Anahtar kelimeler: Sınai İtiraza Karıştırılmasının Fikri Markaların Markalar Marka Ret Haklar Sahibinin
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ Esas, ████████ Karar
HÜKÜM
: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; “...” ibaresinin asıl ve gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, müvekkilinin marka başvurusu ile davalı şirket tarafından itiraza dayanak gösterilen markaların karıştırılmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketin marka başvurusu incelendiğinde “...” için tescil talebinde bulunduğunu, taraflara ait markalar incelendiğinde bu markaların kapsamlarının farklı gıdalar olduğunu ve farklı hizmetleri verdiklerini, tüketicilerin taraf markalarını karıştırmalarının mümkün olmadığını ileri sürerek TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun (YİDK) █████/2022 tarih ve 2021/M-11788 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; başvuruya konu markanın, büyük siyah harflerle yazılmış “... ...” ibaresi ile bu ibarenin etrafında ve üzerinde yer alan şekil unsurundan oluştuğunu, redde mesnet markaların ise, “...” ibaresi ile bu ibarenin devamında yer alan “işkembecisi”, “1988'den beri çorbada hepimizi tuzu var”, “restaurant”, “com” gibi yardımcı unsurlardan müteşekkil olduklarını, başvuru konusu marka ve redde mesnet markalarda ön plana çıkan esas unsur, birbirinin tıpatıp aynısı olan “...” kelimesi olup, fonetik, biçimsel ve anlamsal benzerlik nedeniyle, markaların umumi intibalarının da aynı olduğuna şüphe bulunmadığını, başvuru konusu markada yer alan “...” ibaresi ve redde mesnet davalı markalarında yer alan “işkembecisi”, “restaurant” gibi ibarelerin; yardımcı unsur olup, herhangi bir ayırt edici, dolayısıyla markaları birbirinden farklı hale getirici özelliğinin bulunmadığını, dava konusu marka ile redde mesnet alınan markaların her birinin gözde ve kulakta bıraktıkları tesirin aynı olması karşısında, sonrakinin ilkinden ayırt ediciliğinin bulunduğunu söylemenin imkansız olduğunu, davacı vekili, “...” ibaresinin asıl ve gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu ileri sürmekte ise de, davacının bu talebini şimdi ██████████ sayılı kendi marka başvuru süreci içerisinde dile getirmesinin hukuka uygun olmadığını, davacının, kendi başvurusu derdest iken tanınmışlık ya da kullanım sonucu hak sahipliği yolundaki talebini, kendi başvurusunun reddi kararına itiraz prosedürü içerisinde değil, davalıya ait marka başvurularının ilanı üzerine yapılacak itiraz prosedürü içerisinde gündeme getirmesi (getirmiş olması) ve yapmış olduğu itirazların işbu davadan bağımsız biçimde dinlenip karara bağlanmasının gerektiğini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda (SMK) hak sahibine itiraz etmek dışında, mükerrer tescile imkân verecek şekilde, tescilli markayı hükümsüz kılmadan markasını tescil ettirme olanağının verilmemiş olduğunu, davacının öncelikli ve gerçek hak sahipliği iddiasını kendi marka başvuru süreci içerisinde dile getirmesinin hukuka uygun olmayıp, dinlenebilir olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; itiraz veya karşı görüşlerde sunulmayan bir vakıa ve kanıtın, sunulan belge ve sebeplere göre inceleme yapıp karar veren YİDK kararının iptali davasında nazara alınmasının mümkün olmadığını, davacının itirazda ileri sürmediği vakıa ve gerekçelerin işbu davada tahkikinin mümkün olmadığını, davacının dilekçesinde bahsettiği ██████████ sayılı markanın, başvuru sahibi dışında başka bir şirkete ait hükmünü yitirmiş (müddet) marka olduğunu, YİDK kararının iptali istemli davada değerlendirmeye alınmasının mümkün bulunmadığını, davacının dilekçesinde bahsettiği ████████ 89... /92452 sayılı tescilli markaların hükümsüzlüğü istemiyle ... 1. FSHHM’nin ████████ E. sayılı dosyasında tescillerinden itibaren 5 yıl dolmadan hükümsüzlük davası açılmış ve mahkeme tarafından hükümsüzlük kararı verilmiş olduğundan, bu markaların tescilinin şimdilik devam ediyor olmasının YİDK kararının iptali istemli işbu davada davacıya bir hak sağlamasının mümkün olmadığını, “...” ibareli markanın gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, müvekkilinin 1988 yılında başlayan ve yerelliği aşan kullanımlarının kendisine bu hakkı sağladığını, başka kişilere ait kullanımların davacının kullanımı olarak kabul edilmesinin olanaksız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya ait dava konusu markanın kapsamındaki redde konu mallar/hizmetlerin davalının redde mesnet markalarının kapsamlarında benzer olarak yer aldığı, bu emtianın hitap ettiği