Anahtar kelimeler: İfşa Seslerin Müstehcenlik Şantaj Gizliliğini Adlî Görüntü Taksitler Süreç Hayatın

B O Z M A Ü Z E R İ N E
MAHKEMESİ
:Asliye Ceza MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.SUÇLAR
: Şantaj, müstehcenlikHÜKÜMLER
: MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: OnamaSanık hakkında Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine kurulan hükümlerin; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇYerel Mahkemece sanık hakkında şantaj suçundan kurulan 5237 sayılı TCK'nın 107/2-1, 52, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri uyarınca 7.300,00 TL ve 100,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hükmedilen adlî para cezasının 10 eşit taksitler halinde ödenmesine ilişkin 17.02.2016 tarihli hükme yönelik sanığın ve katılan vekilinin, sanık hakkında görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan kurulan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e. maddesi uyarınca sanığın beraatine ilişkin 17.02.2016 tarihli hükme yönelik katılan vekilinin temyiz isteklerine dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda Dairemizce verilen 19.10.2022 tarihli bozma ilâmı üzerine Yerel Mahkemece sanık hakkında şantaj suçundan 5237 sayılı TCK'nın 107/2. maddesi yollamasıyla 107/1, 52/2-4, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ve 1.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hükmedilen adlî para cezasının 4 eşit taksitler halinde ödenmesine, hak yoksunluklarına, sanık hakkında müstehcenlik suçundan 5237 sayılı TCK'nın 44, 226/5, 52/2-4, 53/1-2-3. maddeleri gereğince 7 yıl hapis cezası ve 2.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hükmedilen adlî para cezasının 4 eşit taksitler halinde ödenmesine, hak yoksunluklarına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle bozma ilâmına uyularak kurulan hükümlerin onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren 11.09.2023 tarihli Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİSanık müdafiinin temyiz sebepleri; dava zamanaşımı sürelerinin dolduğuna, eksik araştırma ve inceleme neticesinde karar verildiğine, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi göz ardı edilerek mahkûmiyet hükümleri kurulduğuna, re'sen gözetilecek diğer nedenlerle de usûl ve kanuna aykırı olan hükümlerin sanık lehine bozulması istemine ilişkindir.III. OLAY VE OLGULARYerel Mahkemece, Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine yapılan yargılama sonunda; sanığın, katılanın arkadaşı tanık...vasıtasıyla katılanla internette tanıştığı, sosyal medya üzerinden katılan ile yaptıkları görüntülü görüşme neticesinde katılana ait çıplak görüntüleri kendisinin kaydettiği, sanığın Facebook üzerinden katılana ait yarı çıplak fotoğrafı katılana göndererek "bana çıplak kısa bir videonu çek gönder aksi halde gönderdiğim bu resmi telefon rehberimdeki herkese göndereceğim" diyerek şantajda bulunduğu, katılanın bundan korkarak çekmiş olduğu çıplak videosunu sanığa gönderdiği, daha sonrasında sanığın katılan tarafından kendisine gönderilen yarı çıplak videonun ekran görüntüsünü katılanın arkadaşı ...'e Facebook üzerinden ...Facebook kullanıcı ismiyle gönderdiği, sanığın bu eylemleri ile katılana yönelik 5237 sayılı TCK'nın 107/1. maddesi kapsamında şantaj suçunu, 18 yaşından küçük katılanın yarı çıplak müstehcen görüntülerini katılanın başka bir arkadaşına sosyal medya üzerinden göndermek sureti ile 5237 sayılı TCK'nın 226/3-1. maddesindeki müstehcen görüntülerin üretiminde çocukları kullanma suçunu, bu görüntüleri paylaşmak sureti ile de 5237 sayılı TCK'nın 226/5. maddesi kapsamındaki müstehcenlik suçunu işlediği, sanığın şantaj suçunun yanı sıra 5237 sayılı TCK'nın 44. maddesi gözetildiğinde sadece 5237 sayılı TCK'nın 226/5. maddesi kapsamındaki müstehcenlik suçundan cezalandırılması gerektiği kabul edilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 107/2. maddesindeki şantaj ve 5237 sayılı TCK'nın 226/5. maddesindeki müstehcenlik suçlarından mahkûmiyet kararı verilmiştir.IV. GEREKÇE VE KARARDosya kapsamına göre 15 yaşındaki mağdur çocuk ...in, arkadaşı olan 17 yaşındaki tanık...a, 2014 yılı Kasım ayında gönderdiği üzerinde iç çamaşırı olan bir adet fotoğrafı, adı geçen tanığın internet üzerinden tanıştığı 30 yaşındaki sanık ...’a göndermesinin ardından, mağdur çocukla iletişim kuran sanığın, “Bana çıplak, kısa bir videonu çek ve gönder, aksi halde sana gönderdiğim bu resmi telefon rehberindeki herkese göndereceğim” şeklinde sözlerle mağdur çocuğa şantajda bulunması nedeniyle korkuya kapılan mağdur çocuğun tamamen çıplak bir videosunu çekip, sanığa gönderdiği, yaklaşık iki ay sonra ise sanığın, mağdur çocukla whatsApp adlı uygulama üzerinden tekrar iletişim kurup, ona tüm görüntülerini sildiğini ifade etmesine rağmen 08.01.2015 tarihinde ...isimli Facebook hesabından, mağdurun sınıf arkadaşı olan 15 yaşındaki tanık ...’