Anahtar kelimeler: Kulaklık Kablosu Hammadde Ham İlinde Satım Cep Yazildiği Alım Gönderdiğini

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.DİYARBAKIRASLİYE TİCARET MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO
:KARAR NO
:HAKİM
:KATİP
:DAVACI
:VEKİLİ
:DAVALI
:DAVA
: Alacak (Ticari Alım Satım Sözleşmesi Kaynaklı)DAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
:Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Alım Satım Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Diyarbakır ilinde cep telefonu kablosu, kulaklık vb malların üretimini yapanmüvekkili şirketin Ankara ilinde faaliyet gösteren davalı şirketten cep telefonu üretimi için satınaldığı hammadde karşılığında davalı şirkete banka aracılığıyla .....tarihinde "ham maddealım bedeli" açıklaması ile 120.000,00 TL, .....tarihinde "mal alım bedeli" açıklaması ile48.130,00 TL ve .....tarihinde "ham madde alım için ön ödeme" açıklaması ile 54.000,00 TLgönderdiğini, ancak uzun bir süre beklenilmesine karşın mal teslimi ve para iadesigerçekleşmediğinden davalı hakkında Diyarbakır İcra Müdürlüğünün .....sayılı dosyası ilebaşlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek öncelikle davalının borcayeter miktardaki menkul ve gayrimenkul malları ile bankalardaki hesapları ve 3. şahıslardaki hak ve alacaklarının teminatsız olarak, aksi halde uygun görülecek teminat karşılığında ihtiyati haczine,yargılama neticesinde itirazın iptaline ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesinitalep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde bahsi geçen .....tarihli 120.000,00 TL, .....tarihli 48.130,00 TL ve .....tarihli 54.000,00 TL tutarlı, toplamı 222.130,00 TL olan ödemelerin müvekkil şirketin hesabına geçtiğini, bahsi geçen ham maddelerin ise anlaşma gereği kargo ile davacı şirkete gönderildiğini, dilekçe ekindeki belgelerde hangi kargo firması ile nereye ve kime teslim edildiğini sunduklarını, müvekkil şirket .....iken kargoların gönderici isminin .....İlet. İnş. Tic. Ltd. Şti. olmasının sebebinin ise ticaret sicil gazetesinden incelendiğinde ve yetkililerinin aynı olduğunu, müvekkili şirket ve .....ünvanlı şirket yetkililerinin .....ve .....olduğunu, .....Şubesi ile .....anlaşma kodu ile anlaşmalı olarak çalıştıklarını, bu sebeple kargoların .....şirketinin gönderici olarak belirtilmesi sureti ile gönderildiğini, davacı tarafın ticari defterleri incelendiğinde .....şirketi ile ilgili hiçbir ilişkisinin olmadığının görüleceğini, iş bu kargoların müvekkili şirket .....Kablo tarafından gönderildiğinin anlaşılacağını, gönderilen kargolarda alıcı isminin .....GSM olması sebebinin ise davacı şirketin ünvanının .....GSM olması ve davacı şirket talimatı ile bu ünvan alıcı olarak belirtilerek gönderilmesinin istenmesi olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilerek yargılama giderinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :Dava, davacı tarafından banka havaleleri ile malalım bedeli karşılığı davalıya gönderilen bedellere istinaden davalının mal teslimini gerçekleştirmediğinden bahisle davacı tarafından mal alım bedeli avansı olarak gönderildiği iddia edilen bedellerin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı-alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine .....tarihinde 222.130,00 TL asıl alacak ve 21.939,02 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 244.069,02 TL'nın tahsili amacıyla Diyarbakır İcra Müdürlüğünün .....takip sayılı takip dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının gönderilen ödeme emrine karşı Polatlı İcra Dairelerinin yetkili olduğu ileri sürülerek yetki itirazı ile birlikte borca ve ferilerine itirazda bulunması üzerine davacı tarafça elde ki itirazın iptali davasının açıldığı, itiraz evrakının davacı/alacaklıya tebliğ edilmediği, böylelikle eldeki itirazın iptali davasının davacı tarafından 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.İcra takibine dayanak yapılan, davacı tarafça dosyaya sunulan sunulan ve ilgili bankadan celbi sağlanan dekontlar incelendiğinde, davacı tarafından davalıya ham madde alım bedeli, mal alım bedeli ve ham madde alım için ön ödeme açıklamalarıyla üç ayrı parça halinde toplam 222.130,00 TL ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, taraflar arasında akdedilen alım satım sözleşmesi kapsamında davacı tarafından davalıya mal alımı hususunda avans ödemesi yapılıp yapılmadığı, bu ödemeye karşılık davalının sözleşme kapsamında mal teslimini gerçekleştirerek edimini yerine getirip getirmediği, buradan varılacak sonuca göre davacının sözleşmeden dönerek ödemesi yapılan mal avansı ödemesinin iadesini talep edip edemeyeceği, edebilecek ise miktarı ile söz konusu takibe yapılan itirazın iptalinin ve icra inkar tazminatının değerlendirilmesi etrafında toplandığı anlaşıldı.