Anahtar kelimeler: Kargir Kardeş Tespite Muhdesat Mirasbırakan Hanesinde Binanın Samsun Olmamakla Kesinlik
7. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Of 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile müvekkilinin kardeş olduğunu, dava konusu1 41... parsel sayılı taşınmazın mirasbırakan ... adına kayıtlı olduğunu, 2011 yılında yapılan kadastro tespitinde taşınmazın ... adına tespitinin yapıldığını, bu tespite yönelik bir itirazları olmamakla birlikte taşınmaz üzerinde bulunan iki adet kargir binanın muhdesat olarak taşınmazın beyanlar hanesinde davalı adına ait olduğunun tespit edildiğine ilişkin itirazları olduğunu, taşınmaz üzerinde bulunan her iki taşınmazın da müvekkilinin davalı ile beraber yaptıklarını ileri sürerek dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan ev olarak kullanılan 3 katlı kargir binanın tamamı ile hayvanlar için ahır olarak yapılmış olan kargir binanın ise zemin kat + 1. katın tamamına ilişkin muhdesatların davalı ve müvekkiline müştereken ait olduklarını ve beyanlar hanesinin bu şekilde düzeltilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; muhdesatların tamamının tüm giderleri karşılanmak suretiyle davalı tarafından yapıldığını, müvekkilinin ..'da yaşadığını ve maddi durumunun iyi olduğunu, davacının ise maddi durumunun iyi olmadığını, bu nedenle binaların yapımında katkıda bulunmasının mümkün olmadığını, kadastro tespitleri yapılırken davacının kabulü ile tutanakların düzenlendiğini, her iki binanın da müvekkili tarafından yaptırıldığını, davalının, inşaatta çalışan ustaların tüm giderlerini elden veya banka havalesi yoluyla davacıya ve eşine vermek suretiyle, ya da doğrudan çalışan ustalara teslim ederek ödediğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılamada dinlenen tanık beyanları ve toplanan delillere göre olaya tanıklık eden dönem muhtarı tespit bilirkişisi ve mahalli bilirkişi köy imamı ve dosyaya sunulan faturalar hakkında bilgi sahibi olan tanığın birbirini doğrulayan beyanlarına değer verildiği, tanık beyanları ve dosyaya sunulan faturalar değerlendirildiğinde davacı ve davalının birlikte ticari iş yaptıkları ve evlerin yapımına ikisi adına başlandığı, muhdesatların davalının göndermiş olduğu paralarla yapıldığı; ancak davacının alacağını alarak bu ticari ilişkinin sonlandığı, dava konusu binalarda alacağının ve hakkının kalmadığı anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmaz üzerindeki yapının davacı ve davalı tarafından ortak yaptırıldığının anlaşıldığı, binanın yapımında çalışan tanıkların bazıları paralarını davacıdan, bazıları davalıdan aldıklarını beyan ettikleri, bu hususun evi ikisinin ortak şekilde yaptıklarını ispatladığı, davalının gönderdikleri paranın da bu ortak işin karşılığı olduğu, kimin daha az, kimin daha fazla para gönderdiği, kimin para kimin emek sarf ettiğinin, eldeki davanın niteliği gereği sonucu etkilemeyeceği, yine tarafların aralarında geçici anlaşmazlıklar bulunmasının dahi davacının hakkından vazgeçtiğini göstermeyeceği, şu haliyle tüm dosya kapsamına göre davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesisi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının davasını ispat edemediğini, dosyaya sundukları faturaların dikkate alınmadığını, yapı bedelini müvekkilinin ödediğini, davacı tanıklarının muhdesatlarla ilgili bilgilerinin bulunmadığını, muhdesatların müvekkilince yaptırıldığının ispatlanmasına karşın davacı tarafın aksini kanıtlamayamadığını, davanın Kadastro Kanunu'nun 19/2. maddesine dayalı tapu kaydında düzeltim davası olması nedeniyle mülkiyet tespiti davası olarak nitelendirmenin mümkün olmadığını, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, davada yargılama giderlerinin maktu alınması gerektiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkili lehine bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kadastro öncesi nedene dayalı muhdesat ile ilgili beyanlar hanesinin düzeltilmesi istemine ilişkindir.