ın Facebook hesabına, “Selam. ...i nereden tanıyorsun? Sana bir resim göstersem o mu değil mi bakar mısın?” biçimindeki mesajlarla beraber mağdur çocuğun göğüslerinin görüntülendiği ve cinsel organını eli ile kapatmaya çalıştığı tamamen çıplak görüntüsünü gönderdiği anlaşılmakla,Uyulmasına karar verilen bozma ilâmında; "Sanığın, mağdur çocuğa şantajda bulunarak, korkuya kapılan mağdur çocuğun tamamen çıplak videosunu çekip, kendisine göndermesini sağlaması biçiminde sübut bulan eyleminde, cinsel arzuları tahrik ve istismar eden, toplumun sahip olduğu ortak ar ve haya duygularını, yerleşik edep kurallarını incitici ve genel ahlâka aykırı niteliktekteki müstehcen görüntüyü içeren ürünün üretiminde 15 yaşındaki mağdur çocuğun yer almasından dolayı sanık hakkında TCK'nın 44. maddesi gözetilerek, aynı Kanunun 226/3-1. madde, fıkra ve cümlesinde tanımlanan müstehcenlik suçundan mahkumiyet kararı verilmesi; sanığın, mağdur çocuğun göğüslerinin görüntülendiği ve cinsel organını eli ile kapatmaya çalıştığı tamamen çıplak görüntüsünü, mağdurun sınıf arkadaşı olan tanık ...’e, ...isimli facebook hesabından göndermesi ve 15 yaşındaki tanık ...’in de mağdur çocuğa ait çıplak görüntüyü görmesi biçiminde sübut bulan eyleminden dolayı da sanık hakkında ayrıca TCK'nın 44. maddesi gözetilerek, aynı Kanunun 226/5. madde ve fıkrasında tanımlanan müstehcenlik suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülüp, sanığa isnat edilen eylemler sadece TCK’nın 134/2. madde ve fıkrası kapsamında değerlendirilerek, dosya kapsamına uygun düşmeyen ve mağdur çocuğun yaşı ile mağdur çocuğun yaşıtına ifşa edilen görüntünün özelliklerini dikkate almayan yetersiz gerekçelerle görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan yazılı şekilde beraat kararı verilmesi" şeklinde açıkça vurgulanmasına rağmen sanığın maddi unsurları farklı olan ve 5237 sayılı TCK'nın 226/3. maddesinin birinci cümlesi ile 5237 sayılı TCK'nın 226/5. maddesinde düzenlenen iki ayrı müstehcenlik suçunu meydana getiren eylemleri nedeniyle belirtilen maddelerden ayrı ayrı mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken, 5237 sayılı TCK'nın 44. maddesi gereği sanığın sadece 5237 sayılı TCK'nın 226/5. maddesi kapsamındaki müstehcenlik suçundan cezalandırılması gerektiğine dair kabul ve uygulama hukuka aykırı ise de aleyhe temyiz bulunmamasından dolayı tespit edilen hukuka aykırılığa işaret edilmekle yetinilmiş ve eleştiri konusu yapılan bu husus temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni olarak kabul edilmemiştir.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;Katılanın kendisini bir vekille temsil ettirdiği gerekçesiyle karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca sanığın katılana vekâlet ücreti ödemesine hükmedilmiş ise de katılanın suç tarihi itibarıyla onsekiz yaşını doldurmamış olması nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 234/2 ve 239/2. maddeleri uyarınca mahkemenin istemi üzerine baro tarafından katılana bir vekil tayin edildiği, katılanın bu vekile ayrıca bir vekâlet verdiğine ilişkin vekâletnameye dosyada rastlanılmadığı anlaşılmakla, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesi ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/1. maddesi koşulları oluşmadığından, sanık aleyhine katılan lehine vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğinin ve 5320 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun'la değişik 13. maddesi gereğince Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafi ve Vekillere Yapılacak Ödemelere İlişkin 2023 Yılı Tarifesi'ne göre tespit edilecek zorunlu vekillik ücretinin yargılama gideri olarak değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle Ordu 3. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hüküm fıkrasının vekâlet ücreti hükmedilmesine ilişkin (4) numaralı bölümünün ikinci paragrafında yer alan "Katılan kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/4 maddesi gereğince hesap edilen 9.200,00 TL. vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılana ödenmesine," ibarelerinin, “Yaşı küçük katılan ...’e 5271 sayılı CMK'nın 234/2 ve 239/2. maddeleri uyarınca baro tarafından vekil atanmasından dolayı 5320 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun'la değişik 13. maddesi gereğince Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafi ve Vekillere Yapılacak Ödemelere İlişkin 2023 Yılı Tarifesi'ne göre tespit edilen 2.481,00 TL zorunlu vekillik ücretinin yargılama gideri olarak sanıktan tahsil edilmesine,” ibareleri ile değiştirilmesi suretiyle hükümlerin, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,12.03.2026 tarihinde karar verildi.