Anahtar kelimeler: Marmaris Gününün Gelenlerin Geldiler İstemli Bittiği Başlandı Davetiye Günde Dinlenerek

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Marmaris 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.02.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.Belli edilen günde temyiz eden davalı vekili Avukat ... ile karşı taraftan davacı vekili Avukat............ geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin malik olduğu dava konusu 1 32... parsel sayılı taşınmaza komşu 1 32... parsel sahibi davalı tarafından yapı yapılmak suretiyle müdahale edildiğini, her iki parsel yönünden kadastro çalışmalarının 1992 yılında kesinleştiğini, işgalin 2017 yılı başında yapılan ölçüm sonucu öğrenildiğini belirterek el atmanın önlenmesi ve tecavüzlü kısımların yıkılmasını talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davalının 1 32... parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, otel inşaatından evvel harita mühendisine aplikasyon yaptırdığını, yapıyı kendi hudutları içerisine inşâ ettirdiğini, komşu araziye taşmayı düşünmediğini, var ise taşkınlığın iyiniyetli yapılmış olduğunu ve TMK'nın 724. maddesi gereğince dava açma haklarını saklı tuttuklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 16.01.2018 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararıyla dava konusu taşınmaza taşkın yapı yapıldığı ancak bu müdahalenin iyiniyetli yapı malikinin taşınmazına aşırı zarar vermeden kaldıramayacağı, yapı malikinin de usulüne uygun şekilde mülkiyetin kendisine geçirilmesi talebi olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin 16.01.2018 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 25.05.2018 tarihli kararıyla; davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacı tarafından davalı aleyhine açılan el atmanın önlenmesi ve kâl davasının kabulüne karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ1. Bölge Adliye Mahkemesinin 25.05.2018 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 03.03.2021 tarihli ve ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararıyla eksik araştırma ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiği, elektronik hassas aletlerle ölçüm yapılıp yapılmadığı, paftanın uygulanıp uygulanmadığı, uygulandıysa ne şekilde uygulandığının tam olarak belirtilmediği, davalı vekilinin belirttiği ve herhangi bir taşmanın olmadığının tespit edildiği harita mühendisi ............ hazırladığı aplikasyon krokisiyle karşılaştırmanın yapılmadığı, farklılığın neden kaynaklandığının açıklanmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.2. Bölge Adliye Mahkemesinin 29.09.2022 tarihli kararı ile davalı vekilinin beyanında geçen Harita Mühendisi .......... aplikasyon yaptırdığı iddiası dışında dosyaya ibraz edilmiş ölçümü gösterir herhangi bir belge bulunmadığı, bilirkişi raporu ile taşkın kısımların yıkılması durumunda yapının taşıyıcı sistem elemanları olan temel, perde, kolon ve kirişlerin tüm yapı statiğini ve taşıma sistemini etkileyeceğini, tüm yapıya zarar vereceğinin tespit edildiği, fen bilirkişi raporunda T2 ile gösterilen 0,20 m²'lik taşkınlığın yanılma sınırları içerisinde kaldığı ve T1 ile gösterilen 2,58 m²'lik kısma ise el atıldığı, davalı taşınmazının davacı parseline tecavüzlü olup tecavüzün binanın kâl'i suretiyle giderileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, bilirkişi raporunda T1 ile gösterilen 2,58 m²'lik alana bina yapmak suretiyle yapılan el atmanın önlenmesine ve binanın kâl’ine karar verilmiştir.3. Bölge Adliye Mahkemesinin 29.09.