Anahtar kelimeler: Konusutazminat Özetidavacı Platformu Web Sitesi Kurduğunu Satımdan Otomobil Satım Aracının

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
:█████████KARAR NO
:█████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
:█████/2022NUMARASI
:████████ Esas - ████████ KararDAVANIN KONUSU
:Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 2013 yılında ikinci otomobil alım satım platformu olan "...'u" kurduğunu, davalı şirketin bu web sitesi üzerinden ... plakalı aracının satışını talep ettiğini, taraflar arasında bu hususta sözleşme imzalandığını, müvekkili şirketin aracı Kartal ... Noterliği'nin 18.09.2020 tarihli, ... yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi ile satın aldığını, aynı gün ... yeni plakasıyla dava dışı .... Şti'ne sattığını, dava dışı alıcının bir süre sonra müvekkili şirkete aracın direksiyon sisteminde ciddi sorun olduğu yönünde şikayetlerde bulunduğunu, aldıkları bilirkişi raporunda araçtaki sorunun müvekkili şirket satın olmadan önce var olduğunun belirtildiğini ve araç üzerinde ki onarım maliyetinin 1.731,06 TL olarak hesaplandığını, müşteri memnuniyeti ve ticari güven gereği aracın dava dışı alıcıdan iade alındığını, davalı şirketin de müvekkili şirketten aracı iade almasının talep edildiğini ancak davalı şirketin kabul etmediğini, araçtaki ayıplar sebebiyle aracın değerinin düştüğünü, onarım masrafları yapıldığını, müvekkili şirketin aracın alımı ve satımı arasındaki fark neticesinde 10.600,00 TL zarar ettiğini, araç üzerinde 7.713,00 TL masraf yapıldığını, davacı tarafın aralarındaki sözleşme gereği bu zararı gidermesi gerektiğini iddia ederek, belirsiz alacak davası olarak 1.000,00 TL'nin █████/2020 tarihinden itibaren işlemiş avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 18.02.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile; toplam 18.190,66 TL alacağın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin; davacı tarafın sahibi olduğu Pursaklar/Ankara adresinde bulunan ... araç teslim noktasına söz konusu aracı teslim ettiği sırada davacı tarafından aracın detaylı ekspertize konu edildiğini, araçta bir kusur tespit edilmediğini, söz konusu aracın davacı tarafın kontrolünde olduğu üç aylık dönem içerisinde 500 kilometre kullanıldığını, normal kullanımda derin bir çukura girilmesi, yüksek bir tümsekten geçilmesinde dahi oluşabilecek bir arızadan kaynaklı olarak müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından müvekkil şirkete söz konusu aracın tekrar iade alınması konusunda bir bildirim yapılmadığını, ... plakalı 84144 kilometreli 2017 model ... marka otomobilin iade alınması için müvekkil ile irtibat kurulmamış olduğunu, bu konuda ihtarname dahi gönderilmediğini, davacı tarafından gerçekleştirilen detaylı ekspertiz raporu incelendiğinde söz konusu aracın iddia edilenden farklı olarak sorunsuz/ayıpsız olarak teslim edilmiş olduğunun görüleceğini, otomobilin davacıya satılması anında dava konusu aracın tüm ekspertiz işlemlerinin davacı tarafından 14.09.2020 tarihinde ....Şti.'ne yaptırıldığını, dosya kapsamında ileri sürülen tüm hususların somut delillerden yoksun iddialardan oluştuğunu, davanın belirsiz veya kısmi açılması halinde; davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gerektiğini, davacı tarafın yapmış olduğunu iddia ettiği tüm masraf kalemlerine ilişkin makbuzların dava dilekçesi ekinde mevcut olduğunu, davacı tarafından, uyuşmazlık konusu ve miktarı belirlenebilir durumda olduğundan belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararın varlığından söz edilemeyeceğini savunarak davanın bu sebeple dava şartı yokluğundan usulden reddine, aksi kanaatte olunması halinde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Dava konusu... plakalı aracın malikinin dava dışı ... olduğu, davacı ile davalı arasında resmi yazılı şekilde yapılmış araç satış sözleşmesi bulunmadığı, taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümleri uyarınca davacının davalının sorumluluğuna başvurmasının mümkün olduğu, davalının aracın ayıplı olmasından veya iade edilmesinden kaynaklanan her türlü zararı gidermekle sözleşmenin 6.1. maddesi gereği yükümlü olduğu, bu durumda ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığı, ihbarın süresinde olup olmadığı ve bahse konu sözleşme hükmünün ayıp ihbar külfetini ortadan kaldırıp kaldırmadığı hususları üzerinde durulması gerektiği, somut olayda █████/2020 tarihli ekspertiz raporu ile dava konusu araçtaki gizli ayıbın davacı tarafından tespit edildiği, █████/2020 tarihinde aracın dava dışı alıcıya satıldığı, davalıya araçtaki ayıbın ihbar edildiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede ayıp ihbarının yapılmayacağına dair bir hüküm bulunmadığı, ayıp ihbar külfetinin yerine getirilmemesi halinde satıcının her an tazminat ödeme tehdidi altında olacağı, davacı tarafından süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığının sabit olduğu, davacının kanundan kaynaklanan seçimlik haklarını kullanamayacağı ve satılanı kabul etmiş sayılması gerektiği ve tazminat talep edilemeyeceği ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı şirketin uyuşmazlığa konu aracı müvekkili şirkete ayıplı olarak sattığının sabit olduğunu, bilirkişi raporunda müvekkili şirketin uyuşmazlığa konu aracın davalı şirket tarafından gizli ayıplı olarak satılması sebebiyle zarara uğradığının tespit edilmiş olmasına rağmen yerel mahkemece hukuka aykırı olarak davanın reddine karar verildiğini, müvekkili şirketin davalı şirketle yapılan bu ticaret ve davalı şirket'in araçtaki ayıbı gizlemesi sebebiyle mağdur olduğunu, ticari itibarının müşterisi nezdinde zedelendiğini ve tüm bunların yanı sıra maddi olarak zarara uğradığını, yerel mahkemece tesis edilen hükümde tüm bu hususların göz ardı edilerek davanın reddine karar verildiğini, gerekçeli kararda davalı şirketin söz konusu zarardan sorumlu tutulacağı tespit edilmiş olunmasına rağmen davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu iddia ederek, ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.İNCELEME VE GEREKÇE
:Dava, TTK'nın 227. Maddesinin 2. fıkrası uyarınca, ticari satım konusu aracın ayıplı olması nedeniyle uğranılan zararın genel hükümlere göre tazmini istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili tarafından yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında... plakalı aracın davalı tarafından davacıya satıldığı, akabinde aracın dava dışı üçüncü kişiye satıldığı, araçta ortaya çıkan arızalar nedeniyle davacının aracı üçüncü kişiden iade alarak onarımını yaptığı ve dava dışı başkaca bir kişiye sattığı hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, dava konusu... plakalı aracın ayıplı olup olmadığı, ayıbın niteliğinin ne olduğu, davacının süresinde ve usulüne uygun yolla ayıp ihbarında bulunup bulunmadığı, davacının ayıptan kaynaklanan zararı bulunup bulunmadığı, hangi tutarda zararın oluştuğu hususlarına ilişkindir. Dosya kapsamından, taraflar arasında davalıya ait kullanılmış araçların davacıya ait internet sitesi üzerinden çeşitli yöntemlerle satışa sunulması hizmetine ilişkin sözleşme yapıldığı, davalının... plakalı aracı davacıdan Kartal ... Noterliği'nin 18.09.2020 tarihli, ... yevmiye numaralı Araç Satış Sözleşmesi ile satın aldığı, daha sonra Kartal .... Noterliği'nin 18.09.2020 tarihli, ... yevmiye numaralı Araç Satış Sözleşmesi ile aracı dava dışı .... Şti'ne sattığı, araçta arıza meydana gelmiş olması nedeniyle Kartal .... Noterliği'nin 14.10.2020 tarihli, ... yevmiye numaralı Araç Satış Sözleşmesi ile davalının aracı dava dışı şirketten iade aldığı, aracın onarımının yapıldığı ve daha sonra Kartal ... Noterliği'nin 30.12.2020 tarihli, ... yevmiye numaralı Araç Satış Sözleşmesi ile dava konusu aracın bir diğer dava dışı ...'ya satıldığı anlaşılmıştır. Tarafların delillerini dosyaya ibraz etmesi ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi raporu alınmıştır. █████/2021 tarihli bilirkişi raporunda; dava konusu aracın gizli ayıplı olarak davacıya satıldığı, ayıbın giderilme maliyetinin 2.867,40 TL olduğu, 4.723,26 TL iade için masraf yapıldığı, aracın dava dışı birine satımından dolayı 10.600,00 TL zarar olduğu, ilk ekspertiz incelemesinde ayıpların fark edilemediği, davacı şirketin toplam zararının 18.190,66 TL olduğu belirtilmiştir.Mahkemece, davacının ayıp ihbar külfetini yerine getirmemiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.Tacir olan taraflar arasında ticari satım ilişkisi bulunmakta olup uyuşmazlığın TTK'nın 23. maddesi ile TBK'nın satım sözleşmesini düzenleyen hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir.TBK'nın 219. maddesine göre, "Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi,hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur." Buna göre maldaki ayıp, satıcının beyan ve vaat ettiği vasıflarda veya niteliği gereği malda bulunması gereken lüzumlu vasıflarda eksiklik olmak üzere iki türde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan ikinci tür olan yani lüzumlu vasıflarda eksiklik şeklinde ortaya çıkan ayıptan bunun varlığını bilmese dahi satıcı sorumludur. Ayıp, maddi, hukuki ya da ekonomik eksiklik şeklinde ortaya çıkabilir.TTK'nın 23/1-c maddesinde ayıplı mal hakkında alıcıya ihbar yükümlülüğü getirilmiş olup alıcı muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeden ayıp nedeniyle satıcıdan mal bedeli ve zarar gideriminde bulunamaz. Davacı alıcı, süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır. TTK'nın 23/1-c maddesinde, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı, malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya inceletmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbar etmekle yükümlüdür. Ayıp olağan bir muayene ile meydana çıkarılamayacak, kullanma sonucunda ortaya çıkan bir ayıp ise TBK'nın 223/2 maddesinin tatbik olunması gereklidir (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin █████/2022 tarihli, █████████ E. █████████ K., █████/2020 tarihli ve █████████ E., █████████ K. sayılı ilâmı ilamı ile Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin █████/2018 tarih ve ████████ E., ██████████ K. Sayılı ilamı).TBK'nın 223/2.maddesi ise '' Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.'' hükmünü içermektedir. Ayrıca TTK'nın 23/1-c maddesinde ayıplı mal hakkında alıcıya ihbar yükümlülüğü getirilmiş olup alıcı muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeden ayıp nedeniyle satıcıdan mal bedeli talebinde bulunulamaz. Davacı alıcı, süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 23.11.2015 tarihli ve █████████ Esas, ██████████ Karar sayılı ilamı). Buradaki yazılılık koşulu ise ispata ilişkindir. Somut olayda, davacı tarafından her ne kadar davalı şirket ile iletişim ve irtibat kurulduğu ve ayıbın davalı şirkete bildirildiği iddia edilmişse de davacının aracı dava dışı .... Şti'den 14.10.2020 tarihinde iade aldığı, ayıptan en geç bu tarihte haberdar olduğu, onarımlarının yapılmasının ardından 30.12.2020 tarihinde aracı dava dışı ...'ya sattığı anlaşılmakla bu süre zarfında davalıya araçtaki ayıbın ihbar edildiğine dair dosya kapsamında herhangi bir bilgi, belge bulunmadığı gibi davacı tarafından istinaf başvuru dilekçesinde de yine ayıbın davalıya ihbar edildiği iddiası soyut bir beyandan öteye geçememiş olup ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararda isabetsizlik görülmemiştir.Kabule göre ise mahkemece davanın süresinde ayıp ihbarı yapılmamış olması nedeniyle reddine karar verilmesi ile yetinilmesi gerekir iken ayrıca davalı şirketin davacının uğrayacağı her türlü zarardan sorumlu olduğu şeklinde iki gerekçeye de yer verilmiş olması isabetli görülmemiştir. Ne var ki söz konusu hata hükmün kaldırılmasını gerektirmediğinden bu hususun eleştirilmesiyle yetinilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 04.06.2026