Anahtar kelimeler: Bati İstirdat Başkan Eser Yazim Katip Üye Ankara Karara Bulunulması

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

Esas No
: ████████ - Karar No:████████
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
KATİP
: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2024
NUMARASI
: █████████ E-█████████ K
ASIL DAVANIN KONUSU
: İstirdat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARŞI DAVANIN
KONUSU
: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan asıl dava istirdat, karşı dava alacak istemine ilişkin olup, mahkemece asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davalı- karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili; davalı ile müvekkiline ait ... adresindeki okul inşaatında yapılacak işler için davalı ile sözleşmeler akdedildiğini ve iş karşılığı yapılacak ödemelere ilişkin çeşitli vadelerde çeklerin davalıya teslim edildiğini, ancak, davalı tarafın yüklendiği edimlerini yerine getirmeksizin tüm çalışanları ve malzemeleri ile çalışma alanını terk ettiğini ve işi yarım bıraktığını, davalı ile işin bitirilmesi konusunda iletişime geçilmeye çalışılmışsa da ulaşılamadığını, ayrıca davalı hakkında Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ D. İş sayılı dosyası ile de mevcut eksikliklerin tespiti için dava açıldığını, davalının yüklendiği işi tamamlamadığını, davalının, müvekkiline ait 30.000,00 TL bedelli ... Şubesi 0001711 no'lu 31.12.2018 tarihli çeki de iade etmediğini ileri sürerek, müvekkilinin davalıya 30.000,00 TL borçlu olmadığının tespiti ile davalının elinde bulunan müvekkiline ait 30.000,00 TL bedelli ... Şubesi 0001711 no'lu 31.12.2018 tarihli çekin iptaline ve dava sonuna kadar tedbiren ödeme yasağı konulmasına, alacağın İİK'nun 72. Maddesi uyarınca alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davanın yetkisiz olan mahkemede açıldığını ve yetkili mahkemenin müvekkili şirketin adresi itibariyle İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, çekin, müvekkili şirket tarafından davacı ile aralarında akdedilmiş olan sözleşme konusu işlerle ilgili malzeme alınan üçüncü bir şirkete ciro edilerek verildiğini bu şirket tarafından muhatap bankaya ibraz edilmekle tahsil edildiğini, bu çerçevede, davacı tarafın dava konusu çekten ötürü borçlu olmadıklarını tespite ilişkin hukuki bir yararı kalmadığından davanın da konusuz kaldığını, bir an için davacı tarafın davasını istirdat davasına dönüştürebileceği düşünülecek olsa dahi istirdat davasının ancak haksız olarak ödendiği iddia edilen paranın ödenen kişiden iade alınması talebi olarak ele alınabileceğinden bu talebin çek bedelini tahsil etmemiş olan müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, taraflar arasında 16.05.2018 tarih ve 5247 teklif numaralı, 56.354,44 USD bedelli, 13.06.2018 tarih ve 5253 teklif numaralı, 37.170 USD bedelli ve 28.06.2018 tarih ve 5256 teklif numaralı, 15.410,80 USD olmak üzere toplamda 108.665,24 USD bedelli üç sözleşme akdedildiğini, bu sözleşme bedellerinin bir kısmının nakit, bir kısmının vadeli senetle, bakiye iş bedelinin ise işin teslimi ile birlikte kur farkı faturası da kesilerek ödenmesinin kararlaştırıldığını, sözleşmelerin akdedilmesi ile birlikte müvekkili şirketin üstlenmiş olduğu edimleri eksiksiz biçimde ifa etmeye başladığını, ancak zaman içerisinde bitirmiş olduğu işlerin bedeline ilişkin ödemelerinde gecikme yaşandığı gibi bitirilen işlere ilişkin fatura düzenlenmek istendiğinde devamlı olarak faturaların işin tamamının bitiminde tanzim edilmesi cevabıyla karşılaştığını, müvekkili şirketin, davacı tarafın