Anahtar kelimeler: Odalı Köyiçi Geçirirken Dekorasyon Yatak Fethiye Tatillerini İnşa Denizli Turızm

MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Fethiye 4. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla)SAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin Türkiye'de tatillerini geçirirken kullanmak üzere davalı ... Turızm İnşaat Emlak Dekorasyon Tic. Ltd. Şti. ile yaptıkları 06.09.2006 tarihli adi yazılı sözleşme çerçevesinde ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, Köyiçi, ... numaralı parsel sayılı taşınmazda (yeni 6 10... parsel) inşa edilecek 3 yatak odalı bir villa için 105.000 Euro ödediklerini, yıllar içinde ilgili arsa üzerine inşaat yapıldığını ve 2015 yılında kat mülkiyeti kurulduğunu, davalı Şirket yetkililerinin bu gayrimenkulün aynı zamanda çok iyi bir yatırım olacağını belirttiklerini ve müvekkillerinin bu gayrimenkulü daha sonra satmaları durumunda % 25 fazla bedele satabileceklerini belirterek müvekkillerini gayrimenkulü alma konusunda ikna ettiklerini, tapu devir işlemlerinin yapılması için ayrıca 60.000,00 TL bedeli davalı Şirket yetkililerinden ...'a 30.09.2009 tarihinde ödediklerini belirterek dava konusu taşınmazın davalı Şirket adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkilleri ... ve Luciano Boldrını adına eşit hisselerle tapuya tescil edilmesine, olmadığı takdirde müvekkili tarafından ödenen 105.000 Euro'luk satış bedelinin Devlet bankalarınca 1 yıllık Euro hesaplarına verilen en yüksek mevduat faizi ile beraber müvekkillerine ödenmesine ve ayrıca müvekkilleri tarafından davalı Şirket yetkilisine ödenen 60.000,00 TL'nin yasal faizi ile beraber davalıdan alınarak müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların, davalı müvekkili Şirkete 09.09.2005 tarihli, 6386 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinden anlaşılacağı gibi hissedar olduğunu, hisselerini 20.12.2006 tarihinde diğer hissedarlara sattığını, davacıların, davalı Şirkette öncesinde hisse sahibi olup sözleşmeden sonra hisselerini kârlı bir şekilde sattıklarını, davacıların tamamen ticari amaçla hareket ettiklerini belirterek görev itirazını ileri sürmüş, müvekkili Şirkete 105.000 Euro ödenmediğini, davanın zamanaşımı süresinden sonra açıldığını, davacılardan .. ... tarafından gönderilen 30.09.2009 tarihli 60.000,00 TL miktarlı dekontta dava konusu taşınmazın dayanıp döşenmesi ve tapu işlemleri için gönderildiğine dair kayıt olmadığını, bahse konu açıklamasız gönderilen paranın herhangi bir borcun ödenmesi anlamına geldiğini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın yükleniciden temlik alınan kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu, zamanaşımı süresinin davacının ferağ umudunu yitirdiği tarihten işlemeye başlayacağından, bu tarihin de dava açılma tarihi olduğu, davalı tarafın bu yöne ilişkin def'isinin yerinde olmadığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin salt İngilizce düzenlenmesi nedeniyle edim gereğini istemeye engel teşkil etmeyeceği, davalının hem arsa sahibi hem de yüklenici sıfatını taşıdığı, 30.09.1988 tarihli ve 2/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararının sonuç bölümünde vurgulandığı üzere tapuda kayıtlı bir taşınmaz mülkiyetini devir borcu doğuran ve ancak kanunun öngördüğü biçim koşullarına uygun olarak yapılmadığından geçersiz bulunan sözleşmeye dayanılarak açılan bir cebri tescil davasının kural olarak kabul edilemeyeceği, bununla birlikte 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'na tâbi olmak üzere yapımına başlanan taşınmazdan bağımsız bölüm satımına ilişkin geçerli bir sözleşme olmadan tarafların bağımsız bölüm satımında anlaşarak alıcının tüm borçlarını eda etmesi ve satıcının da bağımsız bölümü teslim ederek alıcının onu malik gibi kullanmasına rağmen, satıcının tapuda mülkiyetin devrine yanaşmaması hâlinde olayın özelliğine göre hâkimin 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 2. maddesini gözeterek tescil davasını kabul edebileceği ilkesinin benimsendiği, kaldı ki davalı, aynı zamanda yüklenici de olduğundan, 6098 sayılı Borçlar Kanununun 162. ve 163. maddeleri gereğince yazılı yapılmak koşuluyla davacıya temlik işleminde bulunabilecektir.Somut olaya gelince; davalının yapsatçı olduğu ve taraflar arasında dava konusu taşınmaza ilişkin imzalanan gayrimenkul satış sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmış olmakla geçerli olduğu, davacının sözleşmeden doğan edimini yerine getirmiş olduğu, dava konusu taşınmazın davalı