Anahtar kelimeler: Birikimlerini Kardeş Sınırsızdan Artırmak Şubesi Hesapta Garantisinin Garanti Mevduat Tlye
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ Esas, ████████ Karar
HÜKÜM
: Yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 1. Tüketici Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; kardeş davacıların birikimlerini ... ... şubesi ... numaralı hesapta birlikte değerlendirdiklerini, 2004 yılında mevduat garantisinin sınırsızdan 50.000.00 TL'ye düşürülmesi sebebi ile garanti miktarını artırmak amacıyla davalılar ..., ... ... ve ...’in müşterek hesap sözleşmesine isimlerini yazdırdıklarını, davaya konu Müşterek Hesap Sözleşmesinin 5. ve 10. maddelerinde ödenemeyeceği yazılı olmasına rağmen davalı bankanın 26.03.2008 tarihinde hesapta mevcut 297.989,875 USD'nin 4/5'i olan 238.391,90 USD'yi ...’e ödediğini, sözlü ve yazılı ihtarlara rağmen müvekkillerine ait parayı geri ödemeyen davalı banka aleyhine ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ (yeni: ████████) esasına kayden dava açıldığını, Mahkemece paranın geçmişinin, kim tarafından yatırıldığının ve aidiyetinin araştırıldığını, 20.03.2014 tarihinde 238.391,90 USD'nin en yüksek mevduat faizi ile davalıdan alınarak davacı ...’a ödenmesine karar verildiğini, davalıların temyizi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ██████████ E., █████████ K. sayılı 18.06.2015 tarihli kararında paranın davacılara ait olduğunun teyit edildiğini, davalı bankadan sadece müşterek hesaba iade istenebileceği ve paranın aidiyetinin ise diğer hesap sahiplerine ve parayı çekene karşı ileri sürülebileceği gerekçesiyle kararın bozulduğunu, bilahare 19.02.2016 tarihli karar ile davanın reddine karar verildiğini, 26.03.2018 tarihinde 10 yıllık dava zamanaşımı süresinin dolması ihtimaline göre ve esasen Yargıtay ilamıyla kesinleşen hususlara dayalı olarak davacıların alacaklarının tahsili için işbu davanın açıldığını, müvekkillerinden ...’ın davalı ... aleyhine İstanbul Anadolu 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyasında açtığı davada talep edilen 59,579,97 USD'nin en yüksek mevduat faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verildiğini, bu kararda da hesaptaki paranın müvekkiline ait olduğunun tespit edildiğini, dava konusu hesaptaki paranın esasen müvekkili ...'ın evlenmeden önce iki kardeşin elde ettikleri birikimler olduğunu, virman kayıtları ile bu durumun sabit olduğunu, davalı ...'in müvekkili ...’ın eski eşi olup boşanma davasında verilen tedbir kararı vesilesi ile hesapta ...’in adının geçtiğini ve hesapta para olduğunu ilk defa öğrendiğini, davalı ...'in hesaptaki parayı müvekkillerinden gizlice ve davalı ... ile birlikte, müşterek hesap sözleşmesini ihlal ederek usulsüz çektiğini, davalı bankanın anılan Yargıtay ilamı gereği hesaba iade ile sorumluluğunun kesinleştiğini, diğer davalı ... hakkı olmayan parayı usulsüz çektiğinden alacağın tamamından sorumlu olduğunu, diğer davalıların da müşterek hesapta adları geçen murislerinin vefatı nedeniyle mirasçılıktan kaynaklanan sorumluluklarının bulunduğunu, davalı bankanın, ortak hesaba ilişkin hesap sözleşmesinin 5. maddesi gereği, mahkemece verilen tedbir nedeniyle üzerinde bloke konulan hesaptan davalı ...'e ödeme yapmasının hukuka aykırı olduğunu, müşterek hesap sözleşmesi hükümlerinin davalılar tarafından ihlal edildiğini ileri sürerek müşterek hesaptan çekilen 178.793,78 USD’nin hesaptan çekildiği tarih olan 26.03.2008 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalı banka uhdesindeki aynı müşterek hesaba iadesine ve yargılama neticesinde verilecek karara göre hesaba iade edilen bu parayı davacılara çekme yetkisi tanınmasına, aksi takdirde 178.793,78 USD’nin hesaptan çekildiği tarihten itibaren işleyecek en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline kararı verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, karı koca olan davacı ... ile davalı ..., davacının kardeşi davacı ..., davalı ...'in anne babası olan ... ve ... ... ile müvekkili banka arasında 14.02.2005 tarihli Teselsüllü Müşterek Hesap Sözleşmesine dayalı akdi bir ilişki bulunduğunu, davacı ... ile eşi arasındaki boşanma davası sebebi ile verilen tedbir kararının, mevduattaki hesabın davacı ...'a düşen 1/5'lik kısmına işlenerek uygulandığını, bilahare ...'in müşterek hesapta aleyhine tedbir infaz edilmeyen 238.391,90 USD'lik kısmı çektiğini, bu meblağın davacıya ödenmesi için açılan davanın nihayetinde reddine karar verildiğini, davacıların hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve ihtiyati tedbir kararına aykırılıktan dolayı açtıkları ceza davasında müvekkili çalışanları hakkında beraat kararı verildiğini, davacılar hakkında müvekkkili tarafında yapılan şikayet üzerine görülen ceza davasında ise ... hakkında hakaretten dolayı mahkumiyet kararı verildiğini, davacı tarafça aynı konuda açılmış dava olması sebebi ile derdestlik itirazlarının olduğunu, hesabı üzerindeki tasarruf hakkı mahkeme kararı ile sınırlanan ...'