Anahtar kelimeler: Çeke Bam Yazim Seri Bedelli Menfi İzmir Eksiklik Özetle Geçildi

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ████████ Esas █████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: MENFİ TESPİT
BAM KARAR TARİHİ
: █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026
Davacılar vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından davacılar aleyhine █████/2023 tarihli 0082479 seri numaralı 436.500,00 TL bedelli çeke dayalı olarak İzmir 10. İcra Müdürlüğü'nün ████████ Esas sayılı icra takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını, icra takibinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacıların davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacı şirketlerin yetkilisinin aynı kişi olduğunu ancak çek üzerindeki imzaların birbiri ile uyumlu olmadığını, davacı .... Şirketi adına atılan imzanın şirket yetkilisi ....'ın eli ürünü olmadığını, çekin davacı şirketlerin yetkilisinin rızası dışında elinden çıktığını, sahte imza ile çekin ciro edilerek icra takibine konu edildiğini, davalının yetkili hamil olmadığını, davacı şirketlerin yetkilisi .... tarafından nitelikli dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma ve tefecilik suçlarından icra takip tarihinden önce █████/2022 tarihinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ███████████ sayılı soruşturma dosyasında suç duyurusunda bulunulduğunu, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasında dava konusu çeke ilişkin ödemeden men kararı verildiğini beyan ederek telafisi imkansız zararlar doğmaması ve hak kaybı yaşanmaması için öncelikle teminatsız veya uygun görülecek teminat karşılığında İzmir 10. İcra Müdürlüğü'nün ████████ Esas sayılı takibin durdurulmasına karar verilmesini, teminat karşılığında hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini, davanın kabulü ile davacıların icra takibine konu çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine ve takibin iptaline karar verilmesini, davalı aleyhine asıl alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davalının dava konusu çekin davacı ... .. . Şti. tarafından aralarındaki hukuki ilişkiye istinaden diğer davacı .... Şti. lehine düzenlendiğini, davacı .... Şti. tarafından aralarındaki hukuki ilişkiye istinaden tanzim edilen faturaya konu hizmet kapsamında .... Şti.'ye ciro edildiğini, davalının alacağın temliki hükümleri kapsamında .... Şti.'den ciro yolu ile aldığını, takibe dayanak çek üzerindeki imzaların davacılara ait olduğunu, davalının whatsapp üzerinden iletişime geçtiği davacı şirketler yetkilisi .... 'ın imzaların kendisine ait olduğunu ikrar ettiğini, davalının çeki faktoring sözleşmesi kapsamında faturaya istinaden alacak bildirim formu tanzim edilerek ciro yoluyla devralındığını, davacıların kötüniyetli olduğunu, alacağın tahsilini geciktirmek için yapılan itirazın haksız olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini, davacılar aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına ve %10'dan az olmamak üzere para cezasına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılara yükletilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE
: "Mahkememizce İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ███████████ sayılı dosyası, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyası, İzmir 10. İcra Müdürlüğü'nün ████████ Esas sayılı dosyası, ticaret sicil kayıtları, imza örneklerinin bulunduğu belge asılları celbedilmiş, bilirkişi raporu alınmıştır.
Dava, imzaya itiraz ve ciro silsilesinde kopukluk iddiasıyla menfi tespit istemine ilişkindir.
