Anahtar kelimeler: Gazetenin Markadan İmtiyaz Sınai Sınıflardaki İbareli Markanın Fikri Markalar Ret

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ Esas, ████████ KararHÜKÜM
: Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... ... adlı gazetenin imtiyaz sahibi olarak ███████████ sayılı "... ..." ibareli markanın tescili talebine yönelik davalı şirketin itirazı sonrasında Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından 35., 38. ve 41. sınıflardaki mal ve hizmetlerin markadan çıkarıldığını, müvekkilinin bu karara yönelik itirazının Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından nihai olarak reddedildiğini, müvekkili ile davalı şirketin faaliyet gösterdiği sektörler farklı olduğundan müvekkiline ait markanın davalının markaları ile iltibasa yol açacak derecede benzerliğinden söz edilemeyeceğini, vasıf bildirici niteliğe sahip "..." ibaresinin kimsenin tekeline bırakılamayacağını, müvekkilinin markasındaki "..." ve davalı şirketin "..." ibarelerinin tamamen farklılık taşıdığını, aralarında görsel ve işitsel bir benzerlik bulunmadığını, markaların faaliyet alanı ve tüketicilerin bilinç düzeyi de nazara alındığında tüketicilerin markaları kolaylıkla birbirinden ayırt edebileceklerini, markaların başlangıç kısmındaki farklılıkların benzerlik ihtimalini azalttığını, davalı şirketin her bir markasının tescil tarihi üzerinden beş yıl sürenin geçtiğini, müvekkilin markasının tescilinin talep edildiği sınıflarda ciddi bir kullanımın söz konusu olmadığını ileri sürerek 2022-M-3551 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline ait ".../..." markasının yoğun kullanım sonucu ayırt edici hale geldiğini, davaya konu markanın esaslı unsurunun da "..." ibaresinden oluştuğunu bu ibarenin öne çıkartıldığını, markadaki "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunmadığını, bu haliyle davacı markasının müvekkiline ait seri markaların devamı veya yeni bir versiyonu olduğu izlenimi uyandırdığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı markasının emtia listesindeki redde konu olan tüm malların davalının redde mesnet gösterdiği markanın tescil kapsamında yer aldığı, dava konusu markanın beyaz zemin üzerine siyah renk ile yazılan "..." ve kırmızı renk ile yazılan "..." ibarelerinden oluştuğu, "..." ibaresinin büyük punto ve kırmızı renk ile vurgu yapılarak "..." ibaresine oranla oldukça ön planda tutulduğu, davalının itiraza mesnet markalarının beyaz zemin üzerine siyah renk ile yazılan, "... ...", "... + ..." unsurlarından oluştuğu, bu itibarla markaların görsel olarak yüksek düzeyde benzerlik gösterdiği, dava konusu markada yer alan "..." ibaresinin davalı markasından yeteri kadar uzaklaşmaya yeterli olmaması nedeniyle ibarelerin söyleniş tarzları, kulakta bıraktıkları tını, ses uyumları ve vurguları bakımından markalar arasında işitsel benzerliğin ve ibarelerin aynı anlama gelmesi nedeniyle kavramsal benzerliğin mevcut olduğu, bütünsel açıdan dava konusu markanın davalı markalarından farklılaşmayı sağlayacak yeteri düzeyde ayırt edici kelime ve ... unsurlarına sahip olmadığı, dolayısıyla tüketicilerin başvuru markasını davalının yeni bir versiyonu, yeni bir çeşidi, hizmeti sanabileceği, iktisaden birbirine bağlı işletmelerden geldiğini düşünebileceği, işlem dosyasına göre davacı tarafından kullanmama def'inin süresi içinde yapılmadığı, "..." ibaresinin tescil kapsamında yer alan mal/hizmetler açısından herhangi bir vasıf bildirmediği, doğrudan doğruya, mal ve hizmet ile sıkı ilişkisi nedeniyle malın veya hizmetin bir özelliğini veya kompozisyonunu düşündürmediğinden ayırt edici olmadığının söylenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vaka ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 09.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.