taraflar arasında akdetmiş olduğu sözleşmelerin dışındaki talepleriyle de karşılaştığını, bu taleplerin bir kısmına taraflar arasındaki güven ilişkisinin zedelenmemesi ve bu sözleşme dışı ilave işlerin de ayrıca kendilerine ödeneceğinin sözlü olarak beyan edilmesine güvenerek olumlu cevap verdiğini ve sözleşme dışı ilave imalatlar da gerçekleştirdiğini, müvekkili şirketin bakiye alacağını alabilmek umuduyla ifa etmiş olduğu edimlere ilişkin 09.12.2018 tarih ve 0052444, 0052445, 0052446 sıra numaralı faturaları tanzim ederek davacı tarafa tebliğ ettiğini, davacı tarafın ise bu faturaları müvekkili şirkete iade ettiğini, müvekkilinin bakiye alacağının bulunduğunu, işin teslim edildiğini ve okulda eğitim öğretim faaliyetinin başladığını, davacı tarafın işi teslim aldığında hiçbir ayıp ihbarında bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Karşı davacı vekili; taraflar arasında 16.05.2018 tarih ve 5247 teklif numaralı, 56.354,44 USD bedelli, 13.06.2018 tarih ve 5253 teklif numaralı, 37.170 USD bedelli ve 28.06.2018 tarih ve 5256 teklif numaralı, 15.410,80 USD olmak üzere toplamda 108.665,24 USD bedelli üç sözleşmenin akdedildiğini, bu sözleşme bedellerinin bir kısmının nakit, bir kısmının vadeli senetle, bakiye iş bedelinin ise işin teslimi ile birlikte kur farkı faturası da kesilerek ödenmesinin kararlaştırıldığını, sözleşmelerin akdedilmesi ile birlikte müvekkili şirketin üstlenmiş olduğu edimlerini eksiksiz biçimde ifa etmeye başladığını, ancak zaman içerisinde bitirmiş olduğu işlerin bedeline ilişkin ödemelerde gecikme yaşandığı gibi bitirilen işlere ilişkin fatura düzenlenmek istendiğinde devamlı olarak faturaların işin tamamının bitiminde tanzim edilmesi cevabıyla karşılaştığını, müvekkili şirketin bu safhalarda geçici kabul tutanağı tutulmasına dair taleplerinin de devamlı olarak işin sonunda işin bütününe yönelik geçici ve kesin kabul yapılacağı yönündeki beyanlarla savuşturulduğunu, sözleşme dışı ilave işlerin de ayrıca kendilerine ödeneceğinin sözlü olarak beyan edilmesine güvenerek sözleşme dışı ilave imalatların da yapıldığını, taraflarınca yapılan hesaplamaya göre sözleşmede 3.840 metre lineer ürün kullanılması gerekirken 3.897,15 metre lineer ürün kullanıldığını, yine 274 adet 60x120 panel kullanılması gerekirken 384 adet panel kullanıldığını, müvekkili şirketin, bakiye ödemesini alabilmek umuduyla ifa etmiş olduğu sözleşmeye konu edimlere ilişkin 09.12.2018 tarih ve 0052444, 0052445, 0052446 sıra numaralı faturaları tanzim ederek davacı tarafa tebliğ ettiğini, davacı tarafın ise bu faturaları müvekkili şirkete iade ettiğini, esasen taraflar arasında ilk etapta sorunsuz olarak başlayan ilişkinin, ülkemizde yaşanan olumsuz ekonomik gelişmeler üzerine döviz kurunun bir anda artması üzerine kötüleşmeye başladığını, davacı taraf yetkililerinin birkaç defa müvekkili şirket yetkililerine sözlü olarak kur farkına dair bahsi geçen düzenlemenin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini ifade ettiğini, davacı tarafın menfi tespit istemi bir yana, müvekkili şirketin ifa etmiş olduğu edimlerden ötürü bakiye alacağının bulunduğunun ortada olduğunu, müvekkili şirketin üretim ve imalatını gerçekleştirdiği aydınlatma ürünlerinin tamamının, yurt dışından ülkemize ithal edilen malzemeler kullanılarak imal edilen, dolayısıyla tamamen döviz maliyetli ürünler olduğunu, zira bu nedenden ötürü aydınlatma piyasasındaki satışların tamamının da ya döviz üzerinden ya da güncel döviz kuru esas alınarak Türk Lirası üzerinden yapıldığını, müvekkilinin dava konusu sözleşmede yer alan malzemeleri