Anahtar kelimeler: Cari Tllik Keşide İlişki Sunulan Takibi Takibe Hesap Başlatıldığını Borçlu

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ12. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2022NUMARASI
: ███████ Esas ████████ KararDAVA
: İtirazın İptaliDAVA TARİHİ
: █████/2020İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026Davanın kısmen kabulü- reddine ilişkin kararın davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;DAVA
: Davacı vekili; müvekkil şirketin davalıdan olan 46.762,99-TL'lik cari hesap alacağının tahsil edilememesi üzerine davalı borçlu şirket aleyhine İstanbul 14. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini, sunulan belgelerden anlaşılacağı üzere borçlu ile müvekkili şirket arasında devam eden ticari bir ilişki bulunduğunu, keşide edilen faturalara davalı tarafça süresinde itiraz edilmeyerek içeriğinin kabul edildiğini, ancak fatura bedellerinin ödenmediğini, alacağın cari hesap ekstresi ve irsaliyeli fatura ile ispat edildiğini belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili; müvekkili şirketin davacıdan aldığı bütün mal bedellerini nakit ve müşteri çekleri ile ödediğini, müvekkili şirketin borcunun bir kısmını çekler ile ödemiş olması sebebiyle davacı tarafça çeklerin ileri vadeli olduğundan bahisle 08.01.2019 tarihli 66554 seri no'lu vade farkı faturası düzenlenerek bedelinin müvekkilinden talep edildiğini, davacının alacağının vade farkı faturasından kaynaklandığını, düzenlenen 08.01.2019 tarihli vade farkı faturasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin bu faturayı sehven kayıtlarına aldığını, hata fark edildiğinde aynı miktarda iade faturası düzenlendiğini, davacı tarafın işbu faturaya karşılık 13.09.2019 tarihli ihtar keşide ederek alacağın ödenmesini talep ettiğini, bu ihtara karşılık müvekkilince 24.09.2019 tarihli ihtar keşide edildiğini, müvekkilinin davacıdan aldığı mallar nedeniyle borcu bulunmadığı gibi, davacının vade farkı düzenlemesinin hukuki dayanağının bulunmadığını, vade farkı istenebilmesi için buna ilişkin bir sözleşme bulunması ya da taraflar arasında oluşmuş bir ticari teamül olması gerektiğini, ancak taraflar arasında bu konuda bir sözleşme bulunmadığı gibi oluşmuş bir teamül de bulunmadığını, davacı tarafça düzenlenen faturanın mal ya da hizmet bedeline ilişkin olmadığını, bu nedenle faturaya süresinde itiraz edilmemiş olmasının, fatura içeriğinin kabul edildiği anlamına gelmeyeceğini, taraflar arasında bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığından davacının cari hesaba dayalı olarak alacak talep etmesinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEME KARARI
: Mahkemece; uyuşmazlığın kısmi itiraza konu █████/2019 tarihli 32.700-TL tutarlı vade farkı faturasından kaynaklandığı, davacının 2019 ve 2020 yılı defter kayıtlarında davalıdan 26.11.2019 takip tarihi ile 46.762,98-TL, 31.12.2019 kapanış tarihi ile 32.702,64-TL, 17.01.2020 dava tarihi itibariyle 32.702,64-TL alacaklı olduğunun görüldüğü, davalının 2019 ve 2020 defter kayıtlarında ise davacının davalıdan 26.11.2019 takip tarihi ile 14.060,34-TL alacaklı olduğunun görüldüğü, 31.12.2019 kapanış tarihi itibariyle herhangi bir borç bulunmadığı, taraf defterleri arasındaki 32.702,64-TL farkın 2,64-TL'sinin tarafların cari hesaplarının 2019 açılış bakiyelerinden kaynaklandığı, 32.700-TL alacak farkının ise davacının davalıya 08.01.2019 tarihinde kestiği vade farkı faturasına karşılık olarak, davalının davacıya 12.09.2019 tarihinde