Anahtar kelimeler: Konusuelatmanın Müsadeli Sokno Muratpaşaantalya Misafirlerine Mukim Refakatçilerine Yatan Binada Mahalde

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ
:█████/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ
:█████/2025
DAVANIN KONUSU
:Elatmanın Önlenmesi (Satın Almaya Dayalı)
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ
:█████/2026
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
:
Davacı vekili; davalı taraf ile müvekkil şirket arasında "sözleşme" başlıklı 01.02.2019 tarihli sözleşme imzalandığını, anılan sözleşmenin 2.maddesi gereğince davalı tarafın, müvekkil şirket tarafından işletilmekte olan ... Mah. ... Sok.No: ... Muratpaşa/ANTALYA" adresinde bulunan ... Hastanesi'nde kendisine tahsis edilen mahalde yatan hasta ve refakatçilerine, çalışanlarına, müsadeli misafirlerine ve aynı binada mukim diğer şirketlerin personeline yemek pişirilmesi, bulaşık hizmetlerinin verilmesi ile sözleşmede yazılı diğer edimleri yerine getirmeyi üstlendiğini, anılan sözleşmenin 9.1.8 maddesinde açıkça,"Taraflar uygun gördüğü takdirde sözleşme devam ederken herhangi bir sebeple karşı tarafa 2 ay önceden bildirmek kaydıyla tek taraflı olarak sözleşmeyi feshedebilir" hükmü bulunduğunu, bu hüküm doğrultusunda davalı tarafa Antalya 11.Noterliği'nin 19.10.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi tebliğ edilerek, taraflar arasındaki sözleşmenin bahsi geçen 9.1.8 maddesi gereğince 31.12.2020 tarihi itibariyle müvekkil şirket tarafından feshedildiği ve fesih nedeniyle müvekkil şirkete ait sözleşmenin konusu hastane içindeki kafeterya-restaurant, yemekhane, mutfak alanı da dahil olmak üzere davalıya tahsis edilen tüm yerlerde bulunan tüm ekipman, elektronik cihaz, mal, ürün, dekor malzemesi, gıda malzemesi ve kendisine ait tüm eşya, ürün ve malları müvekkil şirket tarafından yapılan feshin hüküm ifade ettiği aynı zamanda sözleşmenin de sona erme tarihi olan en geç 31.12.2020 tarihinde müvekkil şirkete ait sözleşme konusu hastaneden çıkarması ve kafeterya-restaurant, mutfak, yemekhane dahil tüm hastaneyi aynı süre içerisinde personelleri ile birlikte tahliye etmesi kendisine ihtar edildiğini, sözleşmenin müvekkil tarafından feshedilmiş olmasına rağmen davalı taraf kendisine tebliğ edilen ihtarnamede ihtar edilen hususları yerine getirmediğini ve ihtarda tebliğ edildiği üzere 31.12.2020 tarihi itibariyle kendisine tahsis edilen hastane bölümlerinden ekipman ve eşyaları ile taşınmazdan ayrılmadığını beyan ederek; davanın kabulüne, taraflar arasındaki sözleşmenin müvekkil şirket tarafından feshedilmiş olduğu hususu ile davalı tarafın haksız müdahalesinin bulunduğu hususlarının tespitine, davalının "... Mah. ... Sok.No: ... Muratpaşa/ANTALYA" adresindeki taşınmaza, taşınmazda müvekkil şirket tarafından işletilen hastaneye ve hastane içindeki alan bölümlere ve taşınmazın tüm diğer alan ve bölümlerine vaki müdahalesinin men'ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
:
Davalı vekili; davacının işbu davayı 01.02.2019 tarihli sözleşmenin feshi ve el atmanın önlenmesi davası olarak açtığını, öncelikle taraflar arasında imzalanan 01.02.2019 tarihli sözleşme 31.12.2019 tarihinde sona erdiğini, bu sözleşmenin belirli süreli olduğu ve sözleşmenin 13. Maddesinde 31.12. 2019 tarihinde sözleşmenin kendiliğinden sonra ereceği açıkça belirtildiğini, sözleşme kapsamında süre bitiminde sözleşmenin aynı şartlarla yenilenme hükmü de düzenlenmediğinden sözleşmenin aynı şartlarla yenilenmesinin de söz konusu olmadığını, tarafların 31.12.2019 tarihinde sözleşmenin sona ermesinden sonra ticari ilişkilerine sözlü yaptıkları mutabakatlar ile devam ettiklerini, ticari ilişkilerinin sorunsuz devam etmesi ve karşılıklı güven ilişkisinin hasıl olması nedeni ile yazılı sözleşme yapma gereği duymadıklarını, genel hükümler çerçevesinde ticari ilişkilerine devam ettiklerini, aralarında yazılı sözleşme hükümleri 31.12.2019 tarihi itibarı ile kendiliğinden sona erdiğinden bu tarihten sonra çıkacak ihtilafların çözümünde TBK ve TTK genel hükümleri çerçevesinde değerlendirme yapılması gerektiğini, dolayısıyla 01.02.2019 tarihli sözleşme 13. Madde gereği kendiliğinden sona erdiğinden feshini talep edecekleri bir sözleşmenin de bulunmadığını, dava tarihi itibarı ile yürürlükte yazılı bir sözleşme