Anahtar kelimeler: Yaylak Vasfında Vermemiştir Siciline İii Kesinlik Kararıyla Şartı Eksiklikleri Kaydının
7. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu 3 98... parsel sayılı taşınmazın .... sınırları içerisinde kaldığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarına göre taşınmazın yaylak vasfında olduğunu belirterek, taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile yaylak olarak özel siciline kaydedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla dosya kapsamında bulunan beyan ve bilirkişi raporlarına karşın dava konusu taşınmazın ... Yaylası olarak bilinen Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki kamunun yararlandığı yaylak niteliğinde kamu malı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkiline yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, taşınmazın bulunduğu yerde özel mülkiyete konu taşınmazların bulunduğunu, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle karar verildiğini ifade ederek ve re'sen gözetilecek sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; tapu iptali ve yayla siciline kayıt istemine ilişkindir.
4342 sayılı Mera Kanunu'nun 3. maddesinde yapılan tanıma göre; yaylak, çiftçilerin hayvanları ile birlikte yaz mevsimini geçirmeleri, hayvanlarını otlatmaları ve otundan yararlanmaları için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerlerdir. Mera, yaylak ve kışlakların özel mülkiyete geçirilmesi, amacı dışında kullanılması, kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinilmesi olanaksız olduğu gibi sınırlarının daraltılması da mümkün değildir.
4342 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinde 20.06.2007 tarih ve 26558 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 30.06.2007 tarihli 5685 sayılı Mera Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'la değişiklik yapılmış; "Belediye ve mücavir alanları sınırları içerisinde kalan ve 01.01.2003 tarihinden önce kesinleşen imar planları içerisinde yerleşim yeri olarak işgal edilerek mera, yaylak ve kışlak olarak kullanımı teknik açıdan mümkün olmayan yerlerin ot bedeli alınmaksızın tahsis amacı değiştilerek Hazine adına tescilleri yapılır. Ancak, bu nitelikteki taşınmazlardan ilgili belediyeye veya kamu kurum ve kuruluşları adına tescil edilmiş olanların tescilleri bedel talep edilmeksizin aynen devam eder. Bunlar hakkında Hazinece dava açılmaz, açılmış davalardan vazgeçilir. Hazinece bu nitelikleri taşınmazlar hakkında ilgili belediye veya kamu kuruluşları aleyhine açılan davalar sonucunda hazine adına tesciline veya mera, yaylak ve kışlak olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilen kesinleşen ve henüz tapuda işlemleri yapılmamış olan taşınmazlar hakkında da aynı hüküm uygulanır.
Birinci fıkrada; nitelikleri belirtilen taşınmazlardan Hazine adına tescil edilmesi gerekirken gerçek ya da özel hukuk tüzel kişileri adına tescil edilmiş taşınmazlara ilişkin hazinece açılan davalardan, taşınmazların emlak veya rayiç bedellerinini toplamının yarısı üzerinden hesaplanacak bedelin ilgililerce hazineye ödenmesi kaydıyla vazgeçilir. Bu hüküm, henüz dava açılmamış taşınmazlar hakkında da uygulanır. Evvelce açılan davalarda Hazine adına tesciline veya mera, yaylak ve kışlak olarak sınırlandırmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilen ve kesinleşen kararlara konu olan bu nitelikteki taşınmazların tapuları da talep etmeleri halinde aynı esaslara göre önceki kayıt maliklerine veya kanuni mirasçılarına devredilir" hükmü getirilmiştir.
09.03.1988 tarih ve 1987/2-860-232 sayılı Hukuk Genel Kurulu kararında vurgulandığı üzere kural olarak herhangi bir yasa ve düzenleyici hüküm o Yasanın yürürlüğe girdiği andan itibaren hukuksal sonuç meydana getireceğinden 5685 sayılı Kanun'la 4342 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddede yaptığı değişikliklerin uygulanıp uygulanmayacağının inceleme ve araştırma konusu yapılması gerekir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya gelince; Mahkemece, mahalinde fen, orman, ziraat mühendisleri ve mahalli bilirkişiler huzurunda keşif yapıldığı; bilirkişilerce dava konusu taşınmazın yaylak, kışlak, mera ve otlak niteliğinde olmadığının; orman tahdit sınırları dışında, orman sayılmayan yerlerden olduğunun bildirildiği anlaşılmış olup, Mahkemece yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan, bilirkişi raporlarıyla çelişecek şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Diğer taraftan; Mahkemece yapılacak araştırma ve inceleme neticesinde dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yaylak niteliğindeki yerlerden olduğu saptanırsa 4342 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin birinci ve ikinci fıkra hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı inceleme ve araştırma konusu yapılmalıdır. Başka bir anlatımla taşınmazın yaylak niteliğinde olduğu saptanırsa yukarıda açıklanan yasal düzenleme uyarınca Hazine adına tescil edilmesi gereken taşınmaza davalının emlak ve rayiç bedeli toplamının yarısı depo ettirilerek Hazinenin bu bedel karşılığı davadan kanun gereği vazgeçmesi gerekip gerekmediği yönü üzerinde durulması gerekir.
Mahkemece, değinilen hususlar göz ardı edilerek eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle; davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
17.02.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!