Anahtar kelimeler: Tlbedelli Lehdar Namına Kaybedildiğini Evraktan İletilmek Kargo Kıymetli Nakliye Yazildiği

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, ticari ilişki içinde olduğu dava dışı .......... .namına .......... .'nin .......... nolu hesabından keşide ettiği, .......... seri nolu, 30.05.2025 tarihli, 814.162,24 TL.bedelli çekin, lehdar .......... . .......... 'ye iletilmek üzere 26.02.2025 tarihinde teslim edildiği kargo şirketinde nakliye aşamasında kaybedildiğini, bu durum üzerine, anılan çekin kötü niyetli kişilerce kullanılmasının engellenmesi bakımından .......... . tarafından Kayseri .......... .Asliye Ticaret Mahkemesinin .......... Esas sayılı dosyası ile çek iptali davası açıldığını ve .......... tarihli ödemeden men kararının mahkemece muhatap bankaya bildirildiğini, kargo şirketi ile birlikte findeks sorgusu yaptıran kişiler hakkında müvekkili ve lehdar tarafından sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından cezalandırılmaları istemiyle suç duyurusunda bulunulduğunu, hal böyle iken davalı .......... .tarafından dava konusu çek sebebiyle alacaklı olduğundan bahisle, .......... İcra Müdürlüğünün .......... sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, müvekkilini zarara uğratmak maksadıyla hareket eden davalının, çeki iktisapta kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğunu, müvekkilinin dava konusu çek sebebiyle davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, bu sebeplerle, icra veznesindeki paranın davalı alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, .......... İcra Dairesinin .......... sayılı dosyası ile takip konusu edilen .......... seri nolu, .......... tarihli, 814.162,24 TL bedelli çek sebebiyle davacı müvekkilinin borçlu bulunmadığının tespiti ile takibin iptaline, takibin haksız ve kötüniyetli olduğundan, müvekkili lehine asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalının cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava; kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit talebine ilişkindir.
Uyuşmazlığın; .......... İcra Müdürlüğü'nün .......... Esas sayılı icra takibi dayanağı .......... tarihli, .......... seri numaralı, 814.162,24-TL bedelli çek nedeniyle davacının davalıya borçlu olup olmadığı davasından kaynaklandığı tespit edilmiştir........... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın .......... soruşturma sayılı dosyası, .......... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın .......... soruşturma sayılı dosyası, .......... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın .......... soruşturma sayılı dosyasının dosyamız arasına kazandırıldığı anlaşılmıştır.
Kayseri .......... . Asliye Ticaret mahkemesine müzekkere yazılarak; .......... Esas sayılı dosyasının bir suretinin uyap sisteminden dosyamız arasına celp edildiği anlaşılmıştır.
Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün .......... Esas sayılı dosyasının uyaptan celp edilerek incelenmesinde; dosyamız davalısı şirketin, dosyamız davacısı şirket aleyhine 912.358,01-TL(814.162,24-TL Asıl Alacağı + 16.779,55-TL işlemiş faiz+ 81.426,22-TL çek tazminatı olmak üzere) alacağın tahsili ile, asıl alacağa takip tarihinden itibaren fiili ödeme tarihine kadar asıl alacağa işleyecek 3095 S. Yasa uyarınca Avans Faizi % 44,25 Yıllık ve değişen oranlardaki faizi ve icra masrafı ile vekalet ücretinin tahsilini talep ettiği anlaşılmıştır.
Kredi Kayıt Bürosu A.Ş.'ye (KKB- .......... ) müzekkere yazılarak; dava konusu █████/2025 tarihli, .......... seri numaralı, 814.162,24-TL bedelli çek ile ilgili findeks karekod sorgulaması yapılıp yapılmadığının, yapıldı ise kim tarafından ve hangi tarihlerde yapıldığının tespit edilerek ilgili kayıtların dosyamız arasına kazandırıldığı anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davanın .......... İcra Müdürlüğü'nün .......... Esas sayılı icra takibine konu .......... seri nolu, █████/2025 tarihli, 814.162,24-TL bedelli çekin keşidecisi olduğu, çeki ticari ilişki içinde olduğu dava dışı .......... .'ye keşide ettiği, lehdar firmaya gönderilmek üzere .......... tarihinde kargoya teslim edildiği ancak çekin lehdara ulaşmadan nakliye aşamasında kaybedildiği, çeki eline geçirenlerce lehdar .......... . Adına sahte kaşe ve imza ile cirolanarak tedavüle çıkarıldığı, davalı tarafından çek nedeniyle kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığı, davalının iyi niyetli hamil olmadığı belirtilerek menfi tespit isteminde bulunulduğu, davacının davaya konu çek üzerindeki kendi imzasına ilişkin herhangi bir itirazının bulunmadığı, dava dışı lehtar .......... .'nin ciro imza ve kaşesinin sahte olduğunu ve dava dışı lehdar şirkete ait olmadığını iddia ettiği anlaşılmıştır.
