Anahtar kelimeler: Zmms Müzakere Küçükçekmece Çarpması Kazada Rücuen Aracının Poliçesi Heyetince Maliki

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: █████████
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ
: █████/2024
NUMARASI
: █████████ Esas - ████████ Karar
DAVA
: Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 12.11.2014 tarihinde davalı ...'in maliki olduğu ve sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın müvekkili ... ...''ya çarpması neticesinde müvekkilinin ağır yaralandığını, davalı ...'in kazada kusurlu olduğunu, Küçükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ███████ E. ████████ K. sayılı dosyasında davalının “taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma” suçundan dolayı mahkum olduğunu, davalı aracının ZMMS poliçesi ile sigortalı olan davalı ... A.Ş.'ye 20.09.2016 tarihinde tazminat başvurusu yapıldığı halde bir cevap alınmadığını, davacı müvekkilinin bilinci kapalı olarak Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılıp yoğun bakıma alınmış ve hayati tehlikesinin devam etmesi üzerine Beyin Cerrahisi Kliniğinde müşahedeye alındığını, 02.08.2016 tarihli Sağlık Kurulu Raporu ile maluliyet oranının %83 olarak tespit edildiğini belirterek fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalmak üzere, 5.000,00.-TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı müvekkili ... ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 12.11.2014'ten itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı ...'den tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesi gerektiğini, ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun kusur oranında ve poliçe limiti ile sınırlı sorumluluk olduğunu, kusur durumunun ve maluliyet derecesinin tespit edilmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik zararının teminat içinde olmadığını, SGK tarafından yapılan ödeme varsa tazminattan düşülmesi gerektiğini, hatır taşımasının araştırılması gerektiğini, dava tarihi itibaren yasal faiz talep edilebileceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Maddi tazminat davası yönünden açılan davanın kabulü ile; 7.725,48 TL geçici iş göremezlik, 227.309,03 TL kalıcı iş göremezlik ve 1.134,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 236.168,51 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden █████/2016 tarihinden, diğer davalı Taner Karangil yönünden █████/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile (davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı kalmak kaydıyla) davacıya (miras payları oranında mirasçılarına) verilmesine, manevi tazminat davası yönünden açılan davanın kısmen reddi ile; 6.000,00 TL manevi tazminatın █████/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...'de tahsili ile davacıya (miras payları oranında mirasçılarına) verilmesine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı ... vekili ile davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın kısmi dava olduğunu, davacı tarafça sunulan dilekçenin bedel artırım değil ıslah olduğunu kabul etmesi halinde ise dava konusu olay 12.11.2014 tarihinde gerçekleştiğini, olay üzerinden 8 yıllık zamanaşım süresi de geçtiğinden davacının taleplerinin zamanaşımı nedeniyle usulden reddi gerektiğini, dosyada davacı müvekkilin kusur oranını tespit eden herhangi bir kusur raporu bulunmadığını, mahkeme gerekçeli kararında ceza dosyasında mevcut rapor gereği hüküm kurduğunu iddia etmişse de raporda mevcut davacının tali kusuru dikkate alınmamış, davalı müvekkilin %100 kusurlu olduğu varsayımı ile karar verildiğini, kazadaki kusur oranları tespit edilmeli ardından hesaplanacak tazminattan davalı müvekkilin sorumlu olduğu tutarın belirlenmesi gerektiğini, 16.10.2020 tarihli ATK raporunda maluliyet oranı %7, 03.09.2021 tarihli ATK raporunda maluliyet oranı %12,1, 03.08.2023 tarihli ATK raporunda ise maluliyet oran %20 olarak tespit edildiğini, bu nedenle dosyada mevcut Adli Tıp Kurumu raporları birbirinden fahiş miktarda farklı ve bu durum raporlar arasında çelişkiye yol açtığını, öncelikle raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeksizin 03.08.2023 tarihli ATK raporu uyarınca karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının kaza ile herhangi bir ilgisi bulunmayan birçok hastalığı olup bu hastalıklar nedeniyle oluşan maluliyetin davalı müvekkili tarafından gerçekleştirilen haksız fiil neticesinde meydana geldiğinden bahsetmenin mümkün olmadığını, faizin yasal faiz olması gerektiğini, davacının ölüm tarihinden sonraki dönemler için yapılan hesaplama miktarı davacının gerçek zarar miktarına aykırı