Anahtar kelimeler: Römorkun Hala Çekici Çarparak Müzakere Edemediğini Fiilden Geçmiş Heyetince Plakalı

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: █████████
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ
: █████/2023
NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVA
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; █████/2017 tarihinde davalı ...'ın sevk ve idaresinde olan ... plakalı çekici araç ve buna bağlı olan ... plakalı römorkun müvekkili ...'e çarparak yaralanmasına neden olduğunu, kaza nedeniyle Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasının kesinleşmediğini, müvekkilinin 2017 yılında elde etmesi gereken asıl alacak miktarına üzerinden 4 yıl geçmiş olmasına rağmen hala elde edemediğini, asıl alacağa yüklenen faiz miktarının zararı karşılamaya yetecek durumda olmadığını ileri sürerek, belirsiz alacak olarak 100-TL munzam zararın dava tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davadan önce arabuluculuğa başvurulmadığını, talebin zamanaşımına uğradığını, derdestlik nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kesinleşmiş bir alacak olmadığını, davacının zararının ispatlanması gerektiğini, belirsiz alacak şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "davanın reddine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkilinin uhdesinde oluşan zararların tazmini amacıyla açılan tazminat talepli davanın yargılama sürecinin 6 yıl sürdüğünü, gelinen bu süreçte uzayan hukuki süreç nedeniyle müvekkilin bir türlü tahsil edilemeyen alacağı nedeniyle maddi yönde kayba uğradığını, anaparaya eklenen bankalara uygulanan en yüksek mevduat faizi dahi müvekkilin mevcuttaki zararını karşılayamadığını, mahkeme tarafından ana paraya yasal faiz uygulanması şeklinde karar verildiğini, bu suretle ana paraya uygulanan faiz getirisi ile dahi paranın gerçek değerini koruyamadığından bu aralıkta karşılanamayan tutarın müvekkilin munzam zararını oluşturduğunu, davalıların zararı tespit edebilecekken kendilerinin dava açması ve devamında 6 yıl geçtikten sonra ödemenin yapılmaması burada munzam zararın oluştuğunun bariz göstergesi olduğunu, munzam zarar talebi ile ikame edilen ilk derece mahkemesi tarafından bekletici mesele yapılmasının hukuki yararı olmadığı iddiasıyla davanın reddine karar vermesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, munzam zarar istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Dosya kapsamından, █████/2017 tarihinde davalı ...'a ait, davalı ... Şirketi nezdinde ZMMSS sigortalı davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı çekici ve ... plakalı römörkün davacı ...'e çarpması nedeni ile meydana gelen trafik kazasında yaralanan davacı Süleyman tarafından Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas ████████ Karar sayıyı kararı ile verilen kararın kesinleşmediğini, asıl alacağa yüklenen faiz miktarının zararı karşılamaya yetecek durumda olmadığını ileri sürerek munzam zararın talep edildiği anlaşılmıştır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin █████/2023 tarih ve █████████Esas- █████████ Kararında "... Davacı vekili, müvekkilinin yaralanmasından kaynaklanan zararının karşılanması için davalıya başvurulduğu, ancak davalı tarafından başvurunun sürüncemede bırakıldığı, bu nedenle müvekkilinin munzam zararının olduğunu belirterek munzam zarar nedeniyle tazminat talep etmiş; İtiraz Hakem Heyetince bilirkişi raporu ile belirlenen munzam zarar miktarı hüküm altına alınmıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 121 inci maddesi "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder." şeklindedir.
Munzam zarar, alacağını vaktinde borçludan alamayan alacaklının malvarlığında iradesi dışında meydana gelen ve temerrüt faizinin üzerinde bulunan zararı ifade etmektedir. Munzam zararın tazmini için munzam zarar ile borçlunun temerrüdü arasında uygun illiyet bağının mevcut olması, borçlunun kusursuzluk kanıtı getirememiş olması gerekir. Ayrıca alacaklı uğradığı bu zararı ispat etmek zorundadır. Soyut olarak alacağın zamanında ödenmemesi nedeniyle munzam zarara uğranıldığı iddiası munzam zararın tazmini için yeterli değildir. Yine ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklar tek başına munzam zararın ispatı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla davacının munzam zarara uğradığını genel ekonomik koşullar dışında somut vakalarla ispatlaması gerekir.
Somut olayda; davacı taraf, enflasyonun olumsuz etkisi sonucu paranın satın alma gücündeki düşüş nedeniyle munzam zararı oluştuğunu, tahsil edilen yasal faizin alacaklının zararını karşılar nitelikte olmadığını belirterek zararın hesaplanmasını ileri sürmüş ise de, munzam zarar iddiasına konu alacak iddiasının trafik kazası sonucu davacının yaralanması nedeni ile sürekli iş göremezlik zarar iddiası olduğu, zarar tutarının ne kadar olduğu hususunun doğal olarak taraflar arasında ihtilaflı olduğu, zarar tutarının bilirkişi tarafından rapor tarihindeki güncel kriterlere göre belirlendiği, iddia edilen munzam zararın doğrudan zarar değil de yansıma zarar niteliğinde olduğu, 14.05.2015 tarihili 29355 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Trafik Sigortası Genel Şartları A.6/k bendi gereği yansıma zararların trafik poliçesi kapsamında olmadığı, davacının salt olumsuz ekonomik verilere dayanarak munzam zarar talebinde bulunduğu, somut olarak zarara uğradığına dair vakıa ve delil ibraz etmediği, Yargıtay'ın son dönemdeki kararlarına göre, munzam zararın somut olarak ispatının gerektiği, olumsuz ekonomik verilere üzerinden varsayıma dayalı hesap yapılamayacağı anlaşılmakla mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!