Dava dilekçesinde takip konusu çek üzerinde bulunan davacı... .. Şirketi adına atılı imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığını belirterek davacı.... Şti. yönünden imzaya itiraz ve imzanın davacı .... Şti.'ye ait olmaması nedeniyle davacı ... yönünden ciro silsilesinde kopukluk iddiası ile menfi tespit isteminde bulunulmuş, ticaret sicil kayıtları ile davacı .... Şti.'nin yetkilisinin münferiden temsile yetkili olarak .... olduğu anlaşılmış, davacı şirket yetkilisinin imzalarını içerir belge asılları getirtilerek adli belge inceleme uzmanı bilirkişiye imza incelemesi yaptırılmış, bilirkişi raporunda takibe konu çekteki davacı ... Şti. imzasının şirket yetkilisi ....'ın eli ürünü olduğu belirtilmiş, bilirkişi raporunun denetime elverişli ve kesin kanaat bildirir nitelikte olup, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun █████/2009 tarihli ███████-382-415 sayılı kararında belirtilen hususları içerir şekilde düzenlendiği görülmekle bilirkişi raporu hükme esas alınmış, davacı ... Şti. yönünden imzanın davacıya ait olmadığı, davacı .... Şti. Yönünden imzanın davacı ... ... Şti.'ye ait olmaması nedeniyle ciro silsilesinde kopukluk iddiasına dayalı menfi tespit isteminin reddine karar vermek gerekmiş, icra takibine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmediğinden yasal şartları oluşmayan davalının tazminat talebinin reddi ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.' gerekçesi ile;
HÜKÜM
:
1-Davanın REDDİNE,
- Davalı vekilinin tazminat talebinin reddine, " şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
:
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; "...Yerel mahkeme imza incelemesi konusunda yetersiz, hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporu hükme esas almış, rapora itirazlarımız değerlendirilmeden karar verilmiştir. Bu nedenle yerel mahkeme kararına karşı istinaf kanun yoluna başvuru zorunluluğu doğmuştur. Eldeki davada müvekkiller aleyhine başlatılan İzmir 10. İcra Dairesinin ████████ E. Sayılı dosyasına konu çek yönünden imzaya itiraz edilmiştir. Söz konusu takipten çok daha önce ilgili çekler müvekkilin elinden rızası dışında çıkmış olduğundan İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ E. Sayılı dosyasından çek iptali için dava açılmış ve ödemeden men kararı verilmiştir. Yine icra takibinden önce, nitelikli dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma ve tefecilik suçlarında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulmuş ve ██████████ soruşturma numarasını almıştır. Beyanlarımızı destekler yöndeki bu somut veriler karşısında ne yazık ki dosyada alelacele karar verilmiş ve yerel mahkemece imza incelemesi konusunda yetersiz, hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporu esas alınmış, rapora itirazlarımız değerlendirilmeden karar verilmiştir. Bu nedenle yerel mahkeme kararına karşı istinaf kanun yoluna başvuru zorunluluğu doğmuştur.█████/2025 tarihinde tanzim edilen anılı raporda, incelemeye tabii tutulan imza örneklerinin müvekkil şirket yetkilisi .... 'ın eli ürünü olduğu sonucuna varılmışsa da hangi gerekçelerle ve ne şekilde söz konusu sonuca ulaşıldığı açık ve net bir şekilde açıklanmamış, ulaşılan sonucun maddi dayanakları denetime elverişli şekilde ortaya koyulmamıştır. Bunun yerine bilirkişi, raporda sadece incelemeye konu imza örnekleri ile mukayeseye esas imzaları büyütmekle yetinmiş, imzaların bazı yerlerini neyi ifade ettiği pek anlaşılmayacak şekilde yuvarlak içine almıştır. Bu haliyle hazırlanan bilirkişi raporu gerçeği yansıtmamakta ve hükme esas alınması da Yargıtay kararlarıyla sabit olduğu üzere hukuka aykırıdır. Zira, Yargıtay'ın 6. Hukuk Dairesi ████████ E. ve ██████████ K. numaralı ve 14.10.2014 tarihli kararında: "...Bilirkişi, raporunu hazırlarken, raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. 