olduğunu, davacı kaza tarihinde emekli olup herhangi bir sigortalı işte çalışmadığından kaza neticesinde gelirinde kaza sebebiyle oluşan bir eksilme olmadığını, davacı için kaza tarihinden itibaren sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplaması da yapıldığından geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesi davacı lehine mükerrer ödeme yapılmasına yol açtığını, dava dilekçesinde bakıcı gideri talep edilmediğini, dosyada davacının manevi olarak zarara uğradığına ilişkin herhangi bir tanık anlatımının mevcut olmadığını, reddedilen kısım yönünden davalılar lehine hesaplanacak yargılama gideri ve karşı vekalet ücretine hükmedilmediğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı dava esnasında vefat etmiş olup, davacının mirasçılarına veraset ilamı sunarak davaya devam edip etmeyeceklerini bildirmek üzere süre verilmesi gerektiğini, davacının dava esnasında vefatı nedeniyle maddi tazminat hesabının ölüm tarihine kadar yapılması gerektiğini, ilk derece mahkemesince kusur araştırması yapılmaksızın eksik incelemeye dayalı karar verildiğini, alınan maluliyet raporları arasındaki çelişkilerin giderilmesi gerektiğini, davacı pasif dönemde ve emekli olup, gelir getirici bir işte çalışmadığından geçici iş göremezlik hesabı yapılması mümkün olmadığını, dava belirsiz alacak davası olarak ikame edilmemiş olup, davacının sunduğu bedel artırım dilekçesinin hüküm aşamasında göz önünde bulundurulmasının mümkün olmadığını, davacı tarafından sunulan bedel artırım dilekçenin ıslah dilekçesi olduğunun kabulü halinde davacının ıslaha konu taleplerinin zamanaşımına uğradığını, hükmedilen faizin türü hatalı olduğunu, geçici işgöremezlik tazminat talepleri Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluk kapsamında olup müvekkili sigorta şirketinin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Dosya kapsamından, █████/2014 tarihinde davalı ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın yaya olan davacıya çarpması ile meydana gelen kazada davacının yaralanması nedeniyle tazminat talep edildiği anlaşılmıştır.
TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, geçici ve kalıcı işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalı Sigorta Şirketi'nin geçici işgöremezlik tazminatı sorumluluğu bulunmadığına ilişkin istinaf talebi yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ██████████ E. - ██████████ K. sayılı kararı).
Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, █████/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, █████/2008 tarihi ile █████/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, █████/2013 tarihi ile █████/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, █████/2015 tarihi ile █████/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, █████/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin █████████ E. - █████████ K., ██████████ E. ve █████████ K. sayılı kararları).
İlk Derece Mahkemesince davacının maluliyetini belirlenmesi için birbiriyle çelişen oranlarda birden fazla maluliyet raporu alınmış ise de hükme esas alınan █████/2023 tarihli ATK maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından yalnızca kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Davacı taraf, sunduğu dava dilekçesi ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmuş ancak dava dilekçesinde davasını belirsiz alacak davası olarak dava açtığını belirtmemiştir. Bu durumda açılan davanın belirsiz alacak davası olarak değerlendirilmesi ve kabulü mümkün değildir. Fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması nedeniyle dava kısmi davadır.Kısmi davalarda zamanaşımı, yalnızca davaya konu edilen talepler bakımından kesilirken, davaya konu edilmeyen kısım bakımından zamanaşımı kesilmez ve işlemeye devam eder.
Somut olayda kaza 12.11.2014 tarihinde meydana gelmiş olmakla, KTK 109/2 ve ceza zamanaşımı yaralamalı kaza olduğundan 8 yıldır, davacı vekilinin 2024 tarihli dava değerini arttırım dilekçesi verdiği görülmekle ve davalıların süresinde ıslah zamanaşımı itirazında bulundukları halde davanın ıslah edilen kısmı yönünden zamanaşımı dolduğundan reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Talep sonucunun açık olmaması durumunda, HMK’nın 31. maddesine göre mahkemece, davacıya talep sonucunun açıklattırılması gerekir. Bu hükümde, “hakim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişki gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir, delil gösterilmesini isteyebilir” denilmekte ise de bunu sadece hakime tanınan bir yetki şeklinde değil, aynı zamanda hakime verilen bir ödev olarak anlamak gerekir.