imal etmek üzere tedarikçilerinden temin ettiği ana kartlar, led şeritleri, alüminyum kasalar ve diğer tüm ekipmanların döviz maliyetiyle yurda ithal edildiğinden müvekkili şirketin de istisna kapsamında bulunduğunu, müvekkilinin tüm malzeme tedariğini döviz üzerinden gerçekleştiği ve maliyetinin tamamen dövize endeksli olduğu ortada iken müvekkiline ödemenin ancak tebliğ gereği sabitlenmiş kur üzerinden yapılacağı yönündeki kabulün açıkça adaletsiz olacağını, tespit raporunu kabul etmediklerini, davacı tarafın davaya konu sözleşmedeki işleri aylar önce fiilen teslim aldığını, okulda eğitim öğretim faaliyetinin başladığını, davacı tarafın, dava konusu sözleşmedeki edimlerin ifa edildiği okulda eğitim öğretim faaliyetine başlamakla sözleşme konusu işi en geç bu tarihte fiilen teslim aldığı hususunda bir kuşku olmadığını, davacı tarafın işi teslim aldığında hiçbir ayıp ihbarında bulunmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000 TL bedelin ticari faiziyle birlikte davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Karşı davalı vekili; taraflar arasında akdedilen eser sözleşmeleri uyarınca müvekkilinin tüm ödemeleri yapmasına karşın, davalı/karşı davacının yüklenmiş olduğu edimleri yerine getirmediğini ve inşa işini yarım bırakarak iş sahasını tüm personeli ve malzemeleri ile birlikte terk ettiğini, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ D.İş sayılı dosyası ile tespit edildiği üzere, davalının eksik ve hatalı imalatları bulunduğunu, tespit raporunda belirtilmeyen veya tespitten sonra ortaya çıkan bir çok hatalı imalatın da müvekkilince diğer firmalara sözleşme ve fatura karşılığı tamamlatılmak durumunda kalındığını, müvekkiline ait 30.000,00 TL bedelli ... Şubesi 0001711 Nolu █████/2018 vade tarihli çekin de vadesinde 3. kişi cirantanın çeki bankaya ibraz etmesi nedeniyle ödenmek zorunda kaldığını, davacının müvekkilinden her hangi bir alacağı olmadığını, bu nedenle de karşı davanın reddi gerektiğini kabul anlamına gelmemekle birlikte, her ne kadar davalı/karşı davacı tarafından kur farklarından kaynaklı alacağı olduğu iddia edilmekteyse de, müvekkilinin fazla ödemelerinin mevcudiyeti ve █████/2018 tarihli Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ uyarınca davalı/ karşı davacı firma ile bir çok görüşme yapıldığını, akdedilen eser sözleşmesinin Türk Lirasına çevrilmesinin talep edildiğini, bu yönde kendilerine ihtarname dahi gönderilmesine karşın firmaca herhangi bir dönüş yapılmaksızın taraflarına kur farkı faturaları gönderildiğini, ancak, gönderilen kur farkı faturalarının usulsüz olması ve davalı/karşı davacının yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedenleriyle faturaların müvekkilince kabul edilmediğini, anıldığı üzere, █████/2018 tarihli Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ hükümlerine karşı taraflarıyla uzlaşmaya yanaşmayan davalı/ karşı davacının kur farkından kaynaklı alacak talebinin de usulsüz olduğunu, mevcut durumda sözleşme bedelinin, █████/2018 tarihli Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'in 8/24.maddesi uyarınca değerlendirilmesi gerektiğini, kaldı ki müvekkilinin kur farkından kaynaklı borcu bulunmadığı gibi, kur farkı gözetilse dahi fazla yapmış olduğu ödeme bulunduğunu savunarak, karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece 21.09.2021 tarih ve ████████ Esas- ████████ Karar sayılı asıl ve karşı davanın reddine dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairemizin 27.10.2023 tarih ve ███████ Esas- █████████ Karar sayılı kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir.