279/2. maddesine göre; bilirkişi raporu tarafların ve Yargıtay’ın denetimine elverişli olmalı, raporda bildirilen görüşün dayanağı olan somut veriler gösterilmelidir. Ancak bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir...." denmek suretiyle bu hususa dikkat çekilmiş olup, somut ve denetime elverişli şekilde gerekçelendirilmeyen bilirkişi raporlarının hükme esas alınmasının hukuka aykırı olacağı açıkça ifade edilmiştir. Bunun yanı sıra, anılı bilirkişi raporunda sadece grafolojik ve grafometrik metotların uygulandığı belirtilmiş, salt bu metotlar yoluyla elde edildiği iddia edilen bulgularla kanaat ve görüş bildirilmiştir. Fakat böylesine kısıtlı sayıda metottan yararlanmak suretiyle elde edilen bilgiler yeterli olmayıp, imzanın hangi nedenle davacının el ürünü olup olmadığının fotoğraf veya diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi incelemenin sağlıklı olarak gerçekleştirilebilmesi için elzemdir. Nitekim, her ne kadar yukarıda bahsedilen metotların yardımıyla mukayese edilen imzalar ile müvekkil şirket yetkilisine ait mukayeseye esas teşkil eden örnek imzalar arasında meyil ve istikamet, kaligrafik özellikler vb. açılardan uygunluk müşahede edildi, denilmişse de raporda materyal olarak yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında çağa uygun optik alet ve VSC-5000, VSC6000/HS, VSC-8000, Forensic XP-4010D veya ESDA2 gibi video spektral görüntüleme yöntemlerine başvurulmamıştır. Bu sebeple, söz konusu bilirkişi raporu gerçeği yansıtmamakta, ve dolayısıyla hükme esas teşkil etmemektedir. Nitekim tarafımızca İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ E. Sayılı dosyasından çek iptali için dava açılmış ve ödemeden men kararı verilmiştir. İşbu davaya konu çeklerden bir takımları adına icra takipleri başlatılmış ve başlatılan takiplere karşı da tarafımızca imzaya itirazlarda bulunulmuştur. Her ne kadar işbu davamıza konu çekin imza incelemesinde eksik ve hatalı değerlendirme yapılmışsa da ekte sunulu diğer imzaya itirazlarımıza yönelik raporlarda haklılığımız ortaya konulmuştur. Raporlar imzaya itirazlarımızın haklılığını ortaya koymakta olup işbu davada eksik incelemeye dayalı rapora göre sonuca gidildiğini ortaya çıkarmaktadır. Bahse konu bilirkişi raporunda göze çarpan bir başka husus ise, gerek imza incelemesine esas alınan mukayese imzaların gerekse borçlunun uygulamaya elverişli imzaların bulunduğu belgerin asılları üzerinden değil de fotokopileri üzerinden inceleme yapıldığıdır. Belgelerin fotokopileri imzaların ince detaylarını yansıtmaya çok elverişli olmadığından, bilirkişinin söz konusu raporda yapmış olduğu üzere fotokopi üzerinden yapılan değerlendirmelerin hatalı sonuçlar doğurması kaçınılmazdır. Bu nedenledir ki, böylesine önem arz eden bir meselede belgelerin asılları nazara alınmadan ulaşılan bu görüş isabetsizdir. Açıklanan bu nedenlerle, imza örnek asılları ve çek asılları üzerinden çağdaş tekniklerle incelemenin yapılması, rapor alınmak üzere Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesine gönderilmesi veya üç kişiden oluşacak grafoloji dalında uzman bilirkişi heyeti veya üniversitelerin Güzel Sanatlar Fakültesinden oluşturulacak konusunda uzman bilirkişi heyetine tevdi edilmesi ve raporun gerekçeleriyle hazırlanması gerekirken, eldeki hükme elverişli olmayan rapora göre hüküm kurulması hatalı olmuştur. Yerel mahkeme kararının kaldırılarak, dosyanın mahkemeye iadesi ve yeniden bilirkişi incelemesi yapılması gerekmektedir. İzah olunan itirazlarımız doğrultusunda mahkemece yeteri kadar araştırma yapılmadan karar verilmesi yerinde değildir. İtirazlarımız bir bütün olarak ele alındığında yerel mahkemenin eksik ve hatalı verilen kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğumuz hasıl olmuştur. Açıklanan ve re'sen gözetilecek hususlar doğrultusunda;
İstinaf isteminin kabulü ile İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi ████████ E. - █████████ K. ve █████/2025 tarihli kararın kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında talebimiz doğrultusunda davanın kabulüne, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini saygılarımızla ve vekaleten talep ederiz...." şeklinde istinaf başvuru dilekçesini sunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava, icra müdürlüğü nezdinde belirtilen ve takibe konu borca ilişkin menfi tespit ve davalının kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talebine ilişkindir.
