Anahtar kelimeler: Teamül Şnin Sene Sefer Erken Sorulduğunda Eylül Ayında Sakarya Aralık

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ Esas, ████████ KararKARAR
: Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ
: Düzce 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin aile şirketi olan davalı ...Ş.'nin ortaklarından olduğunu, şirketin olağan genel kurul toplantısının teamül olduğu üzere her sene ilgili yılın Aralık ayında gerçekleştiğini, ancak bu sefer Eylül ayında yapılmak istendiğini, toplantı tarihinin neden erken bir tarih olarak kararlaştırıldığı sorulduğunda müvekkiline bilgi verilmediğini, 01.09.2020 tarihli toplantının, toplantı yeter sayısı sağlanamadığından ertelendiğini, 27.10.2020 tarihli dava konusu ikinci toplantıya, toplantı katılma yetkisi bulunmayan kişilerin katıldığını, bu durumun tutanağa geçirilmesinden imtina edildiğini, hazirun cetvelinin gerçeği yansıtmadığını, ...'in kapı önünde bir süre bekletildikten sonra kalan 2,3 saatlik toplantıda bulunmadığını, İstanbul'a döndüğünü, hükümet komiserinin bu duruma ve toplantıya yetkisiz katılıma göz yumduğunu, müvekkilinin, önceki tarihli genel kurul toplantılarının iptali için açtığı davaların derdest olduğunu, bu nedenle sermaye artışı yoluna giderek müvekkilinin etkisiz hale getirilmeye çalışıldığını, 27.10.2020 tarihli olağan genel kurul toplantısının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 447/1-(a) hükmüne aykırılıktan dolayı butlan ile malul olduğunu, değilse TTK'nın 446/1-(b) hükmü uyarınca toplantıda alınan tüm maddelerin iptali gerektiğini ileri sürerek davalı şirketin 27.10.2020 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların TTK'nın 447/1-(a) hükmü uyarınca pay sahibinin genel kurula katılması, asgari oy şartı, vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandırılması veya ortadan kaldırılması nedeniyle butlan ile batıl olduğunun tespitine, bu talep kabul edilmezse TTK'nın 446/1/(b) hükmü uyarınca genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullanması nedeniyle iptaline, bu talebin de kabul olmaması halinde gündem maddelerine karşı toplantı tutanağına düşülen şerhler ve TTK'nın 445. maddesi uyarınca kanuna, esas sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kuralına aykırı olması nedeniyle iptaline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; genel kurul toplantısının TTK'nın 409. maddesinde belirtilen takvim döneminde yapıldığını, usulüne uygun şekilde ilgililere duyurulduğunu, müvekkilinin faaliyetlerine ve elde ettiği gelirlere ilişkin açıklamaların yıllık faaliyet raporları ve mali bilançolarda yer aldığını, kâr payı dağıtılmasına ilişkin kararda ve belirlenen kâr payı oranında hukuka aykırılık bulunmadığını, yönetim kurulu üyelerine ödenmesine karar verilen huzur hakkına ilişkin maddenin mutad uygulamalara ve içtihatlara uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının ticaret sicil kayıtlarına göre, üç ortaklı bir anonim şirket olduğu, davacının dava konusu kararlara ilişkin muhalefet şerhlerini tutanağa yazdırdığı, 27.10.2020 tarihli genel kurulunun yoklukla malul sayılmasına ilişkin davacı iddiaları yönünden; TTK'nın 447/1-(a) hükmüne uyan herhangi bir hususa rastlanmadığı, şirket tarafından davacıya genel kurul ilânından sonra kayıtların incelemeye hazır olduğu hususunun tebliğ edildiği, söz konusu genel kurulda alınan kararlarda davalı şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, bu nedenle batıl sayılması gereken herhangi bir karar ve özellikle genel kurulun bütün olarak yoklukla malul sayılmasını gerektirecek bir karar tespit edilmediği, bakanlık temsilcisi raporuna göre toplantıya katılan ortak veya temsilcilerinin itirazları olmaması üzerine ortaklar dışındaki katılımcıların toplantıda hazır bulunmalarına müsaade edildiği, bu kimselerin gündem maddelerinin görüşülmesine ve oylanmasına müdahil olmadıkları, TTK'nın 409. maddesi ve şirket ana sözleşmesi gereği faaliyet dönemi sonundan itibaren üç ay içinde genel kurul toplantısının yapılması gerektiği halde bu sürenin aşılmış olduğu, söz konusu genel kurul toplantısının Ekim ayında