Anahtar kelimeler: Meblağ Ştiden İstemli Akdedilen Temlik Ret Bankanın Hmk Şartı Eksiklikleri

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ Esas, ████████ KararHÜKÜM
: Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 9.Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 816.000,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369. maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile ... arasında akdedilen 12.06.2020 tarihli temlik sözleşmesi ile, bankanın dava dışı..... Ltd. Şti.'den olan alacaklarının müvekkili tarafından temlik alındığını, temlik sözleşmesinden önce temlik eden banka tarafından davalılar aleyhine takip başlatıldığını, başlatılan icra takibinde takip tarihi itibariyle davalıların 629.936,72 TL ana para, 52.466,50 TL işlemiş faiz, 2.623,32 TL ... ve 1.183,50 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 683.210,04 TL borçlu olduğunun gözüktüğünü, fakat davalıların haksız olarak takibe itiraz ettiklerini ileri sürerek davalıların itirazının iptali ile davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; yetkisizlik, hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazında bulunarak, borcun dayanağı gösterilmediğinden ödeme emrinin usulsüz olduğunu, icra dosyasında müvekkilinin babası ...'nın borçlu olduğunu gösteren hiçbir belge bulunmadığını, bu nedenle babasının ve dolayısıyla müvekkilinin borçlu olmadığını, takipte müvekkilinin babasının 150.000,00 TL'den sorumlu olduğu belirtilirken mirasçılardan daha yüksek bedel talep edildiğini, icra dosyasında belirtilen irtibatlı dosyalardan tahsilat yapılıp yapılmadığının bilinmediğini, davacı ile alacaklı banka arasında imzalanan temlik sözleşmesinin yasal şartları taşımadığını, belgenin bir borç ödeme belgesi olduğunu, borçlu şirket hisselerini 12.09.2019 tarihinde devralan davacının, şirketin bankaya olan borcunu ödemesiyle borcun sona erdiğini, borç sona erdiğinden kefillerden talepte bulunulamayacağını, kefalet sözleşmesinin yasal şartlara uygun olup olmadığının belli olmadığını, icra dosyasındaki kredi sözleşmesi 13.05.2017 tarihli olup müvekkilinin babasının 21.06.2017 tarihinde vefat ettiğini savunarak davanın reddi ile davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.2.Diğer davalılarca cevap dilekçesi sunulmamıştır.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıların, ...'nın mirasçıları oldukları, temlik eden banka ile dava dışı ... şirketi arasında 20.05.2008 tarihli 150.000,00 TL bedelli, 18.05.2017 tarihli 2.000.000,00 TL bedelli, 04.09.2008 tarihli 500.000,00 TL bedelli, 23.08.2012 tarihli 1.500.000,00 TL bedelli ve 24.12.2010 tarihli 500.000,00 TL bedelli kredi sözleşmeleri akdedildiği ve davalıların murisi ...'nın sadece 20.05.2008 tarihli 150.000,00 TL bedelli kredi sözleşmesinde kefil olarak yer aldığı, temlik eden banka tarafından keşide edilen ihtarnamede davalıların murisi ...'nın 150.000,00 TL'lik kısımdan sorumlu olduğunun açıkça yazıldığı, davalıların murisinin 23.08.20 12... .05.2017 tarihli sözleşmelerde kefaletinin bulunmadığı, takibe konu kredinin işbu sözleşmelerden sonra 23.05.2017 tarihinde kullandırıldığı, bu nedenle davalıların murisin imzası bulunmayan kredi sözleşmelerine dayalı kullandırılan kredi borcundan dolayı murisin ve mirasçıları davalıların sorumlu olmadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıların murisi ...'nın kefalet imzasının bulunduğu ilk sözleşme mevcut ve aynı sözleşmeye dayalı olarak kefil murisin sorumluluğu devam ederken, temlik eden bankanın yeni genel kredi sözleşmeleri düzenlemesi nedeniyle, iradesi önceki sözleşmenin devamı değil, yeni sözleşme yapmak olduğu, zira takip ve dava konusu kredinin, murisin imzasının bulunmadığı son sözleşme kapsamında kullandırıldığı, bu nedenle davalının imzasının bulunmadığı yeni sözleşmenin, önceki sözleşmelerin devamı olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, bu durumda davalıların murisinin kefalet imzasının bulunmadığı son sözleşmeden kaynaklanan işbu dava konusu borçtan murisin ve dolayısıyla davalı mirasçıların sorumlu tutulması mümkün olmadığı, diğer yandan dava değeri 683.210,04 TL olup, bu tutar üzerinden davalılar lehine hükmedilen nispi vekalet ücreti tutarının da hüküm tarihindeki tarifeye uygun olduğu, bu durumda İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararında isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 05.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.