Anahtar kelimeler: Konusuitirazın Özetidavacı Krediye Ödemediğini Hariç Borcunu Masraflar Nezdinde İlamda Kullandığını

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
:█████████KARAR NO
:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
:█████/2021NUMARASI
:████████ Esas - ████████ KararDAVANIN KONUSU
:İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan)Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili şirket nezdinde kredi kullandığını, ... no.lu krediye ye ait borcunu ödemediğini, İstanbul 6. İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyasında faiz ve masraflar hariç olmak üzere 117.129,44 TL alacağının tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, müvekkili şirket ile borçlu davalı arasında genel kredi sözleşmesi bulunduğunu ve sözleşme gereği borcunu ödemeyen davalının itirazının haksız olduğunu iddia ederek, davalı tarafından icra takibine yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İlamsız icra takiplerinde genel yetki kurallarına göre yetkili icra dairesinin genel olarak borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi olduğunu, müvekkilinin ikametgahının Zeytinburnu olduğunu ve Bakırköy icra daireleri ve mahkemelerinin yetkili olduğunu, müvekkilinin tacir olmadığını, tüketici mahkemelerinin görevli olduğunu, davacı bankanın faiz oranlarının ve kat uygulamasının fahiş olduğunu, müvekkilinden talep edilen rakamın belirli olmadığını, keyfi bir faiz uygulanarak alacak rakamının çok üstünde bir rakam çıkarıldığını, icra inkar tazminatı için belirli bir alacak olması gerektiğini, bu nedenle icra inkar tazminatı talep edilemeyeceğini, müvekkilinin adresine ihtarname tebliğ edilmediğini, yasanın aradığı şartların oluşmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Somut olayda takip konusu 103.415,59 TL asıl alacağın davalı tarafından kabul edildiği ve itiraz edilmeyerek kesinleştiği, dolayısıyla asıl alacak yönünden itirazın iptalinin talep edilmesinde davacının hukuki yararının olmadığı, davacı ile davalı arasında █████/2013 tarihinde 150.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi akdedildiği, genel kredi sözleşmesinin 50. maddesinde taraflar arasındaki uyuşmazlıklarda bankanın ticari defter ve kayıtlarının HMK m.193 kapsamında kesin delil olarak kabul edileceğinin kararlaştırıldığı, taraflar arasında HMK m.193 uyarınca münhasır delil sözleşmesi yapılmış olduğundan dava konusu uyuşmazlığın davacı bankanın defter ve kayıtları uyarınca değerlendirilerek çözümlenmesi gerektiği, Beşiktaş ... Noterliği'nin █████/2019 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle ticari krediye ilişkin hesabın kat edildiği, ihtarnamenin davalıya █████/2019 tarihinde tebliğ edildiği, ticari kredi açısından davalının █████/2019 tarihinde temerrüde düştüğü, taraflar arasındaki sözleşmenin 12.2 maddesinde temerrüt halinde uygulanan akdi faiz oranının iki katı oranında temerrüt faizinin uygulanabileceğinin kararlaştırıldığı, davacı tarafından ticari krediye uygulanan faiz oranının %23,88 olduğu, bu oranın iki katı olarak uygulanması gereken temerrüt faiz oranının %47,76 olduğu, ticari kredi kartı için temerrüt tarihi itibariyle TCMB tarafından belirlenmiş olan yıllık %28,80 oranında temerrüt faizi uygulanması gerektiği, davalının temerrüt tarihine ve faiz oranlarına yönelik itirazının yerinde olmadığı, bilirkişi raporunda davacının davalıdan 103.415,59 TL anapara, 6.854,67 TL işlemiş akdi faiz, 5.515,88 TL temerrüt faizi, 289,53 TL BSMV ve 155,77 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 116.231,44 TL alacağının bulunduğunun belirtildiği, davalının anaparaya ilişkin kabulü kapsamında yapılan değerlendirmede davacının akdi faiz, temerrüt faizi, BSMV ve ihtarname giderini talep edebileceği..