Anahtar kelimeler: Bam Başkan Açılmadan Yazim Katip Menfi Üye Hallerden Karara Yoluna

T.C. .... BAM .... HUKUK DAİRESİ
T.C.......BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A..... HUKUK DAİRESİ K A R A RDOSYA NO
: .../....KARAR NO
: .../...BAŞKAN
: ... ...ÜYE
: ... ...ÜYE
: ... ...KATİP
: ... ...İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: .... ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
:.../....KARAR NO
: .../....KARAR TARİHİ
: ......İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ
:......DAVACI
: ... -VEKİLİ
: Av. ... -DAVALI
: ... - -......VEKİLİ
: Av. ...DAVANIN KONUSU
: Menfi TespitB.A.M. KARAR TARİHİ
: .......KARAR YAZIM TARİHİ
: ..........Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı tarafından müvekkili şirket aleyhine ... .... İcra Dairesi’nin .../.... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, takibin kesinleştiğini, takip konusu alacağın 15.7.2018 tarihli 2036244 seri numaralı 470.000,00.-TL bedelli çek olduğunu, çekin bedelsiz olup mükerrer alacağa konu edildiğini, alacaklı vekili tarafından ... .... Asliye Hukuk Mahkemesi .../... esas ve ... ... Asliye Hukuk Mahkemesi .../... esas sayılı dosyaları ile tasarrufun iptali davaları açıldığını, davalı tarafın alacağını somutlaştırdığını ve alacağının taşınmaz satışından kaynaklandığını iddia ettiğini belirterek ... ... İcra Müdürlüğü'nün .../.... esas sayılı dosyası ile başlatılan takibin tedbiren durdurulmasını, davalının takibe konu edilen 15.7.2018 tarih ve 2036244 seri nolu çekten dolayı müvekkili şirketten herhangi bir alacağının olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde, takibin dayanağının 470.000,00.-TL bedelli çek olduğunu, çekin davacı şirket tarafından düzenlendiğini, taraflar arasında 25.11.2016 tarihli 250.000,00.-TL bedelli, 30.12.2016 tarihli 200.000,00.-TL bedelli, 30.11.2016 tarihli 200.000,00.-TL bedelli harici taşınmaz satım sözleşmeleri imzalandığını ve müvekkilinin ödemeyi yapmış olmasına rağmen sözleşmeye konu daireleri teslim alamadığını, alacağın tahsili amacıyla ... ... İcra Müdürlüğü'nün .../.... no'lu dosyası ile icra takibi yapıldığını ve takibin kesinleştiğini, şirket yetkilisi hakkında dolandırıcılık suçundan tutuklama kararı verildiğini belirterek davanın görevsiz mahkemede açılmış olması nedeniyle görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli .... Tüketici Mahkemesine gönderilmesini, ... .... Asliye Ticaret Mahkemesi aksi kanaatte ise davacının tedbir talebinin ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece, bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerektiği, taraflar arasındaki temel sözleşmenin tüketici sözleşmesinden (taşınmaz mal satımına ilişkin) kaynaklandığı, kambiyo senedinin de bu işlem çerçevesinde düzenlendiğini, 6502 sayılı Yasa hükümlerine göre başka kanunlarda düzenlenen işlere ilişkin olsa dahi taraflardan birisi tüketici ise yargılamada görevli mahkemenin tüketici mahkemeleri olduğu, davaya konu belgenin kambiyo senedi niteliğinde olduğu, kambiyo senetlerinin TTK ' da düzenlendiği ancak, 6502 sayılı Yasa’nın bu özel düzenlemesi karşısında tüketici mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, Tüketici mahkemelerinin görevli olduğuna karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemenin yanlış değerlendirme yaptığını, taraflar arasında tüketici ilişkisinin olmadığını, davacının konut üreten bir firma olduğunu davalının ise bu firmadan konut veya işyeri satın alan bir kişi olduğunu, taraflar arasında ticari alış verişlerin olduğunu, bunun taraflarca ikrar edildiğini, taşınmaza ilişkin bir sözleşmenin TKHK uygulama alınana girebilmesi için konusunun konut veya tatil amaçlı bir taşınmaz olması, sözleşmenin satıcının mesleki veya ticari faaliyeti kapsamında kalması, ancak karşı tarafın mesleki veya ticari olmayan amaçlarla hareket emiş olması gerektiğini, davalının bu taşınmazları ticari gayeler veya yatırım amacı ile satın aldığını, bunun birden fazla taşınmaz satışı sözleşmesinin varlığı ile sübuta erdiğini, taraflar arasında tüketici ilişkisinden bahsetmenin mümkün olmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Dava, kambiyo senedine dayalı olarak yapılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.28.11.