Anahtar kelimeler: Geçmekte Karşıdan Zmss Cismani Müzakere Yaya Sürücünün Karşıya Çarpması Kızı

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ9.HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RESAS NO
: █████████KARAR NO
: █████████İNCELENEN DOSYANINMAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret MahkemesiKARAR TARİHİ
: █████/2024NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ KararDAVA
: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan TazminatKARAR TARİHİ
: █████/2026Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; █████/2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ...plakalı aracın yaya ve karşıdan karşıya geçmekte olan davacı anne ... ve kızı ...'ın çarpması sonunda müvekkillerinin yaralandığını; kazada davalı sürücünün kusurlu olduğunu, diğer davalı ...'nin araç maliki olarak ... Sigorta Şirketinin ise aracın ZMSS olarak maddi zarardan sorumlu olduklarını belirterek fazlaya dair haklarını saklı tutarak davacı ... için 1.000,00 TL tedavi gideri, 1.000,00 TL geçici iş gücü kaybı, 1.000,00 TL sürekli iş gücü kaybı tazminatının; davacı ... için 1.000,00 TL tedavi giderinin tüm davalılardan, kaza nedeniyle yaralanmadan kaynaklı olarak duyulan manevi ıstırap nedeniyle de davacı anne için 30.000,00 TL, davacı ... için ise 5.000,00 TL manevi tazminatın araç sürücüsü ve malikinden tahsiline, tahsil edilecek bedellere de kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; ...plakalı aracın █████/2014 tarihinden başlayarak 1 yıl süre ile ve 191579014 nolu poliçe ile zorunlu mali mesuliyet sigortası olduklarını, maddi zarardan sorumluluklarının davalı sürücünün kusuruyla ve sigorta poliçe limitiyle sınırlı olduğunu; kazada sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin kaza esnasında araç sürücüsü olduğunu, ancak kazada kusurunun bulunmadığını belirterek öncelikle davanın reddine karar verilmesini; aksi kabul edilirse de davacıların kazadaki yaralanma derecelerinin tespiti ve kalıcı/geçici maluliyet oranlarının usulünce tespit edilmesini; tazminatta indirilmesi gereken ödemeler varsa bunların da değerlendirilmesini talep etmiştir.Davalı ...vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı sürücünün kazada kusurlu olmadığını, araç akışını gözetmeden yola çıkan davacı yayaların kusurlu olduğunu, ceza dosyasında alınan kusur raporuyla da davacıların asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "Davacı ... için 3.000,00 TL tedavi gideri, 8.181,72 TL geçici iş göremezlik tazminatının tüm davalılardan; 2.728.016,61 TL sürekli iş göremezlik tazminatının ilk 290.000,00 TL'lik kısmının tüm davalılardan, kalan 2.438.016,61 TL'lik kısmının ise sadece davalılar ...ve ...'dan müteselsilen tahsiline; davacı ... için 1.000,00 TL tedavi giderinin davalılar ...ve ...'dan müteselsilen tahsiline; bu tahsilatlar yapılırken sigorta şirketinden yapılacak tahsilatlarda dava tarihinden itibaren, diğer davacılardan yapılacak tahsilatlarda kaza tarihi olan █████/2015'den itibaren yasal faiz alınmasına; avans faiz alınmasına dair fazlaya ilişkin talebin reddine; manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; davacı ... için 25.000,00 TL, davacı ... için 4.000,00 TL manevi tazminatın █████/2015'den itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar ...ve ...'dan müteselsilen tahsiline, fazlaya dair manevi tazminat taleplerinin reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacılar vekili, davalılar ...ve ... vekili ve davalı ... Sigorta Şirketi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacılardan ...’a ait aylık kazanç miktarının hatalı tespit edildiğini, davacı ...’a ait hesaplamanın çocukları için ödenen AGİ eklenmeden yapıldığını, davacı ... için zarar hesabının yapılmamasının yasaya aykırı olduğunu, hüküm altına alınan zarar miktarı hesabının hatalı olduğunu, davaya esas olan kaza ile müvekkillerinden ...’ın beli kırılmış, omurilik zedelenmiş, hayati risk taşıyan ameliyata alınmış, beline üç adet platin takıldığını, müvekkilinin halen belinde üç platinle yaşamını idame ettirdiğini, diğer müvekkili ...'ın ise kaza nedeniyle 19 gün geçici maluliyet yaşadığını, kaza nedeniyle her iki müvekkilinin büyük korkuya kapılmış manevi olarak acı çekmiş olduklarını, kazanın oluşmasında davalı tarafın %100 kusurlu bulunduğunu, kazanın neticeleri ve davalıların %100 kusurlu oldukları dikkate alındığında, ilk derece mahkemesi tarafından talep edilen manevi tazminatın kısmen kabul edilmesinin, yasaya, hak ve adalete ve dosya kapsamına uygun olmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalılar ...ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava devam ederken reşit hale gelen ... yönünden vekaletname/icazet sunulmaksızın işlemlere devam edilmiş olup, bu durumun bozmayı gerektirdiğini, davanın kısmi dava olarak ikame edilmiş olduğu dikkate alınmaksızın, mahkemece davanın belirsiz alacak davası olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, mahkemenin zamanaşımı yönünden yapmış olduğu değerlendirmenin hatalı ve yerleşmiş içtihatlara aykırı olduğunu, ıslah zamanaşımının dolduğunu, aksi kabulde dahi, ıslah edilen miktarlara ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, mahkeme tarafından verilen kararın gerekçesinde ceza yargılaması sırasında alınan ATK raporu üzerine huzurdaki davadan alınan bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi sebebiyle yeniden kusur raporu alındığı ve ATK raporu ile aynı doğrultuda alınan son kusur raporunun kabule şayan bulunarak davalı müvekkil sürücünün %100 kusurlu olduğunun kabul edildiği ifade ettiğini, 7 adet bilirkişi raporu ve 1 adet kaza tespit tutanağı nazara alındığında, yapılan 8 tespitten 1 tanesinde davalı müvekkilin kusursuz, 4 tanesinde tali kusurlu olduğu belirlenmiş olup, davalı müvekkilin asli kusurlu olduğu şeklinde tespit yapılan raporların hayatın olağan akışına aykırı olduğunun açıkça anlaşıldığını, her şeyden önce bu durum, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesinin elzem nitelikte olduğunu, dava dosyasına sunulan belgeler incelendiğinde bu kadar yüksek maluliyet oranı ve iş göremezlik süresinin ortaya çıkmayacağı açık bir şekilde anlaşılacağını,dosyaya sunulan raporda Maluliyet Tespiti Yönetmeliği'ne göre maluliyet durumunun tespit edilmesi gerektiğini, bu tespit yerinde olmakla beraber maluliyet raporunda da bu yönetmeliğin dikkate alındığı tespiti hem raporla çelişkili hem de hatalı olduğunu, daha önce birçok kez dile getirdiği üzere, davacının meslek grubu dosyadaki delillere rağmen varsayımsal ve hatalı tespit edildiğinden, güncel Yargıtay ilamları ve davacının daha yüksek maaşla fiilen çalışıyor olması, kaza tarihinden sonra 7 yıllık süre geçmiş olması nedeniyle gerçek maluliyet oranının "maluliyet tespiti işlemleri yönetmeliğine" uygun olarak tespiti için davacının ATK Genel Kurulu'na veya Mahkemece tespit edilecek üniversite hastanesine sevki sağlanarak rapor alınması gerekmekte iken, taleplerinin reddi ile yeniden rapor alınmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece verilen 17.02.2023 tarihli ara kararda davacının önceki tedavi evrakları incelendiğinde kazadan önceki tedavilerin davacını maluliyetine etkisinin olmadığı ifade edilmiş ise de, inceleme ve değerlendirmenin bu hususta uzman doktorlar tarafından yapılması ve davacının geçmiş tedavilerinin maluliyete bir etkisinin olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini, PMF 1931 yaşam tablosu uygulanması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... Sigorta Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığına veya HMK 107.maddesine dayanıldığına dair herhangi bir ibare mevcut olmadığını, bu nedenle davanın kısmi dava olarak kabulü gerektiğini, kısmi davada sadece kısmi olarak talep edilen kısım için hak düşürücü süre ve zamanaşımı kesileceğini, dava konusu kaza 13.02.2015 tarihinde meydana gelmiş olup davaya konu talep zamanaşımına uğradığını, yine ıslah ile artırılan meblağa işleyecek faizin başlangıç tarihi ise ıslah tarihi olduğunu, ancak kararda tüm alacağa müvekkil şirket yönünden dava tarihinden diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren faiz işlenmesine karar verildiğini, dava konusu kaza 13.02.2015 tarihinde meydana gelmiş olup kaza tarihinde ölüm/sakatlık poliçe teminatı kişi başı 290.000 TL olduğunu, mahkeme tarafından davacı ... yönünden 3.000 TL, 8.181,72 TL ve 290.000 TL olmak üzere toplam 301.181,72 TL'nin ödenmesine karar verildiğini, ancak poliçe teminat limiti 290.000 TL olup teminat limiti aşıldığını, ayrıca dava konusu kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, dosya kapsamında alınan kusur raporları ve ceza dosyası kapsamında alınan kusur raporları arasında çelişkiler mevcut olup çelişkilerin giderilmeden hüküm tesis edildiğinden kararın kaldırılması gerektiğini, ATK raporu davacının fiziki muayenesi yapılmadan eksik incelemeye dayalı olarak düzenlendiğini, tespit edilen maluliyet fahiş olup kabulü mümkün olmadığını, hesaba esas alınan gelir durumuna itiraz