olmadığından ile davanın reddini talep ettiklerini, müvekkil firma sahibi ile davacı arasında 31.12.2019 tarihinden sonra sona eren yazılı sözleşme yerine sözlü mutabakatlara göre hizmet alımına devam edildiğini, müvekkil firmanın ise ... Hastanesinde temizlik yemek ve bulaşık işleri için kiraladığı yerde faaliyet göstermeye devam ettiğini, davacı firmanın da bu kira bedelini müvekkil firmaya fatura ettiğini, şirketlerin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde aralarında hizmet ve kira ilişkisinin olduğunun açıkça görüleceğini, kira bedeli mukabilinde ... Hastanesinde bulunan müvekkilinin işgalci olduğundan bahsetmenin mümkün olmadığını, el atmanın önlenmesi davası açılabilmesi için mülkten yararlanan kişinin işgalci olması gerektiğini, oysa davada müvekkilinin davacının kiracısı olup kira bedeli mukabilinde taşınmazda bulunduğunu, kiracıya karşı el atmanın önlenmesi davası açılamayacağından davanın reddini talep ettiklerini, görev itirazında bulunduklarını, kaldı ki davacının Antalya 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı tahliye davası ile müvekkilin taşınmazda kiracı olduğunu kabul ederek müvekkil aleyhine tahliye davası açtığını, hem bu davada işgalci olduğu iddiası ile müdahalenin meni davası açması hem de kiracı olması nedeni ile “Antalya 2.Sulh Hukuk Mahkemesinde ... Esası ile tahliye davası açması davacı yanın iddia ve beyanlarındaki çelişkinin de kanıtı olduğunu beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:
Mahkemece; "... davacı taraf kira ilişkisine dayanarak, Antalya 2. Sulh Hukuk mahkemesinin ... esas, ... karar sayılı davasını açmış, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, ilgili karar ise taraflara tebliğe çıkarılmadığından kesinleşememiştir. Mahkemenin kira ilişkisine yönelik kabulü hukuk dünyasında henüz kesinleşmemiştir. Bu aşamada davacının iş bu davayı açmasında güncel hukuki yararı yoktur. Aksinin kabulü mahkemeler önünde birbiri ile çelişen bir çok davanın açılmasına ve bir bütün olarak meydana gelecek çeşitli hukuki durumlara göre sonuçların beklenmesine bir başka tabirle şansın denenmesine neden olur ki hukuk sisteminin bunu amaçlamadığı açıktır. Hukuk dünyasında kesinleşmemiş de olsa farklı iki kararın ortada olması ihtimali hukuki güvenirliliği zedeleyecektir. Şunu da belirtmek gerekir ki, Antalya 2. Sulh Hukuk mahkemesinin ... esas, ... karar sayılı dosyası istinaf edilmeksizin kesinleştiğinde veya istinaf edildiğinde istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiğinde, kira ilişkisinin olmadığına ilişkin mahkeme kabulünün yerinde olduğu kesinleşeceğinden, elbette ki davacının o kabul doğrultusunda el atmanın önlenmesi davası açmasında güncel hukuki yararının olduğu kesindir. Aksi durumun bölge adliye mahkemesince kabulünde ise olayda kira ilişkisinin olduğu netleşecektir. Sulh hukuk mahkemesinin kararının denetlenmesinde özetle, taraflar arasındaki sözleşmenin niteliği, sözleşmelerin birbirinin devamı olup olmadığı, tarafların davranışlarının sözleşmelerin devam iradesi olup olmadığı, birbirlerinin devamı niteliğinde olup olmadığı hususları da netleşecektir. Şu aşamada ise iş bu davanın açılmasında güncel korunmaya değer bir hukuki yararı yoktur. Tüm dosya kapsamı, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine" karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Dairemizin █████/2023 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile; "... Her ne kadar mahkemece eldeki elatmanın önlenmesi davası ile Antalya 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin ... esas ... karar sayılı dosyasına konu talebin aynı sonuca yönelik olduğu ve bu nedenle eldeki dosya yönünden hukuki yararın bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de Antalya 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin ... esas ... karar sayılı dosyasına konu sözleşmenin █████/2014 tarihli kira sözleşmesi olduğu ve bu sözleşmeye dayalı olarak kiralananın tahliyesinin talep edildiği, eldeki davada ise taraflar arasındaki █████/2019 tarihli sözleşme uyarınca elatmanın önlenmesinin talep edildiği, her iki dosyada dayanılan sözleşmelerin ve hukuki sebeplerin farklı olduğu bu nedenle davacının eldeki davayı açmada hukuki yararının bulunduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine" karar verilmiştir.
