Anahtar kelimeler: Tevzi Danışmanlık Kurulduğunu Borçluları Bakirköy Bakırköy Böylece Kaydı Sahip Temsil

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
19. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2026
NUMARASI
: ████████ Esas - ███████ Karar
DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2026 tarihli, ████████ Esas, ███████ Karar sayılı dosyasında verilen karar istinaf incelemesi için dairemize tevzi edilmekle Dairemiz yukarıda belirtilen esas sırasına kaydı yapıldı. Dosya incelendi. Davacı Vekili Dava Dilekçesinde Özetle; müvekkili Av. ...’ın avukat olduğunu, icra takip dosyası borçluları ... A.Ş. ve temsil yetkisine sahip yetkilisi ... arasında 26.05.2014 tarihinde bir hukuki danışmanlık ve ücret sözleşmesi imzalandığını, böylece taraflar arasında vekâlet ilişkisi kurulduğunu, söz konusu sözleşme ile müvekkili tarafından yükümlenilen edimin kapsamının, dava ve icra dosyalarının da takibini içerecek şekilde tüm hukuki konularda davalılara aylık danışmanlık hizmeti verilmesi çerçevesinde belirlendiğini, aylık danışmanlık ücretinin 3.000-TL+KDV olarak belirlendiğini, KDV ile birlikte davalılar tarafından ödenmesi gereken meblağın 3.675-TL‘sına tekabül ettiğini, taraflar arasında vekâlet ilişkisinin kurulması ile birlikte davalılar tarafından müvekkili ...'a .. .. Noterliğinin 24.06.2014 tarih ve ... yevmiye sayılı vekâletname çıkarıldığını, mezkûr vekâletname ile birlikte borçlu şirket ve şahsa avukatlık hizmeti verilmeye başlandığını ve bu kapsamda borçlu şirketin eski çalışanlarından ... tarafından işçilik alacaklarınım tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 12. İş Mahkemesinde ████████ E. Sayılı dosya üzerinden açılan davanın takip edildiğini, aylık danışmanlık hizmetine ilişkin faturaların 3.540-TL’sı hariç hiçbir şekilde ödenmediğini, buna rağmen müvekkili ...’n anlayışlı bir tavır sergilediğini ve uzun süredir bu konuda bir görüşmede bulunmadığını ancak zaman geçtikçe davalıların bu duruma iyiniyetli yaklaşmadıklarını, ödeme hususunda bir girişimde bulunmayacaklarının anlaşıldığını, her defasında şirket yetkilileri tarafından süre talep edilmesine rağmen ödeme yapılmadığını, bunun üzerine borçlular hakkında .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası üzerimden icra-takibi başlatıldığını, davalı borçluların haksız şekilde itirazı sonucu bu davanın açıldığını, davalı tarafın kısmi ödeme yaptığı iddiasının ilk fatura yönünden doğru bulunmakla birlikte avukatlık hizmeti alamadıkları iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu, davalıların haksız şekilde kendilerini vekâlet ücretini ödeme yükümlülüğünden kurtarmaya çalıştıklarını belirterek, yapılan itirazın iptaline ve alacak miktarının %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini iddia ve talep etmiştir. Davalılar vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle, sözleşmeden kaynaklanan ilk ödemeyi davacı yanın 02,06.2014 tarihli- faturasına istinaden yaptıklarını, takip eden 01.07.2014 tarihli faturanın o dönemde şirket kasasında nakit para bulunmaması sebebiyle ödenmediğini, davacı yanın ise ödemenin gecikmesi üzerine sözleşmeyi feshetme tehdidinde bulunarak 01.07.2014 tarihli fatura bedelini hem de gelecek aylarda tahakkuk edecek ücretleri teminat altına alacak bir senet verilmesi talebinde bulunduğunu, bunun üzerine davacı yana müvekkil tarafından düzenlenen 17.07.2014 düzenleme tarihli, 20.000.