ettiklerini, tarafına tebliğ edilen bilirkişi raporunda SGK kayıtlarından davacının gelirinin asgari ücret olduğunu, bu nedenle hesaplamanın asgari ücret üzerinden yapılması gerektiğini, Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamasında açıkça görüldüğü üzere, zarar görenin müterafik kusurunun bulması durumunda tazminattan uygun bir oranda indirim yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik ve tedavi giderinin SGK'nın sorumluluğunda olduğunu, SGK'dan rücuya tabi bir ödeme alındığı bilirkişi tarafından tespit edilmiş olup, mahsubu gerektiğini, kaldı ki aktüer raporu en son veriler ve en son bilinen asgari ücrete göre hazırlandığını, bu nedenle rapor hazırlandığı an tazminat belirttiğini, 2024 yılı asgari ücretine göre hazırlanan rapora, 2014 veya daha öncesi bir tarihten faiz işletmenin faizin mantığı ile bağdaşmadığını, 1.8 teknik faiz uygulanması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından █████/2015 tarihinde, davalı ...'ye ait olup, davalı sigorta şirketinin ZMMS poliçesi ile sigortaladığı ve davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ...plakalı aracın, yaya ve karşıdan karşıya geçmekte olan davacılara çarpması sonunda yaralanan davacı ...'ın geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, tedavi gideri ve manevi tazminat talebiyle; davacı ...'ın ise tedavi gideri ve manevi tazminat talebiyle eldeki davayı açtıkları anlaşılmıştır.Dairemizin geri çevirme kararı üzerine, 18 yaşını dolduran davacı ... vekilinin istinaf aşamasında güncel vekaletnamesini sunmuş olduğu görülmüştür.Olay tarihinde polis memurlarınca düzenlenen kaza tespit tutanağında; sürücü ... sevk ve idaresindeki ...plakalı aracı ile Kartal sokakta seyir halinde iken bahse konu yere geldiği esnada aracının ön kısımları ile yolun sol tarafından birden bire yola çıkan ve karşıya geçmekte olan yaya ... ve ...'a çarpması neticesinde meydana gelen kazanın oluşumunda yayaların KTK 138/B maddesini ihlal ettiklerinden kusurlu olduklarının belirtildiği; İlk Derece Mahkemesince alınan █████/2017 tarihli kusur bilirkişi raporunda, kazanın meydana gelmesinde yaya davacıların %60, davalı sürücü ...'ın %40 kusurlu olduklarının belirtildiği, olayla ilgili ceza yargılamasının yapıldığı İstanbul Anadolu 63.Asliye Ceza Mahkemesi'nin █████████ Esas sayılı dosyasında hükme esas alınan █████/2020 tarihli ATK Trafik İhtisas Dairesi raporuna göre kazanın meydana gelmesinde sanık ...'ın %100 kusurlu olduğunun belirtildiği, yargılama sonucunda sanık ... hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itirazın reddi ile █████/2021 tarihinde kesinleştiği; İlk Derece Mahkemesince alınan rapor ile ceza yargılamasında alınan rapor arasında çelişki olması nedeniyle İTÜ'de görevli 3 kişilik bilirkişi heyetinden rapor alındığı, bu raporda alınan tüm kusur raporları değerlendirilerek yapılan inceleme sonucunda kazanın meydana gelmesinde davalı ...'ın %100 kusurlu olduğunun belirtildiği, son raporun hükme esas alındığı anlaşılmıştır.Bu durumda Mahkemece hükme alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.Trafik kazaları, nitelikleri itibariyle haksız fiillerdendir. Haksız fiillerde temerrüt tarihi, haksız fiilin meydana geldiği tarih olup mahkemece davalı işleten ve sürücü bakımından bu yönde karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı sigorta şirketi yönünden ise; dava tarihinden önce davacı tarafça davalıya herhangi bir başvuru yapılmamıştır. Başka bir deyişle, davalı dava öncesinde temerrüde düşürülmemiştir. Bu nedenle faiz başlangıç tarihinin davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihi olarak alınmasında bir isabetsizlik yoktur.Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre, PMF 1931 yaşam tablosun ve 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiği yönündeki istinaflar yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin █████████ E.- █████████ K., ██████████ E. - █████████ K., ██████████ E. - █████████ K. sayılı kararları).Yine aktüerya raporunda, davacının gelirinin, hizmet dökümündeki kazadan önceki son 6 aylık verilerek göre, davacının evli olması ve eşinin çalışması dikkate alınarak, net gelirine bekar Agi eklenerek hesaplanmasında; Davacı ...'