Anahtar kelimeler: Çinko Ustabaşı Akdiyle Birtakım Sakarya Görünen Akabinde İfa Akdinin Usulden
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ Esas, █████████ Karar
HÜKÜM
: Davanın usulden reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı işçinin, davacı şirket işyerinde çinko üretim bölümünde ustabaşı olarak Sosyal Güvenlik Kurumunda görünen tarihlerde iş akdiyle hizmet ifa ettiğini, işçinin iş sözleşmesi ve mevzuata aykırı birtakım faaliyetleri nedeni ile davacı tarafından iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini, akabinde de davalının, davacı şirketin ticari rakibi olan ve .../Kocaeli’de yerleşik dava dışı ... Ltd. Şti.'de çalışmaya başladığını, taraflar arasında akdedilen iş sözleşmesinin rekabet yasağı başlıklı 15. maddesi uyarınca davalı işçinin; "fesihten itibaren 2 yıl süre ile iş tanımına uygun konularda, aynı sektörde, Marmara Bölgesinde, benzeri bir işletmede çalışmamayı veya rakip işletmeyle rekabet oluşturacak şekilde menfaat ilişkisine girmemeyi" kabul ve taahhüt ettiğini, aynı maddenin devamında da yine işbu rekabet yasağı maddesinin uygulanması için; "İşverenin ticari, teknik, müşteri ve benzeri konularda personel bilgileri fiilen öğrenmiş olmasının şart olmadığı, objektif olarak bilebilecek durumda olmasının yeterli olacağı" hususunun belirtildiğini, devamında ise işbu rekabet yasağına aykırılığın yaptırımının düzenlendiğini, buna göre personelin bu yasağı ihlal etmesi nedeniyle işverenin uğradığı her türlü zararı ve ziyanı ödemekle birlikte, işverene son brüt maaşının 2 yıllık tutarı kadar cezai şart ödemeyi de kabul ve taahhüt ettiğini, davalı işçinin iş akdini sonlandırmasının hemen akabinde davacı şirket ile aynı il içinde bulunan rakip işletmede işe girerek davacı şirketin satış fiyatları, müşteri bilgileri ve ayrıca çinko oksit üretim reçetelerini de kullanarak davacı şirketin haksız rekabete maruz kalmasına yol açacağını ileri sürerek davalının gerek iş sözleşmesinde düzenlenen ve gerekse 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 444. maddesinde yer alan rekabet yasağını ihlal ettiğinin kabulüyle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, işbu davanın belirsiz alacak davası olarak kabulü ile şimdilik 5.000,00 TL üzerinden belirlenen cezai şartın davalıdan alınarak davacı işverene işleyecek faizi ile ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, arabuluculuk başvurusunun 4857 sayılı İş Kanunundaki işçi-işveren arasındaki ilişkiden doğan alacaklar konu gösterilerek yapıldığını, fakat eldeki davanın ticari dava olup, başvurunun ticari davalarda dava şartı olan arabuluculuk şeklinde ilerlemiş olması gerektiğini, bu nedenle zorunlu arabuluculuk dava şartı sağlanmadığı için davanın reddi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, dava dilekçesinde ve dava konusu hususunda dayanılan sözleşmede davacının, rekabet yasağını ihlal eden işçinin "işverene son brüt maaşının 2 yıllık tutarı kadar cezai şart ödeyeceğini kabul ve taahhüt ettiğini" ileri sürdüğünü, davacı tarafın cezai şartı talep ettiğini ve bu cezai şartın tutarının da işçinin son brüt maaşının 2 yılık tutarı olduğunu öne sürdüğünü, davada talep edilen miktar bu şekilde biliniyor olmasına rağmen davacının davayı belirsiz alacak davası olarak ikame etmesi hukuka aykırı olduğunu, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddini talep ettiklerini, davaya konu ve talep edilen cezai şarta davacı tarafça dayanak olarak sunulan İş Sözleşmesinin (Rekabet Yasağı Sözleşmesinin) 23.29. maddesi uyarınca İstanbul Mahkemelerinde açılması gereken davanın, ... Mahkemelerinde açılmış olması nedeniyle, davanın yetkisizlik nedeniyle de reddedilmesini talep ettiklerini, öncelikle dava dilekçesinde davalı işçinin, davacı firmada ustabaşı olarak çalıştığı beyan edilmişse de davalının davacı firmada vasıfsız işçi olarak çalışmasını iş akdinin sonlandığı tarih olan 06.07.2022 tarihine kadar sürdürdüğünü, davalının ... Şirketi'nde vasıfsız işçi (beden işçisi) olarak 23.07.2022 tarihinde çalışmaya başladığını, bu kapsamda, davacı tarafından iddia edildiği gibi davacı firmaya ait işyerinde ustabaşı olarak değil, işçi olarak faaliyet gösterdiğini, işbu rekabet yasağı sözleşmesinin geçersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile eldeki davanın, işin gerçekleştiği ve işçinin yerleşim yeri mahkemesinde açılmış olması sebebi ile yetki itirazının reddine karar verildiği, arabuluculuk dava şartının gerçekleşmediği yönündeki itirazın, arabuluculuk tutanağı incelendiğinde görüşülen konular arasında cezai şart istemi mevcut olduğundan eldeki dava yönünden geçerli kabul edildiğini, dava dilekçesinin içeriğinden sadece cezai şartın tahsilinin istendiği, dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığının beyan edildiği, davacı ile davalı arasında imzalanan rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davranış halinde davalının ödeyeceği cezai şartın açıkça belirlendiği, davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararının bulunmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddine
karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dilekçesinin içeriğinden sadece cezai şartın tahsilinin istendiği, dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığının açıkça beyan edildiği, davacı ile davalı arasında imzalanan rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davranış halinde davalının ödeyeceği cezai şartın dava dilekçesinde belirtildiği üzere son brüt ücretin iki yıllık tutarı şeklinde olarak açıkça belirlendiği, bu miktarın davacı tarafça belirlenebilir olduğu, buna rağmen davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı olmadığı görülmekle davanın hukuki yarar dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, TBK'nın 182/3 hükmü uyarınca hakimin aşırı gördüğü ceza miktarında indirim yapma olanağının bulunmasının davayı belirsiz alacak davasına dönüştürmeyeceği, ancak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) 13/2. maddesi ile hükmedilecek vekalet ücretinin kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceği düzenlenmesine ve davacının cezai şart talebinin 5.000,00 TL olmasına rağmen, reddedilen cezai şart talebi yönünden 17.900,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmesinin uygun olmadığı gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114/1-h ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine, davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nün 7/2 hükmü uyarınca hesap ve takdir edilen 5.000,00 TL vekâlet ücretinin, davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava; rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık dava konusu rekabet yasağının ihlaline dayalı cezai şart alacağının belirsiz alacak olarak talep edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
7251 sayılı Kanun’un 7. maddesi ile HMK'nın 7. maddesinin başlığı “Belirsiz alacak davası”; ikinci fıkrası “(2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.” şeklinde değiştirilmiş; maddenin üçüncü fıkrası ise yürürlükten kaldırılmıştır.