Takibe dayanak kambiyo senedi incelendiğinde; ciro zincirinin birbirini takip eden nitelikte olduğu, ilk cironun lehtar tarafından yapıldığı, ciroların 6102 sayılı Kanun'un 789 ve 790. Maddesine uygun olduğu ve ciro zincirinde şekli olarak herhangi bir kopukluk olmadığı anlaşılmaktadır.
TTK'nın 818/1,(c) maddesi yollamasıyla çekler hakkında da uygulanacak 677. maddesinde düzenlenen "imzaların istiklali (bağımsızlığı)" ilkesine göre, senet lehtarının veya diğer cirantaların ciro imzasının sahte olması hali, diğer imza sahiplerinin ve özellikle senedin asıl borçlusu olan keşidecinin senetten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Zincirleme ve birbirine bağlı, lehtardan hamile tam ve düzenli yani kesintisiz cirolar hak sahipliğine karine sayılır. Cirolar arasındaki zincirleme bağlılığın gözlenmesi sadece dış görünüm bakımından yapılır. Başka bir anlatımla, ciro zincirinin muntazam bir şekilde birbirini takip edip etmediğini incelerken dış görünüşü incelemek yeterli olup, cirantalardan birinin imzasının sahte olması veya temsilci sıfatıyla senedi imzalayan şahsın imza yetkisinden yoksun olması ciro zincirini etkilemez.
İlgili hükümden görülebileceği üzere ciro zincirinin şekli olarak birbirini izleyen lehtar ve ciranta imzalarını içermesi halinde, söz konusu lehtar veya ciranta imzalarından birinin geçersiz olması veya hayali kişilerin imzasının bulunması halinde dahi bu durum diğer imzaların sahiplerini etkilemeyecek, ciro zincirinde kopukluğa yol açmayacaktır.
Somut uyuşmazlıkta; davacı tarafından kendisine ait keşideci imzasına yönelik bir itirazda bulunulmamış olup, lehtarın imzasının lehtara ait olmadığı iddia edilmiştir. Lehtarın imzasının lehtara ait olmaması 6102 sayılı Kanun'un 677. Maddesi gereğince ancak lehtar tarafından açılan davada öne sürülebilecek olup, lehtarın imzasının lehtara ait olmaması halinde dahi keşidecinin kendi imzasından kaynaklanan sorumluluğu 6102 sayılı Kanun'un 677. Maddesi gereğince devam edecektir. Bu durumda keşideci tarafından lehtarın imzasının lehtara ait olmaması sebebiyle kendi keşide ettiği çekten keşideci olarak sorumlu olmadığı öne sürülemeyecektir.
Nitekim Yargıtay .......... . Hukuk Dairesi .......... E., .......... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Dava, çekler nedeni ile borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkin olup dava konusu çeklerin keşidecisi olan davacı, her iki çekteki davalı Ramazan Karaküçük' ün imzalarının sahte olduğunu iddia etmektedir. Davalı Ramazan Karaküçük ise davacının çekleri düzenlendiğini ancak kendisine teslim etmeden çaldırdığını ve çek bedellerini davalıdan tahsil ettiğini bildirmiştir. Davalı .......... ise çeklere ciro yolu ile hamil olmuştur. Dava konusu çeklerdeki ciro silsilelerinde dış görünüş itibari ile bir kopukluk görülmemektedir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK 818/1-c maddesi göndermesi ile 677. maddesi uyarınca imzaların istiklali prensibi gereği kambiyo senetlerindeki her imza sahibi, kendi imzasından sorumludur. Bu durum karşısında bir imzanın sahte olması imzasını inkar etmeyen diğer imza sahiplerinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz."
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .......... . Hukuk Dairesi ise .......... E., .......... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Ancak, davalının davaya konu çeki kötü niyetle iktisap ettiğinin kanıtlanamadığı, davacı keşidecinin kendi imzasına yönelik bir itirazı olmadığı, imzaların istiklali kuralı gereğince lehtarın çekteki imzasının sahte olmasının sadece lehtar yönünden lehine delil ve mutlak def'i olabileceği, keşidecinin çekten dolayı sorumluğunu ortadan kaldırmaya hukuken yeterli olmadığı, keşidecinin çekten dolayı sorumluğunun devam etmekte olduğu dikkate alınarak davacı (keşideci) .......... yönünden açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması hatalı olmuştur. Bu sebeple davalının işbu davacı yönündeki istinaf talebinin ise kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
....Yerleşmiş Yargıtay uygulamaları uyarınca çek iptali davaları hasımsız olarak açıldığından davalı taraf çek iptali davasında taraf olmadığından, bu davada verilen karar davacıyı bağlamayacağı gibi, dava konusu çekin davacı tarafın çalınan çeklerinden biri olduğunun belirlenmesi ve bu kapsamda zayi sebebiyle çek iptali davasının açılmış olması, davalının çeki iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunu ispata yeterli değildir (Yargıtay HGK'nun █████/2021 tarih ve .......... esas ve .......... karar). Mahkemece davalının taraf olmadığı hasımsız açılan İstanbul .......... . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .......... E. Sayılı çek iptali davasının davanın kabulüne gerekçe yapılması yerleşmiş Yargıtay uygulamalarına aykırı olduğundan davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebinin kabulüne karar verilmiştir."