Mahkemece Dairemizin kaldırma kararından sonra yapılan yargılama sonucunda; BAM ilamı doğrultusunda alınan bilirkişi raporu ile yapılan tespit ile; daha önceki bilirkişi raporlarında da ayrıntıları ile yer aldığı üzere; davacı- karşı davalı ... Program Yazılım Eğitim Öğretim Bilgisayar Sistemleri Yayın İnş. Taah. ve San. Ltd. Şti. tarafından davalı- karşı davacı ... Aydınlatma Elektrik İnş. Matbaa Denizcilik San. Ltd. Şti.’ne toplam 492.000,00 TL ödeme yapılmış olup, bu konuda taraf ticari defterleri arasında bir ihtilaf bulunmadığı, taraflar arasında imzalanmış olan her üç Teklif-Sözleşmede işin tamamen teslim edildiğinde o güne ait kur farkı faturasının kesileceği yönünde bir hüküm olmakla birlikte işin gecikmesi, eksik ve hatalı imalatların olması, sonradan ciddi oranda değişikliklerin yapılmak zorunda kalındığına dair belgeler sunulması nedeniyle sözleşme konusu işin tamamen teslim edilmediğinin açık olduğu, dolayısıyla davalı- karşı davacının kur farkı talep şartlarının oluşmadığından karşı davanın reddine karar verilmesi gerektiği, asıl dava yönünden yapılan değerlendirmede ise; Bölge Adliye Mahkemesince tutanağın geçerli belge kabul edilmesi nedeniyle tarihsiz tutanağın iş sonunda düzenlendiği kabul edilerek yapılan değerlendirme ile dava tarihi itibariyle Merkez Bankası efektif satış kurunun 5,3943 TL olduğu, buna göre malzeme bedelinin 3167x5,3943 = 17.083,75 TL, işçilik bedelinin (maktuen)= 50.000 TL, toplam bedelin davacı- karşı davalı alacağının 67.083,75 TL olduğu, bu kapsamda dava değeri ve taleple bağlı kalınarak █████/2018 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte 30.000,00 TL'nin istirdatı ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davalı- karşı davacı vekili istinaf başvurusunda; dosyaya sunulan 23.08.2024 tarihli bilirkişi raporunun esas alınarak asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiş olsa da, kararın kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişi raporunda, dava dosyasına sunulan ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında da içeriği vurgulanmış olan tarihsiz tutanak üzerinden bir hesaplama yapıldığını ancak bu hesaplamalarda hatalar yapılarak kanaat bildirildiğini, raporda müvekkili şirketin, taraflar arasında akdedilen sözleşmelere göre yapması gerekenden fazla iş yaptığının kısmen kabul gördüğünü ancak bu fazla yapılan işlere ilişkin bazı malzeme eksikliklerinin müvekkili şirket hanesine eksi olarak yazıldığını, bilirkişi raporunda müvekkili şirketin, davacı şirketten 492.000 TL ödeme aldığından bahisle sözleşme bedelini eksiksiz tahsil ettiği iddia edildiğini ancak davacı şirketin eksik olarak teslim edildiği iddia edilen bir takım işlerinin öne sürülerek davacı şirketin, dava tarihindeki güncel kur olan 5,3943 TL üzerinden alacaklı çıkarıldığını, oysa bilirkişi heyetinin bu mantığıyla gidilse dahi anılan 5,3943 TL kur üzerinden müvekkili şirketin sözleşmelerde belirlenen bedelleri tahsil edemediğini, nitekim bu kur miktarı üzerinden sözleşme bedellerinin o tarihte müvekkili şirkete toplamda 583.200 TL olarak ödenmesi gerekeceğinin açık olduğunu ancak davacı tarafın alacak iddiasında güncel kur üzerinden davacı tarafı alacaklı çıkarmış olan bilirkişi heyetinin, müvekkili şirket yönünden bu yönde bir zahmete katlanmadığını, müvekkili şirketin sözleşme bedelini eksiksiz olarak tahsil etmiş olduğunu iddia edebildiklerini, davacı şirket tarafından elektronik postayla müvekkili şirkete gönderilen excel tablosundan da görüleceği üzere, o dönemde davacı şirketin, müvekkili şirkete yaptığı ödemeleri, ödeme tarihlerindeki güncel kur üzerinden listelemiş olup, bu hesaba göre de müvekkili şirkete davacı tarafından toplam 92.011 $ ödeme yapıldığının iletildiğini, excel tablosunun gönderilmesinden kısa bir süre sonra müvekkili