Somut uyuşmazlıkta kabule göre; dosya kapsamı ve dava dilekçesinde davacının yaralanması nedeniyle 5.000,00TL maddi tazminat talep edildiği belirtilmekle yetinilmiş; ıslah dilekçesinde ise "..,geçici iş göremezlik maddi zararının 7.725,48 TL + sürekli iş göremezlik maddi zararının 227.309,03 TL + bakıcı gideri maddi zararının 1.134,00 TL olacak toplamda 236.168,51 TL Tespit edildiğinden; talebimizi 231.168,51 TL arttırarak toplamda 236.168,51 TL olarak arttırıyoruz." şeklinde açıklanmıştır. İlk Derece Mahkemesince maddi tazminat davasının kabulüne karar verilmiştir. Oysa HMK'nın 31 ve 194.maddeleri gereğince davacı vekiline davacı için talep edilen maddi tazminat miktarlarını açıklamak ve gerektiğinde düzeltmek konusunda süre verilmeden ve HMK'nın 26.maddesi gereği hakim taleple bağlı olup, talepten fazlasına karar veremeyeceğinden dava dilekçesinde açıkça bakıcı gideri talebi bulunmadığı halde bakıcı giderine hükmedilmesi ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece tarafların olayın meydana gelmesindeki kusur oranlarının tespiti için ayrıca kusur bilirkişi raporu alınmamış, olaya ilişkin Küçükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesi ███████ E. sayılı dosyasında alınan raporların da birbiriyle çelişkili olduğu halde ceza mahkemesince davalı araç sürücüsü ...'in asli kusurlu bulunarak cezalandırılmasına karar verildiği, İlk Derece Mahkemesince davacı yaya ... ...'nın kusursuz, davalının tam kusurlu olduğu kabul edilerek maddi tazminata karar verilmesi de doğru olmamıştır.
Manevi tazminatın belirlenmesinde kriterlerden biri de tarafların kazanın meydana gelmesinde kusur oranlarıdır. Daire kararının kapsam ve şekline göre; Kusur oranları konusunda ceza mahkemesinde alınan bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğu, mahkemenin kusur rapor alması gerektiğinden kusur durumu netleşmeden manevi tazminatın belirlenmesi eksik incelemeye dayalı olduğundan manevi tazminatın miktarına ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmüştür.
Dava dilekçesinde maddi tazminat yönünden avans faizi talep edilmiştir. ... plakalı aracın sigorta poliçesinden kullanım tarzı ticari kamyonet olduğu açıklanmıştır. Bu durumda kazaya sebebiyet veren araç ticari nitelikte kamyon olmasına ve dava dilekçesinde avans faizi talep edilmesine göre maddi tazminat için avans faize hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Ancak dava dilekçesinde manevi tazminat için yasal faiz talep edildiği halde HMK'nın 26.maddesi gereği hakim taleple bağlı olup, talepten fazlasına karar veremeyeceğinden manevi tazminat talebi yönünden de avans faizine hükmedilmesi de doğru olmamıştır.
Somut olayda davacı yargılama devam ederken █████/2023 tarihinde vefat etmiştir. Mahkemece davacının talep edebileceği nihai ve gerçek zararın tespiti açısından █████/2024 tarihli bilirkişi raporu alınmış, bu raporda davacının bakiye ömür süresi kaza tarihi olan █████/2014 itibariyle 13,2 yıl kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Dosya kapsamından davacının/müteveffanın █████/2023 tarihinde vefat ettiği anlaşılmakla, mahkemece önceki bilirkişiden ek rapor alınarak müteveffanın ölüm tarihine kadar olan dönem için tazminat hesabı yapılması gerekirken bakiye ömür süresince tazminat hesabı yapılması ve bu hesaplamanın karara esas alınması doğru olmamıştır.
Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur (MK m.28/I) Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Ölen tarafın mirasçılarına karşı veya onun mirasçıları tarafından davaya devam edilip edilmeyeceğini tespit için, bir ayrım yapmak gerekir.
Somut olayda davacı ...'in yargılama sırasında, davacı mirasçısı olarak karardan sonra eklenen davacı mirasçısı ... ...'nın ise karardan sonra █████/2026 tarihinde vefat ettikleri nüfus kayıtlarından anlaşılmıştır.
Bu durumda mahkemece; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, öncelikle yargılama sırasında vefat eden davacıların mirasçılık belgesinin getirtilmesi ve mirasçılarına usulüne uygun tebligat yapılması, mirası reddetmeyen mirasçıların mecburi dava arkadaşı olarak yöntemince davaya katılımının sağlanması, mirasçılar davayı birlikte takip etmekten kaçınırlarsa terekeye temsilci tayin ettirmek suretiyle taraf teşkili sağlanması ve hasıl olacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
İlk Derece Mahkemesince gerekçeli kararında yargılama sırasında alınan tüm bilirkişi raporlarının tamamının karara yapıştırılması mahkemelerin karar yazma tekniğine uygun olmamış ve eleştiri konusu yapılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davalı ... vekili ile davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davalı ... vekili ile davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-Davalı ... ile davalı ... A.Ş. tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!