yüklenici adına kayıtlı olduğu, davacı tarafça dava konusu taşınmazın kullanımının dâhilinde olduğunun belirtildiği, bunun aksinin davalı tarafça değinilmediği gerekçesiyle 6 10... parsel sayılı taşınmazda bulunan B Blok, Zemin + 1 katta yer alan depolu dubleks mesken nitelikli 2 No.lu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacılar adına 1/2'şer hisseli olmak üzere tapuya tesciline; davacıların 60.000,00 TL alacağa yönelik taleplerine ilişkin olarak ise, davacının dayandığı belgenin havale dekontu olup havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcut olduğu, havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını ileri süren havaleyi yapanın bu iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğu, davacının havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını ispatlayamadığı gerekçesiyle davacıların 60.000,00 TL alacağa yönelik taleplerinin reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın yükleniciden haricen konut alımına dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa ödenen bedelin tahsili ve taşınmaz masrafları için yapıldığı iddia olunan ödemenin tahsili istemine ilişkin olduğu; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; davacıların, İtalya vatandaşı oldukları ve Mahkemece teminat hususunda bir değerlendirme yapılmadığı, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 1/2 hükmü, 48. maddesi ve İtalya Cumhuriyeti ile yapılan ikili ve çok taraflı sözleşmeler uyarınca davacıların teminat yatırma yükümlülüğü bulunmadığı;Davaya konu 06.09.2006 tarihli projeden gayrimenkul alımına dair sözleşmenin, davacı gerçek kişiler ile davalı Şirket arasında akdedildiği, davalı tarafın sözleşmedeki imza inkârının ise dosyada mevcut Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin raporu ile imzaların davalı Şirket yetkili temsilcilerine ait olduğunun görüş ve mütalaa olunması ile yersiz olduğu,Dosya kapsamında bulunan keşif zaptı, bilirkişi raporunda bulunan taşınmaz fotoğrafları, davacı tarafça sunulan delil olarak dayanılan fotoğraflar, yazışmalar, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı tarafça davacıların Türkiye'de başkaca taşınmazları da olup bunları kâr amaçlı alıp sattıkları iddia edilmiş ise de, dosyada bulunan tapu müdürlüğü yazı cevaplarından davacı ... adına taşınmaz bulunmadığı; davacı ... adına ise .. ilçesi ... Mahallesi Foçaburnu Mevkiinde 25 81... parselde A blok, 1. kat, 3 No.lu mesken vasıflı bağımsız bölüm ve aynı taşınmazda zemin kat, 1 No.lu mesken vasıflı bağımsız bölümün davaya konu sözleşme tarihinden sonra 28.05.2007 tarihinde satın alındığı, taşınmazlardan zemin kat, 1 No.lu mesken vasıflı bağımsız bölümün 21.09.2015 tarihinde dava dışı üçüncü kişiye satıldığı, taşınmazlardan 1. kat, 3 No.lu mesken vasıflı bağımsız bölümün hâlen davacı ... adına kayıtlı olup davacılarca ikamet amaçlı olarak kullanıldığının bizzat davalı tarafça beyan edildiği, davacı tarafça ise bu taşınmazların davaya konu taşınmazın inşaatı tamamlanana dek davacıların ve ailelerinin Türkiye'ye geldiğinde ikamet olarak kullanmaları amacıyla aynı binadan altlı üstlü iki bağımsız bölüm satın aldıkları yönündeki beyanı, taşınmazların mesken vasıflı olmaları, sayısı ve devredilen taşınmazın davacı tarafından satın alındıktan yaklaşık 8 yıl sonra üçüncü kişiye satılması birlikte nazara alındığında sözleşmede taşınmazın getireceği kârın yazılı olmasının ve anılan bu hususların davacıların dava konusu taşınmazı salt kâr elde etmek ve yatırım amacı ile satın aldıkları ve nihai tüketici olmadıklarını kabule yeterli olmadığı; davacılar tarafından taşınmazın kullanım amacı ile satın alındığı ve hâlihazırda süreç içerisinde taşınmaz tamamlandıktan sonra davacılarca tatil/konut amaçlı kullanıldığının sabit olduğu; davacıların davalı Şirketin kuruluş aşamasında 02.09.2005 tarihinde davalı Şirkette hissedar olarak yer aldıkları ve hisselerini 06.09.2006 tarihli noter senedi ile davaya konu sözleşme ile aynı tarihte davalı Şirket yetkili temsilcilerine devrettikleri hususunun sabit olduğu, bu durumda davacıların tüketici olduğu gerekçesiyle, mahkemenin davaya tüketici mahkemesi sıfatı ile bakmasında bir isabetsizlik bulunmadığı;Sözleşmenin taraflarından birinin yabancı olması hâlinde Türk şirketleriyle yapacakları sözleşmelerde Türkçe kullanılması zorunluluğu bulunmadığı gibi, davacı tarafça sözleşme hükümleri yerine getirilmiş, sözleşme bedeli davalı tarafça tahsil edilmiş olup yerleşmiş Yargıtay uygulamaları uyarınca, her iki tarafça sözleşmedeki