ın müvekkiline husumet yöneltemeyeceğini, davacının müşterek hesapta hak sahibi olduğu meblağın dava dilekçesinde belirtilen İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesi kararı ile ödendiğini, davacının dava konusu hesapta alacağı kalmadığından da müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkilinin pasif husumetinin; davacını da aktif husumetinin bulunmadığını, davacının varsa bir zararı bunun muhatabının davalı ... olduğunu, müvekkilinin akde aykırı bir eyleminin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalılar ..., ..., ve ... ... vekili cevap dilekçesinde, dava konusu müşterek banka hesabı ortağı ... ... ve ... varisi olarak hakkında dava açılan davalılardan ... ile ... ... yönünden, davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, zamanaşımı ve derdestlik itirazlarının olduğunu, davacı taraf taleplerinin hakkın kötüye kullanılması olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ... ... Şubesi nezdinde açılmış 55055 sayılı Müşterek Hesap Sözleşmesi bulunduğu, müşterek hesap sahiplerinden her birine hesap üzerinde tek başlarına tasarruf yetkisi verildiği, adı geçen hesap sahiplerinin 55055 sayılı müşterek hesaplarından diledikleri miktarda para çekme hakkına sahip oldukları, ... 1. Aile Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyasında, davacılardan ...'ın ... ... Şubesi nezdinde açılmış davaya konu müşterek hesap dahil muhtelif hesaplarına ihtiyati tedbir konulması kararı verildiği, şubenin tedbir kararını uygulayarak, müşterek hesapta ...'ın 1/5'lik payı dahil olmak üzere ...'a ait hesaplara bloke koyduğu, Müşterek Hesap Sözleşmesine göre müşterek hesaba yatırılan paraların aidiyetinin öneminin bulunmadığı, tüm hesap sahiplerinin eşit pay ve tasarruf haklarının bulunduğu, Sözleşmenin 5. maddesinde yer alan "Bankaya bir yada bir kaç hesap sahibi hakkında ihtiyati haciz, ihtiyati tedbir, iflas, konkordato ya da başkaca sınırlamalar için yetkili makamlarca bildirimde bulunulursa, Banka hesap sahiplerinden hiç birine ödemede bulunmayarak yetkili makamlarca verilecek kesin hükme kadar müşterek hesap üzerindeki tasarrufları durduracaktır." düzenleme uyarınca davalı bankanın Mahkeme sonuçlanıncaya kadar hiçbir şekilde ödeme yapmaması gerektiği, bankanın kusurlu davranışı ile hesaptaki paranın çekildiği, davalı bankanın sözleşme hükümleri gereği yükümlülüğünü yerine getirmediği, sözleşmeye aykırı davrandığı, bu nedenle çekilen paranın iadesinden sorumlu olduğu, diğer davalılar ..., ... ve ...'ın ortak hesap sahipleri olmakla payları üzerinde tasarruf hakları olduğu, yapılan işlemlerde bankanın sorumluluğu bulunduğu, bu kapsamda davalılara husumet yöneltilemeyeceği, davacılar da ortak hesap sahibi olmakla ortak hesap üzerinde tasarruf yetkilerinin sözleşmeden kaynaklandığı, parayı çekme yetkilerinin sözleşmeden kaynaklandığı, bu yönde ayrıca bir yetki verilmesi talepleri bu kapsamda değerlendirildiğinden hukuki yararın bulunmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı banka nezdinde açılan 55055 sayılı Müşterek Hesap Sözleşmesiyle müşterek hesap sahiplerinden her birine hesap üzerinde tek başlarına tasarruf yetkisi verildiği, dolayısıyla davaya konu müşterek hesapta ... ..., ..., davalı ..., davacı ... ve davacı ...'ın her birinin hesabın tamamı üzerinde tek başlarına tasarruf yetkisinin bulunduğu, adı geçen hesap sahiplerinin müşterek hesaplarından diledikleri miktarda para çekme hakkına sahip oldukları, her ne kadar davalı tarafça sebepsiz zenginleşme ve vekâlet sözleşmelerine dayalı olarak zamanaşımı süresinin dolduğu ileri sürülmüş ise de taraflar arasındaki uyuşmazlığın kökeni müşterek hesap sözleşmesine dayandığından 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğu, hesaptaki paranın 26.03.2008 tarihinde çekildiği, davanın ise 23.03.2018 tarihinde açıldığı anlaşılmakla davanın açıldığı tarih itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı, ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ (████████) E. sayılı dava dosyasının eldeki dava dosyası yönünden kesin hüküm ya da derdestlik teşkil etmediği, mahkemece davalılar ..., ... ve ...'a husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle bu davalılar yönünden davanın pasif husumet nedeniyle reddine karar verilmiş ise de hakkı olmayan ya da hakkından fazla para tahsil etmesi halinde müşterek hesap sahiplerinin birbirlerine karşı sorumluluğu doğacağından, diğer taraftan davacıların müşterek hesaptaki paranın kendilerine ait olduğuna dair iddiaları davalıların hukukunu etkilediği gibi paranın hesaptan davalı ... tarafından çekildiği dikkate alındığında adı geçen davalılara husumet yöneltilmesi usule uygun olduğu halde adı geçen davalılar yönünden davanın pasif husumet nedeniyle reddinin doğru olmadığı, davacıların ... no.lu müşterek hesaptaki paranın kendilerine ait diğer hesaplardan yapılan virmanlarla oluşturulduğunu iddia ettiği, ancak müşterek hesaptaki payların, aksi iddia edilip kanıtlanmadıkça birbirine eşit olduğu, davacının müşterek hesaptaki paranın tamamının kendisine ait olduğunun kesin delillerle ispat etmesi gerektiği, para müşterek hesaba yatırıldıktan sonra, pay bakımından bir anlaşma da bulunmadığına göre artık paranın davacılara ait hesaptan virman yapılmasının bir öneminin bulunmadığı, davacı ... tarafından davalı ...'e karşı açılan İstanbul Anadolu 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyasında 59.597,97 USD'nin ...'den tahsiline karar verildiği, kararın kesinleştiği, 26.03.2008 tarihinde 297.989,87 USD bakiyeden her bir müşterek hesap sahibinin 59.597,97 USD hakkı bulunduğu, davalı ... tarafından hesaptan çekilen 231.989,87 USD tutardan müteveffa ... ve ... ve kendisine isabet eden kısmın 178.793,78 USD olduğu, kalan 59.597,97 USD'nin ise ... yönünden bahsi geçen dava dosyasında hüküm altına alındığı, bu durumda müşterek hesapta kalan 59.597,97 USD'nin davacıya ait olup buna ilişkin bir dava da açılmadığı anlaşıldığından davanın davalılar ...ve ... yönünden bu gerekçe ile esastan reddi gerektiği, müşterek hesap sözleşmesi hükümlerine göre hesaba yatan paranın kim tarafından yatırıldığının davalı Banka açısından bir öneminin bulunmadığı, taraflar arasındaki Sözleşmenin 5. maddesi uyarınca davalı Bankanın Mahkeme sonuçlanıncaya kadar hiçbir şekilde ödeme yapmaması gerektiği, ancak bu hükme aykırı olarak kusurlu hareket ettiği anlaşılmakta ise de davalı bankanın sorumluluğuna gidilebilmesi için davacının zarara uğramasının ve bunu ispatlamasının gerektiği, dava konusu tutar ...'in kendisi ile ... ve ...'in paylarına isabet eden 3/5 paya ilişkin olup davacı taraf zarara uğradığını ispat edemediğinden davalı banka tarafından müşterek hesaba iade yapılmasını gerektirir bir bedel bulunmadığı, davacıların kendi paylarına düşen miktar için dava açmadığı, hesaba yatırılmasını talep ettikleri 3/5 orandaki bedelin ise davalıların 3/5 payına tekabül eden miktar olup hak sahiplerine ödendiği, bu nedenle davanın tüm davalılar yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davalı banka yönünden davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı Banka vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taraflara ait müşterek hesapta bulunan paradan davalı ... tarafından haksız olarak çekildiği ileri sürülen tutarın müşterek hesaba iadesi istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin bulunmamasına ve özellikle TBK'nın 169/4 maddesi ile taraflar arasındaki Müşterek Hesap Sözleşmesinin 3. maddesine göre payların eşit olmasına 5. maddesi uyarınca da davalı Banka, tedbir kararına rağmen ödeme yapmak suretiyle kusurlu davranmış ise de, davacı ...'ın payını mahkeme kararı ile almış olmasına, davacı ...'ın payının bankada mevcut olmasına ve dolayısıyla zararlarının oluşmamasına, davalılar ... ve ...'in müşterek hesaptan para çekilmesinde dahillerinin bulunmamasına göre davanın husumetten reddi gerekirken yazılı gerekçe ile esastan reddi doğru değil ise de bu hususun temyiz edenin sıfatı dikkate alınarak sadece eleştirilmekle yetinilmesinin yeterli olacağına göre Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ
: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73/2 hükmü gereğince Tüketici Mahkemelerinde tüketici tarafından açılan davalar harçtan muaf olduğundan, davacılardan harç alınmasına yer olmadığına, 09.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!