Talep edilecek alacak miktarının davanın açıldığı anda tam ve kesin bir biçimde belirlenmesinin mümkün olmasına rağmen belirsiz alacak davası şeklinde açılan dava, hukuki yarar, yani dava şartı yokluğu nedeni ile usulden hemen reddedilmemelidir. Zira bir miktar belirtilmek sureti ile açılan belirsiz alacak davası da alacak ister belirli ister belirsiz olsun bir eda davasıdır ve eda davalarında hukuki yarar var kabul edilir. Öte yandan davacının dava açmaktan başka bir yolla alacağına kavuşması mümkün olmayıp bir mahkeme kararına muhtaç ise dava açmakta hukuki yararının bulunduğu tartışmasızdır. Başka bir anlatımla alacağın belirli veya belirsiz olması başlangıçta var olan hukuki yararı ortadan kaldırmaz. Bu durumda dava dilekçesinde talep edilen asgari tutar somut olayın özelliklerine göre talep edilebilecek alacak tutarı konumunda olup kısmi davanın koşulları yoksa davacının tam eda davası açtığı kabul edilmelidir. Ancak dava dilekçesinde talep edilen asgari tutar somut olayın özelliklerine göre talep edilebilecek toplam alacak miktarı kadar değilse ve kısmî davanın koşulları da bulunmuyorsa, bu durumda mahkemece alacak miktarını netleştirmesi ve bildireceği dava değerine göre eksik harcı tamamlaması için davacıya HMK'nın 119. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bir haftalık kesin süre verilmeli ve verilen kesin süre içinde belirtilen eksikliğin tamamlanması hâlinde davaya tam eda davası olarak devam edilmeli, aksi durumda ise davanın usulden reddine karar verilmelidir. Buna karşılık, dava dilekçesinde asgari bir tutar gösterilmiş olup bunun, alacağın belirli bir kesimi olduğu anlaşılmakla birlikte, açılan davanın belirsiz alacak davası mı; yoksa kısmi dava mı olduğu hususunda açıklık bulunmuyorsa hâkim, taleple bağlı olduğu için (HMK'nın 26. maddesi) öncelikle, HMK'nın 119. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, davacı tarafa bir haftalık kesin bir süre vermeli ve onun beyanı doğrultusunda açılmış olan davanın belirsiz alacak davası mı, yoksa kısmi dava mı olduğunu belirlemelidir. Bu da esasen hâkimin davayı aydınlatma ödevi kapsamındadır. Davacı verilen bir haftalık kesin süre içinde davanın belirsiz alacak davası olduğunu beyan etmiş ve belirsiz alacak davası açılabilmesi için gerekli şartlar mevcut ise, dava belirsiz alacak davası olarak görülüp sonuçlandırılmalıdır. Belirsiz alacak davası açılabilmesi için gerekli şartlar bulunmakla birlikte davacı açmış olduğu davanın kısmi dava olduğunu belirtmiş ise, bu hâlde mahkeme davayı, kısmi dava olarak kabul edip yargılamayı sürdürmelidir. Üçüncü bir ihtimal olarak davacı davasının belirsiz alacak davası olduğunu mahkemeye bildirmiş olmakla birlikte belirsiz alacak davasının koşulları bulunmuyor ve fakat kısmi dava açılabilmesi mümkün ise, bu durumda, mahkemece, açılmış olan dava, doğrudan bir ara kararıyla bir kısmi dava olarak nitelendirilmek suretiyle görülüp karara bağlanmalıdır. (Yargıtay HGK’nın 24.03.2022 tarih ve ███████-220 Esas, ████████ Karar sayılı ilamı)
Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçe ile alacağın belirli olduğundan bahisle belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğinden hukuki yarar dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş ise de davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında dahi öncelikle davacının dava dilekçesinde zikrettiği alacak miktarı dikkate alınarak bu miktar yönünden mahkemece alacak miktarını netleştirmesi ve bildireceği dava değerine göre eksik harcı tamamlaması için davacıya HMK'nın 119. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bir haftalık kesin süre verilmesi ve duruma göre davaya kısmi dava olarak devam edilmesi gerekirken yazılı şekilde hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 05.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!