Anahtar kelimeler: Zile Peşinen Haricen Müteveffa Anlaştıklarını Günden Lirasının Beri Niyetli Satışı
7. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Zile 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ... ile davalı müteveffa ...'ın 06.05.1997 tarihinde .. ili, .. ilçesi, .. Köyü, 1 18... parsel sayılı taşınmazın satışı konusunda anlaştıklarını, anlaşma tutarı olan 600.000.000,00 Türk Lirasının müvekkili tarafından peşinen ...'a ödendiğini, müvekkilinin taşınmazı haricen satın aldığı günden beri iyi niyetli şekilde malik gibi kullandığını, taşınmazın üzerine ev, ahır ve samanlık inşa ettiğini, fakat ...'ın tapuyu devredemeden vefat etmesi üzerine davayı açma zorunluluklarının doğduğunu, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tescilini, talebi kabul edilmez ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 724. maddesi uyarınca taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tescilini, tapu iptali ve tescil talepleri kabul görmediği takdirde; sözleşme akit tarihi olan 06.05.1997 tarihinde müvekkilin davalı tarafa ödemiş olduğu 600.000.000,00 (altı yüz milyon) TL'nin denkleştirici adalet ilkesi çerçevesinde uyarlanarak ve taşınmazın üzerine yapılan muhdesat bedeli de dâhil edilerek, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 107. maddesi gereğince belirli hâle geldiğinde artırılacak olan şimdilik 1.000,00 TL tazminatın, gayrimenkul devir ve satış senedinin düzenlendiği tarih olan 06.05.1997 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı taraftan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalılar ..., .. .. ve ... .. vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında senedin ve dolayısıyla böyle bir alım satım akdinin olmadığını, senet varsa dâhi geçerlililk unsurlarını taşımadığını, sözleşme bedelinin ödendiğinin ispatlanamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... cevap dilekçesinde; resmî şekilde yapılmayan gayrimenkul satış sözleşmesinin geçersiz olduğunu, davacının talep ettiği alacağın zamanaşımına uğradığını, kendisinin dava konusu sözleşme altında imzasının olmadığını ve sözleşmeyi kabul etmediğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının bedeli ödediğinin ispat edildiği, harici satışa değer verilemeyeceği, çapa bağlı taşınmazlarda iyiniyet iddiasının dinlenemeyeceği anlaşıldığından asıl ve terditli talebi olan tapu iptali ve tescil talebinin reddine, harici satış sözleşmesi şekil şartından yoksun olduğundan geçersiz olduğu için ödediği bedelin sebepsiz zenginleşme kurallarına göre iadesinin gerektiği; ancak taşınmazın teslim edilmemesi nedeniyle muhdesat bedelinin şu aşamada iadesinin istenemeyeceği gerekçesiyle sebepsiz zenginleşmeye dayalı tazminat talebinin kabulü ile 361.410,37 TL'nin ...'ın Zile Sulh Hukuk Mahkemesinin ███████ Esas ve ███████ Karar sayılı veraset ilâmında belirtilen dâhili davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları delillere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa Mahkemesi Hâkiminin dosyadaki delillerle çelişmeyen tespit ve değerlendirmesine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 sayılı Kanun'un 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekili ile davalı ..., .., ... .., .. .. vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; muhdesat bedeli talebine karşı davalı tarafın zilyetlik itirazı olmamasına rağmen İlk Derece Mahkemesi ve İstinaf Mahkemesince bu hususun gözönüne alındığını, müvekkilinin iyiniyetli olduğunun tanık beyanları ve mahalli bilirkişi beyanları ile sabit olduğunu, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın denkleştirici adalet ilkesinin amacına uygun olmadığını ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir.
2. Bir kısım davalılar vekili temyiz dilekçesinde; satış ispatı için dosyaya sunulan şekli anlamda eksik olan kambiyo senedinin bir geçerliliği bulunmadığını, satışın ispatlanmadığını, davacıdan herhangi bir ödeme almadıklarını, hak düşürücü sürenin geçtiğini ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; harici satımdan kaynaklanan tapu iptali ve tescil, terditli 4721 sayılı Kanunun 724. maddesinden kaynaklanan temliken tescil, olmadığı takdirde ödenen bedelin iadesi, olmadığı takdirde muhdesat bedelinin ödenmesi istemine ilişkindir.