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptaline, takibin 6.854,67 TL işlemiş akdi faiz, 5.515,88 TL işlemiş temerrüt faizi, 289,53 TL BSMV ve 155,77 TL masraf olmak üzere toplam 12.815,85 TL üzerinden devamına, itiraz edilmeyerek kesinleşen asıl alacağın 103.342,73 TL'lik kısmına yıllık %47,76 oranında, 72,86 TL'lik kısmına yıllık %28,80 oranında takip tarihinden itibaren temerrüt faizi ve %5 BSMV uygulanmasına, kabul edilen 155,77 TL masraf alacağına takip tarihinden itibaren yıllık %9 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 2.563,17 TL icra inkar tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin adresine tebliğ edilmiş ihtarname, dava dilekçesi ve icra takibi söz konusu olmadığını, müvekkilinin davaya ve icra takibine ilişkin tüm bilgileri e devlet üzerinden öğrendiğini, tebligatların usulsüz olduğunu, yetki itirazlarının dikkate alınmadığını, ilamsız icra takiplerinde genel yetki kurallarına göre yetkili icra dairesinin borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi olduğunu, yetkili mahkemenin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, göreve yönelik itirazlarının da değerlendirilmediğini, davada tüketici mahkemelerinin görevli olduğunu, yerel mahkeme kararında da uygulanan faiz oranlarının yasal faiz oranlarının çok üstünde olduğunu, bilirkişi raporuna yapılan itirazlarının değerlendirilmediğini, kararın eksik inceleme sonucu verildiğini, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de haksız olduğunu iddia ederek, ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İNCELEME VE GEREKÇE
:Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan krediden kaynaklanan banka alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı banka ile davalı arasında genel kredi sözleşmesinin imzalandığı ve sözleşme kapsamında davalının 103.415,59 TL asıl alacak yönünden davacıya borcunun bulunduğu hususunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, icra takibine konu edilen feri nitelikteki alacak kalemleri miktarlarının yerinde olup olmadığı, istinaf sebepleri kapsamında ilk derece mahkemesi kararının isabetli olup olmadığı hususlarına ilişkindir. Dosya kapsamından; taraflar arasında █████/2013 tarihli, 150.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalı tarafından kredi borçlarının ödenmemesi sebebiyle davacı banka tarafından İstanbul 6. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalının icra takibine itiraz etmesi sonucu takibin durduğu ve davacı tarafından takibin devamı için iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır.Davacı vekilinin, müvekkilinin tacir olmadığı ve tüketici mahkemelerinin görevli olduğuna dair istinaf nedeninin öncelikle cevaplandırılması uygun görülmüştür. Genel kredi sözleşmesi uyarınca bankacılık işlemlerine ilişkin olduğu gibi kullandırılan kredi de ticari kredi olup davalı tüketici sayılamayacağı gibi, TTK'nın 4-1.f maddesine göre mutlak ticari dava niteliğinde olduğundan görevli mahkeme asliye ticaret mahkemeleridir. Bu sebeple davalının mahkemenin görevine yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 57. maddesinde yetkili mahkemenin ve icra dairelerinin, İstanbul Merkez mahkemeleri ve İstanbul Merkez icra müdürlükleri olduğu kabul edilmiştir.Somut olayda, itirazın iptaline konu İstanbul 6. İcra Müdürlüğü ... Sayılı dosyasına davalı vekili tarafından yapılan itirazda borç ile birlikte icra dairesinin yetkisine de itiraz edilmiştir. Yargıtayın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davasını bakan mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. Başka bir ifadeyle, itirazın iptali davasında mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme, öncelikle icra hukuk hâkiminin yerine geçerek, icra dairesinin yetkisini incelemeli ve kesin olarak sonuçlandırmalıdır. Eş söyleyişle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır. İtirazın