edimler yerine getirildikten sonra usulüne uygun şekilde düzenlenmediği gerekçesi ile geçersizlik iddiasında bulunmanın dürüstlük kuralları ile bağdaşmayacağı;Davaya konu taşınmazın dava tarihinde davacılar uhdesinde bulunduğu hususu sabit olmakla, zilyetlik devam ettiği sürece zamanaşımı süresi işlemeye başlamayacağı gibi ifanın imkânsız hâle gelmesiyle zamanaşımı işlemeye başlayacağından mahkemenin, zamanaşımı def'ini reddinin yerinde olduğu,30.09.1988 tarihli ve 1987/2 Esas, 1988/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile tapuda kayıtlı bir taşınmazın mülkiyetini devir borcu doğuran ve ancak yasanın öngördüğü biçim koşullarına uygun olarak yapılmadığından geçersiz bulunan sözleşmeye dayanılarak açılan bir cebri tescil davasının kural olarak kabul edilemeyeceği, bununla beraber 634 sayılı Kanuna tâbi olmak üzere yapımına başlanılan taşınmazdan bağımsız bölüm satımına ilişkin geçerli bir sözleşme olmadan tarafların bağımsız bölüm satımında anlaşarak alıcının tüm borçlarını eda etmesi ve satıcının da bağımsız bölümü teslim ederek alıcının onu malik gibi kullanmasına rağmen satıcının tapuda mülkiyetin devrine yanaşmaması hallerinde; olayın özelliğine göre 4721 sayılı Kanunun 2. maddesi gözetilerek açılan tescil davasının kabul edilebileceğinin belirtilmiş olduğu anlaşılmakla somut olayın da bu kurala uygun olması nedeniyle davacıların dayandığı 06.09.2006 tarihli sözleşmenin geçerli olduğu ve davalı tarafın basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunan bir ticari şirket olması ve davaya konu sözleşmenin de davalı Şirketin yetkili temsilcileri tarafından imzalandığının dosyada mevcut İstanbul ATK Fizik ihtisas Dairesi uzmanlık raporu ile sabit olması nazara alındığında, sözleşmede taşınmaz bedeli olarak davacı tarafça davalıya ödendiği yazılı olan 105.000 Euro'nun davalı Şirkete ödendiği yönündeki mahkeme kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde;1. Görevli mahkemenin Ticaret Mahkemesi olduğunu, davacıların Fethiye bölgesinde dava konusu taşınmazı satın almaya karar verdikleri 2006 yılında 2 tane daha taşınmazı bulunup ... bulundukları dönemde bu taşınmazları kullandıklarını,2. Davacıların davalı müvekkil Şirkete 09.09.2005 tarihli, 6386 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinden anlaşılacağı gibi hissedar olup hisselerini 20.12.2006 tarihinde diğer hissedarlara sattıklarını davacıların tamamen ticari amaçla hareket ettiklerini,3. Taraflar arasındaki sözleşmenin adi yazılı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi olup gerekli şekil şartlarını taşımadığını, yine sözleşmenin yabancı dilde yapılması sebebiyle geçersiz olduğunu,4. Sözleşmenin İngilizce düzenlenmesinin 805 sayılı İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkındaki Kanuna aykırı olduğunu, Türkçe çevirisi akit tarihinde yapılmayan ve taraflara imzalatılmayan sözleşmeye dayanarak, davalı müvekkilinden talepte bulunulmasının mümkün olmadığını,5. Davacılar tarafından 105.000 Euro ödeme yapılmadığını, davalı müvekkili Şirketin o dönemki banka hesaplarının ve ticari defterlerinin de incelenmesi gerekirken Yerel Mahkeme tarafından şirket defterleri incelenmeden karar verildiğini,6. Dava konusu sözleşmede, "payment agreement" ve "............ .." başlıklarının sonradan eklendiğini,7. Sözleşmenin Türkçe'ye çevrilmiş hâlinin davacılar tarafından dosyaya ibraz edildiğini, söz konusu çeviri incelendiğinde, davacılar tarafından 105.000 Euro ödendiği belirtilmişse de, hiçbir nam ve ad altında böyle bir ödeme yapılmadığını, Türkçe olmayan sözleşmede yer alan kayıtların da yerel mahkemece aleyhe delil olarak değerlendirilmesinin isabetli olmadığını, dava konusu 105.000 Euro'nun ödendiğinin ispat yükünün davacılarda olduğunu, davalı Şirket defterlerinde ve banka hesaplarında davacıların ödediği 105.000 Euro'nun herhangi bir kaydının bulunmadığını,8. Davalı Şirket yetkilisinin İngilizce yeterliliği bulunmadığını,9. Zamanaşımına ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığını,10. Dava konusu taşınmazın davacılar tarafından hiçbir zaman kullanılmadığını, taşınmazın ne zamandan beri ve hangi tarihler arasında davacılar tarafından kullanıldığına dair herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığını ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, yap-satçıdan temlik alınan şahsi hakka dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeple;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,20.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.