gerçekleştirildiği, ancak böyle bir durumun TTK'da herhangi bir yaptırımının bulunmadığı, genel kurulun iptalini veya batıl sayılması sonucunu doğurmayacağı, davalı şirket kayıtları üzerinde inceleme yapılan bilirkişi raporuna göre, genel kurula sunulan 2019 dönemine ait yönetim kurulu faaliyet raporunda sunulan bilgilerin firmanın mali tablolarıyla uyumlu olduğu, 2019 yılı şirket kârının hesaplanmasında hatalı bir durumun tespit edilmediği, şirketin yasal defter ve kayıtlarına göre ortaklara ve üst düzey yöneticilere haksız ödenen herhangi bir kâr payının veya ücretin mevcut olmadığı, yine, TTK'nın 1524. maddesine göre şirketin internet sayfasında bulunması gereken zorunlu unsurların yönetim kurulu üyelerine ait bilgiler olduğu ve bu bilgiler şirketin internet adresinde yer almamakla birlikte Sermaye Piyasası Kurulunun bağlı kuruluşu Merkezi Kayıt Kuruluşunun e-şirket bölümünde bu bilgilere ulaşılabildiği, şirketin internet adresinde, mali (finansal) tabloların, yönetim kurulu faaliyet raporunun ve denetim raporunun yer alması zorunluluğunun bulunmadığı, davalı şirkete ait 27.10.2020 tarihli genel kurul toplantısının yoklukla malul sayılmasını veya toplantıda alınan 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9 ve 10. maddeler ile diğer maddelerin iptalini gerektirecek nitelikte kanuna veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı nitelikte bir hukuka aykırılık tespit edilmediği gerekçesiyle davacının tüm talepleri yönünden davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, genel kurul toplantısının 2020 yılı Ekim ayında yapılmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, şirkete ait mali (finansal) tabloların, yönetim kurulu faaliyet raporunun, denetim raporunun, gelir tablosu ve bilançonun genel kurul toplantısı öncesi ortakların incelenmesine hazır edildiği, ortaklardan ...'in toplantıya asaleten katıldığı, genel kurula katılan ... ve ...'ün oylamaya müdahil olmadıkları, ayrıca 2019 yılı yönetim kurulunun faaliyet raporunun şirket mali kayıtları ile uyumlu olduğu, genel kurul toplantısına sunulan davalı şirkete ait bilanço ve gelir tablosu ile bilirkişi incelemesine sunulan davalı şirkete ait 2019 yılı bilanço ve gelir tablosunun birbiriyle örtüştüğü, defter ve kayıtların uygun tutulduğu, şirket yönetim kurulu üyelerinin TTK'nın 436/2 hükmüne uygun olarak ibra kararının alınmasında oy kullanmadıkları, şirketin 2019 yılında 83.871.916,58 TL elde ettiği kârı bulunduğu, bu miktarın % 25'i oranına tekabül eden kısmın pay sahiplerine hisseleri oranında temettü olarak dağıtılmasına karar verildiği, şirketin 25.000.000 TL olan sermayesinin 63.400.000,00 TL'ye çıkarılmasına, artırılan 38.400.000,00 TL sermayenin 10.658.962,73 TL'sinin 6111 sayılı Kanun kapsamında stok beyanından oluşan fonlardan, 25.739.004,66 TL'sinin olağanüstü yedeklerden, 2.002.032.61 TL'sinin ise geçmiş yıllara ait kârlardan karşılanacağı, 6111 sayılı Yasa kapsamında davalı şirket tarafından 01.01.2011 - 31.12.2011 dönemine ilişkin 10.658.962,73 TL tutarında stok beyanında bulunulduğu, ticari defter kayıtlarında işletmede mevcut olduğu halde kayıtlarda yer almayan emtianın 2019 yılı Mali Tabloların (Bilanço) Diğer Sermaye Yedekleri kısmında belirtilerek karşılık ayrıldığı, 6111 sayılı Yasa kapsamında 30.06.2011 tarihinde beyan edilerek ticari defterlere kayıt edilmiş olması nedeni ile 2019 yılına ait faaliyet raporunda ve bağımsız dış denetim raporunda ayrıca belirtilmediğinin şirket yetkilileri tarafından ifade edildiği, sermaye artırımına ilişkin belirtilen bu hususlar ile bilirkişi raporunda tespit edilen olgular karşısında alınan tüm kararların yokluk yaptırımını gerektiren bir ihlali taşımadığı, kararların kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılığının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, anonim şirket genel kurul kararlarının butlanla malul olduğunun tespitine, genel kurulda alınan kararların iptali taleplerine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ
: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 09.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.