Anahtar kelimeler: Kuşaklama Kanalı İşinin Damga Yazim Eser Vergilerinin İhale Ankara Yüklenici

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No
: ████████ - Karar No:████████T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ27. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2023NUMARASI
: ████████ E-████████ KDAVANIN KONUSU
: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ
: █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede;GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili; ███████████ ihale kayıt numaralı ihale sonucunda "EBTS Kuşaklama Kanalı Yapılması İşi"nin yüklenici davalıya verildiğini ve sözleşme imzalandığını, sözleşme maddeleri kapsamında damga vergilerinin davalı tarafından kuruma ödendiğini, kurum tarafından da vergi dairelerine beyan edilerek ödemesinin yapıldığını, fakat ilgili ihalelere ait teklif tutarına dahil edilen ve hakediş ödemeleri içerisinde yükleniciye geri ödenen ihale damga vergisi tutarlarının sözleşmeye aykırı olarak T.C. Gelir İdaresi Başkanlığı'ndan şikayet yoluyla talep edildiğini, akabinde bu idarenin kararına karşı vergi mahkemesinde dava açıldığını ve açılan davada mahkeme kararının yüklenici lehine sonuçlanması neticesinde vergi dairesince vergi iadesi niteliğinde ödeme gerçekleştirildiğini, davalının vergi mahkemesi kararı ile damga vergisini vergi dairesinden tahsil etmesi neticesinde Maltepe Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 09.06.2022 tarih ve 265196 sayılı yazısı ile müvekkiline 19.691,23 TL damga vergisi aslı ve 3.938,44 TL gecikme faizi cezası kesildiğini, kurum tarafından Maltepe Vergi Dairesi'ne 10.06.2023 tarihinde ödeme yapıldığını, kamu ihale mevzuatında, sözleşmelerde ve idari şartnamelerin ilanından sonra firma tarafından sunulan birim fiyat teklif mektuplarında, teklif fiyata dahil olduğu belirtilen tüm masraflar göz önünde bulundurularak teklif verdiklerinin açıkça belirtildiğini, kamu ihale mevzuatına göre teklif bedeline dahil olan sözleşme giderlerinin içerisinde yer alan dava konusu ihale kararı damga vergileri dahil sözleşme giderlerinin tamamının davalı firmaya hakediş bedeli içinde tekrar ödendiğini, davalının teklif mektubuna ve sözleşmeye aykırı davranarak Gelir İdaresi Başkanlığı aleyhine dava açtığını ve ihale kararı damga vergisini iade aldığını, bunun neticesinde davalıya ödenen vergi cezaları ile birlikte kurumdan tahsil edildiğini, başka bir deyişle gerek kurum tarafından hakediş ödemeleri ile firmaya gerekse firmanın açmış olduğu dava sonucu vergi dairesine iki kez ihale kararı damga vergisi ödendiğini, bundan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, 23.629,67 TL alacağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ödenmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili; ihalelere ilişkin olarak davacının talebi ile sözleşme yapılmadan önce (sözleşmeye davet yazısı ile) ihale bedelinin yüzde 0,569'una tekabül eden ihale karar damga vergisi (ihale karar pulu) bedellerinin müvekkilinden istendiğini, müvekkili tarafından mezkur kurum hesaplarına yatırıldıktan sonra EÜAŞ Genel Müdürlüğü tarafından ilgili vergi dairelerine ihale karar damga vergisi olarak beyan edilip ödendiğini, sözleşme yapılmadan önce davacı ve diğer kurumlar tarafından icbar mahiyetinde sözleşmenin bir ön koşulu olarak istenen ihale karar damga vergisi bedellerine ilişkin olarak gerek müvekkili, gerekse bu alanda faaliyet gösteren başka şirketlerce Vergi Usul Kanunu'nda yer alan “Vergilendirme Hatası” nedeni ile ilgili vergi dairesi ve akabinde Gelir İdaresi Başkanlığı nezdinde yine Vergi Usul Kanunu'nda yer alan "Düzeltme" ve "Şikayet" yollarına