Dairemiz kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesince; "... Antalya 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin █████/2021 Tarih ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile dava konusu sözleşmede kiracı aleyhine kiraya verene tek taraflı ve TBK hükümlerine aykırı şekilde tahliyeye ilişkin maddenin geçersiz olduğu, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin TBK'nın geçici 2. Maddesi kapsamında da kalmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği ve verilen kararın da kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davacı taraf dava dilekçesinde █████/2019 tarihli sözleşmenin feshedildiğinin tespiti ile müdahalenin men’ini istemiş ise de, …şirketi ile davalı arasında 2014 yılında imzalanmış bir sözleşmenin daha bulunduğu, 2019 yılında imzalanan sözleşmenin konusunun "... mah. ... Sok. No: ... Muratpaşa /Antalya adresinde bulunan hastanede (... Hastanesi) yükleniciye tahsis edilecek mahalde; yatan hasta ve refakatçilerine, çalışanlarına müsadeli misafirlerine ve hastanenin uygun göreceği aynı binada mukim diğer şirketlerin personeline yemek pişirilmesi, self servis düzeninde sunulması ayrıca kafeteryanın ve mutfağın temizliği ve bulaşık yıkama hizmetlerinin verilmesi" olduğu, aynı sözleşmenin 3.3.5. Yüklenicinin hizmetinin hastanenin yemekhanesinde yemek servisi ve hastaneye ait bulaşık yıkama yerlerinin kullanılmasını da kapsaması durumunda hastanenin bu yerleri yüklenicinin kullanımına tahsis etmeyi .... Taahhüt ettiğinin düzenlendiği, 2014 yılından imzalanan sözleşmeninin konusunun da "işletici firma(davalı) ... Hastanesi tarafından belirlenen bölümlerdeki restaurant kafeterya alanlarında diyet ürünler fastfood ürünler.......tüm ihtiyaç ürünlerini hastalar ve personelin ihtiyaç duyabileceği yiyecek- içecek dışında kalan ürünlerin satışının yapılacağı" olduğu görülmüştür. Davacı taraf 2019 yılındaki sözleşmenin feshedildiği gerekçesi ile davalının haksız müdahalesinin önlenmesini talep etmiş ise de; taraflar arasında 2014 yılında da aynı alanların yine davalı tarafından kullanılabileceğine ilişkin yapılan sözleşmenin bulunduğu, davalının bu sözleşmeye dayalı olarak taşınmazın tahsis edilen alanlarında olduğu, tahliye talebinin mahkeme ilamı ile reddine karar verildiği hususları dikkate alınarak davalının haksız yere taşınmazın restoran kafeterya cafe gibi alanlarını işgal etmediği kanaatine varılarak davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda yer verilen emsal içtihat doğrultusunda; davacının tebliğ şerhli fesih ihtarı ile sözleşmeyi feshettiğini ortaya koyması mümkün olup, salt sözleşmenin feshedildiğinin mahkemece tespitine ilişkin davada davacı tarafın hukuki yararı bulunmadığı anlaşıldığından davacının iş bu talebi yönünden hukuki yararı bulunmadığından açılan davanın usulden reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; açılan davada hukuki yararın kararın aksine bulunduğunu, taraflar arasındaki sözleşme hükmünün açık ve net olarak ortada olduğunu, her iki tarafın da tacir olduğunu, uyuşmazlığın çözümü için hangi yasal hükümler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği hususu ile Antalya 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı dosyasında uyuşmazlığın ve sözleşmenin niteliği konusunda Yerel Mahkeme'nin ciddi yanılgıya düştüğünü, kararın gerekçesinin de aslında kararın hatalı olduğunu göstermesi bakımından önemli olduğunu, Antalya 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nde görülen dava ile huzurdaki dava konusunun farklı olduğunu, her davanın hukuki yararı ve konusunun farklı olduğunu, Sulh Hukuk Mahkemesinde görülen davanın ayrı bir sözleşme ve tahliye talebine dayalı olduğunu, huzurdaki davada ise başka bir sözleşmenin ve farklı bir talebin söz konusu olduğunu, Yerel mahkemenin bu konuda hatalı değerlendirme ve eksik incelemeye dayalı olarak karar verdiğini, sözleşme konuları ve niteliklerinin yeterince incelenmediğini, davalı tarafın hizmet verdiği alan ve konular hakkında bir belirleme ve değerlendirme yapılmadığını, bu hususların hiç belirlenmeyip her iki davadaki taleplerinin niteliği ve gösterdikleri delil ve gerekçeler tartışılmadan dosya üzerinden yapılan hatalı değerlendirmeye dayalı