Anahtar kelimeler: Formen Haftanın Şantiyelerinde Gebze Saatleri Yurt Ödenmediğini Tatili Kesinlik Şartı
9. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Gebze 10. İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin yurt dışındaki şantiyelerinde 28.11.1997-30.08.2012 tarihleri arasında formen olarak çalıştığını, davacının iş sözleşmesinin işveren tarafından bildirimsiz ve haksız olarak feshedildiğini, kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmediğini, haftanın 7 günü 07.00-21.00 saatleri arasında çalıştığını, fazla çalışma ve hafta tatili ücretlerinin ödenmediğini, çalıştığı süre boyunca dinî bayramların ilk günü dışında dinî ve millî bayramların tamamında çalıştığını buna ilişkin ücretlerin de ödenmediğini, çalıştığı süre boyunca yıllık ücretli izin kullanmadığını, karşılığı ücretin ödenmediğini, davacının son olarak aylık 2.300,00 USD net ücret ile çalıştığını, 3 öğün yemek ve barınmanın işverence karşılandığını iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, müvekkili Şirketin Gebze’de faaliyet gösterdiğini, davacının müvekkili Şirkette çalışmasının olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı işyerinde çalıştığına yönelik ispat yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıya yapılan ödemelerin ... ... isimli Şirketten yapıldığını, bu Şirket ile davalı Şirketin grup şirketler arasında yer aldığını, her iki Şirket arasında organik bağ ve birlikte istihdam bulunduğunu, bu nedenle işçilik alacaklarından davalının da sorumlu olduğu kabul edilerek hizmet süresi davacı iddiasının aksine 4 yıl 6 ay 15 gün kabul edilmiş, yapılan hesaplamalar doğrultusunda İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Bir kişinin birden fazla Şirketin ortağı olabileceğini, bu durumun sorumluluk gerektirmeyeceğini,
2. Davalı Şirketin yalnızca Gebze'de faaliyet gösterdiğini, ... isimli birçok şirketin olduğunu, davanın yurt dışında kurulu Şirkete yöneltilmesi gerektiğini,
3. Davanın husumetten reddi gerektiğini, ayrıca talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını ve zaten hak edilmediğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davacının dava konusu tazminat ve alacaklara hak kazanıp kazanmadığı ve davalının bu alacaklardan sorumlu olup olmadığı ile zamanaşımına ilişkindir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(22)9-3109 Esas, █████████ Karar sayılı kararında organik bağ kavramı şu şekilde açıklanmıştır:
"...
Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasına benzeyen bir başka kavram organik bağ kavramıdır. Tüzel kişilik perdesinin aralanmasında olduğu gibi organik bağ kavramında da bir tüzel kişinin borçlarından bir başka tüzel kişinin sorumluluğuna gidilmektedir. Bu hâliyle organik bağ kavramının da kaynağını TMK’nin 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı oluşturmaktadır (Öztek/Memiş, s. 210). Ancak organik bağ kavramı, tüzel kişilik perdesinin aralanmasına göre daha geniş bir anlama sahip olsa da organik bağın varlığı, tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirmemektedir. Başka bir deyişle şirketler arasında organik bağ tespit edilse dâhi tüzel kişilik perdesinin aralanması ve alacağın perdenin arkasındakinden de istenebilmesi için sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanması gerekmektedir.
Şirketler arasında ortakların akraba olması tek başına organik bağ veya tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli değildir veya şirketlerin aynı faaliyeti yürütüyor olması organik bağ için yeterli değildir (Baycık, G.: İşverenin Tespitinde Birlikte İstihdam ve Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Kurumları, İş Uyuşmazlıklarında Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Değerlendirme Toplantısı (Seminer Bolu/Abant – 06... ), Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası, ... 2019, s. 20).
Şirketler arasında organik bağ olup olmadığı; şirketlerin adreslerinin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri, muvazaalı işlemler gibi hususlar ve somut olayın özellikleri de gözetilerek tespit edilebilir. Ancak tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında her iki şirketin faaliyet alanı, ortaklık yapısı, ortakları gibi konularda öyle büyük ve derin bir kesişme vardır ki; bu şirketlerle iş yapan kişiler nezdinde iktisadi bir bütünlük içerisinde tek bir şirketle iş yapılıyor algısı oluşmaktadır. Ayrıca üçüncü kişiler nezdinde uyandırılan bu algı neticesinde, ticaret yaparken güçlü bir yapıya sahip görüntüsü oluşturularak, şirketlerden birinin borca batırılması ya da içinin boşaltılıp iş alanının diğerine kaydırılması işlemleri tipik bir hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmelidir.
..."
Grup şirketleri veya holdingler bünyesinde yer alan çalışmalar açısından; çalışma hayatında işçinin sigorta kayıtlarında yer alan işverenin dışında grubun başka şirketlerine hizmet verdiği, yine işçinin bilgisi dışında birbiri ile bağlantısı olan bu Şirketler tarafından sürekli giriş çıkışlarının yapıldığı sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Sadece şirketler arasında organik bağdan söz edilerek işçilik alacaklarından aralarında bağlantı bulunan işverenlerin birlikte sorumluluğuna gidilmesi veya birden fazla şirkette geçen çalışmalar için sadece bir şirketin sorumluluğunun yeterli görülmesi mümkün değildir. Belirtmek gerekir ki aynı gruba ait olan şirketlerin aralarında organik bağ bulunması olağandır. İşçilik alacaklarının belirlenmesi noktasında, kural olarak aynı gruba ya da holdinge bağlı farklı tüzel kişiliği haiz şirketlerde geçen hizmetlerin birleştirilmesi mümkün olmaz. Bu gibi durumlarda işçilik alacaklarının hesabında, hizmetlerin değerlendirilmesi ve işverenlerin sorumluluklarının belirlenmesi için şirketler/işverenler arasında işyeri devri, iş sözleşmesi devri, asıl işveren alt işveren ilişkisi veya birlikte istihdam olgularının bulunup bulunmadığının somut olarak belirlenmesi gerekir.
Tüzel kişiler arasında sadece organik bağ bulunması, çalışma döneminin tamamına ilişkin alacaklardan işçinin çalışmış olduğu her bir tüzel kişinin müteselsilen sorumlu olması sonucunu doğurmaz. Zira sadece organik bağın varlığı tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli değildir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı işçi yurt dışındaki şantiyelerde çalıştığını ileri sürerek dava konusu alacaklar için davalıya karşı dava açmış olup ödemelerin ... ... isimli yabancı şirketten yapıldığı anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesince ödemeyi yapan Şirket ile davalı Şirketin aynı ... grubunda yer alması ve ortak bir yönetim yapısı bulunması gerekçesiyle organik bağ ve birlikte istihdam olguları kabul edilerek İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine dair kararı kaldırılmış ve dava kısmen kabul edilmiştir.
Ne var ki yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca şirketler arasında yalnızca organik bağın varlığından söz edilerek işçilik alacaklarından aralarında bağlantı bulunan işverenlerin birlikte sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. Bu itibarla davacının işyeri kayıtları; davalı Şirketin ve ücret ödemesini yapan dava dışı Şirket ile diğer grup şirketlerinin ortaklarını gösteren ticaret sicil kayıtları; tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirilerek tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasını ve/veya birlikte sorumluluğu gerektiren bir ilişkinin (birlikte istihdam, asıl işveren-alt işveren ilişkisi vb.) bulunup bulunmadığı belirlendikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!