hedef kitlenin, bu gıda ürünlerini ve gıdayla ilgili hizmetleri satın alırken sahip olduğu bilinç seviyesinin ortalama düzeyde olduğu, dava konusu markanın, beyaz zemin üzerine, kırmızı renginde, dünya olduğu düşünülen bir küre ve üzerinde bir insanın yer aldığı şaha kalkmış bir at figürü ile konum olarak ortada, büyük harflerle “... ...” ibaresinin yer aldığı karma bir marka olduğu, davalıya ait redde mesnet markaların “...” ibaresinin yanında “işkembecisi”, “restaurant”, “1988’den beri” “...” ibareleri ile bazı figüratif unsurların yer aldığı karma markalar olduğu, dava konusu marka ile davalı markalarının esas unsurlarının “...” ibaresi olduğu, zira markalarda yer alan diğer ibarelerin ayırt edici niteliği olmayan veya ayırt edici niteliği düşük ibareler olduğu, dava konusu marka ile davalı markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak karıştırılmaya yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunduğu, davalı tarafından dava konusu ibare olan “...” ibaresinin Türkiye’de uzun süredir “yiyecek, içecek sağlanması hizmetleri” sektöründe kullanıldığı, davalının söz konusu hizmetler bakımından eskiye dayalı kullanımının bulunduğu, dolayısıyla dava konusu markanın kapsamından SMK'nın 6/3 hükmü kapsamında “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri”nin çıkartılmasının yerinde olduğu, davacının müktesep hak iddiasında bulunduğu markaların tescil tarihleri dikkate alındığında, markaların tescil tarihleri ile dava konusu markanın başvuru tarihi (06.02.2020) arasında 5 yıldan daha az bir süre bulunduğu, öte yandan, davacının dava dilekçesinde müktesep hak iddiasına gerekçe olarak gösterdiği ██████████ sayılı markanın davacıya ait olmadığı, SMK’nın 6/3 (eskiye dayalı kullanım) ve 6/5 (tanınmışlık) maddeleri kapsamında yapılan itirazların, başvurusu yapılmış bir markanın ilânı üzerine yapılan itirazlarda veya tescilli markaların hükümsüzlük talebine yönelik açılmış davalarda ileri sürülebileceği, işbu davanın konusu bakımından davacının bu itirazlarının yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya ait dava konusu markanın kapsamının davalının redde mesnet markalarının kapsamları ile benzer olduğu, bu emtiaların hitap ettiği hedef kitlenin, bu gıda ürünlerini ve gıdayla ilgili hizmetleri satın alırken sahip olduğu seçicilik/algı/dikkat/özen/bilinç seviyesinin ortalama/makul düzeyde olduğu, dava konusu “... ...” ibareli marka ile davalıya ait redde mesnet “...” esas unsurlu markaların benzer olduğu, zira markalarda yer alan diğer ibarelerin ayırt edici niteliği olmayan veya ayırt edici niteliği düşük ibareler olduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davacının başvuru markasını gördüğünde, derhâl ve hiç düşünmeden bunun davalının “...” ibaresini içeren markalarından farklı bir marka olduğunu algılamayacağı, her iki markanın aynı işletmenin markası veya idari-mali anlamda bağlantılı işletme markaları olarak algılayabileceği, dava konusu marka ile davacı markalarında yer alan diğer kelime ve/veya şekil unsurlarının bu keyfiyeti değiştirmeyeceği, zira tüketici algısının “...” ibaresi üzerinde olacağı, zira diğer unsurların ayırt edici niteliği olmadığı veya ayırt edici niteliğinin düşük olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu marka ile davalı markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak karıştırılmaya yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunduğu, davalı tarafından dava konusu ibare olan “...” ibaresini Türkiye’de uzun süredir “yiyecek, içecek sağlanması hizmetleri” sektöründe kullanıldığı, davalının söz konusu hizmetler bakımından eskiye dayalı kullanımının bulunduğu, davacının müktesep hak iddiasında bulunduğu markaların tescil tarihleri dikkate alındığında, markaların tescil tarihleri ile dava konusu markanın başvuru tarihi (06.02.2020) arasında 5 yıldan daha az bir süre bulunduğu, öte yandan, davacının dava dilekçesinde müktesep hak iddiasına gerekçe olarak gösterdiği ██████████ sayılı markanın davacıya ait olmadığı, SMK’nın 6/3 (eskiye dayalı kullanım) ve 6/5 (tanınmışlık) maddeleri kapsamında yapılan itirazların, başvurusu yapılmış bir markanın ilanı üzerine yapılan itirazlarda veya tescilli markaların hükümsüzlük talebine yönelik açılmış davalarda ileri sürülebileceği, işbu davanın konusu bakımından davacının bu itirazlarının yerinde olmadığı, dolayısıyla mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, TÜRKPATENT YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 05.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!