Anahtar kelimeler: Esaskarar Bünyesinde Yazim Hmk Şirketler Eksiklik Ankara Özetle Yoluna Verilerek

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: █████████ - █████████

T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(E S A S I İ N C E L E M E D E N
K A R A R I N K A L D I R I L M A S I)
ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
:
MAHKEMESİ
: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
ESAS-KARAR NUMARASI
: █████████E., ███████K.
DAVA
: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
YAZIM TARİHİ
: █████/2026
Davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili özetle
: Davalı şirketler bünyesinde çalışan işçilerden ..., ..., ...'ın işçilik alacaklarının tahsili amacıyla müvekkili aleyhine dava açtıklarını ve dava dışı işçilere toplam 174.051,43 TL ödeme yapıldığını, ihale evrakı ve sözleşmeler gereğince davalı şirketlerin çalıştırdıkları dönemlere ilişkin işçi alacaklarından sorumlu olduklarını ileri sürerek kurum alacağının ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı şirketlerden tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar ..., ... ve ... şirket vekili özetle: Davalılardan talep edilen miktarların açıkça belirlenmesi gerektiğini, sorumluluğun asıl işveren konumunda olan davacıda olduğunu, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 112. maddesinde yapılan değişiklik nedeni ile kendilerinden talepte bulunulamayacağını, müvekkillerinin işçinin çalıştığı dönemle sınırlı olmak kaydı ile yalnız kıdem tazminatından sorumlu olabileceklerini ileri sürerek açılan davanın reddini istemiştir.
Davalı ... şirket vekili özetle
: Müvekkilinin alt işveren olup sorumluluğu sona erdiğinden husumet yöneltilemeyeceğini, alacağın zamanaşımına uğradığını, yetkili mahkemede dava açılmadığını, sözleşmelerde müvekkiline sorumluluk yükleyen herhangi bir maddenin bulunmadığını ileri sürerek açılan davanın reddini istemiştir.
Davalı ... şirket vekili özetle
: Alacağın zamanaşımına uğradığını, ihale bedeli içinde kıdem tazminatının yer almadığını, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 112. maddesinde yapılan değişiklik nedeni ile kendilerinden talepte bulunulamayacağını, müvekkilinin davanın açılmasında herhangi bir kusurunun bulunmadığını ileri sürerek açılan davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince "...Her ne kadar davacı, yapılan ödemenin tamamının davalılardan tahsilini talep etmiş ise de, ödemeye konu işçilerden ..., ..., ...'ın davalılar dışındaki işverenler nezdinde de çalışmalarının bulunduğunu ve davalıların sorumluluklarının kıdem tazminatı yönünden ancak işçinin davalı bünyesinde çalıştığı dönemle sınırlı olduğu gözetildiğinde davacının iddiasının aksine hükme esas alınan bilirkişinin raporunda belirlendiği şekilde bu işçilerin dava dışı şirketler nezdindeki çalışmaları rücuen alacak miktarından düşülmüştür.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, ...'ya yapılan ödeme 23.130,29 TL olarak hesaplanmış ise de, Menderes İcra Dairesi'nin ████████ esas sayılı dosyası kapsamında 22.631,57 TL ödenmiş olması nedeni ile sehven yapıldığı anlaşılan hesaplamaya itibar edilmemiş, bilirkişi ek raporunun ekindeki çizelge uyarınca bilirkişinin belirlediği oranlar üzerinden davalıların sorumlulukları gerçek ödeme miktarı gözetilerek resen hesaplanmıştır.
Yine hükme esas alınan bilirkişi raporunda, ...'a yapılan 2. ödeme 4.808,61 TL olarak hesaplanmış ise de, İzmir 19. İcra Dairesi'nin █████████ esas sayılı dosyası kapsamında 876,55 TL ödenmiş olması nedeni ile sehven yapıldığı anlaşılan hesaplamaya itibar edilmemiş, bilirkişi ek raporunun ekindeki çizelge uyarınca bilirkişinin belirlediği oranlar üzerinden davalıların sorumlulukları gerçek ödeme miktarı gözetilerek resen hesaplanmıştır. Bu kapsamda davacının rücuen talep edebileceği alacak miktarının 99.515,75 TL olabileceği belirlenmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere hükme esas alınan hesap uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve resen yapılan hesaplama uyarınca dava dışı işçinin davalılar nezdinde çalıştığı dönem itibari ile taraflar arasındaki sözleşme ve şartnameler uyarınca hesaplanan bedel üzerinden davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş, iş mahkemesi dosyalarında haberdar olan davalılar yönünden ödeme tarihinden, daha önce haberdar olmamaları halinde dava tarihi itibari ile (Ankara BAM 4. HD ████████ esas ████████ karar sayılı ilamı) işleyecek avans faizi ile tahsiline..." karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Hizmet alım ihale sözleşmesi ve şartnameleri gereğince davalıların kendi işçilerinin tüm işçilik alacaklarından tek başına sorumlu olduğu, yargılama gideri ve vekalet ücreti hesabının yanlış olduğu nedenleriyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, hizmet alım sözleşmesi nedeniyle dava dışı işçilere ödenen tutarların rücuen tahsili taleplidir.
HMK'nın 297/2.maddesi "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." hükmünü haizdir.
Adil Yargılanma Hakkı Anayasamızın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasanın 141/3.maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir. HMK'nun 297. maddesine göre, kararda tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepler yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmelidir.
HGK'nun 24.02.2010 Tarihli 2010/1-86 Esas, ve 2010-108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; "Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur."
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; ilk derece mahkemesince gerekçe kısmında " davacının rücuen talep edebileceği alacak tutarının 99.515,75 TL olabileceği" yönünde gerekçe oluşturulmasına rağmen hüküm fıkrasında hükmedilen toplam alacak tutarının 132.685,05 TL olarak gösterildiği , vekalet ücretine gerekçede belirtilen 99.515,75 TL üzerinden hükmedildiği anlaşılmış olup gerekçe ile hüküm fıkrasının çeliştiği anlaşılmakla karar yukarıda açıklanan ve Anayasa ile teminat altına alınan adil yargılanma hakkı prensibine dair Anayasa ve yasa hükümlerine açıkça aykırıdır.
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun, istinaf nedenleri incelenmeksizin kabulüne, HMK 353/1.a.4 madde uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m. 353/1.a.4. gereğince kabulü ile:
Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████████E., ███████K. sayılı 8/███████ tarihli kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,
2-) Peşin alınan istinaf karar harcının iadesine,
3-) İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından hükümle birlikte değerlendirilmesine,
4-) HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 353/1.a ve 362/1.g gereğince kesin olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi. █████/2026
Başkan Üye Üye Katip

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!