-TL meblağlı ve 25.09.2014 tarihli bir bono verildiğini, vadesi geldiğinde senet bedelinin - o ana kadar hiçbir hukuki hizmet verilmemesine rağmen ödendiğini- buna ilişkin kayıtların ... şubesinde bulunduğunu, bunun dışında bu ödeme tarihi itibarıyla davacı taraf ile hiçbir hizmet alışverişinde bulunulmadığını, davacı tarafın davaları takip etmediğini ve müvekkillerin esasen hak kaybına uğratıldığını, sözleşme kapsamında davacı yana fazlasıyla ödeme yapıldığını; sözleşme kapsamında davacı yanca müvekkillere tek bir kez dahi hizmet verilmediğini, davacının tercih edilme sebebinin müvekkili şirketin ...’ndeki ...’a yeni taşınmasından hızla büyüyen ve hukuki yardıma ihtiyacı olan bir firma olarak o dönem üniversite rektörlüğünün de avukatlığını yapan davacı yandan böyle bir hizmet talep edildiğini ancak davacı yanın sözleşme akdedilmesinden sonra müvekkillerin toplantı taleplerini iş yoğunluğu sebebiyle reddettiğini sorulan sorulara gerekli araştırmayı yaptıktan sonra yazılı cevap vereceğini söylediğini fakat hiç cevap vermediğini müvekkiller tarafından kendisine iletilen derdest davalara vekâlet sunmak dışında hiç katılmadığını, davacı yanca müvekkillere fiilen hukuki danışmanlık hizmeti sunulduğuna dair dosyada tek bir mail dahi bulunmadığını, davacının kendisine iletilen davaları kusurlu olarak takip edilmediğini, İstanbul Anadolu 12. İş Mahkemesinin ████████ sayılı dosyasına davalı vekili olarak cevap dilekçesi sunmadığı, delilleri göstermediği, hiçbir savunmada bulunmadığı 19.11.2014 tarihli ön inceleme duruşmasına mazeret bildirerek katılmadığı ve sonradan da dosyadan istifa ettiği bu çerçevede müvekkilin büyük hak kayıplarına uğradığını belirterek davacıya ödenen 23.450.000.-TL’nın iadesine, % 20’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini iddia ve talep etmiştir. Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi █████/2026 tarih, ████████ Esas, ███████ Karar sayılı "Davanın Kısmen Kabulü ile; .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasında, davalıların 33.210,00 TL asıl alacağa yönelik itirazlarının iptali ile, asıl alacak yönünden takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine, Kabul edilen alacağın %20’si oranında belirlenen 6.642,00 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine," kararı davalılar tarafından istinaf edilmiştir. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, İstinaf edilen hükmün, eksik ve hatalı incelemeye dayanılarak kurulduğunu, mahkemece gerek kaldırmadan önce gerekse de kaldırma kararı sonrası yapılan yargılamanın delillerinin dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunda belirtilen görüşün aksine olarak Mahkemece, bono karşılığı yapılan ödemenin bakiyeden düşülmemiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, davalıların davacı yandan bir hizmet alamadığından dolayı bir borçları bulunmasa da, kabul etmemekle birlikte aksi yönde bir değerlendirme yapıldığında dahi davalılarca bono karşılığı ödenen 20.000,00 TL'nin bakiye bedelden düşülmesi gerektiğini, Hukuken bono üzerindeki sebepten mücerretlik ilkesi davacı yanın karşı iddiası ile birlikte ortadan kalktığını ve davacı bonoya ilişkin ispat yükünü üzerine aldığını, davacı yanca bononun iddia edildiği üzere taşınma sebebiyle verilen borç para karşılığı verildiğine dair dosyaya hiç bir delil sunulamadığını, Kaldı ki; hayatın olağan akışında ve avukat - müvekkil ilişkilerinde avukatın müvekkillerine borç para vermesi ve bunun karşılığı olarak bono almasının mümkün olmadığını, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararı istinaf etmiştir.