şirketin ilk dava konusu olan 30.000 TL bedelindeki çeki de tahsil etmiş olup, bu ödemenin ödeme tarihindeki güncel kur üzerinden dikkate alınması halinde müvekkili şirketin dava konusu üç sözleşmeye istinaden davacı şirketten alacaklı bulunduğunun kolaylıkla görülebileceğini ancak bilirkişi heyetinin, müvekkili şirketin toplamda 492.000 TL ödeme aldığından bahisle üç sözleşme bedelini eksiksiz tahsil ettiğini iddia ettiğini, bu tespitin ödeme tarihlerindeki güncel kur değerleri karşısında doğru olmadığının açık olduğunu, bilirkişi heyetinin raporuna konu tutanakta müvekkili şirketin, sözleşmelere konu işten çok daha fazlasını davacı şirkete teslim ettiği belirtilmiş olmasına rağmen bilirkişi raporunda "işin gecikmesi, eksik ve hatalı imalatların olması, sonradan ciddi oranda değişikliklerin yapılmak zorunda kalındığına dair belgeler sunulması" gerekçeleriyle müvekkili şirketin kur farkı talep edemeyeceğinin öne sürüldüğünü, oysa raporun içeriğinde müvekkili şirketin, sözleşmelere konu işlerden daha fazlasını davacı şirkete teslim ettiği kabul edilmişken üzerine müvekkili şirketin eksik iş teslimi nedeniyle kur farkı talep edemeyeceğini öne sürmenin çelişkili olduğunu, nitekim daha önce verilen kararın kaldırılmasına ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararında da kur farkı talep edilemeyeceğine dair bir gerekçeye yer verilmediğini, bilakis kur farkı talebine dair şartların araştırılması gerektiğinin altının çizildiğini, bu çerçevede bilirkişi heyetinin hatalı yorumunu benimseyen mahkeme kararının hatalı olduğunu, bilirkişi heyeti tarafından yapılması gerekenin, müvekkili şirket tarafından teslim edilmiş olan işlerin sözleşmedeki fiyatlara göre kur üzerinden maliyetini hesaplayarak, takdiri mahkemeye bırakmaktan ibaret olup, bilirkişi heyetinin kendisini hakim yerine koyarak, kendince hüküm kurar biçimde rapor düzenlediğini, mahkemece de bu husustaki itirazlarının giderilmeksizin hüküm kurulduğunu, kaldı ki bilirkişi heyetinin "işin gecikmesi, eksik ve hatalı imalatların olması, sonradan ciddi oranda değişikliklerin yapılmak zorunda kalındığına dair belgeler sunulması" gerekçeleriyle müvekkili şirketin kur farkı talep edemeyeceği yönündeki tespitinin de kabul edilemez olduğunu, zira bu yönde bir tespite varılacak olsa dahi müvekkilinin teslim ettiği işin bedelini hak edeceğini, aksinin davacı taraf lehine sebepsiz zenginleşme yaratacağını, davacının varlığını iddia ettiği eksik veya ayıplı imalatların varlığı kabul edilse dahi müvekkilinin gerçekleştirmiş olduğu teslimin bedelinden hiçbir koşul altında mahrum bırakılamayacağını ancak hakkaniyet gereği nefaset kurallarının uygulanıp uygulanmayacağının tartışılacağı hususunun Daire takdirinde olduğunu, dosyaya sunulan ve dava konusu işlerde kullanılan malzeme faturalarından da görüleceği üzere, dava konusu işlerin toplam maliyetinin ülkede yaşanan kur artışı nedeniyle çok büyük bir artış göstermişken ve müvekkili şirketin, tüm bu malzemeleri o tarihteki güncel kurlar üzerinden temin ederek işi tamamlamışken, müvekkili şirkete toplam 492.000 TL ödeme yapıldığından bahisle müvekkili şirketin hiçbir alacağının bulunmadığını öne sürmenin de kabul edilemez olduğunu, müvekkili şirketin taraflar arasında akdedilen 3 sözleşmeye konu işi eksiksiz olarak tamamladığı bir kenara, davacı tarafın isteği üzerine ilave işler yaptırıldığını ancak henüz esas sözleşmelerin bedellerinin taahhüt edilen tarihlerde müvekkili şirkete ödenmeden müvekkilinin ilave işler yapmaya zorlandığı için işi durdurmak durumunda kaldığını, müvekkili şirketin ilave işlere ilişkin getirdiği ve sahada bıraktığı malzemelerin ise müvekkili şirketin rızası olmaksızın üçüncü kişilere montajı yaptırıldığını ve bu montaj bedelinin de müvekkili şirkete borç olarak yüklenmek