Anahtar kelimeler: Geçirme Süreç Görüşü Hukukî Ele Neticesinde Yoksunluklarına Verme İlamı Geçildi
12. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

B O Z M A Ü Z E R İ N E

MAHKEMESİ
:Ceza Dairesi
SAYISI
: ████████ E., █████████ K.
SUÇ
: Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme
HÜKÜM
: Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Bozma
Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine kurulan hükmün; Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan kurulan 5237 sayılı TCK'nın 136/1, 137/1-a, 62... /1-2-3. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına ilişkin 01.11.2018 tarihli hükme yönelik Bölge Adliye Mahkemesinin sanığın istinaf başvurusu üzerine dosya üzerinden yaptığı inceleme sonucunda 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a ve 303/1-a maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesinin kararındaki mahkûmiyete ilişkin bölümün sanığın 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine ilişkin hüküm ile değiştirilmesi suretiyle hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair 06.04.2020 tarihli kararına yönelik katılan vekilinin temyiz istemine dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda Dairemizce verilen 28.12.2022 tarihli bozma ilâmı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 5271 sayılı CMK'nın 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma ilâmına uyularak kurulan hükme yönelik bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren 11.10.2023 tarihli Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri; olay tarihinde sanığın ... ilçesinde ... müdürü olarak görev yaptığı, görev yaptığı dönemde kendisiyle hiç ilgisi olmaması ve kendisine herhangi bir görev verilmemesine rağmen sorgulama yetkisini kötüye kullanmak suretiyle katılana ait ... bilgilerini görüntülediği, her ne kadar sanığın kendisine verilen şifre ile sorgulama yaptığı, zaten sorgulama yapma yetkisi bulunup fiilinin suç oluşturmayacağı belirtilerek beraatine karar verilmiş ise de verilen yetkinin sınırsız olmayıp ilgisiz kişileri sorgulama yetkisinin bulunmadığı, sanığın katılana ait kişisel veri niteliğindeki tüm ... kayıtlarını görüp duyu organları ile öğrenmesinin 5237 sayılı TCK'nın 136/1. maddesinde düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturacağı gözetildiğinde, sanığın atılı suçtan cezalandırılmasına karar verilmesi yerine yazılı şekilde beraat kararı verilmesinin usulsüz olmasından dolayı beraat hükmünün sanık aleyhine bozulması istemine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Bölge Adliye Mahkemesince, Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine yapılan yargılama sonunda; ...'nın 14.06.2016 tarihli ihbarı ile Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve çocuklarına ait kişisel bilgilerin .......gov.tr isimli internet yolu ile kurum ağı dışındaki bağlantılarla da erişilebilen web sitesi üzerinden T.C. kimlik numaraları kullanılarak yapılan sorgulamalar neticesinde elde edildiği ve gazetede yayınlandığının tespit edildiği, bu bilgilere kurum içerisinden kimlerin söz konusu web sitesine erişim sağladığının ise tespit edilemediği, ancak 03.04.2015 tarihli rapora göre 01.06.2014 - 07.12.2014 tarihleri arasında kimlik paylaşım programı üzerinden Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve çocukları ile ilgili yapılan sorgulamalara ilişkin erişim kayıtlarına yer verildiği, kayıtlarda sanığın da isminin yer aldığının belirtildiği, müfettiş raporunda sanığın katılan ...'ın kişisel bilgilerini kurumun bilişim sistemi üzerinden sorgulaması ve erişimi nedeni ile sanık hakkında suç duyurusunda bulunulması üzerine soruşturmaya başlandığı, ... Sosyal Güvenlik Kurumunda müdür olarak görev yapan sanığın, 04.08.2014 tarihinde saat 11.41'de kurumun bilişim sistemini kullanarak katılan ...'a ait bilgileri kimlik numaralarını kullanarak sorguladığının ve söz konusu bilişim sistemine kurum ağı dışındaki bağlantılar ile de erişilebildiğinin, sanığın söz konusu bilgilerin kurum personeli tarafından gazeteye verildiğine dair bulgu tespit edilemediğinin düzenlenen teftiş raporunda belirtildiği, dosya içerisinde mevcut Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından sunulan bilgi ve belgelerden sanığın görevi itibari ile kimlik paylaşım sistemi sorgulama yetkisine sahip olduğunun anlaşıldığı, sonuç olarak sanığın kurum sistemi dışındaki bağlantılar ile de erişilebilen bilişim sistemi aracılığı ile salt veri tabanının güvenliği nedeniyle kendisine verilen şifreyi kullanıp, sistemde sorgulama yaparak, katılana ait bilgileri okumaktan ibaret eylemiyle kişisel verileri ele geçirdiği kabul edilemeyeceği gibi, söz konusu kişisel verileri, üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığına ilişkin hakkında bir iddia ve delil ileri sürülmeyen sanığa, belirtilen sorgulamaları yapabilme imkânının verilmiş olması ve veri içeriklerinin sanıktan gizlenmemiş olması karşısında, sanığın sistemde sorgulama yaparken, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davrandığı da kabul edilemeyeceğinden, sanığa isnat edilen eylemde 5237 sayılı TCK'nın 136/1. maddesindeki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve aynı Kanun'un 134/1-1. maddesinde tanımlanan özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarının yasal unsurlarının oluşmadığı, ayrıca sanığın katılanın vefat ettiğine dair haberler olduğunu görünce merakından dolayı sorgulama yaptığına dair savunmasının aksine delil de bulunmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesinin sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 136/1 ve 137/1-a. maddeleri uyarınca verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan kurduğu mahkûmiyet hükmünün kaldırılması ile 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi gereğince beraat kararı verilmiş, 5271 sayılı CMK'nın 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda aynı Kanun'un 280/2. maddesine göre hüküm kurulmak suretiyle Dairemizce verilen bozma ilâmının gereğinin yerine getirildiği tespit edilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Yargıtay Ceza Genel Kurulu Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğünde memur olarak çalışan sanığın, kurumu tarafından kendisine verilen kullanıcı şifresi ile Kimlik Paylaşım Sistemi'ne erişim sağlayarak, dönemin İçişleri Bakanı olan katılanın kimlik ve adres bilgilerine bakması şeklindeki eyleminin suç teşkil edip etmediği, ettiğinin kabulü hâlinde, eyleminin verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu mu yoksa özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu mu oluşturduğunun ve sanığın işlediği fiilin suç oluşturduğu konusunda haksızlık yanılgısı ile hareket edip etmediğinin belirlenmesine ilişkin uyuşmazlıkla ilgili olarak verdiği 21.06.2023 tarihli ve ███████-384 Esas, ████████ Karar sayılı kararında, "... sanığa sistemde kayıtlı kişilerin kimlik ve adres sorgulamalarını yapması için kullanıcı şifresinin çalıştığı kurum tarafından verilmesi, sisteme girmek için özel gayret sarf etmemiş olması, katılanın kamuya mal olan kişiliği nedeniyle kimlik ve adres bilgilerine kolaylıkla erişilebilmesi, sanığın merak saiki ile bu bilgileri sadece okumuş olup başkalarıyla paylaşmaması, ayrıca hukuka aykırı bir amaç gütmemesi ve ele geçirildiği iddia edilen kişisel verilerin kapsam ve niteliği ile sanığın hukuka aykırılık bilinciyle hareket etmediği yönündeki savunması birlikte değerlendirildiğinde; incelemeye konu olay görevin gereklerine uygun olmayan disiplin soruşturması gerektiren eylemin suç teşkil etmediği kabul edilmelidir... Ulaşılan sonuç karşısında sanığın eyleminin nitelendirilmesine ve işlediği fiilin suç oluşturduğu konusunda haksızlık yanılgısı ile hareket edip etmediğine ilişkin uyuşmazlık konuları değerlendirilmemiştir..." şeklindeki gerekçelerle uyuşmazlığa konu eylemi, disiplin soruşturması gerektiren ve suç teşkil etmeyen eylem olarak kabul etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine ilişkin Dairemizin 25.04.2024 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararında ve bu kararla uyum gösteren Dairemizin 25.04.2024 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararında da, "... Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.06.2023 tarihli ve ███████-384 Esas, ████████ Karar sayılı kararındaki gerekçede de belirtildiği gibi ele geçirme başkasının hakimiyeti altında bulunan kişisel veriyi hukuka aykırı yollarla kendi hakimiyeti altına almakla gerçekleşir. Olayımızda ise sanık, kurumu tarafından kendisine verilen aparat ve şifre ile kendi hakimiyeti altında bulunan kişisel verilere ulaşmış ve bakmıştır. Sanığın kendi hakimiyeti altındaki bir veriye bakmaktan ibaret olan eyleminin ele geçirmek olarak kabul edilemeyeceği bu halin ilgili kurumun iç mevzuatı kapsamında disiplin soruşturmasına konu edilmesinin mümkün olduğu ancak TCK anlamında suç teşkil etmeyen eylem niteliğinde olduğu..." biçimindeki gerekçelerle kamu kurumlarında görev yapan ve görev yaptıkları kuruma ait bilişim sistemindeki kişisel verilere hizmet gereği erişme yetkisi verilen kişilerin; görevlerinin kapsamına ve niteliğine göre hizmetin yerine getirilmesi ile hiçbir ilgisi bulunmadığı hâlde, merak, beğeni vb. saikler ya da farklı amaçlarla, sistemde yer alan kişisel verileri sorgulamak ve bu verilere salt duyu organları aracılığıyla vakıf olmaktan ibaret eylemlerinin, 5237 sayılı TCK kapsamında suç oluşturmayacağı değerlendirilmiştir.
Özetlenen yargı kararları göz önüne alındığında, dosya kapsamına göre sanığın, kurumu tarafından kendisine verilen kullanıcı şifresi ile Kimlik Paylaşım Sistemi'nde sorgulama yapmaktan ibaret yargılama konusu eyleminde verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun yasal unsurlarının oluşmadığına dair Bölge Adliye Mahkemesinin kabulünde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yüklenen suçu işlediği sabit olan sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkin Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.
Sanık hakkında beraat kararı verilmesi nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 232/2-c maddesi uyarınca yazılmasında zorunluluk bulunmamasına rağmen hükmün başına 04.08.2014 olan suç tarihinin "█████/2014" biçiminde yanlış yazılması hukuka aykırı bulunmuş ise de hükme etki edecek nitelikte olmadığı tespit edilen hukuka aykırılığa işaret edilmekle yetinilmiş, eleştiri konusu yapılan bu hususun mahallinde düzeltilmesinin olanaklı olduğu kabul edilmiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, sanığa yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmadığının dava dosyası içeriğine uygun olarak kabul ve takdir kılındığı anlaşılmakla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin kararında bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda eleştiri dışında hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca ... Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.03.2026 tarihinde karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!