GEREKÇE
: Dava, taraflar arasındaki █████/2014 tarihli “Hukuki Danışmanlık ve Ücret Sözleşmesi” gereğince ödenmeyen hizmet bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine davalının itirazı üzerine acılan itirazın iptali talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda "...Bonoda yazılı bulunan bedel kaydının hem borçlu hem de alacaklı tarafından talil edilmesi hâlinde ispat yükünün hangi tarafta olduğu hususu da üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. Bonodaki bedel kaydının her iki tarafça talil edilmesi hâlinde ispat yükü borçlu üzerindedir. Diğer bir ifade ile bu durumda ispat yükü yer değiştirmez. 6100 sayılı HMK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası ve 4721 sayılı TMK’nın 6. maddeleri uyarınca borçlunun bononun bedelsiz olduğunu ispat etmesi gerekir. Dava konusu bonoda; davalı keşideci- borçlu, davacı ise lehtar- alacaklıdır, ihdas nedeni olarak “nakten” kaydı bulunmaktadır. Bu durumda senedin hizmet nedeniyle verildiğini beyan eden, senet üzerindeki ihdas nedeninin talil eden davalı tarafın ispat yükünü üzerine aldığı, davalı tarafça senedin nakden değil, hizmet karşılığı verildiğinin ispatlanması gerektiği, dosya kapsamı itibariyle bono ile yapılan 20.000,00 TL’lik ödemenin sözleşme uyarınca yapıldığının ispatlanamaması nedeniyle kabul edilen alacaktan mahsup yapılmamış, 33.210,00 TL asıl alacak yönünden davanın kabulüne, davalının takip tarihinden önce temerrüde düşürülmemiş olması nedeniyle işlemiş faiz yönünden talebin reddine, dava İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen miktarın % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine ..." gerekçesiyle karar verildiği görülmüştür. Davalıların istinaf sebeplerinin incelenmesinde, taraflar arasında █████/2014 tarihli “Hukuki Danışmanlık ve Ücret Sözleşmesi” imzalandığı, sözleşme ile hukuki danışmanlık ücretinin aylık 3.000TL + KDV olarak belirlendiği, davacı, sözleşme gereğince davalıların danışmanlık ücretinin tamamını ödemediklerini, davalılar ise davacının hukuki danışmanlık hizmeti vermediğini, bono ile ücret ödemesi yaptıklarını savunmaktadır.Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına;, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, tüm dosya kapsamıyla anlaşılmış olup, ayrıca alınan █████/2025 tarihli bilirkişi raporunun taraf, mahkeme ve istinaf kanun yolu denetimine olanak sağlayacak şekilde düzenlenip, hükme esas alınmaya yeterli olduğu, davalıların delillerinin, maillerinin bilirkişi raporunda belirtildiği mahkemece de değerlendirildiği, bonodaki miktarın mahsup edilmeme sebebine ilişkin gerekçenin ve verilen kararın yerinde bulunduğu anlaşılmakla davalıların tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi usul ve yasalara uygun görülmüştür.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Dairemiz ilk derece mahkemesi kararını hem maddi olay hem de hukuka uygunluk bakımından incelemeye tabii tutarak yapmış olduğu istinaf incelemesinde; İstinafa konu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b maddesi gereğince davalıların istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
İstinaf kanun yolu başvurusu için alınması gereken harcın mahsubuyla eksik 1.536,57 TL'nin davalılardan hazine adına tahsiline,
Davanın ve dosya üzerinde yapılan yargılamanın niteliği ve avukatlık asgari ücret tarifesi göz önünde bulundurularak aleyhine istinaf kanun yoluna başvurulan için vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
İstinaf kanun yoluna başvuru için yapılan yargılama giderlerinin kanun yoluna başvuranlar üzerinde bırakılmasına, artan kısmın talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine,
Dair; dosya üzerinde, tarafların ve vekillerin yokluğunda HMK 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!