istendiğini, bilirkişi raporunda matematiksel hatalar olduğu gibi hiçbir dayanağı bulunmayan, bugüne kadar yargılamada hiçbir tarafça dile getirilmediği gibi inceleme konusu tutanakta da bahsi geçmeyen hususlar üzerinden hesaplamalar yapıldığını, raporda, toplam 349 adet driver eksiği bulunduğunun ve bu kalem üzerinden de davacı şirketin 7.329 $ alacaklı olduğunun öne sürüldüğünü, oysa ne inceleme konusu tutanakta ne de bugüne kadar davacı tarafça ileri sürülen iddialarda herhangi bir driver eksikliğinden bahsedilmediğini ve bilirkişi heyetinin bu kanıya nasıl vardığının anlaşılamadığını, nitekim tutanağın incelenmesiyle, 342 adet panel uygulaması yapıldığının belirtildiğini, uygulanan bu panellerden 78 tanesine driver takılmadığının ifade edildiğinin görüldüğünü ancak bilirkişi heyetinin bu hususa ilişkin olarak 271+78 olmak üzere 349 adet driver eksiğinin bulunduğunu belirttiğini, bu tespite nasıl varıldığınının ise açıklanamadığını, oysa taraflar arasında akdedilen sözleşmede müvekkili şirketin 274 adet panel armatür montajını üstlendiğini, buna rağmen müvekkili şirketin 342 adet panel montajı yaptığının kabul edildiğini ancak bu panellerdeki driver eksiklikleri tutanakta 78 adet olmak üzere net olarak belirtilmiş olmasına rağmen müvekkili şirketin toplamda 349 adet driver eksikliği iddiasıyla 7.329 $ borçlu çıkarıldığını, bilirkişi raporundaki, dayanağı açıklanmayan ve matematiksel hatalara dayanan tespitler nedeniyle, sözleşmelerde kararlaştırılan işlerden çok daha fazlasını davacı şirkete teslim ettiğinin açık olduğunu, bilirkişi heyetinin bu husustaki taraflı ve yanılgılı yaklaşımının tezahürü olarak ortaya çıkan tabloda, müvekkilinin sözleşmede belirlenenlerden daha fazla miktar ve adette imalat yaptığını ancak bu imalatın bedelini bilirkişi heyetinin öne sürdüğü gerekçelerle güncel kur üzerinden alamadığını, fakat fazladan yapılan imalattaki varlığı iddia olunan eksikliklerin bedelinin müvekkili şirket hanesine borç olarak yazıldığını, yani bilirkişi heyetinin yaklaşımına göre müvekkilinin yapmış olduğu işin bedelini hiçbir biçimde alamadığını ancak üzerine yapmış olduğu iş nedeniyle borçlu çıktığını, varılan bu sonucun uyuşmazlığa ilişkin teknik sorunlar bir yana, adalet duygusunun kendisiyle çeliştiğini ortada olup, tüm bu tartışmasız açıklamalara rağmen bu durumun mahkemece dikkate alınmadığını ve karşı davanın reddine karar verildiğini, dosyada mevcut istinaf kararında detaylı biçimde açıklandığı üzere bilirkişi heyetinin temel görevi, dosyaya girmiş bulunan tutanağı da dikkate alarak dava konusu okulda yapılan imalatı tespitten ibaret olduğunu, nitekim Bölge Adliye Mahkemesi kararı sonrasında dava konusu okulda keşif gerçekleştiren bilirkişi heyetinin, tutanakta belirlenen imalatın mevcudiyetini okulda gördüğünü, tutanakta belirtildiği gibi müvekkili şirketin 3 sözleşmeye konu işi tamamladığını, buna ilaveten de işler yapıldığının tespit edildiğini, bu çerçevede de itiraz konusu raporun kaleme alındığını, bu durumda bilirkişi heyeti tarafından yapılması gerekenin, tutanakla belirlenen imalatın durumunu değerlendirerek, 3 sözleşmeye konu işin döviz karşılığı bedelini belirlemek ve yine sözleşme dışında ilave yapılmış işlerin de aynı şekilde döviz karşılığı bedelini belirlemek olup, bu hesaplamanın esasen tutanakta yazılı rakamlar üzerinden yapılacak dört işlemden ibaret bir hesaplama olmakla birlikte, bilirkişi heyeti raporunda bunun hesaplanmadığını, müvekkili şirketin işi geç ve eksik teslim ettiği iddiasından hareketle müvekkili şirketin borçlu çıkarıldığını, dosyaya tutanak üzerinden yapılan hesaplama da sunulmuş olup, sırf tutanak esas alınarak yapılacak basit hesaplamalarda müvekkili şirketin alacağının -maddi hesap hatasına ve fazlaya dair haklarımız saklı kalmak üzere- 21.801 $ olduğunun