başvurulduğunu, sonuç alınamadığında vergi mahkemelerinde dava açıldığını, davacının ihale karar damga vergisini icbar yolu ile aldığını, ihale yapılmadan ihalenin ön koşulu olarak yatırılmasının talep edildiğini, yine EÜAŞ'ın meblağı davalıdan vergi dairesine değil, kendi hesaplarına yatırılmasının talep edildiğini, çünkü müvekkilinden vergi dairesine ödenmesinin talep edilmesi halinde vergi dairesinin müvekkilden herhangi bir ödeme kabul edilmeyeceğini, zira müvekkilin ne mükellef nede vergi sorumlusu olduğunu, esasen EÜAŞ tarafından kanuna karşı hile niteliğince bir yola başvurulduğunu, diğer yandan davacı karar pulu ödemelerinin hak edişler içerisinde müvekkile geri ödendiğini iddia etse de mevekkiline ödenen hak edişlerin sözleşme bedeli kadar olduğunu, ihale karar damga vergisinin ihale kararının alınması ile birlikte doğan bir vergi türü bulunduğunu, ihale kararının EÜAŞ tarafından tek taraflı alındığını, dava dilekçesinde belirtien Kamu İhale Tebliğinin 78.30 maddesinin Damga Vergisi Kanunu'na açıkça aykırı olduğunu, söz konusu verginin mükellefi ve sorumlusunun davacı olduğunu, EÜAŞ tarafından da bu husus anlaşılmış olacak ki Mart 2022 tarihinde itibaren idari şarname ve sözleşmelerde ihale karar damga vergisinin kendileri tarafından ödeneceğinin açıkça yazıldığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece, iddia, savunma, taraflar arasındaki sözleşme ve idari şartname hükümleri, vergi dairesi ve ödeme belgeleri ve tüm dosya kapsamından, davacının, taraflar arasında imzalanan sözleşme nedeniyle 23.629,67 TL damga vergisi (karar pulu) ile fer'ilerini ödemek zorunda kaldığı, öncesinde bu sorumluluğun davalı tarafça yerine getirildiği, ancak dava dışı vergi dairesine başvuru yapılarak iadesinin sağlandığı, vergi dairesince davacıya başvuru sonrasında ödemenin yapıldığı, bilirkişi raporunda vergisel sorumluluk bakımından değerlendirmeler yapıldığı, bu nedenle rapora itibar edilmediği ancak işbu davanın taraflar arasındaki sözleşme ve eklerinden kaynaklandığı, bu yükümlüğün sözleşme ve ekleri hükümleri ile davalıya yüklendiği, tacir davalının sözleşme ile bu yükümlülüğü esasen üzerine aldığı, basiretli şekilde hareket etmesi gerektiği, davalının, davacının ödediği karar pulu damga vergisi ve fer'ilerinden sorumlu olması gerektiği, ödemeyi yaptığı tarihten itibaren faiz istenmesinin yerinde olduğu, tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın aralarındaki sözleşmeden kaynaklanması nedeniyle avans oranında temerrüt faizi talep edilmesinde bir yanlışlık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf başvurusunda;mahkemece bilirkişi raporu davacı tarafın aleyhine olmasına karşın değerlendirmeye alınmayarak dosya mündericatına aykırı olarak karar verildiğini, bilirkişi raporunun mahkemece yetersiz olduğu düşünülmekteyse önce ek bilirkişi raporu alınması ,bu raporun da yetersiz olması durumunda dosya ve davaya başka bir bilirkişi atayarak yeni bilirkişi raporu alıp, kendisine göre birinci bilirkişi raporunun yetersizlikleri değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, bu hususların atlanarak verilen kararın son derece yanlış olduğunu, mahkemece böyle bir karar verecek ise dosyanın neden bilirkişiyi atadığının ve bilirkişi ücretinin müvekkiline yüklenilmesinin anlaşılamadığını, mahkemece bilirkişinin teknik bilgisinden yararlanmak üzere bilirkişi müessesine başvurmuşsa, bilirkişi raporunu hiç değerlendirmeden ve bilirkişi raporunu eksik görüyor ise eksikleri gidermeden bu şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Kamu İhale Tebliğinin 78.30 maddesinin Damga Vergisi Kanunu'na açıkça aykırı olup, kanunen