Anahtar kelimeler: Esenyurt Eksperinin Çarptığını Müzakere Hasarla İlçesinde Fiilden Ekspertiz Araca Kazanın

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: █████████
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ
: █████/2023
NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVA
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; █████/2023 tarihinde davalı ... A.Ş. tarafından sigortalı bulunan ... plakalı aracın, İstanbul ili Esenyurt ilçesinde müvekkiline ait ... plakalı araca çarptığını, meydana gelen kazanın maddi hasarla sonuçlandığını, kaza sonrasında sigorta eksperinin gerekli tespitleri yaptığını, hasar bedeli ve ekspertiz ücretinin müvekkili tarafından sigorta şirketinden yazılı olarak talep edildiğini, davalı sigorta şirketi tarafından müvekkilinin başvurusuna herhangi bir cevap verilmediğini ve herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine █████/2021 - 2021.E.188047 numaralı dosya ile Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yapıldığını, komisyon tarafından konunun adli ve hukuki soruşturma ve inceleme gerektirdiği gerekçesi ile dosyadan el çekilmesine ilişkin karar verildiğini belirterek, 1.000,00 TL hasar bedeli, 324,50 TL ekspertiz ücreti olmak üzere şimdilik 1.324,50 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen kazanın kurgulanmış bir kaza olduğunu, gerekli araştırmanın yapılması gerektiğini, araçta oluşan hasarın müvekkili tarafından incelenmesine izin verilmediğini, meydana geldiği iddia edilen araç için belirlenen hasar onarım tutarının çok yüksek olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun, kaza tarihi itibari ile benzer hasarlardaki onarım uygulamasına göre eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki parça bedelleri ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin KDV'den sorumlu olmayacağını, eksper ücretinin makul olmadığını, eksper atama yönetmeliğine uygun olarak eksper tayin edilmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "Davanın kabulü ile, 43.938,16 TL hasar tazminatının davalı sigorta şirketinin bakiye poliçe limite gözetilmek üzere █████/2021 tarihinden itibaren işleyeceka yasal faiziyle birlike tahsil edilerek davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ıslaha karşı zamanaşımı itirazları değerlendirilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, ıslah tarihi itibari ile ıslah edilen kısım zamanaşımına uğramış olup ıslaha karşı itirazlarının kabulü ile davanın reddine karar verilmesini, usule uygun bir başvuru yapılmadığından müvekkili şirket temerrüde düşmediğini, müvekkilin temerrüde düşmesi dava şartı olup dava şartı yokluğundan başvurunun reddi gerektiğini, müvekkil şirket tarafından ihtarname ile başvuran tarafa gönderilen yazı ile aracın incelenmesi talep edilmiş olmasına rağmen başvuran tarafından bir dönüş olmadığını, bu durumda müvekkil sigorta şirketinin araç üzerinde araştırma ve inceleme yapılmasına imkan tanınmayarak adeta aracın incelemeden kaçırıldığını, müvekkil sigorta şirketinin kaza ile hasar arasında uygun illiyet bağı olup olmadığının tespitinin önüne geçilmeye çalışıldığını, kurgulanmış bir kaza söz konusu olduğundan müvekkilin sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, onarım bedeli taleplerinde ise gerçek zarar olan müvekkilin sorumluluğu, Anayasa Mahkemesi iptal kararının gerekçesinde de belirtildiği üzere T.B.K. haksız fiil hükümleri gereği açılan davada davacının malvarlığındaki azalma olup bu azalmanın kendisi olan servise ödenen ücretin davacıya iadesini sağlamaya yönelik bedelin ödenmesi kadar olduğunu, davacı tarafından aracın onarımı için yapılan işlemler ve onarımı için ödemiş olduğu ücretin somut olarak ispat edilmesi gerekirken bunun ispatının yapılmadığını,
bilirkişi raporunda tüm parçaların orijinal değişim olarak listelendiği görülmekteyse de rapor ekinde hasar gören parçaların kazadan önce orijinal olduğu ve orijinali ile değişim yapıldığını hatta sadece değişim yapıldığını gösterir rapora dayanak belgelerin eklenmediğinin görüldüğünü, yerleşik Yargıtay kararları gereği onarımı yapılan araçlar için fatura kesilmesi zorunlu kabul edildiğinden, başvuran tarafından da aracın onarımı yapıldığı beyan edildiğinden eğer KDV ödenmiş ise faturaların dosyasına sunulması gerektiğini, faturalar dosyasına sunulmadan onarım bedelinin KDV'sinden müvekkili şirketin sorumlu olmadığını, ödenmesine karar verilen arabuluculuk ücretinin hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Dosya kapsamından, █████/2023 tarihinde davalıya sigortalı bulunan ... plakalı araç ile davacıya ait ... plakalı aracın karıştığı kaza neticesinde hasarlandığı iddia edilen davacı aracı için, hasar bedelinin tazmini talebiyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Davacının dava açmadan evvel davalı sigorta şirketine yazılı olarak başvuruda bulunduğu anlaşılmakla, başvuru şartının yerine getirilmediğine yönelik istinaf yerinde değildir.
KTK'nın 109/2.maddesine göre "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir."
Dava konusu kaza tarihi olan █████/2021 ile dava tarihi olan █████/2022 tarihi dikkate alındığında 2 yıllık zamanaşımının dolmadığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafın zamanaşımına yönelik istinaf itirazı yerinde değildir.
Dava dilekçesinde HMK'nın 107. maddesi gereği belirsiz alacak davası olarak tazminat talep edilmiş, zararını gelişen durum nedeniyle bilirkişi raporu ile tam ve kesin olarak öğrenmiştir. Belirsiz alacak davasında zamanaşımı yalnızca dava açılan kısım için değil, tüm dava için kesilir. 6100 sayılı HMK hükümleri gereğince davacının iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın, davanın başında belirtmiş olduğu alacak talebini HMK 107/1. maddesi hükmüne göre bilirkişi raporu ile tam ve kesin olarak belirlendiği anda arttırması mümkündür. HMK'nın 107/2. maddesi gereğince yapılacak bu artırım bir ıslah olmadığı gibi bu artırım nedeniyle zamanaşımının da gerçekleştiğinden söz edilemez (Benzer yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 24.06.2019 tarih, ██████████ E.ve █████████ K.sayılı kararı).
Davalı sigortacı, sözleşmeden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olarak, aracın onarımı yapılsın ya da yapılmasın, onarıma ilişkin fatura olsun ya da olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan katma değer vergisini de (3065 sayılı KDV Kanunu uyarınca) zarar görene ödemek zorunda olduğundan, KDV dahil hesaplama yapılamayacağına ilişkin istinafı yerinde görülmemiştir.
Kaza tespit tutanağı sürücüler tarafından düzenlenmiş olup, davalı tarafın, kurgulanmış bir kazanın söz konusu olduğu yönündeki iddiasını ispat edememesi nedeniyle, sorumluluğu bulunmadığına dair istinafı yerinde değildir.
Hasar bedelinin belirlenmesi için alınan bilirkişi raporunun sigortalı aracın hasarlı parçaları dikkate alınarak konusunda uzman bilirkişi tarafından ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli olarak hazırlandığı anlaşıldığına göre Mahkemece bu bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından hasar raporuna ilişkin istinaf itirazları yerinde değildir.
Davanın kabulüne karar verilmiş olup arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur.
Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 3.001,41 TL harçtan peşin alınan 750,35 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.251,06 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!