1. Bir kısım davalılar vekilinin temyiz istemi yönünden;
Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Kanunun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanunun 366. maddesi atfıyla aynı Kanunun 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve temyize konu edilen toplam miktar 361.410, 37 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.472,79 TL’nin altında kalmaktadır.
2. Davacı vekilinin temyiz talebi yönünden ise;
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Bir kısım davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE
2. Davacı vekilinin temyiz talebi yönünden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.01.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Dava; tapu iptali tescil, terditli olarak bedel istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince davanın bedel yönünden kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemi esastan reddedilmiştir. Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine; Dairenin sayın çoğunluğu tarafından davacının temyiz itirazları yönünden hükmün onanmasına, bir kısım davalıların temyiz itirazı yönünden, dava değeri olarak belirlenen 361.410,37 TL'nin Bölge Adliye Mahkemesince kararın verildiği 2025 yılı itibariyle kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL'nin altında kaldığı gerekçesi ile temyiz isteğinin değerden reddine karar verilmiştir.
24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 44. maddesiyle 6100 sayılı Kanun'a eklenen ve 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren "Parasal sınırların artırılması" başlıklı Ek 1. madde hükmü uyarınca, 362. maddedeki parasal sınırların her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılacağı ve parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı belirtilmiştir.
04.06.2025 tarihli ve 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "parasal sınırların artırılması" başlıklı Ek 1. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "hükmün verildiği" ibaresi "davanın açıldığı" şeklinde değiştirilmiş, değişiklik Kanunun Resmi Gazete'de yayım tarihi olan 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Somut olayda; davanın açıldığı 2022 yılında temyiz sınırı 107.090,00 TL'dir. 6100 sayılı Kanunun "Zaman bakımından uygulanma" kenar başlıklı 448. maddesinde yer alan "Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır." hükmünün, bu değişikliğin yapıldığı tarihten sonraki kararlara uygulanabilirliği görüşüne katılmak mümkün değildir. Zira, paranın alım gücündeki düşüşte gözetilerek davanın her iki tarafı için de güvence olan üst yargı denetimini sağlamak amacıyla, maddenin değişiklikten önceki ilk metniyle ilgili Anayasa Mahkemesi tarafından hak arama özgürlüğü temel amaç olmak üzere iptal kararı verildikten sonra, kanun koyucu tarafından hüküm tarihi yerine dava tarihini öncelenmiş ve mevcut değişiklik yapılmıştır. Bu göz ardı edilemez bir gerçektir. Yürürlük tarihinden önceki kararlar yönünden tamamlanmış işlem yorumu yapmak, hak arama özgürlüğünü zedeleyen, hakkın özünü yargısal denetimden uzak tutan bir yaklaşımdır. Yargısal uygulamalarla açığa çıkan "kazanılmış hak" ilkesini, mevcut değişiklikle daha adil ve sağlıklı sonuçlar elde edilmesine vesile olabilecek üst mahkeme denetiminin önüne almak, hak arama özgürlüğünün sınırlandırılmasıdır ve adalete güven temel kuramını da etkilemektedir. Dairemiz tarafından denetim yapıldığı tarih itibariyle 6100 sayılı Kanunun parasal sınırlara ilişkin Ek 1. maddesinin 2. fıkrası yürürlüktedir. Bu itibarla, temyiz incelemesinin de yürürlüğe girmiş olan bu kanun maddesine göre "dava tarihi" esas alınmak suretiyle yapılması gerekmektedir.
Açıklanan gerekçeyle, değer yönünden dava tarihi itibariyle temyiz incelemesi mümkün olduğundan davalıların temyizi yönünden işin esasının incelenmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle temyiz isteminin değerden reddine ilişkin sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!