Anahtar kelimeler: Kabulüreddine İzlendiğini Süreçlerinin Riskler Titizlikle Kentsel Dönüşüm Başlanılmadan Akdedildiğini Projesi

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2023
NUMARASI
: ████████ Esas ███████ Karar
DAVA
: Tazminat
DAVA TARİHİ
: █████/2016
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026
Davanın kısmen kabulü-reddine ilişkin kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
: Davacılar vekili; bir kentsel dönüşüm projesi için müvekkillerince kurulan Adi Ortaklık ile davalı sigorta şirketi arasında müvekkillerinin sigorta ettireni, dava dışı ...’nin sigortalısı olduğu İnşaat Tüm Riskler Sigorta Poliçesi akdedildiğini, inşaat projesine gerek başlanılmadan önce gerekse devamında hem ilgili kamu kurumlarınca hem de müvekkillerince tüm tespit ve tetkik süreçlerinin titizlikle izlendiğini, birden fazla zemin etüt raporu alındığını, ihale için tüm gerekliliklerin yerine getirildiğini, davalının da bu zemin etüt raporlarını görerek poliçe düzenlediğini, ancak 12.07.2015 tarihinde ... Bölgesinde meydana gelen yağış sebebiyle yapımının büyük kısmı tamamlanan R2/7 blok ve çevresinde kayma ve deformasyonlar oluştuğunu, riziko adresinde meydana gelen bu hasarın 14.07.2015 tarihinde davalı sigorta şirketine bildirildiğini,davalının ihbarı müteakip eksper göndererek inceleme yaptırdığını, ancak davalının inceleme sonucunu paylaşmadığını, haksız ve keyfi bir şekilde TBKnın 31/5 ve TTK 1445/1 maddeleri uyarınca 01.09.2015 tarihi itibariyle sözleşmenin feshedildiğini bildirdiğini, akabinde davalının müvekkillerine ...'nin ihale şartnamesinde aradığı asgari gereklilikleri taşımayan, kabul edilemez ön şartlar, muafiyetler ve primler içeren ... Poliçe teklifinde bulunduğunu ve teklifin reddedildiğini, davalı tarafından atanan ve ne yaptığı anlaşılamayan eksper incelemesine karşılık, müvekkillerinin de bir eksper atadığını ve durumu davalı şirkete bildirdiğini ve raporun davalı ile paylaşıldığını, davalının hasar red bildiriminde bulunduğunu, ancak davalının kararının dayanağı olan raporun halen müvekkillerine tebliğ edilmediğini, daha sonra müvekkillerinin feshin haksızlığı ve hasarın tespiti için mahkemeden tespit talebinde bulunduğunu ve raporun davalıya tebliğ edildiğini, davalının sözleşmeyi feshinin, TTK ile Poliçe Genel-Özel şartlarına aykırı, haksız ve keyfi olduğunu, sigorta sözleşmesinin feshine ilişkin hükümlerin TTK'nda özel olarak düzenlenmiş olması nedeniyle 6098 sayılı TBK'nun 31/5 maddesinde yer alan fesih hakkının kullanılmasının mümkün olmadığını, ayrıca sigorta sözleşmesinin rizikonun gerçekleşmesinin ardından TTKnın 1445/1 m. uyarınca feshedilemeyeceğini, kaldı ki davalı fesih hakkını 1 aylık sürede kullanmadığından fesih ve prim isteme hakkını kaybettiğini, ayrıca feshin hatalı bir şekilde geriye dönük olarak yapıldığını, müvekkilinin projenin hazırlanmasında ve uygulanmasında kusuru olmadığını, ancak aşırı yağış nedeniyle oluşan durumun ani ve beklenmedik bir durum olduğunu, sözleşmenin haksız fesih nedeniyle uğranılan zararlardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan 2.212.511,32-TL'nin ve 63.870,09-TL poliçe priminin haksız fesih tarihi olan 03.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline, munzam zarar dahil fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla poliçe çerçevesinde haksız olarak reddedilen hasarlar için 12.07.2015 tarihinde meydana gelen riziko sebebiyle doğan zarar için 1.962.000-TL'nin, TTK 1426/1 m. uyarınca hasar önleme ve tespit çalışmalarından kaynaklanan 635.912,90-TL'nin TTK 1427.m. uyarınca temerrüt tarihi olan 28.