Anahtar kelimeler: Yönetilmesi Özen Müdürünün Müdürün Ortağının Bağlılık Kardeşi Ortağı Zamanda Ret
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ Esas, ████████ Karar
BİRLEŞEN DAVA
: İstanbul 13. Asliye ... Mahkemesinin
HÜKÜM
: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 14. Asliye ... Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin ortağı olduğu davalı şirketin diğer ortağının ve aynı zamanda müdürünün kardeşi ... olduğunu, müdürün şirketin yönetilmesi konusunda özen ve bağlılık yükümlülüğü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, şirketin işletildiği işyerinin kapı kilitlerinin ... tarafından değiştirildiğini, müvekkilinin şirkete girmesine izin verilmediğini, müdürün müvekkiline saldırması üzerine şirket müdürü hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, zilyetliğin idari yoldan korunması ve müvekkilinin ortak işyerini kullanması yönünde ... ... yapılan başvuruya rağmen sonuç alınamadığını,
müvekkilinin şirkete girmesine izin verilmediğinden müdürün tek pay sahibiymiş gibi şirketi ele geçirdiğini, şirkete gelen paraları kendisine aldığını, şirketin gelirlerini az, giderlerini fazla göstererek şirketin sürekli borçlu gösterilmeye çalışıldığını, şahsi ve ailevi giderlerin şirket gideri olarak gösterildiğini, şirket adına kayıtlı taşınmazın satılacağının müvekkiline ihtaren bildirildiğini, iki ortaklı aile şirketinde ortaklar arasındaki ihtilaf sebebi ile genel kurul kararı alınamaması, müdürün görevini kötüye kullanması ve şirketi zarara uğratması sebebi ile 6102 sayılı Türk ... Kanunu'nun (TTK) 630. maddesi uyarınca eldeki davanın açıldığını ileri sürerek davalı şirkete kayyum atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; kardeş olan tarafların dava dışı ... ... ... Sanayi ve ... Ltd. Şti.'nin fiili olarak %50 oranında ortakları olduklarını, ancak şirketin yönetilmesi için davacının ağabeyi olan davalının resmiyette %51 payının bulunduğunu, dava dışı şirketin küçük bir şirket olması ve başka çalışanının bulunmaması nedeniyle bütün işlerin müvekkili tarafından yürütüldüğünü, davalının şirkete ait Beşiktaş İlçesinde bulunan taşınmazı satmak istediğini, müvekkilinin buna karşı gelmesi üzerine davalı ile aralarında anlaşmazlık çıktığını, davalının şirketin bütün kapılarının kilitlerini değiştirdiğini, müvekkilinin şirkete girmesine izin vermediğini, yine İstanbul 14. Asliye ... Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyası ile şirkete kayyum atanması için dava açıldığını, 2017 yılının Temmuz ayında müvekkilinin işten çıkartıldığını, o zamandan bu yana çalışmadığını, şirketten pay almadığını, şirket taşınmazından elde edilen kira payına davalı tarafından el konulduğunu, müvekkiline payının verilmediğini, müvekkilinin 2017 yılı Temmuz ayından beri 100.000,00 TL maddi zarara uğradığını, darp edildiğini, manevi olarak yıprandığını ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; yöneticinin azli davasında müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, dava dilekçesindeki iddia ve taleplerin de müvekkili şirkete yönelik olmadığını, davacının, şirket müdürü üzerinde baskı kurarak yönetimi elde tutmak istediğini, müvekkili şirkete ait fatura, kaşe ve sair evrakı izinsiz ve yetkisiz bir şekilde zilyetliğine aldığını, bu sebeple kilitlerin değiştirildiğini, davacının şirket üzerinden maddi manevi menfaat devşirmeye çabaladığını, davacı hakkında yapılan şikayet üzerine başlatılan soruşturmanın devam ettiğini, süreçte davacının şirket yetkilisini darp ettiğini, şirket ticari faaliyetinin davacının bu eylemleri sebebi ile zarar gördüğünü, davacının, şirketin müşterilerini kendi kurduğu/kuracağı şirkete yönlendirdiğini, müvekkili şirketin tasfiyesinin de davacının tutumu sebebi ile sonuçsuz kaldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; dava dışı şirketin kurulduğu sırada davacının askerde olduğunu, müvekkilinin himayeci bir yaklaşım ile kardeşini korumak için bedelsiz olarak kendisini şirkete ortak aldığını, şirketin gelirinin önemli ölçüde azalması üzerine sermaye sağlamak amacı ile Beşiktaş'ta bulunan taşınmazın satışının müvekkili tarafından talep edildiğini, davacının şirkete alınmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının müvekkilini darp ettiğini, çalışmadığı iddiasının doğru olmadığını, kendisinin yeni bir şirket kurduğunu ve rekabet kurallarına aykırı olarak eski müşterilerine mesaj gönderdiğini, dava dışı şirketin herhangi bir kârı