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce, davalının el atmasının önlenmesine ve binanın kâl’ine karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik olmadığı, ancak Türk Medeni Kanunu'nun 725. maddesinde öngörülen temliken tescil koşullarının gerçekleşmesi hâlinde taşınmazın diğer koşullar yanında ifrazının da mümkün olması durumunda davalı yararına temliken tescile karar verilmesi gerektiği, somut olayda; davalı, savunma yoluyla yapılanmada iyiniyetli olduğunu getirdiğine göre bu savunmanın aynı zamanda temliken tescil isteğini de içerdiği, telafisi imkânsız bir zararın doğmasına sebebiyet vermemek açısından, davalıdan temliken tescil isteğinin bulunup bulunmadığının sorulması, varlığının anlaşılması hâlide Türk Medeni Kanunu'nun 725. maddesinde öngörülen koşulların değerlendirilmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.4. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekili dava konusu taşınmazın iyiniyetli olarak yapıldığını beyan etmiş ise de, çapa bağlanan taşınmazlardan iyiniyet iddiası dinlenemeyeceği, dava konusu taşınmazla ilgili yapı ruhsatı da bulunmadığı, taşınmazın tapuda tarla olarak kayıtlı olduğu, TMK'nın 725. maddedeki şartların bulunmadığından temliken tescil talebinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, 1 32... parsel No.lu davacı ... (öncesinde ...)'a ait taşınmaza aynı yer 1 32... parsel No.lu taşınmaz maliki ... tarafından kadastro bilirkişisi .........ve harita bilirkişisi ... ..... tarafından düzenlenen rapor ekindeki krokide T1 ile gösterilen 2,58 m²'lik bina yapmak suretiyle yapılan el atmanın önlenmesine, krokide T1 ile gösterilen kısımdaki binanın kâl’ine karar verilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili duruşmalı temyiz dilekçesinde özetle; müvekkiline ait 5 No.lu parselde inşaat yapılmadan bırakılan 3.46 m²’lik alan dururken, daha küçük olan 2.58 m²’ye taşkın inşaat yapılmayacağını, bu taşkın inşaatın tamamen usta hatası ile yapıldığını, müvekkilinin 2.58 m²’den daha büyük bir alan olan 3.46 m²’lik kısmı davacının kullanımına bıraktığını, mahkemece bunun dikkate alınmadığını, taşkın yapı için yapı kayıt belgesi alındığını, dava konusu taşınmazın tapuda tarla olarak gözükse de fiilen arsa olduğunu, dava değeri olarak 2.58 m² yerin zemin değeri ve üzerindeki yapı toplamı için belirlenmesi gerekirken yapının tüm değeri üzerinden belirlendiğini, davacıya iki ayrı vekalet ücreti verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, el atmanın önlenmesi ve kâl, savunma yoluyla temliken tescil istemine ilişkindir.1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. Davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik itirazlarına gelince;5235 sayılı Kanuna göre bölge adliye mahkemelerinin adli yargıda denetim ve hüküm mahkemesi sıfatlarını haiz ikinci derece mahkemeleri olduğu, İlk Derece Mahkemesi kararlarına karşı tarafların itirazları doğrultusunda istinaf kanun yolu incelemesi görevini yerine getirirken istinaf başvurusunun esastan reddi veya İlk Derece Mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurmak dâhil denetim ve hüküm mahkemesi olarak gerekli tüm kararları verebileceği, ancak İlk Derece Mahkemesi kararına müdahale ettiği noktalarda Yargıtayın bozma kararı vermesi durumunda dosyanın karar verilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesine gönderildiği, bu noktada Bölge Adliye Mahkemesinin alt derece hüküm mahkemesi olarak İlk Derece Mahkemesiyle aynı sıfatla yargılama yaptığı, denetim görevini kullanmadığı, alt derece hüküm mahkemesi olarak hukuki dinlenilme hakkı kapsamında aynen İlk Derece Mahkemesi gibi duruşma açmak zorunda olduğu, açılan bu duruşmada istinaf kanun yolu incelemesi yapmadığı, bu nedenle taraflar yararına ayrıca duruşma vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğinden Bölge Adliye Mahkemesince 32.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesi bozmayı gerektirir.Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,2. Davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının 8 numaralı bendinin hükümden çıkartılmak suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine,40.000,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.