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili; sözleşmenin feshinin TBK'nın 138. maddesine dayandırıldığını, olayda işlem temelinin çöktüğünü, zira Haziran-Temmuz ayında doğal afet niteliğinde yaşanan yağmur sonrasında yaşanan kaymaya bağlı olarak inşaatın ... tarafından durdurulduğunu, sahada yeni bir etüd, proje çalışması yapılması gerektiğinin ortaya konulduğunu, heyelanın devam ettiğinin tespit edildiğini ve inşaatın bu haliyle müvekkili dışında hiçbir sigorta şirketi tarafından sigortalanmak istenmediğini, müvekkilinin değişen şartlarla sözleşmeye devam etmesinin mümkün olmadığını, öte yandan müvekkilinin sözleşmenin değişen koşullara göre uyarlanmasını sağlayarak ve karşı tarafı da sigortasız bırakmayarak taraflar arasındaki menfaatler dengesinin korunmasına yönelik girişimlerde bulunduğunu, bir diğer fesih nedeninin ise sigortalının müvekkilinde yarattığı güven eksikliği olduğunu, zira risk gerçekleşmeden önce sahada sürekli değişiklik yapma ihtiyacının duyulmasının inşaatın projeye uygun ilerlemediğine karine oluşturduğunu, bu durum ve yapılanların müvekkiline bildirilmemesinin ise güven kaybına neden olduğunu, feshin TTK 1445. m. uyarınca yapılmadığını, TBK 138. m. uyarınca işlemin temelinden çökmesini gerektiren durum devam ettiği sürece ilgili tarafın sözleşmeyi feshedebileceğini, poliçe genel şartlarına göre, plan, proje ve hesap hatasından dolayı sigortalı mallarda meydana gelecek fiziksel ziya ve hasarların teminat dışı olduğunu, somut olayda inşaatta projeye aykırı davranıldığının anlaşıldığını, bu durumun raporlarla ortaya konulduğunu, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, talep edilen zarar miktarının fahiş olduğunu ve kabul edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
: Mahkemece █████/2018 tarihli (████████ E. ████████ K sayılı) kararla; işinin uzmanı ve tacir olan davacı yüklenicilerin adi ortaklığın eser sözlemesi kapsamındaki işi ifa ederken inşaat sahasına aşırı yağmur suyu girişini engellenmediği, bu hususta gerekli tedbirlerin işin niteliğine ve tekniğine uygun olarak özenle almadığı, yağış yükünün zemini ağırlaştırdığı ve daha önce kaya olarak tanımlanan seviyelerin bilinen toprak yapısından ötürü hızla killeşmesini engelleyecek önlemlerin alınmasında yeterli özenin göstermemiş olması nedeniyle davacının asli kusurlu bulunduğu, davacı yüklenicilerin TBKnın 472/3 maddesine göre işin ifası sırasında yöre için öngörülebilir tehlikeyi ortadan kaldıracak tedbirleri aşama aşama alarak ve gerekirse durumu dava dışı iş sahibi ...'ye bildirerek gerekli çözümleri üretmeden işe devam etmesinde asli kusurlu bulunduğu, teknik bilirkişilerin hasarın oluşumu noktasında davacıların kusurlu bulunmadığına yönelik görüşlerinin mahkemece kabul görmediği, bölgenin her mevsim aşırı yağışlı bulunması karşısında ve teknik değerlendirmeler kapsamında kusura yönelik değerlendirmenin mahkemenin yetkisi kapsamında kaldığı, İnşaat Sigortası Genel Şartlarının A.4 maddesinin (ı) bendi ile kusurlu işçilik/imalat hatasından dolayı sigortalı mallarda/binada meydana gelecek fiziksel ziya ve hasarlar sigorta teminatı dışında bırakıldığı, dava konusu R2/7 blokta oluşan hasarın tazmini ile buna bağlı oluştuğu iddia olunan zarar tazmini taleplerinin dava dışı iş sahibi ... tarafından inşaatın durdurulduğu, inşaat için yeni projelendirme yapılmadığı, bu noktadan sonra, davalı sigorta şirketi yönünden sigortaya konu riskin üstlenilmeyecek şekilde ağırlaştığı, bu nedenlerle davalı sigorta şirketinin sigorta sözleşmesini feshetmekte ve buna bağlı olarak da poliçeyi iptal etmekte haklı bulunduğu, davacıların zararlarının tazminine yönelik taleplerinin sigorta poliçesi teminat kapsamı dışında kaldığı, davalı sigorta şirketince taraflar arasında düzenlenen İnşaat Tüm Riskler Sigorta Poliçesi'ni iptali nedeniyle sigorta sözleşmesinin feshi ve poliçenin iptali sebebiyle TTK.1419.maddesine göre sigorta sözleşmesi sona erdiği takdirde kanunda aksi öngörülmemişse, işlemeyen günlere ait ödenmiş sigorta primlerinin sigortalıya iadesinin gerektiği, 63.870,09-TL iadesi gereken prim tutarı bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 68.870,09- TL iade prim tutarının █████/2015 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazla istemlerin reddine karar verilmiştir.