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .......... . Hukuk Dairesi .......... E., .......... K. Sayılı kararında da aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Somut olayda , keşideci olan davacının takip konusu çekteki imzasına itirazın söz konusu olmadığı, TTK 818.maddesindeki atıfla çeklerde de uygulanması gereken aynı Kanunun 677. maddesindeki , "Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez." şeklindeki yasal düzenlemeye göre, imzaların bağımsızlığı ilkesi gereği, lehtar cirosunun sahte olması keşidecinin sorumluluğunu ve çekin geçerliliğini ortadan kaldırmaz. Lehdarın imzasının sahteliği, lehdar tarafından kendisine başvurulduğunda herkese karşı ileri sürebileceği mutlak def'idir. Dolayısıyla senet lehtarının veya diğer cirantaların ciro imzasının sahte olması hâli, diğer imza sahiplerinin ve özellikle senedin asıl borçlusu olan keşidecinin senetten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz, keşideci yönünden ciro zincirini koparmaz, ciro zincirinde bulunan imzalardan birinin veya bazılarının sahteliğine dayanılarak keşidecinin menfi tespit davası açmasına olanak sağlamaz. Ayrıca dava konusu çekin tedavüle konulduğunda tüm zorunlu unsurları taşıdığı, TTK.nun 680. maddesi uyarınca, açığa senet düzenlemesi mümkün olduğundan, keşideci tarafından imzalanıp bir kısım yerleri boş bırakılan çekin keşide tarihinde zorunlu unsurlarının bulunmadığı iddia edilmiş ise de boş bırakılan tanzim tarihinin sonradan doldurulması çekin kambiyo vasfını etkilemez ve üçüncü şahıslar tarafından iyi niyetle iktisabına engel teşkil etmez. Yine TTK 687.maddesi gereğince, poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun. Dolayısıyla somut olayda, keşidecinin lehtar ile arasındaki ilişkilerden doğan def'ileri başvuran hamile karşı ileri süremez. Dava konusu çekteki ciro silsilesinin birbirini takip ettiği, çek metninden anlaşılamayan defilerin, çeki elinde bulunduran ve kötüniyetli olduğu kanıtlanamayan davalı alacaklıya karşı ileri sürülemeyeceği, davalının iyi niyetli meşru hamil olduğu, ödeme def'inin davalıya karşı ileri sürülemeyeceği, tüm bu açıklamalara göre, menfi tespit talebinin dinlenemeyeceği anlaşılmıştır."
Bu açıklamalar ışığında davaya konu somut olayda; davacı keşideci tarafından kendi imzasına yönelik bir itirazda bulunulmadığı, lehdarın imzasının lehdara ait olmadığının öne sürüldüğü ancak işbu davanın lehdar tarafından imzaya itiraz iddiası ile açılmadığı, imzaların istiklali prensibine göre davacının başkasına ait imzaya itiraz edemeyeceği, takibe konu kambiyo senedi incelendiğinde şekli olarak ciro zincirinde bir kopukluğun bulunmadığı, davalının çeke ciro yoluyla hamil olduğu, keşideci ile lehtar arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayanan şahsi def’iler müracaatta bulunan iyiniyetli hamile karşı ileri sürülemeyeceği (6102 sayılı TTK. m. 687), somut olayda, davalının çeki iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiği, başka bir anlatımla kötüniyetli hamil olduğu kanıtlanamadığı anlaşılmakla; davacı tarafından menfi tespit istemli davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-DAVANIN REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin yatırılan 13.903,86-TL harçtan ve 1.677,00-TL tamamlama harcından mahsubuna, artan 14.848,86-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde DAVACILARA İADESİNE,
3-Arabuluculuk aşamasında devlet hazinesinden karşılanan 4.600,00-TL arabulucuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerine BIRAKILMASINA,
5-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının HMK m.333 hükmü gereği ilgilisine İADESİNE,
6-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara TEBLİĞİNE,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin ( e duruşma yolu ile) yüzüne karşı, davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ..........
¸e-imza
Hakim ..........
¸e-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!