Anahtar kelimeler: Dostluğu Yıllara Ştinin Yazim Menfi Ara Uzun Tedbir İhtiyati İzmir

ESAS NO
: ████████KARAR NO
: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN ARA KARARINMAHKEMESİ
: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2026NUMARASI
: ████████ EsasDAVA
: MENFİ TESPİTKARAR TARİHİ
: █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026Taraflar arasında görülen menfi tespit davasının yapılan yargılaması sırasında ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Mahkemece yapılan açık yargılama sırasında 05.02.2026 tarihli ara kararda; ''...Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkili ...'ın, diğer müvekkili ... Şti.’nin yetkilisi olduğu, davalı ile uzun yıllara dayanan, aile dostluğu seviyesinde yakın bir güven ilişkisinin ve para alışverişlerinin bulunduğunu, bu güven ilişkisi çerçevesinde davalının, █████/2024 tarihinde müvekkili şirketin hesabına açıklamasız şekilde 4.500.000,00 TL gönderdiğini, aynı tarihte █████/2024 düzenleme ve █████/2024 vade tarihli, 4.500.000,00 TL bedelli bir senedin düzenlendiğini, senette borçlu olarak her iki müvekkilinin de gösterildiğini, █████/2024 tarihinden başlayarak █████/2025 tarihine kadar peyderpey ve farklı tarihlerde olmak üzere davalıya toplamda 3.811.715,00 TL tutarında ödemeler yapıldığını, ödemelerin tamamının banka kayıtlarıyla sabit olduğunu, davalıya son ödemesinin █████/2025 tarihinde gerçekleştirildiğini, bu tarih itibariyle 4.500.000,00 TL bedelli senet bakımından en fazla 688.285,00 TL asıl borç bakiyesinin kaldığını, müvekkillerinin en son ödeme tarihi olan █████/2025 tarihi itibariyle 688.285,00 TL asıl borç bakiyesinini kabul ettiklerini, bu davanın; İzmir 10. İcra Müdürlüğü’nün █████████ sayılı dosyasında takip konusu edilen 4.500.000,00 TL asıl alacağın kabul edilen bakiye dışındaki 3.811.715 TL’lik kısmı ile bu kısma bağlı olarak hesaplanan ve tahakkuk ettirilen faiz, icra harcı, icra masrafı ve icra vekâlet ücreti yönünden borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olduğunu, bu nedenle harca esas dava değerinin 3.811.715 TL olarak gösterildiğini, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin taşınmaz devri ve mahsuplaşma yoluyla tamamen tasfiye edildiğini, gerçekte herhangi bir bakiye borcun bulunmadığı yönündeki iddia ve savunmalarını saklı tuttuklarını, davalının yapılan ödemeleri yok sayarak senet bedelinin tamamı üzerinden icra takibi başlattığını, icra dosyasında kıymet takdirinin yapıldığını ve icra dosyasında fiilen satış aşamasına gelindiğini, davalı tarafından █████/2024 tarihinde müvekkili şirket hesabına 4.500.000,00 TL tutarındaki paranın açıklamasız şekilde gönderildiğini, aynı tarihte yani █████/2024 tarihinde bu paraya karşılık olarak bu davaya konu senedin verildiğini, paranın gönderim tarihi ile senedin düzenleme tarihinin birebir aynı olmasının bu senedin doğrudan ve münhasıran bu para transferine karşılık düzenlendiğini ortaya koyduğunu, taraflar arasındaki para alışverişinin herhangi bir ticari ilişkiye, mal veya hizmet alışverişine ya da yazılı bir borç sözleşmesine dayanmadığını, davalı tarafından █████/2023 tarihinde müvekkili şirket hesabına 800.000,00 TL tutarında açıklamasız bir para transferinin yapıldığını, müvekkili ...'ın, bu tutarı belirli bir süre sonra ve herhangi bir ihtilaf yaşanmaksızın şirket hesabından davalıya “borç iadesi” açıklamasıyla ve gönderilen tutarın dahi üzerinde bir bedelle geri ödendiğini, davalının 4.500.000 TL’yi açıklamasız şekilde gönderdiğini, bankacılık uygulamasında açıklamasız para transferlerinin aksine bir delil olmadıkça mevcut bir borcun ifası olarak kabul edilmediğini, aynı gün davalının isteği üzerine icra takibine dayanak yapılmış olan senedin düzenlendiğini ve devamında bu paranın peyderpey davalıya geri ödediğini belirterek, öncelike öncelikle dava sonuçlanıncaya kadar İzmir 10. İcra Müdürlüğü’nün █████████ sayılı dosyasında müvekkilleri tarafından kabul edilen 688.285,00 TL bakiye borç dışındaki kısma isabet eden alacak, faiz ve fer’ileri yönünden İİK'nın 72/3 maddesi uyarınca Çeşme İcra Müdürlüğünün ████████ Talimat sayılı dosyasında satış, paylaştırma ve icra veznesine girecek paranın davalıya ödenmesine yönelik tüm işlemlerin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, müvekkillerinin İzmir 10. İcra Müdürlüğü’nün █████████ sayılı dosyasında takip konusu edilen 4.500.000,00 TL asıl alacağın son geri ödemenin yapıldığı █████/2025 tarihi itibariyle kabul edilen 688.285,00 TL bakiye borç dışındaki 3.811.715 TL’lik kısmı ile bu kısma bağlı olarak hesaplanan ve tahakkuk ettirilen faiz, icra harcı, icra masrafı ve icra vekâlet ücreti yönünden borçlu olmadığının tespitine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.6100 sayılı HMK'nın 389. maddesinde; "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği"; 391. maddesinde; "mahkemenin tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi sakıncayı ortadan kaldıracak ve zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verilebileceği"; 390/3. maddesinde de; "tedbir talep eden tarafın, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu" düzenlemelerine yer verilmiştir.