Dairemizin █████/2020 tarihli (█████████ E. ████████ K. Sayılı) ilamıyla; dosya kapsamında mevcut olup hasar öncesi ve sonrasında düzenlenen teknik raporlar, delil tespiti raporu ve bilirkişi heyeti raporu ile tarafların bilirkişi raporuna yönelik beyan ve itirazları dikkate alındığında, bilirkişi heyeti raporunun tarafların iddia ve savunmalarını tamamen karşılamadığı, önceki raporlarda yer alan tespitleri yeterince irdelemediği, hükme ve denetime elverişli olmadığı, kabule göre ise uyuşmazlık konusu hususlar hakimlik bilgisi ile çözülemeyecek nitelikte teknik hususlar olup, ilk derece mahkemesince yeni bir bilirkişi raporu almak yerine mevcut bilirkişi heyet raporundaki tespitlerin aksine karar verilmesinin ve üstelik mahkemece kabul edilen hususların gerekçelendirilmemesinin doğru olmadığı, mahkemece, sigortacı bir bilirkişinin de yer alacağı konusunda uzman yeni bir bilirkişi heyetinden tarafların kusuru, hasarın teminat dahilinde olup olmadığı, ayrıca hasar sonrası oluşan durumun TBKnın 138maddesi uyarınca davalı yönünden aşırı ifa güçlüğü yaratıp yaratmadığı hususunda rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına,davalı vekilinin istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkemece; davacıların oluşturduğu adi ortaklık tarafından üstlenilen, davalı sigorta şirketi tarafından inşaat tüm riskler sigorta poliçesi ile teminat altına alınan inşaat mahallinde meydana gelen yağış sonucu, poliçe kapsamındaki inşaat işlerinden R2/7 blok ve çevresinde █████/2015 tarihinde toprak kayması ve deformasyonlar oluşması şeklinde davaya konu hasarın meydana geldiği, davacı tarafça hasarın davalı sigorta şirketine █████/2015 tarihinde ihbar edildiği, davalı sigorta şirketince eksper incelemesinden sonra █████/2015 tarihli yazı ile sigorta poliçesinin █████/2015 tarihi itibariyle feshedildiğinin bildirildiği, TTK'da sigorta ile ilgili özel düzenleme olduğundan TBK'nın 138. maddesinin değil, 1445. maddesine göre değerlendirme yapılması gerektiği, davalı sigorta şirketinin fesih bildirimini TTK'nın 1445 maddesinde düzenlenen hak düşürücü süre içerisinde yapmaması nedeniyle feshin geçerli olmadığı, bu nedenle sözleşmenin poliçe süresinin sonuna kadar devam ettiği, buna karşılık davacı sigortalı tarafça fesih sonrası ikinci bir sigorta yaptırılmış olmakla feshin varlığının kabul edilmiş sayıldığı, bu nedenle fesih beyanından itibaren sözleşmenin ileriye dönük olarak sona erdiğinin kabulü gerektiği, fesih ileriye etkili olduğundan sigortacının tazminat borcunun devam edeceği, ancak fesih tarihinden itibaren sigortacının işlemeyen günlere ait aldığı primleri TTK’nun 1419. maddesi gereği iade etmesi gerektiği, başlangıçtan feshin hüküm ifade ettiği █████/2015 tarihine kadar tahakkuk eden prim tutarı 19.136,49-TL'nin mahsubu ile 63.870,09-TL prim tutarının fazladan ödendiği, poliçenin açıklamalar başlığı altında “teminatımız zemin etüd raporunda yazılı önerilerin gerçekleştirilmesi şartı ile geçerlidir” koşulunun yer aldığı, poliçenin Kloz:110 yağış, sel ve seylap riskleri ile ilgili güvenlik önlemlerine ait garanti kozu başlıklı düzenlemenin 1. ve 2. fıkrasında sigortalı kıymetlerde, yağış sel veya seylap sonucunda meydana gelecek kayıp ve zararların ancak, söz konusu projenin çizimi ve gerçekleştirilesi sırasında gerekli emniyet önlemlerinin alınmış olması ön koşuluyla teminata dahil olacağının kararlaştırıldığı, düzenlemede gerekli emniyet önlemlerinden ise plan ve proje hazırlığı safhasında yapılan hesaplamalarda ve projenin uygulanması sırasında, sigortalı inşaat alanıyla ilgili olarak ve tüm sigorta süresini kapsamak üzere 20 yıllık bir dönüşüm süresini dikkate alacak şekilde meteorolojik verilerden ve istatistiklerden yaralanılmış olmasının kastedildiği, Mart 2015 tarihli zemin etüd raporunun 97, 100, 101. ve 102. 