İtirazın iptali davasında usulüne uygun olarak başlatılmış ve itirazla durmuş bir takibin varlığı dava şartı olup kamu düzenindendir ve 6100 sayılı HMK'nın 115. maddesi uyarınca dava şartlarının varlığı yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmelidir. Yapılan ilamsız icra takibinde borçlu, icra dairesinin yetkisi yanında borca veya faize itiraz etmiş ise açılan itirazın iptali davasında icra dairesinin yetkili olup olmadığı yönünde bir inceleme yaparak bu hususta bir karar vermelidir.Takibe ve davaya konu edilen alacak satış sözleşmesi kapsamında ödenen avans ödemesinin iadesi istemine ilişkindir. 6098 sayılı TBK.'nun 89.maddesi gereğince sözleşmeden kaynaklanan para alacaklarında alacaklının yerleşim yeri mahkemesi olan Diyarbakır İcra Dairesi ve Mahkemelerinin de yetkili olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin gerek icra dairesinin gerekse mahkememizin yetkisine yapmış olduğu yetki itirazı yerinde görülmemiş ve davanın esasının incelenmesine geçilmiştir.Taraflar kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadır. İbrazı istenen belgenin ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı tarafta bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin varolduğu resmi bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olduğu taktirde mahkemece bu belgenin ibrazı için HMK 220/2 maddesi gereği kesin süre verilir. Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf verilen süre içerisinde ibraz etmez ve aynı süre içerisinde gerekçesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez yada belgenin elinde bulunduğunu inkar eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse mahkemece belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanına itibar edilebilir. (HMK 220/3)Yukarıdaki açıklamalara göre ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeyle ilgili olduğu davalara ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerden olmakla birlikte ancak HMK 222. maddesindeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi ticari defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Zira tarafın ticari defterleri kanunda açıklandığı üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu taktirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı taktirde kendi defterlerinin davacı defterleriyle uyumlu olup olmadığının incelenmesinin engel olacağından sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır.Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen defterlerini ibraz etmediği taktirde HMK 220/3 madde gereğince sunmaktan kaçındığı ticari defterlerindeki kayıtların karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğu kabul edilebilir. Aksinin kabulü durumunda karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkmaktadır ki, bu hususta HMK'daki açık düzenlemelere aykırı olacaktır.Mahkememizce davalının borca itirazı nazara alınarak tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir.Davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan SMM bilirkişisinin .....tarihli raporunda özetle; "Davacının 2022 yılının defterleri yeni TTK'nin 64.maddesinin 3.fıkrası gereğince açılış ve kapanış tasdiklerini kanuni süreler içerisinde yaptırılmış olduğu, yeni TTK'nin 64.maddesinde ifade edilen belirli kanuni şartlar taşıdığında 2022 yılının yasal defterlerinin sahibi lehine deli! olma özelliği bulunduğu, icra takibine konu edilen ödemelerin davacının ticari defter kayıtlarında Verilen Sipariş Avansları hesabında takip edildiği tespit edildiği, ancak ödemelere ilişki davalı tarafın davacıya her hangi bir fatura düzenlenmediği görüldüğü, davacının 2022 yılı ticari defter ve kayıt incelemesi sonucunda .....tarihli ve .....yevmiye nolu ticari defter kaydında davalıya toplamda 222.130,00 TL verilen sipariş avansları hesabında davalıdan alacaklı olduğu, davacının dava talep dilekçesine 244.069,02 TL talep etmiş olduğu" mütalaa edilmiştir.Davalı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan SMM bilirkişisinin .....tarihli raporunda özetle; "Dava ve takip dosyalarının muhteviyatı yapılan ve hukuki değerlendirmesi Sayın Mahkemenin verdiği görev uyarınca yapılantespit ve değerlendirmeler sonucunda ve nihai takdir Mahkemeye ait olmak üzere; Davacı şirket tarafından Toplam 222.130,00 TL (Faiz Hariç) takipli alacağın DAVALI şirketin defter kayıtları ile uyumlu olduğu, Davalı tarafından Davacı adına herhangi bir fatura düzenlenmediği, davalı şirketin 2022 yılı ticari defterlerinin kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı" mütalaa edilmiştir.Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelere ve “ispat yükü”ne ilişkin açıklama yapılmasında yarar vardır.İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir.İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.”Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre “(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun .....tarihli ve .....K. sayılı kararında da değinilmiştir.HMK'nın 222.maddesine göre; ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Bu şartlara şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.TBK'nın 207. maddesine göre satım akdi kural olarak peşin olup, alıcı ve satıcının edimlerini aynı anda ifa etmesi asıldır. TBK'nın 207/2. maddesi gereğince sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı gün ifa etmekle yükümlüdürler. Faturanın davacı/alıcı tarafından sunulması ve kayıtlı olması nedeniyle, davalının ayrıca emtiayı teslim ettiğini kanıtlamasına gerek bulunmamaktadır. İspat yükü TMK'nın 6 ve HMK'nın 190. maddesine göre davacıda olup, davacının avans ödemesini yaptığını kesin delillerle kanıtlaması gerekmektedir.Dosya tüm deliller ile birlikte somut olay bakımından değerlendirildiğinde; HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Yukarıda bahsi geçen Yargıtay .....Hukuk Dairesi, Tarih, █████████Esas, █████████ Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi TBK'nın 207. maddesine göre satım akdi kural olarak peşin olup, alıcı ve satıcının edimlerini aynı anda ifa etmesi asıldır. Bu kapsamda davacı, yapmış olduğu ödemeleri taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında avans olarak yaptığını ispatla yükümlüdür. Davacı tarafından davalıya "ham madde alım bedeli", "mal alım bedeli" ve "ham madde alım için ön ödeme" açıklamalarıyla üç parça halinde toplamda 222.130,00 TL ödeme yapıldığının celp edilen dekontların incelenmesinden anlaşıldığı ve ilgili ödemenin usulüne uygun lehine tutularak lehine delil teşkil eden davacı ve davalı taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafından her ne kadar ilgili ödemelere ilişkin mal teslimlerinin yapıldığına yönelik bir takım kargo gönderileri sunulmuş ise de ilgili kargoların gönderildiği adreslerin davacı şirketin ticaret sicil kaydı adresi ile uyumlu olmadığı gibi ilgili kargo gönderilerinin içeriğinin ne olduğu ve ne miktarda hangi mal teslimi yapıldığına yönelik yeterli delil ve açıklamanın sunulmadığı, gönderici isimlerinin farklı olmasının taraflar arasında kararlaştırıldığının ispatlanamadığı, davalı tarafça ilgili ödemeler kapsamında teslimi yapılan ürünlere dair herhangi bir faturanın da düzenlenmediği ve ticari defter kayıtlarının bu durumu doğruladığı hususları birlikte ele alındığında davalı tarafından ilgili ödemelere yönelik mal teslimi gerçekleştirildiği hususunun ispatlanamadığı, davacı taraf ticari defterlerinde yapılan inceleme ve dava konusu dekontların incelenmesi sonucunda da açıkça ilgili ödemelerin sipariş avansı olarak yapıldığının anlaşıldığı, bu açıklamalar ışığında davacının davalıya avans ödemesi yaptığı ve ilgili alım satım sözleşmesi kapsamında davalının edimini yerine getirdiğini ispatlayamadığı anlaşılmakla davacı tarafın davalı tarafından ifanın gerçekleştirilmemiş olması nedeniyle seçimlik haklarından olan sözleşmeden dönme hakkını kullanarak ödediği mal alım bedellerinin iadesini davalı yandan talep edebileceği kanaat edilmekle, davanın kısmen kabulü ile ödeme miktarı olan 222.130,00 TL asıl alacak üzerinden davalının Diyarbakır İcra Müdürlüğünün .....takip sayılı takip dosyasında gönderilen ödeme emrine yapmış olduğu itirazın iptaline karar verilmesi gerekmiştir.Takip talebinde davacı ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek faiz talebinde bulunmuş ise de, bu hususta davalının takip öncesinde temerrüde düşürüldüğüne ilişkin dosyaya belge sunulmadığı anlaşılmakla, toplam 21.939,02 TL işlemiş faiz talebi bakımından ispatlanamayan davanın reddine, takibe konu alacağın sözleşme kapsamında ödemesi yapılan avans ödemelerine dayalı olması nedeniyle likid ve muayyen olduğunun anlaşılmasına göre, kabul edilen asıl alacak üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM
:Gerekçesi gerekçeli kararda açıklandığı üzere;1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE; Davalının Diyarbakır İcra Müdürlüğü'nün .....sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın 222.130,00 TL asıl alacak yönünden İPTALİNE, takibin bu miktarda asıl alacak yönünden takip talebinde belirtilen şartlarla aynen DEVAMINA, işlemiş faize ilişkin istemin reddine,2-44.426,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 15.173,70 TL karar ve ilam harcından, başlangıçta yatırılan 2.947,74 TL peşin harcın mahsubu sonucu bakiye kalan 12.225,96 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,4-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 2.947,74 TL peşin harç 427,60 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 3.375,34 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından tebligat ve posta gideri, ATK fatura ücreti, bilirkişi ücreti, yol gideri olarak sarf edilen toplamda 6.680,25 TL yargılama giderinin, kabul/red oranı dikkate alınarak, 6.079,69 TL'lik kısmının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kalan kısmın davacı üzerinden bırakılmasına,6-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,7-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 21.939,02 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,8-Arabuluculuk aşaması görüşme sonucunda anlaşamama ile sonuçlandığından, 6325 Sayılı HUAK'nun 18/A-13 maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul/red oranı dikkate alınarak, 2.839,51 TL'lik kısmının davalıdan tahsili, bakiye kalan kısmın davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,9-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.Katip Hakim