bulunmadığından davacıya kâr payı ödenmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 01.02.2018 tarihli kararla müdürün azli davasında şirkete husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle verilen husumetten ret kararının, Bölge Adliye Mahkemesinin 28.06.2018 tarihli kararı ile dava dilekçesinde davalı olarak ... ... ... Ltd. Şti. (Müdürü ...)'nin davalı olarak gösterildiği, bu durumda hem şirketin hem de müdürün davalı olarak gösterildiğinin kabulü gerektiğinden bahisle kaldırıldığı, bilirkişi raporuna göre davalı şirketin geçmiş yıllar zararları geçmiş yıllar kârından fazla olduğundan dağıtılabilecek bir kârdan bahsedilemeyeceği, şirket bilançosunda, ortaklardan alacaklar hesap bakiyesinin olmadığı, şirket müdürünün şirkete gelen paraları uhdesine geçirdiğine ilişkin delil bulunmadığı, davacı tarafın bu hususa ilişkin iddiasını miktar, tarih, işlem bazında somutlaştırmadığı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının ███████████ sayılı soruşturma dosyasında takipsizlik kararı verildiği, tanıkların beyanlarının görgüye dayalı, denetlenebilir olmadığı, asıl davada, davacı tarafın davalı müdürün yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılmasına yönelik ileri sürdüğü diğer taleplerin haklı sebep olarak kabul edilemeyeceği, dolayısıyla şirkete kayyım atanması talebinin yerinde olmadığı, birleşen dosya açısından da maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, karar, asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ve birleşen dava davalısı ...'ın kardeş olduğu, asıl davada davalı şirketin ortakları bulundukları, davacının %49, davalı ...'ın %51 hisseyi elinde tuttuğu, şirketi münferiden temsile yetkilinin davalı ... olduğu, bilirkişi raporunda yer alan diğer tespitler yanında ayrıca ihtara konu şirket adına kayıtlı taşınmazın satışının gerçekleşmediği, şirket ortağı davacının bilgi alma hakkı kapsamında her zaman şirket hesabına gelen ve şirketin harcadığı paraları inceleme imkânının bulunduğu, davacının 6102 sayılı Türk ... Kanunu'nun (TTK) 614. maddesi kapsamında şirketin işleri ve hesapları hakkında bilgi almak amacıyla girişimde bulunduğuna ve davalı tarafça davacıya bu hakkının kullandırılmadığına ilişkin bir delil ibraz edilmediği, bilirkişi raporunda, bu iddia hakkında somut bir bulguya rastlanmadığının belirtildiği, davacının istinaf dilekçesinde dayandığı ceza davalarında TKK'nın 630. maddesi kapsamında asıl ve birleşen davanın sonucunu etkileyecek şirketler hukukuna yönelik husus bulunmadığı, birleşen davada davacının, davalının eylemlerinden dolayı maddi ve manevi tazminat istediği, ancak davacının uğradığı maddi zararı somutlaştırarak ispat edemediği, aynı sebeple manevi tazminatın şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, şirket müdürünün azli ve şirkete kayyım atanması talebine, birleşen dava ise görevi kötüye kullanma ve haksız fiile dayalı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Asıl dava, TTK'nın 630/2 maddesi uyarınca haklı sebeplerin varlığı halinde yönetici temsil yetkisinin kaldırılması ve kayyum atanması talebine ilişkindir. Mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilmiş ise de, bilirkişi raporu davacı iddialarını karşılamaktan uzak olup hüküm kurmaya elverişli değildir. Zira, davacı taraf diğer iddialarının yanı sıra şirketin sürekli borçlu gösterilmeye çalışıldığını ve davalının kendisinin ve ailesinin giderlerinin şirket giderleri olarak gösterildiğini, şirket adına kayıtlı taşınmazın satılıp parasının davalının hesabına yatırıldığını ileri sürmüş, bilirkişi raporunda ise hesapların geriye doğru izlenmesi gerektiği, ancak heyetin bu anlamda özel denetçi olarak görevlendirilmediği, davacı iddialarının somutlaştırılmadığı belirtilmiştir. Bu durumda, davalı şirketin defter ve kayıtları geriye dönük incelenerek, şirket gideri olarak gösterilenlerin şirkete mi yoksa şahsi giderleri mi ait olduğu konusunda uzman yeni bir bilirkişiden/heyetinden detaylı Yargıtay denetimine de elverişli bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2.Bozma sebebine göre davacının asıl davada sair temyiz itirazlarının, birleşen davada tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. SONUÇ
: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının asıl davada sair, birleşen davada tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde asıl ve birleşen davada davacıya iadesine, 09.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!