Anahtar kelimeler: Renta Sekteye Sezonu Hukuksuz Sezonunun Ortasında Car Şahsına Güvenerek Kestiği

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ███████KARAR NO
: ████████DAVA
: Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2023KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı firma arasında imzalanan hizmet sözleşmesi gereği davalı firmadan verdiği hizmet karşılığı kestiği son fatura bedelinin tahsil edilemediğini, ayrıca yapılan sözleşme davalı tarafından haklı bir sebep gösterilmeden ve herhangi bir sebep belirtilmeksizin tek taraflı olarak haksız ve hukuksuz bir şekilde feshedildiğini, bu fesih tarihi de davacının şahsına ait olan---- işlerini sekteye uğrattığını, çünkü renta car işletmelerinin en yoğun sezonu olan turizm sezonunun ortasında bu feshin yapıldığını, davacının ise yapılan bu sözleşmeye güvenerek, alabileceği diğer araç kiralama işlerini alamamış ve turizm sezonunun ortasında bu feshedilmesi sebebiyle sezon başını kaçırmış, buna ilişkin mahkemenin talep etmesi halinde geçen sene ile bu senenin turizm sezonu muhasebe kayıtlarını sunabileceğini, yapılan bu haksız fesihten dolayı davacının uğradığı maddi zararların tazmini amaçlı işbu davayı açtığını belirterek fazlaya İlişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak taraflarına ödenmesine, öncelikle haklı davanın kabulüne, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100 TL Maddi tazminatın davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Borçlu olarak gösterilen iş ortaklığının adresinin ---- olduğunu, açılan ve açılacak davalarda ---- Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, dava şartı yokluğu ihtilafın ticari bir ihtilaf olduğunu, dava öncesi zorunlu arabuluculuk yoluna gidilmediğini, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, tebligatın usule uygun olmadığını, davalı müvekkilinin iş ortaklığının merkezinin, kuruluş sözleşmesi ve vergi levhasından da görüleceği üzere, --- olduğunu ancak dava dilekçesi iş ortalığının özel ortağı olan ----- adresi olduğunu, halbuki davalı müvekkili iş ortaklığının adresinin ekli belgelerden görüleceği üzere --- olduğunu, yapılan tebligatın usule uygun olmadığını, alacaklı olduğunu beyan eden kişiye herhangi bir borçlarının bulunmadığını, davacı yan ile aralarında imza edilmiş bir sözleşme olmadığını, davacının taleplerini dayandırdığı bir sözleşme veya taahhüt söz konusu olmadığını, davacının sözleşme olmaksızın hizmet alımı ---- olup, küçük ortak ----- firması olduğunu, adresinin de ----- olduğunu, daha sonra bu iş ortaklığının işi sona ermiş ve bahse konu idarede yeniden ihaleye çıkılmış olduğunu, bu defa ---- IKN li ve halen devam eden ihale-----İş Ortaklığı tarafından kazanıldığını, bir başka değişle müvekkili iş ortaklığının yeni olduğunu ve hali ile davacı yanın müvekkili ile yapılmış olan yazılı veya sözlü bir sözleşmesi olmadığını, ayrıca bu noktada davada husumet yokluğu söz konusu olduğunu, müvekkilinin taraf ehliyeti olmadığını, yasal tüm hak ve talepleri ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :Dava, taraflar arasındaki █████/2019 tarihli Araç Kiralama Sözleşmesinin feshinden doğan zararların tazmini davasıdır.Sözleşmenin hukuki niteliğinin anlaşılması amacıyla ilgili maddeleri incelenmiş ve tanık beyanına başvurulmuştur.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. Maddesi uyarınca "(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, (...) öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. (...)"6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1-3. maddesi uyarınca "(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. (...) (3) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. (...)"6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. Maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarındandır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. Maddesi uyarınca "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. (...)"6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 299. maddesi uyarınca "Kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir."6100 sayılı HMK'nın 4/1. maddesi gereğince sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın;.... kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalara bakmakla görevlidir.Mahkememizce yapılan değerlendirmede, davanın taraflar arasındaki araç kiralama sözleşmesinden kaynaklandığı, kira sözleşmesinde kiraya verenin asli ediminin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmak olduğu, kiracının da asli ediminin bunun karşılığında kira bedeli ödemek olduğu, somut olayda taraflar arasındaki sözleşme hükümleri incelendiğinde, davacının (kiraya verenin) sözleşme ile taahhüdünün 21 aracını davalıya kiralamak olduğu, bunun dışındaki yan edimlerin ve mükellefiyetlerin sözleşmenin niteliğini değiştirmediği, davacı yandan kiralanan araçların kullanımının ve araçlarla numune taşıma işinin davalının çalışanlarınca yapıldığı, tüm bu sebeplerle uyuşmazlığın kira sözleşmesinden kaynaklandığı, buna göre kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları görmekle görevli mahkemelerin sulh hukuk mahkemeleri olduğu, bu sebeple sulh hukuk mahkemelerinin görevli olduğu, görev hususunun dava şartlarından olduğu ve yargılamanın her aşamasında resen değerlendirilebileceği kanaatine varılmış, tüm bu gerekçelerle mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, ----- Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunun TESPİTİNE,2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca; görevsizlik kararının süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın ----- Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,3-Yukarıda hüküm fıkrasında belirtilen süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20/1. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair resen karar verilmesine,4-Esasın bu şekilde kapatılmasına,5-Harç ve yargılama giderlerinin HMK'nın 331/2 maddesi uyarınca görevli ve yetkili mahkemece değerlendirilmesine, Dair, Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.