1. Tapu kütüğünün beyanlar hanesine “beyan” imkanı veren 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19/II. maddesi "sahibi lehine muhdesatın tespitine ve bunun kütüğün beyanlar hanesine yazılmasına" imkan sağlamaktadır. Anılan hüküm uyarınca “Taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlardan birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilir”. Bu şekilde bir belirtmenin yenilik doğurucu bir sonucu olmadığı, esasen var olan şahsi hakka aleniyet kazandıracağı ve muhdesat sahibi lehine kanıt oluşturacağı kuşkusuzdur. 3402 sayılı Kadastro Kanunu kural olarak kadastro bölge ve çalışma alanlarında üzerinde çalışma yapılan taşınmazlara uygulanır. Ancak, Yasa'nın 33. maddesinde Kadastro Kanunu'nun bazı hükümlerinin kadastro çalışma bölgeleri dışındaki genel hükümlere göre açılan davalara da uygulanacağı kabul edilmiştir. Maddede sayılan genel hükümleri arasında 19. madde bulunmamaktadır. Ancak, kadastro çalışması yapılan taşınmazlarda, tutanakların askıya çıkarıldığı tarihten itibaren 30 gün içinde kadastro mahkemesinde açılan davalarda veya bu süre içinde dava açılmamış tutanak kesinleşmişse, Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre içinde kadastrodan öncesi nedenlere dayanılarak genel mahkemelerde açılacak davada muhdesatın arzdan ayrı olarak beyanlar hanesine yazılması istenebilir. Bir başka anlatımla, kadastrodan sonraki hukuki sebeplere dayanılarak, genel mahkemelerde açılan davada, Kadastro Kanunu'nun 19/II. maddesine dayanılarak muhdesat tespiti ve bunun kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesi dava edilemez.
2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesine göre; ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesinde ise, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmektedir. Anılan hükümlerde ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf iddasını ispatla yükümlüdür. İspat yükünün belirlenebilmesi için önce ilgili maddi hukuk kuralındaki somut vakıaların doğru bir şekilde tespit edilmiş olması gerekir. Her bir vakıa bakımından lehine hak çıkarma çerçevesinde ispat yükü kuralları belirlenir. Ancak Kanunda özel olarak ispat yükünün belirlendiği hâllerde, genel kurala göre değil, Kanunda belirtilen şekilde ispat yükü belirlenecektir. Muhdesat aidiyetinin tespiti davalarında ispat yükü davacı taraf üzerinde olup davacı taraf muhdesatı kendi adına ve hesabına meydana getirdiğini her türlü delille kanıtlayabilir.
3. Somut olayda, davacı, 1 41... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin tarafların mirasbırakanı adına yapıldığını, ancak taşınmaz üzerindeki iki adet muhdesatın davacı ve davalı tarafından birlikte meydana getirilmesine rağmen kadastro sırasında davalıya ait olduğunun beyanlar hanesine yazıldığını iddia etmesine karşılık, davalı tarafça dava konusu muhdesatların tamamının tüm giderlerinin davalı tarafça karşılanarak muhdesatların davalı nam ve hesabına yaptırıldığını ileri sürmüştür. Dava konusu taşınmazın 25.10.2011 tarihinde kesinleşen kadastro tutanağındaki "...22 parsel sayılı taşınmaz üzerinde "A" harfi ile gösterilen 3 katlı kargir evi 2002 yılında ve krokisinde "B" harfi ile gösterilen 2 katlı kargir binayı 2005 yılında ... oğlu ...'ın yaptırdığı ve tutanağın beyanlar hanesinde belirtildiği..." tespitine göre davacının, kadastro tespitinden önceki muhdesatların, tespitten farklı nedene dayalı olarak müşterek yapıldığını beyan etmesi karşısında ispat yükü davacı taraf üzerinde olup, davacı taraf muhdesatın davalı ile birlikte kendi ad ve hesaplarına müşterek olarak meydana getirildiğini kanıtlaması gerekmektedir. Dosya kapsamında dinlenen tanıklar tarafından dava konusu muhdesatların yapımında davacının inşaatın başında durduğu, inşaatın finansmanın ise davalı tarafından karşılandığının beyan edildiği, diğer taraftan