Anahtar kelimeler: Ereğlikonya Araziye İnşa Vasfındaki Mera Konya Yapı Müdahale Müdahalesinin Zilyetliğindeki

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Ereğli(Konya) 3. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; mera vasfındaki dava konusu 368 parsel sayılı taşınmazda davacı tarafından inşa edilen yapılar bulunduğunu ve bu yapıların yapı kayıt belgesi olduğunu, davalının müvekkiline ait yapılara ve zilyetliğindeki araziye müdahale ettiğini belirterek; davalının taşınmaza ve yapılara müdahalesinin önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacının taşınmazın ve yapıların kullanımını müvekkiline bıraktığını, taşınmaz üzerinde müvekkili tarafından da inşa edilen yapılar bulunduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davanın kabulüne 368 parsel sayılı taşınmazda bilirkişi raporuna ekli krokide gösterilen A, B, D, E, F, G, K, L ve Z1 harfi ile gösterilen kısımlara davalının müdahalesinin önlenmesine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bilirkişi raporuna ekli krokide F harfi ile gösterilen yapının davalı tarafından yapıldığı, davacı tarafından yapı yapılmamış alanda ise davacının davalıya nazaran üstün hakkının bulunmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, dava konusu 368 parsel sayılı taşınmazda bulunan bilirkişi raporuna ekli krokide A, B, D, E, G, K ve L harfleri gösterilen yapılara davalı tarafından gerçekleştirilen müdahalenin önlenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde önceki beyanlarını tekrar ederek; davanın tamamen kabulünün gerektiğini, bilirkişinin aidiyete ilişkin olarak görevini aşan değerlendirmelerde bulunduğunu, taşınmazın mera vasfının kalmadığını beyan ederek kararın bozulmasını istemiştir.2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davanın reddi gerektiğini, yapıların davacı tarafından müvekkiline bırakıldığını, yapıların aidiyetine ilişkin eksik incelemeyle karar verildiğini, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, el atmanın önlenmesi davasının özel mülkiyete konu taşınmazlara yönelik açılabileceğini, davacının hukuki yararının bulunmadığını, delillerin toplanmadığını beyan ederek ve re'sen gözetilecek sebeplerle kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık; el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.K A R Ş I O YDavacı, mera vasıflı taşınmazda yapılan ve zilyetliğinde olan ev, müştemilat, yapılar ve araziye davalı tarafından haksız müdahalesinin men'i talebiyle eldeki davayı açmıştır.Mahkemelerce davanın kabulüne karar verilmiş ve temyiz incelemesi Dairemizce yapılarak onama kararı verilmiş ise de çoğunluk görüşüne usulen ve esastan katılmak mümkün değildir.Öncelikle, taşınmazın kamu orta malı mera olduğu ve davacı ile davalının mülkiyete veya şahsi bir üstün bir hakkı olmadığı kuşkusuzdur. Bu haliyle uyuşmazlık zilyetlik hakkına dayalı el atma olacağı da ortadadır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 4-c maddesinde yer alan düzenlemeye göre; "Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaları görürler".4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 981, 9 82... . maddeleri mal üzerinde zilyetlikten başka hiçbir hakkı bulunmayan kişilerin zilyetliğinin korunması için konulmuş hükümleri ihtiva etmektedir. Türk Medeni Kanunu'nun 973. maddesinde zilyetlik "bir şey üzerinde fiili hakimiyeti bulunan kimse onun zilyedidir" biçiminde tanımlanmıştır. Türk Medeni Kanunu'nun 9 82... . maddelerinde zilyetlik herhangi bir hakka bağlı olmaksızın dava yoluyla korunmuştur. Hemen belirtmek gerekir ki, zilyetliğin korunması davasıyla zilyet, zilyetliğin hakka dayandığını ispat külfetine katlanmadan sadece zilyetliğini öne sürerek sulh hukuk mahkemelerinde uygulanan basit yargılama usulünün sağladığı kolaylıklardan yararlanır. Zilyet, zilyetliğin arkasında bulunan ayni (nesnel) veya şahsi (kişisel) bir hakka dayandığı takdirde dava bir hak davası niteliğini kazanır. HGK'nın 25.11.2009 tarihli ve 2009/9-518, ████████ sayılı kararı da aynı yöndedir.Madde içeriğinden açıkça anlaşılacağı üzere, yalnız zilyetliğin korunmasına ilişkin davalar, dava değerine bakılmaksızın sulh hukuk mahkemesince görülecektir. Oysa somut olayda yargılama görevsiz Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yürütülmüştür.Diğer yandan;Mera, bir veya birden fazla köy veya kasaba halkına bağımsız veya birlikte tahsis edilmiş ya da kadimden beri hayvan otlatmak amacıyla kullanılan, hak sahiplerinin üzerinde intifa hakkı olan arazi parçasıdır. Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan mera, yaylak ve kışlaklar özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanamaz, sınırları daraltılamaz (4342 sayılı Mera Kanunu m.3,4).Meraya el atmanın önlenmesi davası, kadim yararlanma hakkı olan köy veya belediye tüzel kişiliği ya da taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle Hazine tarafından açılabilir.Görevsiz mahkemede açılan ve 4342 sayılı Yasa uyarınca da dinlenme olanağı olmayan davanın görülerek verilen kabul kararı açıklanan nedenlerle bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan Sayın çoğunluğun onama kararına iştirak etmiyoruz.