net biçimde görüldüğünü, bilirkişi raporunda, yapılan işlere dair teknik tartışmanın laboratuvar ortamında çözümlenebileceğini, bu hususta davacı tarafın muvafakatinin bulunmadığını, müvekkilinin ise başta muvafakat etmemesine rağmen sonradan razı gelindiğinin iddia edildiğini, oysa, yargılamanın başından bu yana laboratuvar ortamındaki analizlere istekli ve hazır olunduğunun ifade edilmiş olup, bu hususun dosya kapsamında sabit olduğunu, öte yandan laboratuvar ortamında yapılacak ölçümler için herhangi bir tarafın muvafakatinin varlığı gerekli olmayıp, taraflarca bilirkişi deliline dayanıldığını ve laboratuvar ortamında yapılacak analizlerin de bilirkişi incelemesi olacağı gözetildiğinde, mahkemece bu hususta bilirkişi görevlendirilmesi yapılmasının yeterli olacağının açık olduğunu, bilirkişi raporunda "eksik montaj işleri yapımı yönünden kalan işlerin dava tarihi itibariyle maktuen 50.000 TL olacağı düşünülmektedir" ifadelerine yer verilerek müvekkili şirketin, davacı şirkete bu tutarda borçlu olacağı kanaatine yer verilmiş olsa da, bu tespitin de yanılgılı kanaatin sonucu olduğunu, zira yaptırılan işbu montaj işlerinin, sözleşme dışında müvekkili şirkete yaptırılan işlerin montajından ibaret olup, müvekkili şirketin sözleşmelere ilaveten yaptığı işlerin bedelinden mahrum kalması gerektiği kanaatindeki heyetin, bu işin montajı nedeniyle doğduğu iddia edilen ücretten müvekkili şirketi mesul tutmasının abes olduğunu, öte yandan montaj işi için ödendiği iddia edilen ve bilirkişi heyeti tarafından "maktuen 50.000 TL" olarak belirtilen tutarın da fahiş ve afaki olduğunu, zira o tarihte malzeme ve montaj bedeli 6.092 $ olan, raporda kabul edilen kura göre tamamı 32.532 TL tutarındaki iş için yalnızca 50.000 TL montaj bedelinin kabul edilmesinin tutarsız olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl dava, taraflar arasındaki sözleşmeler kapsamında işin eksik ve ayıplı yapıldığı iddiasına dayalı iş bedeli olarak verilen 30.000,00 TL bedelli çekten dolayı borçlu olmadığının tespiti/ yargılama aşamasında çek bedelinin ödenmesi nedeniyle istirdat istemine, taşeron tarafından açılan karşı dava ise, sözleşme dışı fazla iş yapıldığı iddiasına dayalı iş bedelinin tahsili ve sözleşmeler kapsamında ödemelerin yabancı para olarak kararlaştırılması nedeniyle kur farkı istemlerine ilişkin olup, mahkemece asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen karara karşı, davalı- karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemenin 21.09.2021 tarih ve ████████ E- ████████ K sayılı kararına ilişkin Dairemizin 27.10.2023 tarih ve ███████ E- █████████ K sayılı ilamı ile "..Davacı- karşı davalı tarafça dava tarihinden önce eksik işler yapıldığı ve işin terk edildiği iddiasına dayalı tespit talebinde bulunulmuş ve buna ilişkin tespit raporu düzenlenmiş, bu raporun yargılama aşamasında taraflara tebliğ üzerine taraflarca itiraz edildiği anlaşılmıştır.
Yine, davalı- karşı davacı tarafça yargılama aşamasında taraf imzalarını içerir eksik ve sözleşmeye aykırı yapıldığı belirtilen imalatlar ile sözleşme dışı bir kısım işlerin yapıldığını da gösterir tarihsiz tutanak dosyaya sunulmuş, tutanakta belirtilen hususların tutanakla sınırlı olmadığı beyanı dışında taraflarca tutanağa karşı çıkılmadığı anlaşılmıştır.
Mahkemesince, davacı karşı davalı şirketin ticari defterleri üzerinde yerinde inceleme yapılması yetkisi verilerek bilirkişi raporu alınmış, bu rapora tarafların itiraz ve beyanları doğrultusunda yeniden oluşturulan bilirkişi heyetinden mahallinde keşifle alınan ikinci heyet raporunda ise inceleme ve değerlendirme yapılabilmesi için bir kısım evrak ve belgelerin temini gerektiği belirtilmiş, ek raporda da istenilen belgeler temin edilmediği gerekçesi ile herhangi bir görüş beyan edilmediği görülmüştür.