İİK'nın 72. maddesinin 2. fıkrasında; "icra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkemenin istek üzerine alacağın % 15'inden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebileceği"; 72. maddesinin 3. fıkrasında ise; "icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği ancak borçlunun gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın % 15'inden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yolu ile icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesini isteyebileceği" düzenlenmiştir.İhtiyati tedbir, ileride açılacak bir davanın veya açılmış bir davanın sonucunun etkisiz veya anlamsız kalmasını önlemek için başvurulan geçici nitelikte bir hukuki korumadır. Yani, gerek genel tedbir hükmünü içeren 6100 sayılı HMK'nın 389 ve devam eden maddelerinde gerekse menfi tespit davalarına özel İİK'nın 72. maddesinde ileride meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale gelebileceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan durumlar, ihtiyati tedbir sebebi veya şartı olarak kabul edilmiştir. Bu şartlardan birisinin varlığı durumunda, mahkemece, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. Bu çerçevede ileri sürülen iddianın yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde kanıtlaması gerekecektir. Soyut iddiadan daha çok, tam ispattan daha az bir durumun varlığı halinde yaklaşık ispat halinden söz edilebilecektir. İhtiyati tedbir isteyenin, davada ileri sürdüğü hakkın varlığı ve bu hakkın tehlikede olduğu konusunda mahkemede güçlü bir kanaat oluşması gerekecektir.Sunulan belgeler yasal mevzuat ile birlikte değerlendirildiğinde; davacı taraf eldeki bu davada "takibe konu 4.500.000,00 TL bedelli senedin en fazla 688.285,00 TL asıl borç bakiyesinin kaldığını, kalan kısmının ödendiğini" ileri sürmüş ve senedin 688.285,00 TL bakiye borç dışındaki 3.811.715 TL’lik kısmı ile bu kısma bağlı olarak hesaplanan ve tahakkuk ettirilen faiz, icra harcı, icra masrafı ve icra vekâlet ücreti yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Dava dilekçesindeki anlatımdan yola çıkıldığında; davaya ve takibe konu senetle ilgili olarak davacı tarafça ödeme iddiasında bulunulmuştur. Dava dilekçesi ekinde de delil olarak banka dekont örnekleri sunulmuştur. Bu noktada; ortada kambiyo senedi bulunup, davaya ve takibe konu bu senet bedelinin ödenip ödenmediği, sunulan dekontlarındaki ödemelerin bu senede mahsuben yapılmış ödemeler olup olmadığı, varsa ödeme miktarının ne olduğu ve ödemeler sonrasında icra dosya borcunun kalıp kalmadığı gibi konular yargılamayı gerektirip, dekontların içeriği de dikkate alındığında dava dilekçesi ekinde sunulan belgelerden ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için gerekli yaklaşık ispat koşulunun sağlandığı yönünde bir kanaate ulaşılamadığı..." gerekçesi ile, davacılar vekilinin dava dilekçesi ile ileri sürdüğü ihtiyati tedbir isteğinin REDDİNE ara karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İSTİNAF NEDENLERİ
:Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen ara kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, ihtiyati tedbir talebinin kabulü için gerekli olan yaklaşık ispat koşulunun somut ve yazılı delillerle sağlandığını, İİK'nun 72/3. maddesinin koruma mekanizmasının somut olayda uygulanmadığını, telafisi güç zararın açık ve somut olduğunu, ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme ara kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:Talep, menfi tespit davasında verilen ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir.İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.HMK’nın 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan haller, ihtiyati tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir. Mahkemece, ihtiyati tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi mümkün olacaktır. İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyati tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin sadece uyuşmazlık konusu hakkında verileceği düzenlemiştir.Dosyadaki belgelere, ara kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle uyuşmazlığın yargılama gerektirmesine, ihtiyati tedbir koşullarının oluşmamasına, ara kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu ara kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, ihtiyati tedbir isteyen davacılar vekili yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasında ihtiyati tedbirin reddine ilişkin olarak verilen █████/2026 tarihli ARA KARAR, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Başvuru sırasında harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan ihtiyati tedbir isteyen davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf kanun yoluna başvuran ihtiyati tedbir isteyen davacılar aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,5-Kararın tebliği ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/(1)-f maddesi gereğince kesin olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.