120. 121 sayfalarında inşaatın yapılacağı alanla ilgili hangi önlemlerin alınması gerektiğinin açıkça belirtildiği, Jeoloji mühendisi bilirkişi tarafından oluşan hasarın zeminde alınması gerekli önlemlerden kaynaklanmadığı belirtilmiş ise de bu tespitin jeoloji mühendisliği açısından geçerli olduğu, aynı raporda inşaat bilirkişisi tarafından davaya konu R2/7 blok yanı başında bulunan ... inşaat kazısında herhangi bir iksa önlemi alınmamasının ve R2/7 blok çevresinde zemin drenajının yeterince yapılmamasının, binanın temel sisteminin yeterince sağlam zemine oturtulmamasının, bunu temin etmek için kazıklı temel, jetgrout kolon veya zemin iyileştirilmesi yapılmamasının davaya konu R2/7 blokta oluşan kaymaya neden olduğu yönünde görüş bildirdiği, Mart 2015 tarihli zemin etüd raporu sayfa 121’de bu duruma ilişkin açıklama yapıldığı, █████/2021 tarihli raporda inşaat mühendisinin yer verdiği tespitlerin, bu gerekliliğe uyulmamış olduğunu gösterdiği, tarafların itirazı üzerine heyete iki inşaat mühendisi daha dahil edilerek üç inşaat mühendisi bilirkişinin görüş bildirdiği █████/2022 tarihli rapor ile de dosya kapsamında alınan raporlarda zemin etüt raporuna uyulmadığını kanıtlar tespitlerde bulunulduğu, her ne kadar davalı sigortanın tazmin borcu geçerli olmaya devam etse de poliçenin açıklamalar kısmında yer verilen şart yönünden ve davacı tarafça inşaatın yapımı sırasında, zemin etüd raporunda yazılı önerilerin bir kısmını gerçekleştirmediğinden davalı sigortanın poliçe gereğince tazmin yükümlülüğünün bulunmadığı, hasara yol açan yağışın, bölge için olağanüstü bir durum olmadığı, afet olmadığı hususlarının █████/2021 tarihli heyet raporunda yer alan meteorolog bilirkişi tarafından delilleri ile izah edildiği, poliçede 20 yıllık dönüşüm süresi dikkate alacak şekilde meteorolojik verilerden ve istatistiklerden yararlanılmış olması gereğine işaret edildiği, bu düzenleme ile dava konusu hasara yol açan büyüklükteki bir yağış olayının taraflarca önceden hesaba katılmış olduğu, davaya konu hasarın poliçe teminatı kapsamında kalmadığı, hasar tutarı, hasarın tespiti ve önlenmesine ilişkin tazmin taleplerinden davalının sorumlu olmadığı, davacı tarafça haksız fesih nedeniyle inşaatın 4 ay durduğu, buna bağlı olarak da 3 kalem toplamda 2.212.511,52-TL müspet zararın meydana geldiği ileri sürülmüş ise de genel şartların yukarıda anılan hükmü gereğince inşaatın durmasından kaynaklı netice zararların sigorta teminatının dışında kaldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 63.870,09-TL'nin █████/2015 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, diğer istemlerin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacılar vekili; Mahkemece istinaf kararında tespit edilen hususların aksi yönde tutum sergilendiğini, mahkemenin kararının üstü kapalı direnme kararı niteliğinde olduğunu, azınlık teknik görüşüne itibarla hüküm tesis edildiğini, mahkemece maddi vakıaların doğru olarak tespit edilip değerlendirmediği gibi yargılamanın hatalarla ve eksiklerle