Anahtar kelimeler: Akü Proforma Satımına Aradan Temsilen Uluslararası Zamanda Ret İlişki Alım

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ Esas, ████████ KararKARAR
: Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 7. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile müvekkili arasında akü alım satımına dair ticari ilişki bulunduğunu, davalının uluslararası satış temsilcisi ...'un davalıyı temsilen müvekkili ile anlaşması üzerine 27.07.2017 tarihli proforma fatura karşılığı 28.08.2017 tarihinde 757.297,00 TL'nin davalı hesabına ödendiğini, ancak aradan geçen zamanda mal gönderimi yapılmadığını, müvekkilinin artık bahsekonu mala ihtiyacı kalmadığından, gönderilen paranın iadesi için davalıya çektiği ihtarnamenin sonuçsuz kaldığını, gönderilen bedelin iadesi için davalı hakkında başlatılan icra takibine davalının itirazının haksız ve kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin, davalı dilekçesinde belirtilen ... ... ... ... ... (... Şirketi) ile fiili hukuki ya da başka bir bağının olmadığını, davalının ödemeyi inkar etmediğini, mal teslimini ispatlaması gerektiğini, mal teslimi yapılmadığından davalının sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek davalının icra takibine itirazın iptali ile icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmaması sebebi ile davanın husumetten reddi gerektiğini, ayrıca yetki itirazlarının bulunduğunu, müvekkilinin dava dışı ... Şirketi ile imzaladığı 28.10.2015 tarihli sözleşme bulunduğunu, bu sözleşme gereği karşı tarafa teslimi gereken mal teslim edildiği halde ödeme yapılmaması sebebi ile 14.07.2017 tarihli ek protokol düzenlenerek 252.332,48 USD'nin ödenmesinin kararlaştırıldığını, davacının iddia ettiği 757.297,00 TL'lik ödemenin tam da protokolde bahsedilen miktara denk geldiğini ve ... Şirketi tarafından müvekkiline davacı aracılığıyla ödenen borcun kapatılmasına yönelik bir ödeme olduğunu, davacının sunduğu proforma faturanın sahte olduğunu, müvekkilinin böyle bir proforma fatura düzenlemediğini, müvekkilinin kaşe ve imzasının yer almadığını, müvekkilinin sadece dava dışı ... Şirketi ile proforma fatura düzenlediğini, davacı ödemesinde ve dava dilekçesince bahsedilen proforma faturada "..." ibaresine yer verildiğini, bunun da davacı ödemesinin müvekkilinin ticari ilişkisinin bulunduğu ... Şirketi adına olduğunu teyit ettiğini, davacının, ... Şirketi ile arasında çözülmesi gereken meseleyi işbu davaya konu ettiğini, ...ile anlaşmaya varıldığına dair iddianın doğru olmadığını, bu yönde bir delil sunulmadığını, müvekkilinin davacıya 757.297,00 TL borcu olduğunun davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, davacının talebine dayanak gösterdiği bilgi belgenin asılsız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 28.08.2017 tarihinde davalının Halkbankası nezdindeki hesabına "...-1" açıklamalı 757.297,44 TL ödeme yapıldığı, davacının bu ödemeye dayanak olarak, davalı tarafından düzenlendiğini iddia ettiği 27.07.2017 tarihli ...-1 numaralı 757.297,44 TL bedelli proforma faturayı delil gösterdiği, ancak bu faturada davalının kaşe ve imzasının bulunmadığı, yani mal alım-satımı konusunda taraflar arasında anlaşma olup olmadığı veya proforma faturanın kim tarafından düzenlendiği veya ödemenin neye istinaden yapıldığının ispata muhtaç olduğu, davacı mal gönderilmediğinden yapılan ödemeyi iade istediğinden ispat yükünün davacıda olduğu, zira davalının proforma faturanın sahte olduğunu iddia ettiği, ayrıca dosyaya davalı tarafından düzenlenen Zarın ... adına 27.07.2017 tarihli "...-1" no.lu 655.189,92 TL bedelli proforma faturayı ibraz ettiği, bu faturanın davalının kaşe ve imzasını taşıdığı, her iki faturanın da "...-1" açıklamalı olarak düzenlendiği ve ödemenin de yine "...-1" açıklamasıyla yapıldığı, davacının davalı ile anlaşma sağladığını, hangi mallara ilişkin sözleşme yapıldığını, buna ilişkin davalı şirketin kaşe ve imzasını taşıyan faturayı delil olarak ibraz etmesi ve bu hususları ispatlaması gerektiği halde kendisine düşen ispat yükünü yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalı ile aralarında satış sözleşmesi bulunduğunu ve dava konusu ödemenin satış sözleşmesi kapsamında teslim edilecek mallara ilişkin satış bedeli olarak ödendiğini ispat etmesi gerektiği, davalının savunması vasıflı ikrar niteliğinde olup bölünemeyeceğinden ispat yükünün yer değiştirmediği, davacının sunduğu proforma faturada, davalının kaşe ve imzasının bulunmadığı ve davalı tarafça bu proforma faturanın inkar edildiği dikkate alındığında davacının dayandığı delillerin iddialarını ispatlar nitelikte olmadığı, bir davalı çalışanının davacının dayandığı proforma faturanın düzenlendiği tarihte İran'da olmasının ya da davalının dava konusu ödemeyi kendi ticari defterlerinde dava dışı ...cari hesabına kaydetmesinin sonuca etkisinin bulunmadığı, havale, bir borcun ödenmesine karine teşkil ettiğinden davalının sebepsiz zenginleştiğinin de kabulünün mümkün olmadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 09.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.