söz konusu verginin mükellefi ve sorumlusunun davalı olduğunu, tebliğ ile bu durumun değiştirilmesinin söz konusu olmadığını, EÜAŞ'ın, açılan davalar sonucunda mahkemelerin müvekkili lehine karar vermesi ve meri kanunlara göre ihale işlemlerinde kanuna muhalefet ettiğini anlamış olmalı ki, EÜAŞ tarafından hazırlanan yeni tarihli (Mart 2022 tarihinden itibaren) idari şartnamelerde ve sözleşmelerde ihale karar damga vergisinin kendileri tarafından ödeneceği hususunun açıkça yazıldığını, bu yeni tarihli İdari Şartnamenin 25.1 maddesinde "Sözleşmenin uygulanması sırasında, ilgili mevzuat gereğince ödenecek ulaşım, sigorta, vergi, resim ve harç giderleri teklif fiyatına dahildir" hükmünün, 44.6 maddesinde "Sözleşmenin imzalanmasına ilişkin her türlü vergi, resim ve harçlar ile diğer sözleşme giderleri yükleniciye aittir." hükmünün bulunduğunu, bu hükümlere rağmen 25.3.4 maddesinde ise "Sözleşmenin imzalanması aşamasında, ilgili mevzuat gereğince ödenmesi gereken sözleşme damga vergisi yükleniciye aittir. Karar puluna ait damga vergisi ise İdaremiz tarafından ödenecektir." hükmüne yer verildiğini, hem "Sözleşmenin imzalanmasına ilişkin her türlü vergi, resim ve harçlar ile diğer sözleşme giderleri yükleniciye aittir." hükmü, hem de "karar puluna ait damga vergisi İdaremiz tarafından ödenecektir" hükmünün idari şartnamede yer aldığını, bu hususun bile başlı başına iddialarında haklı olduklarını gösterdiğini, açtıkları bu nitelikteki davalardan sonra davacının böyle bir uygulamaya geçtiğini, bu durumun da davacının dilekçesindeki savlarını çürüttüğünü, zira hem "Sözleşmenin imzalanmasına ilişkin her türlü vergi, resim ve harçlar ile diğer sözleşme giderleri yükleniciye aittir." hükmü, hem de "karar puluna ait damga vergisi İdaremiz tarafından ödenecektir" hükmünün idari şartnamede yer aldığını, bu durumun da başlı başına davacının dilekçesindeki idari şartname ve sözleşmede yazan vergilerin ödenmesine matuf hususlara ilişkin iddialarını boşa çıkardığını, bu davanın özü ve müvekkili şirket açısından savunmasının davalı tarafın meri kanunlara göre alamaması gereken ve kendisi tarafından ödenmesi gereken vergiyi müvekkili şirketten alarak sanki kendi ödüyormuş gibi vergi dairesine ödeme yapması olduğunu, kanunen yasak olan bir işlemin davacı tarafından yapılıp vergi mahkemelerince bu hususun tespit edildikten sonra bu hadisenin devam ettirilip telafisine gidilmesinin meşru zeminde karşılığının olmadığını, kanunun korumadığı menfaatin sözleşme devri ile sağlanmasının mümkün olmadığını, zaten işlemin kanuna aykırı ve vergi mahkemesinin de bu doğrultuda tespitini yaptığını, mahkemece verilen kararın hatalı ve kanuna aykırı olduğunu, ihale karar pulunun sözleşme yapılmadan önce sözleşmeye davet yazısıyla müvekkili şirketten istendiğini, davacı tarafından ihale yapılmadan ihale karar damga vergisinin, sözleşme yapmanın bir ön şartı olarak müvekkili şirketin önüne konulduğunu, ihaleyi imzalama şartı olarak ileri sürülen ihale karar damga vergisini mecburen müvekkilinin kanuna aykırı da olsa ödediğini, aksi halde kendisinden sonra gelen firma ve kişiyle davacı tarafından sözleşme yapılacağını, dolayısıyla müvekkili açısından icbar durumu söz konusu olduğunu, 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'na göre EÜAŞ'ın resmi daire sayılmadığı için ihale karar pulunu kendi ödemesi gerektiğini, Vergi Mahkemesine açılan davalarda gerek davalı GİB ve gerekse müdahil olarak davaya katılan EÜAŞ tarafından yapılan sözleşmelerin, şartnamenin, tebliğin bazı maddeleri ve sebepsiz zenginleşme gibi hususların ileri sürülerek davanın reddi talep edilmekte olduğunu ancak Vergi