iptali davası için yetkili icra dairesinde başlatılmış geçerli bir icra takibinin bulunması, dava ön şartı niteliğindedir. Şayet icra takibi yetkili icra dairesinde yapılmamış ve icra dairesinin yetkisine usulüne uygun olarak itiraz edilmiş ise, itirazın iptali davasının bu davaya özgü ve özel dava şartı yokluğu (icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmamış olması) nedeniyle davanın usulden reddine karar verilir. Mahkemece, davalı borçlu tarafından icra dairesinin yetkisine yönelik yapılan itiraza karşı olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. Usul hukuku kuralları çerçevesinde isabetli olmamakla beraber dosyanın içeriği gereğince sonuca etkili görülmemiştir. Diğer taraftan, 6100 sayılı Kanun'un yetki sözleşmesi başlıklı 17 nci maddesine göre ise tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır. Somut olayda, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 57. maddesinde yetkili mahkemenin ve icra dairelerinin, İstanbul Merkez mahkemeleri ve İstanbul Merkez icra müdürlükleri olduğu hükme bağlanarak yetki sözleşmesi yapılmışsa da bu yetki sözleşmesi ancak davalı gerçek kişinin tacir olması durumunda hüküm ifade edebilecektir. Bu durumda davalının tacir sıfatının bulunup bulunmadığının öncelikle incelenmesi gerekir. 6102 sayılı Kanun'un 14. maddesine göre bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir. Aynı Kanun'un 17. maddesine göre ise iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir. Serbest muhasebeci veya mali müşavirler, teknik bilgi ve uzmanlığa dayalı olarak hizmet verdikleri ve bir ticari işletme işletmedikleri için, kural olarak tacir sıfatına sahip değillerdir. Nitekim 3568 sayılı "Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu"nun 45. Maddesinde açıkça serbest muhasebecilerin ticari faaliyette bulunamayacağı, yine "Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirlerin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik"in 43. Maddesinde açıkça meslek mensuplarının Türk Ticaret Kanununa göre tacir veya esnaf sayılmalarını gerektirecek bir faaliyette bulunamayacakları hüküm altına alınmıştır. Somut olayda davalı gerçek kişi, genel kredi sözleşmesini "serbest muhasebeci" sıfatıyla imzalamıştır. Yukarıda yer verilen açıklamalar dikkate alındığında ve davalının tacir olmadığı, dolayısıyla imzalanan yetki sözleşmesinin HMK'nın 17. maddesi uyarınca geçerli olmadığı gözetildiğinde, takibin başlatıldığı icra dairesinin yetkisiz olduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takip talebi genel kredi sözleşmesinin tarafı davacı bankanın bağlı bulunduğu ... şubesinin bulunduğu İstanbul İcra Dairesinde başlatılmış olduğundan icra takibinin yetkili yerde başlatılmış olduğunun kabulü gerekmiştir. Şöyle ki, TBK 89.maddede; ifa yeri başlığı ile TBK 89/1.fıkrada; para borçlarının alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edileceği düzenlemesi mevcuttur. HMK 10.maddede ise; sözleşmeden doğan davaların sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği belirtilmiştir. İİK 50.maddesi gereğince para veya teminat borcu için takip hususunda HMK'nın yetkiye dair hükümlerinin kıyas yoluyla tatbik olunacağı düzenlemesi kapsamında davacı kredi alacaklısı bankanın yetkili yer icra dairesinde takip başlatmış olduğu ve davalının gerek icra dairesinin yetkisine gerekse mahkemenin yetkisine yapmış olduğu itirazının yerinde olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Yetkiye dair istinaf ve itirazlar bu şekilde açıklanarak tamamlanmıştır. Sonuç olarak itirazın iptali davasının esasının incelenmesi uygun görülmüştür.Davalı vekili tarafından her ne kadar müvekkilinin davadan haberdar edilmediği, tebligatların usulsüz olduğu belirtilmişse de davalıya yapılan dava dilekçesi ve tensip tutanağını içerir tebligatların iade