devam ettirildiğini, daha önce aynı bölge için yapılan zemin etüdü raporlarına rağmen müvekkili tarafından ... ...Ltd Şti isimli firmadan yeni bir zemin etüdü raporu aldığını ve bu raporun belediye ve ... tarafından onaylandığını, etüt raporundaki veriler doğrultusunda ...'nin tünel kalıp sistemiyle UBMS isimli firmaya statik betonarme projeler dahil tüm projelerin hazırlatıldığını, projelerin ... tarafından da onaylandığını, mahkemenin dikkate almadığı bilirkişi hakim görüşüne göre müvekkilinin inşaatı zemin etüd raporuna uygun bir şekilde gerçekleştirdiğini, mahkemenin kabul ettiğinin aksine ekspertiz raporunda ... inşaatı da değerlendirilerek müvekkilinin gerekli önlemleri aldığından bahsedildiğini, bilirkişi raporunda ve mahkemenin gerekçesinde bu tespitlerin hiç değerlendirilmediğini, mahkemenin kararında delil tespiti raporunun da hatalı yorumlandığını, oysa delil tespiti raporunda inşaatın zemin etüt raporuna uygun gerçekleştiğinin bildirildiğini, tüm tespit dosyası incelendiğinde müvekkiline atfedilen bir kusur olmadığı, zemin inşaatının etüt raporuna uygun olduğunun anlaşılacağını, mahkemece hükme esas alınmayan bilirkişi raporundaki teknik hakim görüşe göre Haziran - Temmuz 2015 döneminde meydana gelen yağığını ani ve beklenmedik olduğunu, hasarın afet boyutundaki yağış neticesinde gerçekleştiğini, mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporlarındaki olay öncesi olan teknik görüş ve raporların seçici biçimde eksik olarak değerlendirmeye alındığını, müvekkili lehine olan bir çok raporun göz ardı edildiğini, dava konusu taleplerin haklılığını ispatlayan ilk teknik heyet raporunun değerlendirmeye alınmadan karar verilmesinin kararın ne derece hatalı olduğunu gösterdiğini, bahsi geçen rapordaki tespitlerin dikkate alınmamasının mahkemenin hatalı sonuca varmasına neden olduğunu, dikkate alınmayan teknik raporların müvekkilinin taleplerinin poliçe kapsamında olduğunu ispatladığını, Mahkemece davalının sigorta poliçesine haksız olarak feshettiğinin kabul edilmesine rağmen haksız fesihten kaynaklanan tazminat talebinin reddine karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
: Dava, İnşaat Tüm Riskler Sigorta Poliçesi kapsamında oluşan hasar bedelinin tazmini ile poliçenin haksız feshi nedeniyle uğranılan zararın tazmini ve ödenen prim tutarının iadesi istemine ilişkindir.
Davacıların oluşturduğu adi ortaklığın Rize İli Merkez İlçe, ... Mahallesi mevkiinde 759 adet konut, 1 adet cami, 1 adet ... inşaatı ile Alt Yapı ve Çevre Düzenlemesi işini ...'ye karşı üstlendiği, bu işe ilişkin olarak davalı sigorta tarafından 27.01.2015’te başlayan ve 07.11.2016 tarihine kadar inşaat süresi işi kapsamlı ve █████/2016-█████/2017 arası bakım devresi süreli inşaat tüm risklerin sigorta teminatına alındığı, davacıların üstlendiği inşaat mahallinde meydana gelen yağış sonucu, poliçe kapsamındaki inşaat işlerinden R2/7 blok ve çevresinde █████/2015 tarihinde toprak kayması ve deformasyonlar oluşması şeklinde davaya konu hasarın meydana geldiği, davacı tarafça hasarın davalı sigorta şirketine █████/2015 tarihinde ihbar edildiği, davalı sigorta şirketi tarafından bu ihbara müteakip eksper gönderildiği, ardından uzman bir teknik ekibi tarafından inceleme yapıldığı ve davalı sigorta şirketince █████/2015 tarihli yazı ile sigorta poliçesinin █████/2015 tarihi itibariyle feshedildiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır.