Mahkemeleri tarafından bu hususlara itibar edilmeyerek davaların müvekkili lehine sonuçlandığını, davanın temelindeki anlaşmazlığın, ihale karar pulu olarak adlandırılan ihale karar damga vergisinin vergi mahkemesi tarafından müvekkiline iadesi neticesinde davacı idarenin bunu kabullenememesine ilişkin olduğunu, davacının sürekli bir şekilde ihale karar pulunun ödenmesi konusunda sözleşmede hüküm olduğunu öne sürdüğünü, daha ortada sözleşme mevcut olmayıp, sözleşme yapılmadığından sözleşme hukukunun devreye henüz girmediğini, sözleşmenin 7.maddesinde "Taahhüdün yerine getirilmesine ilişkin ulaşım, eğitim, her türlü sigorta vergi resim ve harç giderleri sözleşme bedeline dahil olduğu..." şeklinde olup, buradan her iyi niyetli kişinin anlayacağı gibi kast edilenin zaten sözleşme imzalanmadan önce ödenmiş ihale karar damga vergisi değil, maddede de belirtildiği gibi ‘taahhüdün (sözleşme içeriğindeki hizmetin kontrol, bakım, onarım vs) yerine getirilmesinden doğan yani sözleşme imzaladıktan sonraki hususlara ilişkin vergi ödenmesi söz konusu olduğundan bu hükmün devreye gireceğinin anlaşılması olduğunu, İdari Şartname'nin 24.maddesinde “Taahhüdün yerine getirilmesi ilişkin ulaşım, her türlü sigorta, vergi (KDV hariç), resim ve harç giderleri isteklice teklif edilecek fiyata dahildir.” denildiğini, taahhüt yerine getirilirken ödenecek vergilerin müvekkiline ait olduğunun belirtildiğini, ihale karar pulu ödemesinin ihale yapılmadan henüz ihale devreye girmeden önce ödenen bir vergi olduğunu, İdari Şartname'nin 25.maddesinde ''sözleşmenin uygulaması sırasında ibaresi'' açıkça bu hususu teyit ettiğini, davacı taraf verdiği cevap dilekçesinde 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu ve 4735 Sayılı Kamu İhaleleri Sözleşmeleri Kanunu kapsamında hesaplanan sözleşme giderleri içinde sözleşme karar pulunun hesaplandığını iddia ediyorsa, bu durumda ihale sözleşmesinin 7.maddesine dayanmasını nasıl açıklayacağını, ihale sözleşmesinin 7.maddesine açıkça hüküm koyarak bu tartışmayı sonlandırması gerektiğini, bu konuda sözleşmenin hiçbir maddesine açık hüküm koymadan yorum yoluyla hüküm tesis etmeye kalkışıldığını, davacının, yine sözleşme genel giderleri içinde belirtilen %4 payın içinde ihale karar pulunun olduğunu belirttiğini ancak bu hükümde de açıkça ihale karar pulunun bu madde kapsamına alındığının net olarak belirtilmediğini, muğlak....v.b. ibaresinde ihale karar pulunun da kastedildiğinin iddia edildiğini, sözleşmenin uygulanmasından doğan vergilerin bu kapsamda olduğunu, bu hükmün sözleşme edimlerinin yerine getirilmesindeki vergilerle alakalı olduğunu, ihale karar pulunun müvekkili tarafından ödeneceğine ilişkin açık bir hüküm bulunmadığından, ihale karar pulunun ödenmesinde müvekkilinin sorumlu olmadığını, davacı tarafça ihaleyi kazanan tarafın ihaleyi imzalamakla ihale karar pulunu ödemesini devir yetkisiyle kendilerinden devraldığını kısaca ileri sürdüğünü, oysa vergi mahkemesinin verdiği kararda ihale karar pulunun ödenmesinden 488 sayılı damga vergisi kanununa göre davalı ... Genel Müdürlüğünün sorumlu olduğunu ve ihale karar pulu ödemesini kendisinin yapması gerektiğine karar verildiğini, vergi mahkemesinin de davalı tarafın uygulamasını gördüğünü ancak ihale karar pulu ödemesini kanuna göre davalı ... Genel Müdürlüğünün yapması gerektiğini belirttiğini, müvekkilinin vergi mahkemesince iade edilen ihale karar damga vergisini almasının sebepsiz zenginleşme ise davacının bu yöndeki iddiasının vergi mahkemesince haklı görülmediğinden reddedildiğini, aksine bir uygulamanın hem mahkeme kararını geçersiz hale getireceğini, hem de fiilen mahkeme