Anahtar kelimeler: Kandırmak Satmaya Muris Babası Kardeşi Sureti Sağladığı Erkek Murisin Bakırköy

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Bakırköy 4. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:- K A R A R -Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir.Davacı vekili; muris ... adına kayıtlı ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 25 11... parsel sayılı taşınmazın, erkek kardeşi ... ...'ün 1995 yılında babası ... ...'ı kandırmak sureti ile adına tescilini sağladığı, murisin taşınmazı satmaya hiçbir şekilde ihtiyacı olmadığı gibi ... ...'ün de bu taşınmazı satın alacak maddi gücünün bulunmadığını, ... ...'ün 2008 yılında yabancı uyruklu davalı ... ile evlendiğini ve evlendikten 2 sene sonra 2010 yılında söz konusu taşınmazı eşi davalı ... ...'e muvazaalı bir şekilde devrettiğini, ... ... ve ... ...'ün mirasta hak sahibi olan davacılardan mal kaçırma maksadı ile bu işlemi gerçekleştirdiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazda davalı adına olan tapu kaydının davacıların miras hisseleri oranında iptali ile adlarına tescilini, olmadığı takdirde tazminat istemiştir.Davalı vekili; davacıların iddialarının doğru olmadığını, davacılar ile davalı arasında yasal akrabalık bağı bulunmadığını, muris muvazaasına dayanmak için yasal mirasçıların olması gerektiğini, davalının eşi ... ... sağlığında Adidas firmasında şoför ve güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, çalışmasının karşılığında dava konusu tarlayı satın aldığını ve her sene kat çıkmak sureti ile inşa ettiğini, murisin taşınmazın alımında ve yapımında herhangi bir katkısının bulunmadığını, davalının iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu, davalıya karşı muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açılmayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazı ... ...'ın arsa olarak aldığı ve üzerine bina yaptırdığı, ... ...'ın üç çocuğu olup bunların davacılar ve oğlu ... ... olduğu, ...'in Bulgaristan'dan Türkiye'ye gelirken eşinden boşandığı ve anne ve babasıyla birlikte taşınmazda oturdukları, ... ...'ün daha sonra davalı ile evlendiği, muris ... ve eşinin çalıştıkları, murisin paraya ihtiyacının olmadığı, taşınmazın 13.07.1993 tarihinde muris tarafından oğlu ... ...'e 29.000.000 ETL bedel gösterilerek devredildiği, ... ...'ın 11.04.2000 tarihinde vefat ettiği, ... ...'ün taşınmazı, intifa hakkını kendi üzerinde bırakarak çıplak mülkiyetini 14.04.2010 tarihinde 50.000,00 TL bedelle davalı eşine devrettiği, taşınmazın bu tarihteki gerçek rayiç değerinin 388.301,00 TL olduğu, taşınmazın muris tarafından oğlu ... ...'e ve onun tarafından da eşi olan davalıya devrinin diğer mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla muvazaalı şekilde bedel ödenmeden yapıladığı tanık ifadelerinden anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacıların, murisin kız evlatları, kendisine temlik yapılan ...'in ise murisin tek erkek evladı olduğu, temlik işleminin bedelsiz ve muvazaalı olduğu gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin esasa yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.Davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik itirazlarına gelince; Mahkemece, yargılama aşamasında dava konusu taşınmaz için keşfen saptanan davacılar payına isabet eden 1.015.917,81 TL üzerinden harç ikmal edilmiş olduğu dikkate alınarak bu değer üzerinden harç ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, taşınmazın tamamının değeri üzerinden fazla harç ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir.Ne var ki; anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davalı vekilinin temyiz itirazının değinilen yönden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,İlk Derece Mahkemesi kararının; hüküm fıkrasının 2 numaralı bendi çıkarılarak yerine 2 numaralı bent olarak "Alınması gereken 69.397,35 TL nispi karar harcından peşin ve sonradan yatırılan karar harçlarının mahsubu ile kalan 45.674,97 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına" ve vekalet ücretine yönelik 4 numaralı bendi çıkarılarak yerine 4 numaralı bent olarak "Karar tarihindeki tarifeye göre takdiren 129.273,42 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine," cümlelerinin yazılması suretiyle 6100 sayılı HMK'nın 370/2. maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.