kestiği iade faturasından ve bu vade farkı iade faturasının davacı defter kayıtlarına alınmamasından kaynaklandığı, bilirkişi raporunda, taraflar arasında vade farkı ödeneceğine ilişkin yazılı sözleşme bulunmadığı, kesilen faturalarda vade farkı kaydı olmadığı, bu vade farkı faturasından başka davacının davalıya daha önceden kestiği başka bir vade farkı faturası bulunmadığı ve taraflar arasında vade farkına ilişkin bir ticari teamülün oluşmadığının tespit edildiği, davalının 8 günlük itiraz süresi geçtikten sonra iade faturası düzenlemesinin, vade farkının kabul edildiği, dolayısıyla vade farkının ödeneceği ticari teamül haline geldiğinin kabul edildiği anlamı taşımayacağı, davalı tarafından takip ve dava tarihinden sonra bir kısım ödeme yapıldığından, itirazın yargılama sırasında ödenen kısım kadarıyla iptaline karar vermek gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının kısmen iptali ile takibin 14.060,34-TL üzerinden devamına, alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, yargılama sırasında davalı tarafından davacıya yapılan toplam 14.060,34 TL'lik ödemenin infaz aşamasında dikkate alınmasına, %20 oranda hesaplanan 2.812,10-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.İSTİNAF NEDENLERİ
: Davacı vekili; müvekkilince kesilen vade farkı faturasının davalı tarafından kabul edilerek ticari defterlerine kaydedildiği, davalının 9 ay sonra bu kaydı ticari defterlerinden silmesinin bu durumu değiştirmediğini, davalının 08.01.2019 tarihli faturayı defterlerine işledikten 9 ay sonra 12.09.2019 tarihinde iade faturası kesmiş olmasının, müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğu gerçeğini değiştirmediğini, davalının ödemelerini uzun vadede yapması nedeniyle, müvekkili tarafından kendisine vade farkı faturası kesilmesini kabul ettiğini, tarafların bu şekilde anlaştığını, bu nedenle 08.01.2019 tarihli 32.700-TL bedelli vade farkı faturasından kaynaklanan alacağın kabulü gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili; dava açılmadan önce 05.12.2019 tarihinde verilen çek ile ödenen 14.060,35-TL'lik alacak yönünden davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını, bu ödeme düşüldükten sonra kalan alacak üzerinden dava açılması gerektiğini, bu tutarın davadan önce ödenmiş olması nedeniyle talep edilebilecek bir alacak bulunmadığı gibi, alacak da likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini, yine davacı takipte kötü niyetli olmasına rağmen mahkemece kötü niyet tazminatı taleplerinin reddinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.GEREKÇE
: Dava, açık hesap alacağının tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi kök ve ek raporlarında; davacının defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalıdan 46.762,98-TL alacaklı olduğu, takip tarihinden sonra 05.12.2019 tarihinde davalıdan alınan 14.08.2020 vadeli 14.060,34-TL tutarlı senedin davalı alacağına kaydedildiği, 31.12.2019 itibariyle davalıdan 32.702,64-TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerinde ise takip tarihi itibariyle davacıya 14.060,34-TL borçlu olduğu, davacıya verilen aynı tutarlı 14.08.2020 vadeli senedin davacı borcuna kaydı sonucunda davalının 31.12.2019 tarihi itibariyle davacıya borcunun bulunmadığı, tarafların ticari defterleri arasındaki farkın, davacının düzenlemiş olduğu 08.01.2019 tarihli 32.700-TL tutarlı vade farkı faturasına karşılık davalı tarafça düzenlenmiş olan aynı tutarlı 12.09.2019 tarihli iade faturasının davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, davacı tarafından düzenlenen faturalarda vade farkı ile ilgili bir ibare bulunmadığı, dava konusu fatura dışında davalıya kesilmiş bir vade farkı faturası bulunmadığı ve taraflar arasında vade farkına ilişkin bir teamül oluşmadığı bildirilmiştir.Davacının takip ve dava konusu ettiği 46.762,99-TL asıl alacağın 14.060,34-TL'lik kısmı davacının önceki satış faturalarından kaynaklanan bakiye alacağı, 32.700-TL'lik kısmı ise 08.01.2019 tarihli vade farkı faturasından kaynaklanmaktadır. Davacının 14.060,34-TL bakiye alacağı davalının ticari defterlerinde kayıtlı olup, birbirini doğrulayan ticari defterler ile kanıtlanmış bu alacağa karşılık davalı tarafça davacıya takip tarihi öncesinde aynı tutarlı çek verilmiş ise de, çekin ileri tarihli olması nedeniyle çek bedeli dava tarihinden sonra 14.08.2020 tarihinde tahsil edilmiştir. Dava tarihi itibariyle henüz çek bedeli tahsil edilmediğinden, davacı tarafın bu tutar alacak bakımından dava açılmasında hukuki yararı bulunmaktadır. Bu durumda mahkemece bu tutar bakımından itirazın iptaline ve dava tarihinden sonra yapılmış olan ödemenin icra müdürlüğünce infazda dikkate alınmasına karar verilmesi yerindedir.Uyuşmazlık konusu 32.700-TL tutarlı alacak ise yukarıda açıklandığı üzere vade farkı faturasına dayanmaktadır. Bilindiği üzere vade farkı istenebilmesi için; taraflar arasında bu konuda yazılı bir sözleşme hükmü veya teamül halini almış fiili bir uygulama bulunması gerekir. Taraflar arasında vade farkı ödeneceğine dair sözleşme bulunmayıp, bir teamülün varlığı da kanıtlanamamıştır. Davacının düzenlediği vade farkı faturası davalı tarafça ticari defterlerine kaydedilmiş ise de 9 ay sonra davacı adına aynı tutarlı iade faturası düzenlenmiştir. Bu konuya ilişkin olarak Yargıtay İçtihadı BGKnın 27.06.2003 tarihli, 2001/1 E. ve 2003/1 K. sayılı kararıyla; taraflar arasındaki yazılı sözleşmeye vade farkı uygulanacağı yönünde bir kayıt konmamış ise veya bu konuda taraflar arasında teamül oluşmamışsa, gönderilen vade farkı faturasına sekiz gün içerisinde itiraz edilmese dahi, yazılı sözleşmenin asli unsuru olan bedelin tek taraflı iradeyle değiştirilmesi mümkün olmadığından,vade farkı istenemeyeceğine karar verilmiştir. Eldeki davada da vade farkına ilişkin taraflar arasında bir sözleşme ya da teamül bulunmadığından, davacının düzenlediği vade farkı faturasına davalı tarafça süresinde itiraz edilmemesi, vade farkı talep edilebileceği sonucuna yol açmayacaktır.Davacı tarafça keşide edilen 13.09.2019 tarihli ihtarname ile davalının takip tarihi öncesinde temerrüde düşürülmesine ve işlemiş faiz alacağına ilişkin harcın da tamamlanmasına rağmen, mahkemece gerekçe gösterilmeden işlemiş faiz alacağı reddedilmiş olmasına karşılık, bu kısım açıkça istinaf edilmemiştir. Diğer yandan faturaya ve açık hesaba dayalı alacak likit olduğundan, icra inkar tazminatı talep koşulları oluşmuştur. Buna karşılık ,reddedilen kısım bakımından davacının takipte kötü niyetli olduğu da kanıtlanamamıştır.Açıklanan nedenlerle,istinaf nedenleri yerinde olmayan taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile kalan 552,10-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Alınması gereken 960,46-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 240,12-TL harcın mahsubu ile kalan 720,34-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı ve davalı tarafından yapılan giderlerin kendileri üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026