Anahtar kelimeler: İbarelerinin Nihai Müdahil Dördüncü Edenler Yaninda Kararıyla Cümlesinde Daire Düşüncesi
Danıştay 4. Daire Başkanlığı         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No
: ████████
Karar No
: █████████
TEMYİZ EDENLER
: 1- (DAVALI) ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ
: Av. ...
2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) ...
VEKİLİ
: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI)
: ...
VEKİLİ
: Av. ...
İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
TETKİK HÂKİMİ
: ...
DÜŞÜNCESİ
: █████/2025 tarih ve 32833 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin █████/2025 tarih ve E:███████, K:███████ sayılı kararıyla, 2577 sayılı Kanun'un ek 1. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...ilk derece mahkemesi veya bölge idare mahkemesince nihai kararın verildiği..." ve "...45 inci ve 46 ncı maddeler uyarınca istinaf veya temyiz yoluna başvurulabilecek kararların belirlenmesinde ise..." ibarelerinin iptaline ve iptal hükümlerinin Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ise de; dava konusu tutarın 6306 sayılı Kanun uyarınca açık artırma ile satış öncesi belirlenen rayiç değere göre 160.000,00-TL (paydaşlar arasında gerçekleştirilen açık artırma sonucu satışın gerçekleştiği tutara göre 160.000,10-TL, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre ise 189.000,00TL) olduğu ve dava konusu işlemin tesis edildiği ve davanın açıldığı tarihin temyiz sınırının belirlenmesinde dikkate alınması durumunda dahi, uyuşmazlığın 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde belirlenen miktarı aşmadığı (2021 yılı için 192.000,00-TL) göz önünde bulundurulduğunda, davalının ve davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (6545 sayılı Kanunla değişik) 45. maddesinin altıncı fıkrasında, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu düzenlenmiştir.
Aynı Kanun'un 46. maddesinin birinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin maddede sayılan davalar hakkında verdikleri kararların, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği belirtilmiş; aynı fıkranın (b) bendinde ise, konusu dokuz yüz yirmi bin Türk lirasını aşan; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar hakkında bölge idare mahkemelerinin istinaf yoluyla yapılan başvurular üzerine verdikleri kararlar, temyiz edilebilecek olan kararlar arasında sayılmış; aynı Kanun'un "Parasal sınırların artırılması" başlıklı EK 1. maddesinin ikinci fıkrasında ise, "17 nci madde uyarınca duruşma yapılmasının zorunlu olduğu davaların belirlenmesinde davanın açıldığı; 45 inci ve 46 ncı maddeler uyarınca istinaf veya temyiz yoluna başvurulabilecek kararların belirlenmesinde ise ilk derece mahkemesi veya bölge idare mahkemesince nihai kararın verildiği tarihteki parasal sınır esas alınır. Ancak nihai karar tarihinden sonra parasal sınırlarda meydana gelen artış, bölge idare mahkemesinin kaldırma veya Danıştayın bozma kararı üzerine yeniden bakılan davalarda uygulanmaz." hükmüne yer verilmiştir.
İstinaf başvurusunun idari yargılama hukukunda yeni bir kanun yolu olarak getirildiği 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un gerekçesinde; tahdidi olarak sayılan konular dışındaki davaların Bölge İdare Mahkemelerinde istinaf incelemesi neticesinde kesinleşeceği belirtilmiştir.
Anılan mevzuat hükümleri ve 6545 sayılı Kanunun gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, 2577 sayılı Kanunun 46. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde belirlenen miktarı aşmayan davalar hakkında idare mahkemelerince verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine bölge idare mahkemelerince verilen kararların kesin olduğu; dolayısıyla, bu kararların temyiz istemine konu edilemeyeceği sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu hukuki durum karşısında; dava konusu tutarın 6306 sayılı Kanun uyarınca açık artırma ile satış öncesi belirlenen rayiç değere göre 160.000,00-TL (paydaşlar arasında gerçekleştirilen açık artırma sonucu satışın gerçekleştiği tutara göre 160.000,10-TL, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre ise 189.000,00TL) olduğu; ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının (istinaf başvurusu kabul - kaldırma - gönderme) verildiği tarih itibarıyla geçerli olan ve 2022 yılı için belirlenen temyiz sınırının (261.000,00-TL) altında kaldığı; öte yandan, Anayasa Mahkemesinin █████/2025 tarih ve E:███████, K:███████ sayılı kararıyla, 2577 sayılı Kanun'un ek 1. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...ilk derece mahkemesi veya bölge idare mahkemesince nihai kararın verildiği..." ve "...45 inci ve 46 ncı maddeler uyarınca istinaf veya temyiz yoluna başvurulabilecek kararların belirlenmesinde ise..." ibarelerinin iptaline karar verilmiş ise de, iptal hükümlerinin Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği hususu birlikte dikkate alındığında, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesince temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmiş olsa da, işbu davaya ilişkin olarak verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması istemiyle yapılan temyiz isteminin incelenmesine olanak bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz istemlerinin İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,
2. Bölge İdare Mahkemesince kesin olan karara karşı temyiz yolunun açık olduğu belirtildiğinden, temyiz aşamasında davalı tarafından yatırılan ...-TL ve davalı yanında müdahil tarafından yatırılan ... TL harç ile artan posta ücretlerinin istekleri halinde davalıya ve davalı yanında müdahile iadesine,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY
:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (6545 sayılı Kanunla değişik) 45. maddesinin altıncı fıkrasında, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu düzenlenmiştir.