Davacılar, sigorta konusu inşaat devam ederken bölgede meydana gelen aşırı yağışların neden olduğu hasarın teminat kapsamında olmasına rağmen ödeme yapılmadığını, ayrıca sigorta sözleşmesinin rizikonun ağırlaştırılması gerekçe gösterilerek haksız olarak feshedildiğini, oysa tüm gerekliliklerin yerine getirildiğini, kendilerinin bir kusurlarının bulunmadığını, davalının hasar bedeli ile sözleşmenin haksız feshinden kaynaklanan zararlardan sorumlu olduğunu, ödenen primlerin TTK 1419. maddesi gereğince iadesinin gerektiğini ileri sürmektedir. Davalı ise sözleşmenin TBK’nun 138.maddesi uyarınca feshedildiğini, dava öncesi ihtarda hukuki nitelendirmenin hatalı yapıldığını, değişen şartlar nedeniyle sigortalanamaz hale gelen riski müvekkilinin üstlenmesine devam etmesinin beklenilmesinin hakkaniyetle bağdaştırılamayacağını, kaldı ki poliçe genel şartlarına göre, plan, proje ve hesap hatasından dolayı sigortalı mallarda meydana gelecek hasarların teminat dışı olduğunu, somut olayda inşaatta projeye aykırı davranıldığını belirterek davanın reddini savunmaktadır.
Dairemizin █████/2020 tarihli kaldırma kararından sonra mahkemece devam eden yargılamada meteoroloji mühendisi, jeoloji mühendisi, inşaat mühendisi, sigorta bilirkişilerden oluşan heyetten rapor alındığı, sigorta poliçesinin haksız feshedildiğinden bahisle fazla alınan primlerin iadesine, hasarın poliçe teminatı dışında kalması nedeniyle diğer taleplerin reddine karar verilmiştir. Hükme karşı davacı tarafça istinaf başvurusu yapılmış olup, istinaf önüne gelen uyuşmazlık hasarın poliçe teminatı kapsamında olup olmadığı hususundadır.
Poliçenin, açıklamalar başlığı altında “teminatımız zemin etüd raporunda yazılı önerilerin gerçekleştirilmesi şartı ile geçerlidir” koşulu bulunmaktadır. Yine poliçenin Kloz:110 yağış, sel ve seylap riskleri ile ilgili güvenlik önlemlerine ait garanti kozu başlıklı düzenlemede 1. ve 2. Fıkrasında; “...Bu kloz ile, poliçe şartlarında ve ekli zeyilnamelerde yer alan diğer hükümler aynen saklı kalmak şartıyla taraflar, sigortalı kıymetlerde, yağış sel veya seylap sonucunda meydana gelecek kayıp ve zararların ancak, söz konusu projenin çizimi ve gerçekleştirilesi sırasında gerekli emniyet önlemlerinin alınmış olması ön koşuluyla teminata dahil olacağını kararlaştırmışlardır. Gerekli emniyet önlemlerinden kasıt, plan ve proje hazırlığı safhasında yapılan hesaplamalarda ve projenin uygulanması sırasında, sigortalı inşaat alanıyla ilgili olarak ve tüm sigorta süresini kapsamak üzere 20 yıllık bir dönüşüm süresini dikkate alacak şekilde meteorolojik verilerden ve istatistiklerden yaralanılmış olması...” halleri ön koşul olarak düzenlenmiştir.
Hasarın meydana geldiği inşaat sahası ile ilgili Mart 2015 tarihinde düzenlenen ve resmi kurumlar tarafından zemin etüd raporunda; özellikle 97, 100, 101, 102 ve 120 sayfalarda zeminle ilgili dikkate edilmesi gereken hususlara dikkat çekilmiştir. Bu kapsamda alandan geçen iki adet dere nedeniyle yağışların yoğun olduğu dönemlerde su tehditlerine karşı dikkat çekilmiş olup, yapılar için gerekli drenaj ağı oluşturulması, olası su taşkını riski durumu düşünülerek kotların DSİ görüşleri ve taşkın kotları dikkate alınarak belirlenmesi ve önlemlerin alınması tavsiye edilmiştir (97. sayfa). Yağışlı dönemlerde su muhtevasının/doygunluğun artmasına bağlı olarak ortaya çıkabilecek stabilite sorunlarına karşılık mümkün olduğunca projeli kazı yapılması ve desteksiz kazıdan kaçınılması, yüklenici firmanın uygun hafriyat ve kalıcı stabiliteyi sağlamaya yönelik proje geliştirmesi, tekniğine uygun ve risksiz hafriyatın kaldırılmasını ve kalıcı stabiliteyi sağlaması gerektiği bildirilmiştir (100. Sayfa). Yine raporda zeminin gösterebileceği reaksiyonları öncen fark ederek gerekli inşai tedbirleri alabilecek zaman kazanabilmek için alan çevresinde sürekli risk takibi yapılması gerektiğine dikkate çekilmiştir. Lüzumu halinde kullanmak üzere kaya tahkimat /betonun hazırda bekletilmesi, hafriyat alımı aşamasında, riskli "önlemli" arazide çalışıyormuş hassasiyetiyle çalışılması gerektiği belirtmiştir (101, 102. sayfa). Raporda “Derin temel kazısı esnasında ve geçici şevli kazılarda oluşabilecek kütle hareketlerini engellemek için uygun şev eğimi karayolları şev projelendirmesi rehberine uygun verilmelidir. Yeterli şev verilemeyen kazı aynalarının iksa şev perdeleri ile güvenliğe alınması gerekir. Temel kazısında oluşacak kazı şevleri yeterli şev açısı oluşturularak yapılmalı, şev stibilitesini sağlamak için gerekli istinat tedbirleri alınmalıdır” şeklindeki değerlendirmelere yer verilmiştir (121. sayfa).
