Anahtar kelimeler: Patent Sınai Markanın Fikri Markası Hükümsüzlüğüne Kötüniyetli Tescilli Markasını Bakırköy

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ Esas, ████████ KararHÜKÜM
: Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ
: Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin son markası hakkında Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde başvuruda bulunduğunu ve ilgili markası için kısmi tescil kararı aldığını, davalının, müvekkilinin kullandığı ... ... markasını haksız ve kötüniyetli olarak tescil etmesi nedeniyle davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi için iş bu davanın açılmasının gerektiğini, dava konusu ... ... markasının ilk olarak müvekkili tarafından kullanıldığını ileri sürerek davalı adına tescilli 2020/... başvuru numaralı, "... ..." markasının tüm sınıflarda hükümsüzlüğüne ve sicilden terkine, hüküm özetinin ilânına karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilin davaya konu markayı tescilinden evvel, davacının "... ..." ibaresini tüketici nezdinde ayırt edicilik sağlayacak düzeyde kullanmadığını, bu sebeple tescil öncesi korumadan yararlanamayacağını, müvekkilinin ... markasının tescilini yaptırmak suretiyle mülkiyetini kazandığını, üstelik tescil işlemlerinin müvekkili tarafından haksız ve kötüniyetli olarak da yapılmadığını, ayrıca müvekkilinin böyle bir kötüniyetli tescilde herhangi bir menfaati de bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükümsüzlüğü talep edilen 2020/... tescil numaralı markanın 08.05.2020 tarihinde başvurusunun yapıldığı, 05.04.2021 tarihinde tescil edildiği, davacının 2020/... tescil numaralı markasının başvurusunun ise 31.05.2020 tarihinde yapıldığı, "..." kelimeleri üzerinde markasal hak sahibi olduğunu iddia eden davacının, davalının marka başvurusu tarihinden önce söz konusu markayı ihdas ederek kullandığını, piyasada maruf hale getirdiğini ispat edemediği, davacının dosyaya 20 19... yıllarına ait olmak üzere 10 adet fatura sunduğu, ancak söz konusu faturaların adet ve kapsam itibarı ile münhasıran yukarıda anılı ihdas ederek piyasada maruf hale getirme kriterini sağlayamayacağı gibi bu faturalarda markasal olarak "..." ibaresinin yer aldığı, "... ..." kelimelerinin markasal nitelikte kullanılmadığı, ek raporda bilişim uzmanınca tespit olunan davacıya ait internet adresinde ise yine "... ..." ibaresinin markasal kullanımının tespit edilemediği, hükümsüzlük iddialarının ispatlanamadığı, kötüniyetli tesciline delalet eder yeterli ve somut delil dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tescilsiz bir markaya dayalı olarak hak elde edilebilmesi için tescilsiz markanın, öncelikle markasal biçimde kullanılması ve bu kullanımın yerelden daha geniş coğrafyada ve ciddi surette yapılması, ayrıca markaya konu işarete belirli ölçüde ayırt edicilik kazandıracak nitelikte bulunması gerektiği, yapılan bilirkişi incelemesi sonucu davacıya ait internet sitesinde de, "... ..." ibaresinin markasal kullanımının tespit edilemediği, davacının ibraz ettiği faturaların, davacının dava konusu ibareyi geniş coğrafyada yoğun bir şekilde kullanımı sonrasında belirli bir ayırt edicilik kazandırdığını ispata elverişli olmadığı, dolayısıyla davacının gerçek hak sahipliği iddiasını ispat edemediği, Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları doğrultusunda bir markanın aynısının ya da benzerinin marka olarak tescil ettirilmesinin tek başına kötüniyetli başvuru olarak değerlendirilemeyeceği, Yargıtay'ın uygulamalarında daha çok güvenin kötüye kullanılması, kullanmak yerine başkalarının ticaretine engel olmak, sözleşmeye aykırılık vb. suretiyle marka tescillerinin kötüniyetli marka tescili halleri olarak kabul edildiği, kötüniyetli tescilin varlığı için kötüniyetin tescil başvurusu anında varolması gerektiği, davalının marka tescili sırasında kötüniyetli olduğuna dair somut ve yeterli delil ibraz edilmediği, tescil tarihinden itibaren 5 yıl süre geçmeyen markanın ciddi kullanılmadığı iddiası ile marka sahibinin markayı tescil ettirdikten sonraki safhada, markayı devir ya da satış iradesi göstermesinin kötüniyet olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA.Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 05.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.