Menfi tespit davalarında kısmi dava açılamayacağından davacılar vekilinin sunduğu dava dilekçesinde dava değerini "482.632,59-TL (Takip Çıktısıdır)" diyerek icra takibinde yer alan tutarın tamamını belirtmek suretiyle doğru gösterdiği,
Ancak dava açarken; aralarında mecburi dava arkadaşlığı bulunmayan ve vekili olduğu her iki davacı yönünden de ayrı ayrı olmak üzere belirtilen dava değeri esas alınarak hesaplanacak başvurma harcı ve peşin harcını yatırması gerekmesine karşın, yalnızca davacı ... . Şirketi yönünden dava açılış harçlarının yatırıldığı, davacı ... yönünden ise, dava açılış harçlarının yatırılmadığı görülmüştür.
Bilindiği üzere, davanın açılması nedeniyle alınacak yargı harçlarının türü, ödeme yeri, zamanı ve usulü 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27 ve devamı maddeleri ile bağlı tarifede gösterilmiştir.
Diğer yandan, harcın eksik yatırılması halinde yapılacak işlemler ve izlenecek yol ile harcın yatırılmaması ve yaptırımı aynı Kanun'un 27. ve 32. maddelerinde belirtilmiştir. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27. maddesinin son fıkrası hükmüne göre harç peşin veya süresinde ödenmemiş ise müteakip işlemlere ancak harç ödendikten sonra devam olunacağı vurgulanmış ve 30. maddede de yargılama sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa yalnız o oturum için yargılamaya devam olunacağı, takip eden oturum gününe kadar noksan değer üzerinden harç tamamlanmadıkça davaya devam olunamayacağı, HUMK'nun 409. maddesinde (6100 sayılı HMK'nın md. 150) gösterilen süre içerisinde dosyanın işleme konulmasının eksik harcın ödenmesine bağlı olduğu açıklanmıştır. Bu hükümlerle eksik harcın tamamlatılmasına ilişkin özel bir düzenleme getirilmiştir.
Hal böyle olunca, davacı ... yönünden yatırılmadığı anlaşılan dava açılış harçlarının yatırılması için davacılar vekiline kesin süre verilip, oluşacak sonuç doğrultusunda yargılamaya devam edilmesi gerekirken, eldeki davada adı geçen davacı yönünden harç alınmaksızın Harçlar Kanunu'nun 32. maddesine aykırı olarak yargılamaya devam edilmesi doğru görülmemiştir (Aynı yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin █████/2019 Tarih ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı, █████/2017 Tarih ve ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamları).
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, ilk derece mahkemesi tarafından yargı harçları ikmal edilmeden hüküm kurulması hali, HMK'nun 355. maddesi gereğince kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle re'sen incelenerek Aynı Kanunun 353/1. fıkra (a-4) maddesinde yer alan "diğer dava şartlarına aykırılık bulunması" şeklindeki düzenleme gereğince istinaf incelemesine konu ilk derece mahkemesi kararının HMK’nın 297., 355. ve 353/(1)-a-4. ve 6. maddeleri gereğince re'sen kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın kaldırılma sebep ve şekline göre istinaf kanun yoluna başvuran davacılar vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2025 tarih, ████████ Esas ve █████████ Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK'nun HMK’nın 297., 355. ve 353/(1)-a-4. ve 6. maddeleri uyarınca RE'SEN KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davacılar yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
4-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı ... vekilinden alınan 732,00 TL istinaf maktu karar harcının istek halinde iadesine,
5-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı ... vekilinden alınan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
6-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı ... vekilinden alınan 732,00 TL istinaf maktu karar harcının istek halinde iadesine,
7-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı ... vekilinden alınan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
8-İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!