ın kaza tarihinde 18 yaşında küçük olup öğrenci olduğundan, lehine geçici iş göremezlik zararı hesaplanmamasında; Davacılar yaya olup, aleyhlerine müterafik kusur indirimi yapılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından müterafik kusur indirimi yapılmamış olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, geçici ve kalıcı iş göremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalıların geçici iş göremezlik ve belgesiz tedavi gideri tazminatından sorumluluğu bulunmadığına ilişkin istinaf talebi yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ██████████ E. - ██████████ K. sayılı kararı).Davacı ...'a SGK tarafından yapılan 2.494,58 TL ödeme, hesaplanan geçici iş göremezlik zararından mahsup edildiğinden aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir.HMK'nun 109/3.maddesi "Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmının açıkça feragat edilmiş olması hali dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez.” hükmünü ihtiva etmektedir. Konuya ilişkin Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin ███████ E. ve █████████ K. sayılı kararında açıklandığı üzere ek dava ile asıl davada talep edilmeyen bakiye tazminatın zamanaşımı süresi içerisinde talep edilmesi her zaman mümkündür.HMK’nın belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesinde ”(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükme göre belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkansız olduğu hallerde olanaklı olduğu anlaşılmaktadır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 09.02.2005 tarih ve 2004/7-754 E. ███████ K. sayılı kararında; “Uyuşmazlık, ıslah ( değer artma ) dilekçesi erken verilmişse, sonradan ortaya çıkan değişiklikler (örneğin bilirkişi hesap raporunun yeniden düzenlenmesi) karşısında ne yapılacağı noktasında toplanmaktadır. Islah dilekçesi, her davada bir kez verilir, ikinci kez ıslah yoluna başvurulamaz. Kısmi davada saklı tutulan alacak bölümü için gerek kısmi dava karara bağlanmadan önce, gerekse daha sonra ayrı bir dava açılması usulen olanaklıdır. Uygulamada bu ayrı davaya ek dava denilmektedir. Yine kısmi davadan sonra açılan ek davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması ve davacının hukuki yararının bulunması koşullarının birlikte varlığı halinde, birden fazla ek dava açılması mümkündür. O halde, somut olayda, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutan davacının ıslah talebinden sonra, ek davalar yoluyla fark alacağını isteyebileceği sonucuna varılmaktadır.”.Somut uyuşmazlıkta, davacı vekilinin dava dilekçesi anlatımına göre kısmi dava açtığı anlaşılmaktadır.2918 sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmü, yine aynı Kanun'un 109/2. maddesinde ise "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından, sürücü ve diğer sorumlular arasında bir ayrım yapılmamış, kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. Ceza Kanunu'nda öngörülen daha uzun ceza zamanaşımı (uzamış zamanaşımı) süresi, olay tarihinden itibaren işlemeye başlar. Zararın ve failin uzamış zamanaşımı süresinin bitmesinden sonra öğrenilmesi halinde, tazminat talebinin, öğrenme tarihinden itibaren 2918 sayılı yasanın 109. maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde ileri sürülmesi gerekmektedir. Öğrenme tarihinden itibaren, yeni bir uzamış zamanaşımı süresi işlemez (Yargıtay HGK'nun 10.10.2001 gün ███████-652-705, 16.04.2008 gün 2008/4-326-325, 09.10.2013 gün 2013/4-36-1457 sayılı kararları).Eyleme uyan taksirle yaralama suçunun ceza davası zamanaşımı süresi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66/1-e maddesine göre 8 yıl olduğundan açılan dava 8 yıllık dava zamanaşımı süresine tabidir.Somut uyuşmazlıkta yaralamalı trafik kazası █████/2015 tarihinde gerçekleşmiştir. Dava █████/2016 tarihinde açılmış, ıslah ise █████/2024 tarihinde yapılmıştır. Dava kısmi dava olarak açılmıştır. Bu halde kısmi davada zamanaşımı dava konusu edilen kısım için kesilmiş, ıslaha konu edilen kısım için ise işlemeye devam etmiştir. Davalılar vekillerince süresinde verilen dilekçe ile ıslah zamanaşımı definde bulunulmuştur. Bu halde davanın kısmi dava olarak açıldığı, ıslahın 8 yıllık uzamış zamanaşımı süresinden sonra yapıldığı, gelişen bir duruma bağlı maluliyet oranı artışı da olmadığı gözetilerek ıslah yoluyla artırılan kısım için davalılar bakımından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi doğru olmamıştır.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre; maluliyete ilişkin alınacak raporların, █████/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü; █████/2008 tarihi ile █████/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i; █████/2013 tarihi ile █████/2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i; █████/2015 tarihi ile █████/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, █████/2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin █████████ E. - █████████ K., ██████████ E. ve █████████ K., ██████████ E. ve █████████ K., ██████████ E. ve █████████ K. sayılı kararları).ATK 2.