Bahsi geçen poliçede teminat zemin etüdündeki önerilere uygun hareket edilmesi şartına yer verildiğinden, davacının zemin etüdü raporunda yer verilen önerilere uygun hareket edip etmediğinin, hasarın bundan ileri gelip gelmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. █████/2021 tarihli raporda, jeoloji mühendisi tarafından yapılan değerlendirmede dava konusu inşaat çalışmasının 09.03.2015 tarihli Zemin Etüt Raporuna göre istenilen proje ve malzemeler ile usulüne uygun yapıldığı, oluşan hasarın zeminde alınması gerekli önlemlerden kaynaklanmadığı yönünde tespitte bulunulmuştur. Ancak kök ve ek raporlarda inşaat bilirkişileri tarafından yapılan değerlendirmelerde zemin etüdü raporundaki öneriler irdelenmiş, davaya konu R2/7 bloğun yanında bulunan ... inşaat kazısında herhangi bir iksa önlemi alınmamış olması ile R2/7 blok çevresinde zemin drenajının yeterince yapılmamış olmasının ve binanın temel sisteminin yeterince sağlam zemine oturtulmamasının, bunu temin etmek için kazıklı temel, jetgrout kolon veya zemin iyileştirilmesi yapılmamasının davaya konu R2/7 blokta oluşan kaymaya neden olduğu kanaati bildirilmiştir. Gerek kök gerekse ek bilirkişi raporlarında inşaat mühendisi bilirkişilerce zemin etüt raporuna uyulmadığını gösteren tespitlerde bulunulmuştur.
Davacının talebi üzerine ███████ D.İş sayılı dosya kapsamında düzenlenen 04.02.2016 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu R2/7 nolu bloğun 2 bodrum +zemin + 12 kat şeklinde planlandığı, inşaat işlemi tamamlanmasını takiben binanın güney kesiminin zemin kat seviyesine kadar (5-6m) doldurulması ve kuzey kesiminin ise mevcut durumunda bırakılmasının düşünüldüğü, bu uygulama sonucunda bina temel seviyesinin tamamının kazı taban kotunda kalmayacağı, güney kesiminin 5-6 mlik dolgu ile destekleneceği, bu durumun binanın inşaatının ve dolgu işlemlerinin tamamlanmasından sonra gelişebilecek taşkın olaylarına karşı bina temelinde meydana gelebilecek kayma olaylarının önüne geçebilmesine olanak sağlayacağı şeklinde planlandığı, ancak aşırı yağışların ve bununla ilişkili|gelişen sel olayının inşaatın ve dolgu işleminin tamamlanmadan gelişmiş olduğu ve bina temeline zarâr verdiği, kaymanın oluşmasındaki en büyük sebebin, dolgu işleminin bina tamamlanmasından sonra yapılmasının planlanması olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir. Davacının dayandığı bu raporda dolgu işleminin yapılmadığı, ancak hasara aşırı yağışların neden olduğu belirtilmiştir. Buna karşılık kaldırma kararından sonra alınan █████/2021 tarihli heyet raporunda meteoroloji mühendisi tarafından yapılan değerlendirmede dava konusu hasara yol açan yağışın bölge için olağanüstü bir durum olmadığı, afet kabul edilemeyeceği delilleri ile izah edilmiş, bilimsel veriler ve geçmiş ölçümler çerçevesinde meydana gelen yağışın 6 ila 9 yılda tekrar ettiği açık bir şekilde tespit edilmiştir. İTÜ Rektörlüğü / Deprem Mühendisliği ve Afet Yönetim Enstitüsü Müdürlüğü tarafından hazırlanan 03.08.2015 tarihli teknik raporda da; R2/7 bloğunda oluşan hasarların nedeninin; binanın temel sisteminin yeterince sağlam zemine oturtulmaması, bunu temin etmek için kazıklı temel, jetgrout kolon veya zemin iyileştirmesi yapılmaması, daha alt kotta yer alan ... inşaatının temel kazısının daha sonra ve herhangi bir iksa önlemi