Aynı Kanun'un 46. maddesinin birinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin maddede sayılan davalar hakkında verdikleri kararların, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği belirtilmiş; aynı fıkranın (b) bendinde ise, konusu dokuz yüz yirmi bin Türk lirasını aşan; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar hakkında bölge idare mahkemelerinin istinaf yoluyla yapılan başvurular üzerine verdikleri kararlar, temyiz edilebilecek olan kararlar arasında sayılmış; aynı Kanun'un "Parasal sınırların artırılması" başlıklı EK 1. maddesinin ikinci fıkrasında ise, "17 nci madde uyarınca duruşma yapılmasının zorunlu olduğu davaların belirlenmesinde davanın açıldığı; 45 inci ve 46 ncı maddeler uyarınca istinaf veya temyiz yoluna başvurulabilecek kararların belirlenmesinde ise ilk derece mahkemesi veya bölge idare mahkemesince nihai kararın verildiği tarihteki parasal sınır esas alınır. Ancak nihai karar tarihinden sonra parasal sınırlarda meydana gelen artış, bölge idare mahkemesinin kaldırma veya Danıştayın bozma kararı üzerine yeniden bakılan davalarda uygulanmaz." hükmüne yer verilmiştir.
█████/2025 tarih ve 32833 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin █████/2025 tarih ve E:███████, K:███████ sayılı kararıyla, 2577 sayılı Kanun'un ek 1. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...ilk derece mahkemesi veya bölge idare mahkemesince nihai kararın verildiği..." ve "...45 inci ve 46 ncı maddeler uyarınca istinaf veya temyiz yoluna başvurulabilecek kararların belirlenmesinde ise..." ibarelerinin iptaline ve iptal hükümlerinin Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği; Anayasa Mahkemesinin anılan kararında, "kural gereğince istinaf veya temyiz kanun yoluna başvuru açısından geçerli olan parasal sınırın enflasyona göre güncellenirken dava konusu değerin enflasyonun etkilerinden arındırılmadığı, bu yönden idari işlem veya eylemin gerçekleştiği, idareye başvurulduğu ya da davanın açıldığı tarihte geçerli olan parasal sınırlara göre istinafa veya temyiz kanun yoluna başvurulabilecek bir karara karşı kural nedeniyle özellikle yargılamanın uzun sürdüğü durumlarda istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulması imkanının ortada kalkabileceği" gerekçesine yer verildiği görülmektedir.
Anayasa'nın 153. maddesinde, Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararlarının geriye yürümeyeceği kuralı, iptal edilen hükümlere göre kazanılmış olan hakların korunmasına yöneliktir. Öte yandan; Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmeleri Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu gibi, temyiz incelemesinin Anayasa'ya aykırılığı belirlenerek iptal edilen kurallara göre yapılmasına da olanak bulunmamaktadır.
Bu durumda; █████/2025 tarih ve 32833 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin █████/2025 tarih ve E:███████, K:███████ sayılı kararıyla, ilk derece mahkemesince veya bölge idare mahkemesince nihai kararın verildiği tarihte geçerli olan parasal değere göre istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmasını öngören 2577 sayılı Kanun'un ek 1. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan düzenlemelerin, Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş; her ne kadar anılan kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ise de; söz konusu kararın gerekçesinde, "idari işlem veya eylemin gerçekleştiği, idareye başvurulduğu ya da davanın açıldığı tarihte geçerli olan parasal sınırlara göre istinafa veya temyiz kanun yoluna başvurulabilecek bir karara karşı kural nedeniyle özellikle yargılamanın uzun sürdüğü durumlarda istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulması imkanının ortada kalkabileceği"ne yer verilmiş olması dikkate alındığında; görülmekte olan davada, dava konusu tutarın 6306 sayılı Kanun uyarınca açık artırma ile satış öncesi belirlenen rayiç değere göre 160.000,00-TL (paydaşlar arasında gerçekleştirilen açık artırma sonucu satışın gerçekleştiği tutara göre 160.000,10-TL, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre ise 189.000,00TL) olduğu; buna göre, davanın açıldığı 2021 yılı itibarıyla temyiz sınırının 192.000,00-TL olduğu gözetildiğinde, 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında temyize tabi olmadığı anlaşılan uyuşmazlık hakkında, davalı ve davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin belirtilen gerekçeyle incelenmeksizin reddedilmesi gerektiği düşünüldüğünden, temyiz istemlerinin incelenmeksizin reddi yolundaki Dairemiz çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!