kararını uygulamama sonucunu doğuracağını, konuyu Danıştay 9. Dairesi'nin son olarak 3.3.2021 tarih █████████ Esas- █████████ Karar sayılı kararıyla sonuçlandırdığını, zira Danıştay 9. Dairesi'nin bütün üyelerinin toplanarak (kararda imzası olmayanlar da dahil) içtihat oluşturduğunu bizatihi kararda ifade ettiğini, Danıştay bu kararında, müvekkilinin davasında olduğu gibi vergi mahkemesinin iadesine karar verdiği damga vergisini idarenin hakedişe el koymak yoluyla tekrardan alması olayını değerlendirerek, bu olayda olduğu gibi 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'nun 8.maddesine göre damga vergisi uygulaması açısından resmi daire sayılmayan kurumların sözleşme damga vergisini kendilerinin yatırması gerektiğini ve ilgili kişilerden tahsil edilerek yatırmanın kanuna aykırı olduğuna hükmettiğini, davacı tarafın müvekkili şirketten icbar yolu ile aldığı ihale karar pulunu kanuna aykırı olarak aldığının Danıştay'ın bu kararıyla tescillendiğini, müvekkili tarafından açılan davaların lehine sonuçlandığını (Elazığ 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 19.01.2023 tarih ve ███████ E- ███████ K, Ankara 9.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ E- ████████ K, Gaziantep 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07.12.2022 tarih ve ████████ E- ████████ K sayılı kararlar), yine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22.HD'nin 31.12.2021 tarih ve ████████ E- █████████ K sayılı kararında "Somut olayda vergiyi doğuran olayın, davalı ... ... Müdürlüğü tarafından tek başına imza edilen ve ikinci bir tarafı bulunmayan "ihale kararı" kaynaklı bir kamu hukuki işlemi olduğu, taraflar arasında imzalanan █████/2013 tarihli motorin mal alımına ait sözleşmeden kaynaklanmadığı, Damga Vergisi Kanununun 3/1. maddesine göre, uyuşmazlığa konu ihale kararından doğan damga vergisinin mükellefinin, ihale kararını tek başına alan davalı....Müdürlüğü olduğu ve ayrıca davalının resmi daire statüsünün de bulunmadığı dikkate alındığında Damga Vergisinin Kanunun 3/II. maddesinin de somut uyuşmazlıkta uygulama alanı bulamayacağı, anlaşılmaktadır." şeklinde hüküm kurulduğunu, bu kararda da bu davadaki haklılıklarının tereddüte yer vermeyecek şekilde ortaya koyduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine veya dosyanın yeniden görülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle taraflar arasındaki sözleşmenin "Tanımlar" başlıklı 5.maddesi, "Sözleşme bedeline dahil olan giderler" başlıklı 7.maddesi, "Hüküm bulunmayan haller" başlıklı 32.maddesi, "Sözleşmenin ekleri" başlıklı 8.maddesi gereğince sözleşmenin eki olduğu anlaşılan İdari Şartname hükümleri ile davaya konu ihalenin tabi olduğu 4735 ve 4734 sayılı Yasa kapsamında ihale konusu damga vergisinden yüklenicinin sorumlu olacağının, ihale sonucu sözleşmenin imzalanması aşamasında yükleniciye iade edilecek giderler kapsamında sayılmamış olduğu hususları göz önüne alındığında, verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.614,14 TL istinaf karar harcından peşin alınan 405,53 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.208,61 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,3-İstinaf talep eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 04.06.2025 Tarihli Resmî Gazete’de Yayımlanan 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi dikkate alınarak belirlenen temyiz kesinlik sınırı ve HMK’nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay’da TEMYİZ yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.Başkane-imzalıdırÜyee-imzalıdırÜyee-imzalıdırKatipe-imzalıdıre-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır