Anahtar kelimeler: Esaskarar İflasına İik Yazim İflas Hmk Eksiklik Ankara Özetle Yoluna

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ████████ - █████████
T.C.A N K A R AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ23. H U K U K D A İ R E S İ(D Ü Z E L T E R E K Y E N İ D E NE S A S H A K K I N D A K A R A R)ESAS NO
: ████████KARAR NO
: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARIN
:MAHKEMESİ
: Ankara 2. Asliye Ticaret MahkemesiTARİHİ
: 04.03.2026ESAS-KARAR NUMARASI
: ███████ E., ████████ K.DAVA
: İflâsKARAR TARİHİ
: 06.05.2026YAZIM TARİHİ
: 06.05.2026Davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. madde uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili özetle
: Müvekkillerinin, davalının İİK 177/4. maddesi uyarınca iflasına karar verilmesini talep ettiklerini, davalının ilama bağlanmış alacağını icra emri tebliğine rağmen ödemediğini, davaların birliği ve usul ekonomisi ilkesi gereği, Yargıtay içtihadı uyarınca davacıların davalarının birlikte görülmesinde sakınca bulunmadığını, iflas avansının İİK 181. maddesi yollamasıyla HMK 325. maddesi uyarınca ödenmesi gereken taraftan alınmak üzere hazineden karşılanmasına karar verilmesinin gerektiğini, müvekkillerinin işçi olmaları nedeniyle maddi sıkıntı içinde olduklarını, aksi halde avans miktarının belirlenmesinde durumlarının gözetilmesi gerektiğini, İİK 177/4. maddesine dayalı iflas talebinde depo emri tebliğine gerek olmadığını, borçlunun acze düşüp düşmediğinin ve malvarlığı durumunun bu iflas talebi bakımından önem taşımadığını, ilama bağlı alacağın ödenmemesinin doğrudan iflas nedeni olduğunu, kesinleşmemiş ilamla dahi iflas talebinde bulunulabileceğini, haciz yoluyla yapılan takibin iflas yoluna çevrilmesine gerek kalmadan doğrudan iflas talebinde bulunulabileceğini ileri sürerek davalının iflasına karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince "...Yapılan yargılama sonucunda, toplanan delillerden; İİK 177/4. maddesi gereğince açılan doğrudan iflas davasına konu olan alacağın yargılama sırasında davalı tarafından ödendiği, dava sırasında borcun sona erdiği, bu şekilde davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.Yargılama giderlerinden kimin ne oranda sorumlu olacağı hususuna gelince; 6100 sayılı HMK'nın 331.maddesine göre, davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği, buna göre davalı tarafından yapılan ödemelerin dava açıldıktan sonra yapıldığı, buna göre davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiği ve davanın açıldığı tarihte davacı tarafın haklı olduğu sonucuna varılarak yapılan yargılama giderlerinden davalı sorumlu tutulmuştur.Yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinin belirlenmesi bakımından ise; davacı taraf vekili Yargıtay 15.H.D.'nin █████/2021 tarih ve █████████-573 E/K sayılı emsal ilamını dayanak göstererek dava dilekçesinde gösterilen davacı sayısınca (66 davacı) vekalet ücretine hükmedilmesini talep ettiği, somut olayda dava dilekçesi incelendiğinde; dava dilekçesi ve davacı tarafından UYAP'a eklenen davacılar dikkate alındığında 66 farklı davacının adının bulunduğu, ancak sadece tek bir 732,00 TL başvuru harcı ve 732,00 TL maktu harç ile iflas avansı, ilan gideri ve gider avansı yatırılmak suretiyle iş bu davanın açıldığı, ancak yargılama sırasında davacılar vekili tarafından bu defa █████/2026 tarihinde harcı yatırılmayan diğer 65 davacı yönünden de ayrı ayrı 732,00'er TL başvurma harcı ve maktu harç yatırıldığı, bu haliyle her bir davacı yönünden harcın yargılama sırasında ikmal edildiği anlaşılmıştır.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin, Seri davalarda ücret başlıklı 22. maddesinde; "İhtiyari dava arkadaşlığının bir türü olan seri davalar ister ayrı dava konusu yapılsın ister bir davada birleştirilsin toplamda onbeş dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam avukatlık ücretine, toplamda altmış dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %60'ı oranında avukatlık ücretine, toplamda yüzelli dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %50'si oranında avukatlık ücretine, toplamda yüzelliden fazla açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %30'u oranında avukatlık ücretine hükmedilir. Duruşmalı işlerde bu şekilde avukatlık ücretine hükmedilmesi için dosyaya ilişkin tüm duruşmaların aynı gün aynı mahkemede yapılması gerekir." hükmüne yer verilmiştir.Buna göre, davacı taraf vekilince emsal olarak bildirilen ve az yukarıda açıklanan Yargıtay ilamı hükümleri de göz önüne alındığında ve açılan davanın da henüz ön inceleme tutanağı imzalanmadan önce davalının ödeme yapması üzerine konusuz kaldığı anlaşılmakla, 2026 yılı için geçerli olan AAÜT'nin 6 ve 22.maddesi hükümleri de dikkate alınarak, seri olarak açılan iş bu iflas davası bakımından karar tarihinde geçerli olan 45.000,00 TL vekalet ücretinin her bir davacı yönünden ayrı ayrı yarı oranında hesaplanarak (66 x 22.500,00 TL =) toplam 1.485.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesine..." karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: İflâsın tekliği ilkesi gereği ortada tek bir dava bulunduğu, aynı vekil tarafından 66 kişi adına iflâs talebinde bulunulmuş olsa dahi iflâs kararının yalnızca bir kez verilebileceği, bu nedenle davacılar lehine tek ve maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği, ön inceleme tutanağı imzalanmadan önce dava konusunun ortadan kalktığı, bu nedenle AAÜT gereği yalnızca 22.500 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği, dava açılırken yalnızca tek başvuru ve peşin harç yatırıldığı, mahkemece eksik harç yönünden ara karar kurulmadan yargılamaya devam edildiği, bu nedenle başlangıçta yalnızca tek davacı yönünden usulüne uygun dava açılmış sayılması gerektiği, davaya konu borçların ödenmesinden ve davanın konusuz kalmasından sonra, duruşmadan bir gün önce toplu şekilde harç yatırıldığı, bu harcın yalnızca ... adına yatırıldığı ve diğer davacılar yönünden geçerli kabul edilemeyeceği, davacı vekilinin eksik harcı yalnızca ayrı ayrı vekâlet ücreti elde etmek amacıyla yatırdığı, ödeme gerçekleştikten sonra harç yatırılarak vekâlet ücreti talep edilmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu, güncel AAÜT hükümleri uygulandığında hükmedilebilecek vekâlet ücretinin 819.000 TL olması gerekirken mahkemece hatalı şekilde 1.485.000 TL vekâlet ücretine hükmedildiği, iflâsın tekliği ilkesi gereğince davacılar lehine tek bir ve maktu avukatlık ücretinin yarısına hükmedilmesi gerektiği, davacıların 03.03.2026 tarihli harç ödemesine değer verilmesi halinde ise davacılardan 65 kişi yönünden davanın reddine ve müvekkili lehine 65 adet maktu avukatlık ücretine karar verilmesi gerektiği, bu taleplerin kabul edilmemesi halindeyse 04 Kasım 2025 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan AAÜT'ye göre karar verilmesi gerektiği nedenleriyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:Dava, icra emri tebliğine rağmen ödenmeyen işçilik alacakları nedeniyle doğrudan iflâs taleplidir.İcra ve İflâs Kanunu 177 madde gereğince ilama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse borçlunun iflâsına karar verilmesi talep edilebilir.Somut olayda davacılar vekili sunduğu dava dilekçesinde her bir davacı tarafından işçilik alacaklarının tahsili için açılan davalarda hüküm altına alınan alacakların icra emriyle talep edildiği halde davalı tarafından ödenmediği iddiasıyla davalının iflâsına karar verilmesini dava ettiği, davacı tarafın 04.03.2026 günlü duruşmada ön incelemeden evvel davalı tarafça davacıların tamamına ödeme yapıldığını beyan ettiği, mahkemece konusu kalmayan davanın esası hakkında karar vermeye yer olmadığına karar verildiği, AAÜT 6.madde ve Harçlar Kanunu 22.madde hükmü gereğince davacı sayısınca maktu avukatlık ücretinin yarısı olmakla 1.485.000 TL avukatlık ücretinin davalıdan tahsiline karar verildiği anlaşılmaktadır.Davalı tarafın istinaf nedeni hüküm altına alınan avukatlık ücretine ilişkindir.İflâs, müflisin haczi kabil bütün malvarlığının paraya çevrilmesiyle elde edilen tutarın bilinen bütün alacaklılarına paylaştırılmasını amaçlayan külli bir cebri icra yoludur (Baki Kuru, İcra ve İflâs Hukuku, El Kitabı, 2. Baskı, Ankara 2012, s.1083; Saim Üstündağ, İflâs Hukuku, 8. Baskı, İstanbul 2009, s.5). İflâs kararı inşai etki yaratır (Kuru, s. 1125; Üstündağ, s. 44). Davalı ticaret mahkemesinin iflâs kararı ile birlikte “müflis” sıfatını kazanır ve ehliyeti iflâs tasfiyesi ile sınırlı hâle gelir; iflâs anından itibaren borçlunun haczi kabil malları “iflas masası” denilen, kendine özgü bir mal varlığı bütününe dönüşür. İflâsın tekliği ilkesi, müflis sıfatının kazanılması ve oluşan hukuki statü nedeniyle aynı kişi hakkında başkaca iflâs kararı verilemeyeceğini ifade eder.Davacılar açtıkları davalarda hüküm altına alınan alacakların tahsili için icra takipleri başlatmış, icra emirlerinin tebliğine rağmen alacakların ödenmemesi üzerine, her biri ayrı ayrı iflâs talepli dava açmak yerine, aynı vekille temsil edilerek eldeki davayı açmışlardır. Davacılar açtıkları davalarda hüküm altına alınan alacakların tahsili için icra takipleri başlatmış, icra emirlerinin tebliğine rağmen alacakların ödenmemesi üzerine, her biri ayrı ayrı iflâs talepli dava açmak yerine, aynı vekille temsil edilerek eldeki davayı açmışlardır. İflâsın tekliği ilkesi gereğince davalı borçlu hakkında tek bir iflâs hükmü kurulabilir.İflâs talepli davada avukatlık ücreti maktu olarak hüküm altına alınmalıdır.Karar tarihinde yürürlükte bulunan, Resmi Gazetenin 04 Kasım 2025 günlü nüshasında yayınlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) 6.maddesi gereğince anlaşmazlığın, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilmesi hâlinde, AAÜT hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderildiği takdirde tamamına hükmolunur.Davalı tarafça yargılama aşamasında ödeme yapılmış olmakla, davacılar dava açmakta haklı olduklarından davalının avukatlık ücreti ödemekle yükümlü tutulması isabetlidir. Ancak Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 12.12.2024 tarih, █████████ sayılı emsal içtihadında da belirtildiği üzere iflâsın tekliği ilkesi gereğince davacılar lehine tek bir maktu avukatlık ücretine karar verilmek, ön inceleme aşamasından önce yapılan ödemeyle dava konusuz kaldığından, maktu avukatlık ücretinin yarısı hüküm altına alınmak gerekirken mahkemece hatalı değerlendirmeyle, yazılı şekilde davacı sayısı kadar avukatlık ücretine karar verilmesi usul ve yasaya, dosya kapsamına uygun bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.2 madde gereğince kabulü ile mahkeme kararı düzeltilerek yeniden hüküm tesisine karar verilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-) Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile:HMK 353/1.b.2 gereğince, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ███████ E., ████████ K. sayılı, 04.03.2026 tarihli kararını düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesine,Buna göre
:"1-Dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA,2-Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davacılar tarafından yapılan 3.294,90 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE,4-Davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 6. maddesine göre belirlenen 22.500 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE,5-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde davacıya İADESİNE,"2-) Peşin alınan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine,3-) Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan 315 TL yargılama giderinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,4-) HMK 359/4 madde gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 361 gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi. 06.05.2026Başkan Üye Üye Katip