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun”un (TKHK) 2. maddesinde Kanun'un kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanunun “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır. Aynı maddede, tüketicinin, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi olduğu, satıcının ise, kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi ifade ettiği düzenlenmiştir.6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 73. maddesinin (1) bendinde, bu kanun uygulaması ile ilgili çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılması gerektiği, 83. maddesinde ise, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Anılan Yasa’nın geçiş hükümleri başlıklı geçici 1.maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davaların açıldıkları mahkemelerde görülmeye devam edeceği, ikinci fıkrasında ise, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki tüketici işlemlerine, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına bu işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmiş ise kural olarak o kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiş olup 6502 sayılı Yasa’nın geçici 1. maddenin 2. fıkrası uyuşmazlıkta uygulanacak maddi hukuk kurallarına ilişkin bulunduğundan görevin belirlenmesinde esas alınması gereken davanın açıldığı tarihtir.Bir hukukî işlemin sadece 6502 sayılı Kanunda düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Ancak bu işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir.Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz.Somut olayda, mahkemece davalının tüketici olduğu gerekçesiyle tüketici mahkemesi görevli mahkeme olarak belirlenmiş, davalı bu karara itiraz etmiştir. Görevli mahkemenin uyuşmazlığı oluşturan temel ilişkiye göre belirlenmesi gerekmekte olup, dava konusu senedin davacı şirketle davalı arasında yapılan satış sözleşmesi nedeniyle verildiği, senedin alacağın temliki nedeniyle satışı vaad edilen daireler bedeline ilişkin olması nedeniyle davalı vekilinin davanın kambiyo senedinden kaynaklanması nedeniyle ticaret mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Taraflar arasında üç tane harici taşınmaz satım sözleşmesi imzalandığı, iki tarafın da kabulünde olup sözleşmeler ve tapu kayıtları dosya içerisinde bulunmadığından, dosyadaki mevcut delil ve belgelerden davacının tüketici olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Mahkemece öncelikle, davacının tüketici olup olmadığı, davanın tüketici mahkemesinde görülüp görülmeyeceğinin belirlenmesi gerekir. Görev kamu düzeni ile ilgili olup, yargılamanın her safhasında ve resen nazara alınacağından göreve konusunda usulü mükesep hakta oluşmaz.Mahkemece taraflardan aralarında düzenlenen sözleşmeler ve tapu kayıtları da istenilerek sözleşmelere konu bağımsız bölümlerin niteliği ( konut, iş yeri ya da dükkan) ile satın alınan bağımsız bölümlerin satın alma amacının araştırılarak davalının tüketici sıfatına sahip olup olmadığı tespit edildikten sonra tüketici sıfatına sahip ise, kararda olduğu gibi dosyanın tüketici mahkemesine gönderilmesi aksi halde genel mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup kamu düzeni açısından davacı vekilinin istinaf talepleri yerinde görülmüştür.HMK'nun 355.maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, kamu düzenine ve istinaf konusu yapılan nedenlerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının HMK’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, Dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile .... .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin....tarih ve .../...-.../.... sayılı kararının KALDIRILMASINA,Gerekçede yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,3-Karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,4-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a hükmü uyarınca kesin olmak üzere █████/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi....Başkan......Üye......Üye......Katip...