İhtisas Kurulu'ndan alınan █████/2019 tarihli raporda; davacının █████/2015 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması nedeniyle iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği, olay tarihinde yürürlükte olan 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve meslek grup numarası Grup 6 (altı) olduğu belirtilmekle %39 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağının belirtildiği, İlk Derece Mahkemesince Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre rapor düzenlenmesi için dosyanın yeniden ATK'ya gönderildiği, ATK 2.İhtisas Kurulu'nun █████/2020 tarihli raporunda; █████/2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği, █████/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin sadece Ek-1 bölümünde yapılan değişiklikler içerdiği, Ek-3 ve diğer cetvelleri, meslek grupları bölümünü içermediği, dolayısıyla █████/2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ile sadece beden çalışma gücünün en az %60’ını kaybedip kaybetmediğine (hangi hastalık ve arızaların malulen emeklilik kriterlerine uyduğu) ilişkin değerlendirme yapılabileceği, bu nedenle söz konusu yönetmeliğe (█████/2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği) göre meslekte kazanma gücü kaybı belirlenemeyeceği cihetle; Kurulumuzun █████/2019 tarih ve 3298 karar nolu mütalaasına ve █████/2019 tarih ve 20220-A karar nolu mütalaasında eklenecek ve değiştirilecek bir husus bulunmadığının belirtildiği görülmüştür.Maluliyet Tespit İşleri Yönetmeliği █████/2013 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, 4.maddesinin k bendinde maluliyet tanımına yer verilmiştir. Buna göre " Maluliyet: Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60’ını, (c) bendi kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün en az %60’ını veya vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybetme hali" olarak tanımlanmış yine Yönetmeliğin sigortalıların çalışma gücü kaybı tespitini düzenleyen 9 ve 10 maddelerinde %60 maluliyet ve üzeri için maluliyet tespitine ilişkin esaslar düzenlenmiştir. Başka bir ifadeyle bu yönetmelik sadece %60 maluliyet ve üzeri için hükümler ve ekli cetvel içermekte olup %60'ın altında maluliyet bulunması halinde bu Yönetmelik hükümlerinin uygulanması olanaklı değildir.Yine Yönetmeliğin 23.maddesi ile Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinde yer alan; çalışma gücü kaybı, vazife malullüğü, harp malullüğü ile erken yaşlanma durumlarının tespiti ile ilgili tüm hükümler yürürlükten kaldırılmış düzenlemesine yer verilerek Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin tümden kaldırılmadığı anlaşılmaktadır. Keza ek cetveller ilişkin yeni bir düzenleme de yapılmamıştır.Sonuç olarak davacının maluliyetinin %60'ın altında (%39) olması ve kaza tarihine göre uygulanması gereken Maluliyet Tespit İşleri Yönetmeliği hükümlerine göre maluliyet belirlenirken aynı cetvellerin (Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine ekli cetveller) esas alınması gerektiğinden maluliyetin tespitinde Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin uygulanmış olmasının, maluliyet oranına bir etkisi olmayacağından, yanlış yönetmeliğin uygulandığı yönündeki istinaflar yerinde görülmemiş ise de; davacının SGK hizmet dökümüne göre kaza tarihinde aşçı olduğu ancak maluliyet raporunda meslek grubunun aşçı olarak değerlendirilmediği anlaşılmakla, bu yöndeki istinaf yerinde görülmüştür.Manevi tazminatın belirlenmesinde kriterlerden biri de yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi ile maluliyet oranıdır. Daire kararının kapsam ve şekline göre; maluliyet raporu alınması gerekmekte olup bu halde maluliyet netleşmeden manevi tazminatın belirlenmesi eksik incelemeye dayalı olduğundan manevi tazminatın miktarına ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmüştür.Açıklanan nedenlerle, davacılar vekili, davalılar ...ve ... vekili ve davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.KARAR
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :1-Davacılar vekili, davalılar ...ve ... vekili ve davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,5-Davacılar, davalılar ...ve ... ve davalı ... Sigorta Şirketi tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026