Anahtar kelimeler: Nazımiye Sudan Kadimden Kadim İstifade Umumi Herkesin Erzurum İntifa Beri

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Nazımiye Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacılar vekili dava dilekçesinde; dava konusu umumi sudan müvekkillerinin kadimden beri yararlandığını, sudan herkesin istifade hakkı olduğunu, davalının, davacıların kadim intifa haklarına yönelik müdahale edip haklarını ihlâl ettiğini belirterek müdahalenin önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, dava konusu suyun müvekkili tarafından kendi imkanları ile çıkarıldığını, davacıların herhangi bir hakkının bulunmadığını, davacıların kadimden beri kullandıkları umumi su olmadığını, aynı bölgede iki adet çeşme olduğunu savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu su kaynağının ... ili, ... ilçesi, ... Köyü, 1 02... parsel sayılı taşınmaz içinde yer aldığı, bu taşınmazın tapuda çeşme ve arsası vasfı ile köy tüzel kişiliği adına tescilli olduğu, davacı tanıklarının beyanları ve bu beyanları doğrulayan mahalli bilirkişi beyanlarına göre dava konusu su kaynağında davalının kadim öncelik hakkı bulunmadığı, davalının bu su kaynağından yer altından döşenen su boruları aracılığı ile yaklaşık 500 metre uzağındaki kendisine ait evin avlusunda yer alan havuza aktardığı, suyun kaynadığı arazinin çeşme ve arsası olarak köy tüzel kişiliği adına tescilli olmasına göre suyun genel su vasfında olduğu, davalının kendi çabası ile suyun daha çok akmasını sağlamasının bu suyun kullanımı bakımından kendisine herhangi öncelik hakkı ya da ayrıcalık sunmayacağı, genel su vasfında olan dava konusu su kaynadığından ihtiyacı kadar istifade etme hakkına sahip olan davalının bu suyun tamamını kendisi tasarrufu altına aldığı ve davacıların kullanmasına müsaade etmediği gerekçesiyle davalının suya haksız olarak el attığından davanın kabulüne, 1 02... parsel sayılı taşınmazda yer alan su kaynağına davalı ...'in vaki müdahalelerinin men'ine, davalı tarafından yapılan kaptaj ve diğer tesisatın suyun kadim yatağında akmasını sağlayacak ölçüde kâl'ine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu el atmanın önlenmesi talep edilen suyun genel su olduğu ve kadimden beri köy halkı tarafından kullanıldığı, davalının, bu genel suya ait bir gözeden boru döşeyerek kendi taşınmazında yaptırdığı havuzda toplamak suretiyle müdahalede bulunduğu dosya kapsamında yapılan keşif, alınan bilirkişi raporu ve dinlenilen tanık beyanlarıyla sabit olduğu; her ne kadar suyun genel su olması nedeniyle herkesin ve bu arada davalının da sudan yararlanma hakkı var ise de genel suyu kendi taşınmazında toplamak şeklinde bir yararlanma hakkı söz konusu olamayacağından Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde;1. Dava konusu su genel su olup davacı tarafın öncelikli kadim hakkı bulunmadığını, herkesin ihtiyacı doğrultusunda yaralanma hakkı bulunduğunu, dava konusu suyun Musa çeşmesinin bir gözü olup sızıntı şeklinde akmaktayken müvekkil tarafından işçi tutularak ve masraf yapılmak suretiyle çeşme hâline getirilerek borular ile evine ve bahçesine götürüldüğünü, müvekkilinin bu suyu içme ve sulama suyu olarak kullandığını, içme ve sulama için faydalandığı başkaca bir su bulunmadığını, müvekkilin bu suyu davacıların bilgisi dâhilinde 15 yıldır kullandığını2. Musa çeşmesinin büyük bir bölümünün İl Özel İdarece depo yapılmak suretiyle davacılara içme ve sulama suyu olarak verildiğini, verilen suyun davacıların ihtiyacından fazlasını karşıladığını,3. Davacı ...'in evinin hemen altında bulunan çeşmenin müvekkilin götürdüğü sudan 7,5 kat fazla aktığını ve bu sudan davacıların tamamının faydalandığını,4. Mahkemece gerek içme gerekse de sulama suyu yönünden herhangi bir su rejimi kurulmadığını ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, suya el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir.1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 718. maddesi gereğince; arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer.2. Bu madde hükmüne paralel olarak düzenlenen 4721 sayılı Kanunun 756. maddesi gereğince de; "Kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup bunların mülkiyeti ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabilir. Başkasının arazisinde bulunan kaynaklar üzerindeki hak, bir irtifak hakkı olarak tapu kütüğüne tescil ile kurulur. Yeraltı suları, kamu yararına ait sulardandır. Arza malik olmak onun altındaki yeraltı sularına da malik olmak sonucunu doğurmaz. Arazi maliklerinin yer altı sularından yararlanma biçimi ve ölçüsüne ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır."3. Gerek 4721 sayılı Kanunun 718. maddesi gerekse 756/2. maddesinde sözü edilen kaynaklar, yeraltı sularından farklıdır.4. Kaynak, kökeni yeraltı suyu olan tabî ve sürekli olarak yeryüzüne çıkan özel mülkiyete girecek nitelikte özel bir su olup, sunî bir şekilde veya ara sıra yeryüzüne çıkan su, kaynak niteliğini kazanmaz (Gürsoy/ Eren/ Cansel, Türk Eşya Hukuku, Ankara 1978, s.618). Ayrıca, kaynaktan çıkan suyun yararı kamuya ait bir akarsu oluşturacak kadar bol çıkması hâlinde kaynak artık özel mülkiyete konu olamaz. Yine, yeraltı suyundan sondaj gibi sunî yollarla çıkartılan sulardan yararlanma usulü de 167 sayılı Yeraltı Suları Kanununa tâbidir.5. Başka bir ifadeyle kaynak suyu kendiliğinden kaynadığı arazinin hudutlarını aşacak debide ise ya da malikinin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra fazlası varsa genel su kabul edilir ve komşular da yararlanabilir. Bunun yanında kaynak suyu tapulu olmayan araziden (örneğin mera, orman vb.) çıkıyorsa suyun debisine bakılmaksızın genel sudur. Bu sudan ise kadim ve öncelik hakkı ihlal edilmemek suretiyle herkes ihtiyacı oranında yararlanabilir.6. Mahkemece mahalinde yapılan keşif sonrası düzenlenen 26.12.2022 tarihli fen bilirkişisi raporunda; gösterilen su kaynakları köy tüzel kişiliği ve kamuya ait yerlerden çıkmakta olup niteliği itibariyle genel sudur. Genel sudan herkes ihtiyacı ölçüsünde yararlanma hakkına sahiptir. O hâlde; tarafların içme suyu, hayvan ve tarımsal ihtiyaçları nedeniyle ihtiyaçları olan su miktarı tespit edilerek, suyun debisi de gözetilmek suretiyle taraflar arasındaki nizayı çözümler nitelikte infaza elverişli su rejimi oluşturularak muarazanın giderilmesi gerekirken, davalının kullanımını engelleyecek şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.7. Bunun yanında kabule göre de; dava el atmanın önlenmesi istemiyle sınırlı olup 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26. maddesi hükmüne aykırı olacak şekilde talep edilmediği hâlde kâl hükmü kurulması doğru değildir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,20.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.