Anahtar kelimeler: Türkpatent Korunduğunu Unsurlu Dünya Genelinde Sınıfta Sınai Tanınmış Statüsünde Şahsın
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ Esas, ████████ Karar
HÜKÜM
: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dünya genelinde ... markalarının sahibi olduğunu, TÜRKPATENT nezdinde de tescili ... esas unsurlu tescilli markalarının bulunduğunu, ayrıca tanınmış marka statüsünde de korunduğunu, davalı şahsın TÜRKPATENT nezdinde, ██████████ sayılı 39. sınıfta marka başvurusuna konu "..." markasının müvekkilinin tanınmış ... markalarının ayırt edici unsuru ve ilk hecesi olan ... ibaresi ile oluşturulduğunu, "..." ibaresinin tescili istenen emtia açısından tanımlayıcı olduğunu, dava konusu marka başvurusuna müvekkilinin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1,3,5,6,9 hükümleri uyarınca yaptığı itirazın nihai olarak TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedildiğini, ancak somut olayda SMK'nın 6/1 hükmünde yer alan koşulların gerçekleştiğini, dava konusu markada yer alan ... ve ... ibarelerinin müvekkilinin Türkiye distribütörü olan ... ile de iltibas yaratacağını, esasen karma markada benzerlik değerlendirmesinin kelime unsuru üzerinden yapılması, bu sebeple ... unsunun dikkate alınmaması gerektiğini, aksi düşünülse dahi dava konusu markadaki ... unsurunun markalar arasındaki karıştırılma ihtimalini artıracağını, müvekkilinin de araba kiralama hizmeti verdiğini, dava konusu markada tek ve esas unsur olan ... ibaresi ile müvekkili markasının ilk ve baskın hecesi ... arasında tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin artacağını, dava konusu marka ile benzer mahiyette bir çok markaya ilişkin yargı kararı ile TÜRKPATENT YİDK kararının bulunduğunu, benzerlik, tanınmışlık ve kötüniyetten dolayı da YİDK kararının hukuka aykırı olduğunu, YİDK kararında SMK'nın 6/3,6 hükümleri kapsamında yeterli inceleme yapılmadığını ileri sürerek TÜRKPATEN YİDK'in 2021-M-10003 sayılı kararının iptali ile davalı şahsa ait 2020/... "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu ve itiraza mesnet markaların SMK'nın 6/1 hükmü anlamında benzer olmadığını, bu sebeple SMK'nın 6/3 hükmü anlamında davacı tarafça eskiye dayalı kullanım iddiasında bulunulamayacağını, aynı sebeple tanınmışlıktan dolayı tescil engelinin bulunmadığını, SMK'nın 6/6 ve 6/9 hükümlerinin uygulanmasını gerektirecek delil bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde, taraf markaları benzer olmadığı gibi kapsamlarındaki emtia sınıfının da birebir aynı olmadığını, TÜRKPATENT nezdinde "..." ibaresi ile başlayan 39. sınıfta muhtelif sayıda markanın bulunduğunu, somut olayda SMK'nın 6/3,5,6,9 hükümlerinin uygulama alanının olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının "...+... ... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... +..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı, davacının "...+... ..." ibareli başvuru üzerinde SMK'nın 6/3 hükmü anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğinin kanıtlanmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/5 hükmündeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceğinin ispatlanmadığı, davacının "...+... ..." ibareli başvuru üzerinde SMK'nın 6/6 hükmü anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasının kanıtlanmadığı, dava konusu marka başvurunun SMK'nın 6/9 hükmü anlamında kötüniyetli yapıldığı iddiasının da ispatlanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı markalarının ilk hecesi davalı taraf markasının esas unsurunu oluşturmakta ise de dava konusu markanın biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak farklılaştığı, başvuruyu gören tüketicilerin bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabileceği, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17.03.2025 tarihli ve █████████ E., █████████ K. sayılı kararında "..." ibaresinin, 19.12.2024 tarihli ve ████████ E., █████████ K. sayılı kararında "..." ibaresinin davacı markalarıyla benzer görülmediği, taraf markaları benzer olmadığından davacı markalarının tanınmışlığının somut uyuşmazlığa etkisinin bulunmadığı, davacının başvuru ibaresi üzerinde SMK'nın 6/3 hükmü uyarınca gerçek hak sahipliğini ve 6/9 hükmü uyarınca başvurunun kötü niyetle yapıldığını ispatlayamadığı gibi, taraf markaları benzer olmadığından SMK'nın 6/6 hükmü şartlarının da oluşmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, TÜRKPATENT YİDK kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü taleplerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 02.03.2026 tarihinde kesin olarak oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Dava, YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Davalı ... nezdinde “...”+... -ki ... araba resmini içermektedir- markasının tescili için başvuruda bulunmuş, davacı ise ... markalarını mesnet göstererek davalı ... başvurusuna itiraz etmiştir. Başvuru markasının 39. sınıf için ayırt edici olmadığından bahisle yapılan itirazın kurum tarafından reddedilmesi üzerine işbu dava açılmıştır.
Her ne kadar taraf markalarının birbirine benzemediği, karıştırılma olasılığının bulunmadığı, taraf markalarının benzememesi nedeniyle SMK m. 6/5 hükmündeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı ve diğer gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmiş ise de;
Davacı şirkete ait ismine de mesnet “...” markası dünyaca tanınmış kara taşıtlarına ait bir markadır. “...” kelimesi bir başka ifadeyle araba markasına ait bir işarettir.
Davalı başvuru markası ise “...” kelimesinden oluşmaktadır. “...” kelimesi tek başına herkes tarafından kolayca bilinen bir anlam taşımamakta, ses düzeyi volümün kısaltması olabileceği gibi İngilizce cilt anlamına, farklı dillerde başka anlamlara da gelebilmektedir. Bu bağlamda tüketici nezdinde “...” kelimesinin bilinen tek başına bir anlamı olmayıp davacıya ait “...” markasının ilk harfini oluşturmaktadır. Davalı başvuru markasında yer alan “...” ibaresinden sonra gelen ve İngilizce araba kiralamak anlamında olan “...” markanın devamını oluşturmaktadır. Kelime markasının araç şekliyle birlikte oluşturulması karşısında, davalı başvuru markası bir bütün olarak değerlendirildiğinde birbirine benzemediği, tüketici kitlesi tarafından davacı markası olan “...” yu çağrıştırmayacağı düşünülemez. Marka bütün olarak değerlendirildiğinde tüketici nezdinde farklı bir marka olduğu izlemini oluşturacak şekilde bir farklılaşma söz konusu değildir. Aksine tanınmış “...” markasının araç kiralamasına ilişkin bağlantılı işletme olarak değerlendirilmesi söz konusu olacaktır.
Bu bağlamda, taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunduğu, davalının davacıya ait markaların tanınmışlığından yararlanacak şekilde oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulması gerektiğini düşündüğümüzden sayın çoğunluğun onama yönündeki kararına muhalifiz.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!