olarak karar verilme yoluna gittiğini, anılan işbu huzurdaki dava dosyasına konu sözleşmenin 2. maddesi gereğince davalı tarafın müvekkili şirket tarafından işletilmekte olan ... Mah. ... Sok. No: ... Muratpaşa/Antalya adresinde bulunan ... Hastanesi'nde kendisine tahsis edilen mahalde yatan hasta ve refakatçilerine, çalışanlarına, müsadeli misafirlerine ve aynı binada mukim diğer şirketlerin personeline yemek pişirilmesi, bulaşık hizmetlerinin verilmesi ile sözleşmede yazılı diğer edimleri yerine getirmeyi üstlendiğini, Anılan sözleşmenin 9.1.8 maddesinde açıkça"Taraflar uygun gördüğü takdirde sözleşme devam ederken herhangi bir sebeple karşı tarafa 2 ay önceden bildirmek kaydıyla tek taraflı olarak sözleşmeyi feshedebilir " hükmünün bulunduğunu, tüm hastaneyi aynı süre içerisinde personelleri ile birlikte tahliye etmesinin kendisine ihtar edildiğini, sözleşmenin müvekkili tarafından feshedilmiş olmasına rağmen davalı tarafın kendisine tebliğ edilen ihtarnamede ihtar edilen hususları yerine getirmediğini ve ihtarda tebliğ edildiği üzere 31.12.2020 tarihi itibariyle kendisine tahsis edilen hastane bölümlerinden ekipman ve eşyaları ile taşınmazdan ayrılmadığını, Yerel Mahkemenin davalı tarafın hukuki statüsü ve sözleşmelerin niteliği konusunda yanılgıya düştüğünü ve hatalı değerlendirme yapıldığını, kararının yasaya ve usule aykırı olup kararın kaldırılması gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müdahalenin men'i davalarında maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği halde davanın reddi nedeni ile 1.000,00TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunun istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
:
Dava, sözleşmenin feshedilmiş olduğunun tespiti ve müdahalenin men'i istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, davacının sözleşmesinin feshedildiğinin tespitine ilişkin talebinin hukuki yarar yokluğundan usulden reddine, davacının müdahalenin men'i talebinin reddine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Müdahalenin men'i talebi taşınmaz malın aynına ilişkin olup konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu açıktır. Bu tür bir davada, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 120 ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16 ncı maddesi uyarınca, dava değerinin ve buna göre alınacak harcın elatılan yerin değeri olacağı kuşkusuzdur. Harçlar Kanunu, harç alınması veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış, değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re'sen) gözetilmesini ve harcı yatırılmaması halinde de ne gibi bir mukteza tayin edileceğini 30 uncu ve 32 nci maddelerinde hükme bağlamıştır.
Somut olayda, dava Müdahalenin men'i istemine ilişkin olup 1.000,00 TL değer gösterilmek suretiyle açılmış; ne var ki, yargılama sırasında dava konusu taşınmazın değeri keşfen saptanmamış, harç da ikmal edilmeden sonuca gidilmiştir.
Hal böyle olunca, dava konusu taşınmazın başında keşif yapılarak Harçlar Kanununun 16. maddesi uyarınca dava değerinin belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, dava dilekçesinde gösterilen değer esas alınarak karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç olarak, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun sair istinaf sebepleri incelenmeksizin re'sen gözetilmesi gereken bu yön nedeniyle kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekili ve davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2025 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
4-İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırıldığından davacı vekili ve davalı vekilinin sair istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine YER OLMADIĞINA,
5-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harçlarının İlk Derece Mahkemesi'nce talebi halinde taraflara İADESİNE,
6-Davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA,
7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı ve davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
8-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesi'nce ilgiliye İADESİNE,
9-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.█████/2026
...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!