Mahkemesince tarafların ticari defterlerinde kesilen faturalar ile ödemelerin birbirini teyit ettiği, davacı-karşı davalının eksik ve ayıplı olduğunu belirttiği hususların açık ayıp niteliğinde olduğu, bu hususları da ispatlayamadığı, karşı dava yönünden talep edilen kur farkına ilişkin fatura düzenlenmediği, taraf defter kayıtlarında yapılan iş ve ödemelerin birbirini teyit ettiği gerekçesiyle asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiş ise de; taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, davacı-karşı davalı tarafından davadan önce yaptırılan tespit, bu tespit raporuna karşı taraf beyanları, taraflar arasında tutulduğu anlaşılan tutanak birlikte değerlendirilmek suretiyle eksik ve ayıplı iş ile sözleşme dışı işlere yönelik ve sözleşmedeki ödemeye ilişkin düzenlemeler dikkate alınarak yapılması gereken ödemeler ve ödendiği tarihler itibariyle sözleşmelerde kur farkına ilişkin hüküm bulunması nedeniyle kur farkı talep edilip edilemeyeceği, fatura kesilmemesinin alacağın talebine engel teşkil etmeyeceği dikkate alınarak, bu hususları kapsar şekilde, yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde gerekli görülmesi halinde mahallinde keşif de yapılmak suretiyle inceleme yapılması gerekeceğinden taraflara iddialarını ispat yönünde gerekli hak ve yükümlülükleri de hatırlatılmak suretiyle yargılama yapılarak sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile taraf defterlerinde kayıtlı rakamların birbirini teyit ettiği, fatura kesilmemesi nedeniyle kur farkı talep edilemeyeceği şeklindeki hatalı değerlendirmeye dayalı hüküm kurulması doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin diğer istinaf nedenleri incelenmeksizin istinaf başvurularının kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden görülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir." hususları belirtilmiş, ilk derece mahkemesince Dairemizin kaldırma kararı sonrası yeni bilirkişi heyetinden kök ve ek rapor alınarak hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Dairemizin belirtilen kaldırma kararında, sözleşme kapsamındaki eksik ve ayıplı işler ve sözleşme dışı iş iddiası yönünden sözleşme dışı işlerin nasıl değerlendirileceği ve hesaplanacağına yönelik ilkelerin belirtildiği, davalı ....Şti'nin kaldırma kararı sonrası alınan ve hükme esas alınan ek rapora yönelik bilirkişilerin tespit ve değerlendirmelerine ve hesaplamalarına ilişkin teknik nitelikte itirazlarının bulunduğu, hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda bu teknik itirazları denetleyebilecek şekilde değerlendirmelerinin olmadığı halde mahkemece de bu itirazları değerlendirir şekilde bir gerekçe de konulmamış olduğu gibi, bu itirazları karşılar nitelikte ek rapor/ veya raporlar alınmadan hüküm kurulduğu görülmüş, bu nedenle bilirkişi ek raporu ve mahkeme gerekçesinin taraf itiraz, beyan ve delilleri kapsamında denetlenebilir nitelikte olmadığı anlaşılmıştır.
Yine, Dairemizin kaldırma kararında taraflar arasındaki her üç sözleşmenin USD üzerinden düzenlendiği ve sözleşmelerde ara ödemelerin TL olarak yapılacağı kararlaştırılmış ise de, kur farkının ayrıca ödeneceğinin kabul edildiği, bu kapsamda yapılan ödemelerin yapıldığı ödeme tarihleri itibariyle kur'un bulunması ve bunun dikkate alınarak toplam ödemenin sözleşmeye uygun olarak USD cinsinden bulunması gerekirken, bu yönde hiç bir inceleme ve değerlendirme yapılmaması da doğru olmamıştır.
Mahkemece yapılması gereken iş, davacı- karşı davalı tarafından alınan tespit raporu, bu tespite ilişkin tarafların itirazları, yine davacı- karşı davalı tarafça dosyaya sunulan taraflarca kabul edilen tutanak, mahkemece Dairemizin kaldırma kararından sonra alınan bilirkişi ek raporu ve ek rapora davalı- karşı davacı tarafından yapılan tüm itirazların tek tek açıklanmak suretiyle karşılanacak şekilde ve yine, sözleşmenin bedelinin hesabına yönelik sözleşmenin döviz cinsinden düzenlendiği, ödemelerin TL olarak kararlaştırıldığı ancak TL olarak yapılacak ödemeler yönünden ödeme tarihindeki kurlar dikkate alınarak TL olarak yapılan toplam 492.000,00 TL ödemenin sözleşme ile kararlaştırılan döviz cinsinden karşılığının ödeme tarihleri itibariyle belirlenmesi ve buna göre döviz cinsinden yapılan toplam ödemenin tespiti yönünde dosya kapsamına uygun denetime elverişli ek rapor/ gerektiğinde ek raporlar alınarak , sonucuna göre asıl ve karşı dava yönünden HMK'nın 297.maddesine uygun bir karar verilmesidir.
Açıklanan nedenlerle; davalı- karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden görülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı- karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,
2-Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 tarih ve █████████ Esas- █████████ Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına,
3-Dairemiz kararına uygun şekilde davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
4-Davalı- karşı davacı tarafından yatırılan 615,40 TL + 512,32 TL olmak üzere toplam 1.127,72 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,
5-İstinaf talep eden davalı- karşı davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçları ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ... e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!