alınmadan yapılmış olması, içerisinden su akmakta olan ve ıslak olan zeminin yamaç aşağı yönde kaymasına neden olunduğu, parseldeki dolgu tabakasının kalınlığı, yerinde görülen zemin özellikleri ve temel zemini ile binada ölçülen hareketler dikkate alındığında, temel sisteminin uygun olarak seçilmediği belirtilmiştir. Bu tespitlere göre zemin etüd raporunda yukarıda açıklanan önerilere riayet edilmediği anlaşılmaktadır. Poliçenin Kloz:110 yağış, sel ve seylap riskleri ile ilgili güvenlik önlemlerine ait garanti kozu başlıklı düzenlemenin 2. fıkrasında gerekli emniyet önlemleri izah edilirken 20 yıllık dönüşüm süresini dikkate alacak şekilde meteorolojik verilerden ve istatistiklerden yararlanılmış olması gereğine işaret edilmiştir. Dava konusu hasara yol açan büyüklükteki bir yağış olayının taraflarca önceden hesaba katılmayacak bir yağış olayı olmadığı da dikkate alındığında hasarın poliçe teminatı dışında kaldığının kabulünde isabetsizlik görülmemiştir.
Davacıların diğer bir talebi, sigorta sözleşmesinin haksız olarak feshedilmesinden kaynaklı maddi zarar istemine ilişkindir. Mahkemece davalı sigorta şirketinin keyfiyetin ne suretle sözleşmenin yapıldığı sırada öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum teşkil ettiğinin izah edilemediği ve delillendirilemediği, özel hüküm niteliğindeki TTK’nun 1445. maddesinde düzenlenen süre içinde fesih hakkının kullanılmaması nedeniyle düştüğü, dolayısıyla davalının feshinin geçerli olmadığı, bununla birlikte fesih sonrasında yeniden sigorta yaptıran davacıların çifte sigorta yasağı gereği feshin varlığını benimsediği, sözleşmenin ileriye dönük olarak sona erdiği kabul edilmiş, poliçenin feshedildiği tarihe kadar tahakkuk eden prim tutarları düşülerek kalan süre için 63.870,09-TL prim tutarının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Davacı taraf, sigorta sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle bu zararın ikame bir poliçe temin edilerek işe yeniden başlanmasına kadar geçen 4 aylık süre yönünden; hak edişin 4 ay geç elde edilmesinden kaynaklı 776.963,27-TL, işin durma süresince, davacının ödediği makine kirası, SGK primleri, ilave işçi ücretleri, su doğalgaz ücretleri dolayısı ile oluşan 1.070.748,25-TL, inşaatın durmasından kaynaklı olarak inşaat maliyetlerinde meydana gelen artış nedeniyle 364.800-TL olmak üzere toplamda, 2.212.511,52-TL maddi tazminat talebinde bulunmuş ise de İnşaat Sigortası Genel Şartları m.A.4’de "... k) İnşaatın gecikmesinden, kısmen veya tamamen durmasından, taahhüdün tamamlanamamasından, akdin feshinden veya cezai şartların uygulanmasından ileri gelen zararlar dahil kar kaybı ve estetik kusurlar gibi her türlü netice zararları,” teminat dışında kalan haller arasında düzenlenmiştir. Diğer taraftan inşaatın durması, davaya konu binanın kayması şeklideki hasar olayında ihmali olan davacılardan kaynaklandığı anlaşılmakla davacılar vekili tarafından ileri sürülen aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın reddine dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından, davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile kalan 552,10-TL harcın davacılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Davacılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,
HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!