döndüğü, ardından yerel mahkeme tarafından tekrar çıkarılan tebligatın █████/2020 tarihinde muhtara teslim edildiği, tebligatlarda usulsüzlük bulunmadığı, kaldı ki █████/2020 tarihli duruşmada davalının tebligata yönelik iddiasının değerlendirildiği, duruşma zaptında yer alan 2 no.lu ara kararda davalı vekiline cevap dilekçesini sunması için 2 hafta süre verildiği anlaşılmış olup davalı vekilinin, müvekkilinin davadan haberdar edilmediği ve müvekkiline yapılan tebligatların usulsüz olduğuna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Tarafların delillerini dosyaya ibraz etmesi ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi kök ve ek raporları alınmıştır. Mahkemece, bilirkişi raporu ve ek rapor doğrultusunda hüküm tesis edilmiştir. Davacı banka ile davalı arasında █████/2013 tarihinde 150.000,00 TL tutarlı genel kredi sözleşmesi imzalanmış, davacı banka tarafından akdedilen genel kredi sözleşmesi kapsamında davalı borçlu şirkete ticari kredi kullandırılmıştır. Taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinin 12. maddesi "faiz, masraf, vergi, resim, harç ve fonlar"ı düzenlemekte olup sözleşmenin 12/1. maddesine göre; " ...Taraflar, bankanın, sözleşme gereğince açılacak kredi ve hesaplar ile birlikte diğer her türlü kredi ve teminatlara , yetkili merciiler, mahkemeler tarafından zorunlu kılınan bir faiz oranı belirlenmediği hallerde, TL krediler için kredinin kullandırıldığı tarihte bankalar birliği tarafından ilan edilen O/N ... on katı oranına kadar eklenmek suretiyle bulunacak orana kadar akdi yürüteceği hususunda mutabık kalmışlardır. Kredinin kullanıldığı tarihte ... faiz oranı ilan edilmemiş ise kredinin kullanıldığı tarihten bir gün önceki günde ilan edilen ... faiz oranının 10 katı akdi faiz oranı esas alınır." Yine sözleşmenin 12/2. Maddesine göre; "Banka, bu sözleşme gereğince müşterinin temerrüde düşmesi halinde, temerrüde düşülen borç için, temerrüdün gerçekleştiği tarihteki yukarı şekilde hesaplanacak akdi faiz oranının 2 katı oranında temerrüt faizi işletir." Yine Genel Kredi Sözleşmesinin 12/3. Maddesine göre; "Müşteri , iş bu sözleşme uyarınca kullandığı veya kullanacağı krediler nedeniyle komisyon, fon, ücret, KKDF gibi sair teferruat ve ayrıca yasalarla yetkilendirilmiş mercilerce tayin edilen miktar ve oranlarda gider vergisi (BSMV), sair vergi, resim ve harçları nakden veya hesaben ödemeyi taahhüt eder." hükmü mevcuttur.Taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin yukarıda yer verilen faize ilişkin hükümleri incelendiğinde, faiz oranını belirli olmadığı gibi mahkemece alınan bilirkişi raporunda da faizin ne şekilde hesaplandığı anlaşılamamaktadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulamasına göre sözleşmede açık bir faiz oranı bulunmaması hâlinde mahkemece, bilirkişiye banka kayıtları üzerinde gerekirse yerinde inceleme yetkisi tanınarak bankanın takibe konu aynı tür kredi/krediler için temerrüt tarihinde fiilen uyguladığı faiz oranı/oranları tespit ettirilip fiilen uygulanan ya da TCMB'ye bildirilen faiz oranı veya oranlarından hangisi daha düşük ise temerrüt faiz oranına ilişkin düşük olan orana göre uygulanması ile talep edilebilecek temerrüt faiz oranı belirlenip buna göre hesaplama yaptırılarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekir (emsal nitelikte bknz: Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████████ esas, █████████ karar sayılı emsal ilamı) Somut olayda taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin faize ilişkin hükümlerinin açık olmadığı göz önüne alındığında yerel mahkeme tarafından, faiz oranının ne şekilde hesaplandığı anlaşılamayan ve denetime elverişsiz bilirkişi raporu çerçevesinde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.KARAR
:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 14.05.2026