tanık olarak dinlenen aynı zamanda kadastro çalışmasında bulunan muhtar ... beyanında; taşınmazdaki muhdesatlara yönelik olarak kadastro sırasında davalının yanına gelerek muhdesatın kendisi tarafından meydana getirildiğinin beyanlar hanesine yazılması için talepte bulunması üzerine kendisinin davacıyı aradığını, davacının ise "ben alacağımı aldım kime yazarsanız yazın" ifadesinde bulunması üzerine muhdesatların davalıya ait olduğuna ilişkin belge verdiğini beyan ettiği anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince ise tanık beyanları ve davalı tarafından dosyaya sunulan faturalar birlikte değerlendirildiğinde tarafların muhdesat yapımına birlikte başladığı, muhdesatların giderlerinin davalı tarafından karşılandığı ancak davacının alacağını alarak ortaklığı sona erdirdiği, bu haliyle davacının muhdesatlarda alacak ve haklarının kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş ise de hükmün istinaf edilmesi üzerine Bölge Adiye Mahkemesince muhdesatın ortak olarak yapımına başlandığının ispatlandığı, kimin ne kadar emek ve gelir ortaya koymasının davanın sonucunu etkilemeyeceği ve davacının hakkından vazgeçtiği anlamı çıkarılamayacağı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de karara katılma olanağı bulunmamaktadır.
4. Yukarıda özetlendiği şekilde, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının gerekçeleri ile tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu 1 41... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki iki adet muhdesatın davalıya ait olduğuna ilişkin kadastro tutanağında yazılı beyanın değiştirilmesine yönelik davada dinlenen tanık ... beyanında; davalının, muhdesatın başından beri kendisi tarafından yapıldığına ilişkin kendisinden belge istemesi üzerine davacıyı aradığını ve davacının "ben alacağımı aldım kime yazarsanız yazın" şeklinde ifadede bulunduğunu beyan etmiştir. Bu suretle diğer tanık beyanları ve dosya kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacının, inşaatın yapımında başında durmak suretiyle hizmetini kattığının kabulü halinde dahi, bu hizmetin karşılığını aldığını beyan etmesi karşısında muhdesatların davalı tarafından yapıldığının, davacının inşaat yapım hizmeti karşılığını aldığının kabulü ile buna uygun olarak bir karar verilmesi gerekir. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesince, davacının dava konusu muhdesatların kendi nam ve hesabına da müşterek olarak meydana getirildiğini tam olarak ispatlayamadığı halde, kimin ne kadar emek ve gelir ortaya koymasının davanın sonucunu etkilemeyeceği, muhdesatın yapımına ortak olarak başlandığı gerekçe gösterilerek, davacının yukarıda belirtilen alacağını tahsil ettiğine ilişkin beyanı hakkında bir değerlendirmede bulunulmaksızın davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
5. Kabule göre de, tapulama tutanağındaki tespitten farklı bir sonuca varıldığına göre; tapulama tutanağındaki mahalli bilirkişilerin de dinlenilmesi suretiyle çelişkinin giderilmesi gerekirken Mahkemece bu husususun gözardı edilerek, eksik araştırma ile karar verilmesi de doğru değildir.
6. Ayrıca, dava 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca beyanlar hanesinde düzeltim istemine ilişkin olduğundan, beyanlar hanesine yönelik verilen kararın mülkiyet hakkına yönelik olmayıp, dava konusu taşınmazdaki kullanım hakkının belirlenmesi ve tapunun beyanlar hanesine işlenmesine ilişkin olduğu gözetilerek, yargılama giderlerinin maktu olarak takdir edilmesi ve davacı yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de nispi olarak takdir edilmesi doğru olmamıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.01.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, tüm dosya içeriğine, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılamıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!