Anahtar kelimeler: Acentesi İhalede Mahsuben İpotekli Acentelik Erdirildiğini Kısmına Primlerinin İpotek Vermiş
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI
: 2024/2 Esas, ████████ Karar
HÜKÜM
: Davanın reddi
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekilince temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, müvekkilinin Antalya acentesi olarak faaliyet gösterdiğini, tahsil ettiği poliçe primlerinin müvekkiline aktarılmaması sebebiyle acentelik ilişkisinin sona erdirildiğini, davalının 31.10.2009 tarihi itibariyle 425.819,37 TL prim borcunun olduğunu, davalı şirket ortaklarından ...'ın vermiş olduğu ipotek bulunduğunu, ipotekli taşınmazın ihalede 69.100,00 TL bedelle alacağın bir kısmına mahsuben müvekkiline satıldığını, alacağın 50.000,00 TL'si için ... Müdürlüğünün ████████ sayılı takip dosyasından 50.000,00 TL bedelle birinci dereceden ipotek veren ... hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu başlatılan takibin Serik İcra Hukuk Mahkemesinin ███████ E. ve ███████ E. sayılı dava dosyalarından verilen kararlarla iptal edildiğini, alacağın 275.819,37 TL'sinin tahsili için .... İcra Müdürlüğünün █████████ sayılı dosyasından borçlu aleyhine başlatılan takibe itirazın haksız olduğunu ileri sürerek itirazının iptali ile icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; tarafların 21.12.2006 tarihinde acentelik sözleşmesi imzaladıklarını, müvekkilinin davacıya prim borcu olduğu iddiasının varsayıma dayandığını, müvekkilinin usulsüz tebligat sebebiyle icra takibinden haberdar olmaması nedeniyle gayrimenkul satışının yapıldığını, bu satıştan dolayı davacının haksız bir şekilde zenginleştiğini, müvekkili ile davacının çalışmasının ve ödeme usulünün poliçe başına olmadığını, davacının müvekkilinin hesabına poliçeleri borç kaydettiğini ve müvekkilinin şahsi kredi kartları, ortağı ve eşi olan...'ın kredi kartları, banka hesapları, EFT, müşteri çekleri, toplu ödeme şeklinde borca mahsuben ödemeler yaptığını, müvekkili şirket ile davacı arasındaki acentelik sözleşmesi 04.11.2009 tarihinde feshedilmesine rağmen, davacının müvekkilinin müşterisi olan poliçeleri müvekkilinin bilgisi olmaksızın müvekkili üzerinden yenilediğini, davacı tarafın kötüniyetli davrandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, bozma ilamı doğrultusunda alınan raporların hüküm kurmaya elverişli olmadığı, en son yine şirket merkezinde ve şirket kayıtları üzerinde yerinde inceleme yetkisi verilmek suretiyle dosyanın bilirkişi heyetine tevdiine dair ara kararda, "masrafın davacı tarafından karşılanması, kesin sürede yatırılması, aksi takdirde bilirkişi raporuna itirazdan vazgeçilmiş sayılacağı, mevcut delil durumuna göre karar verileceği" hususlarının usulüne uygun bir şekilde davacı vekiline ihtar ve tebliğ edilmesine rağmen belirtilen masrafın davacı tarafça yatırılmadığı, davacının daha önce hükme esas alınan rapora karşı itirazlarının, davalının savunmalarının değerlendirilebilmesi için davacının ticari defter ve kayıtlarının, hasar dosyalarının incelenmesi gerektiği, ancak gelinen aşamada ihtar edildiği üzere dosya mevcuduna göre karar verileceği, bozma öncesi alınan bilirkişi raporunda geçtiği gibi davacı kayıtlarına göre prim alacağının 391.438,53 TL olduğu, hasarlı poliçe primlerinin borçtan düşülemeyeceği davacı tarafından ileri sürülmüş ise de davacı tarafa defaatle hasar dosyalarının dayanağı ticari kayıtları sunmak üzere verilen kesin süreye rağmen hasar dosyalarının sunulmadığı, ayrıca hasar dosyası ödemesine ilişkin davacı onaylı ibranamelerin davalı vekilinin 26.01.2022 tarihli dilekçesi ekinde de yer aldığı, ödenmemesine rağmen borçtan düşülmeyen poliçelerle ilgili olarak, bilirkişi masrafı yatırılmadığından ayrıştırma yapılamadığı, bu husustaki ispat külfetinin davacı tarafından yerine getirilmediği, teşvik komisyonu ile ilgili olarak dayanak belgelerin de yer aldığı 26.07.2019 tarihli bilirkişi raporunda belirlenen tutarın esas alındığı, ... numaralı çekin farklı bir bedelle kayıtlı olduğunu davacı tarafça ileri sürülmüş ise de, bu delilden masrafı yatırılmayarak vazgeçildiği, mevcut hale göre, davacının söz konusu çekin ödeme amacı ile kendisine verildiğini kabul ettiği, ancak defterlerinde kayıtlı ödeme tutarının içerisinde olduğunu ispatlayamadığı, prim alacağı nedeniyle alınan iki adet ipotekten 40.000,00 TL'lik olanı için ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takibin icra mahkemesi kararı ile iptal edildiği, bu sebeple borçtan düşülemeyeceği ileri sürülmüş ise de, ipoteğin kayıtsız şartsız olmaması nedeni ile ilamlı takibe konu edilemeyeceği, ipoteğin ilamsız takip yoluyla paraya çevrilmesi gerektiğinden bahisle takibin iptal edildiği, sonuçta söz konusu ipoteğin geçerli olduğu, davacının ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatmadan bu tutarı doğrudan davalıdan tahsilini talep edemeyeceği, davacı kayıtlarında olmayan ancak belgeli olan 14.300,00 TL ödeme, davacı kayıtlarında davalı adına fazla borç olarak yansıtılan 32.617,13 TL, kredi kartından çekildiği belge ile ispat edilen 9.241,00 TL'nin de prim alacağından düşülmesi gerektiği, sonuçta davacı defterlerinde kayıtlı 391.438,53 TL prim alacağından sözleşmeye aykırı ödendiği iddia edilen hasar ödemesinin, banka kanalı ile yapılan 14.300,00 TL ödemenin, hasarlı poliçe primi tutarının, teşvik komisyonunun, ... numaralı çek bedelinin, ipotek bedellerinin, müşteri kredi kartından çekilmesi gerekli tutarın, davacı defterlerinde fazla borç kaydı olan miktarın mahsubu ile davacının davalıdan talep edebileceği bir bedel kalmadığının anlaşıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, acentecilik sözleşmesinden kaynaklanan prim alacağına dayalı icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/3 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
V. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 09.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!