Anahtar kelimeler: Malına Süreç Edenin Görüşü Beraatine Ankara Neticesinde Edilebilir Verme Mahkûmiyet

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.SUÇ
: Kamu malına zarar vermeHÜKÜM
: MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: OnamaYapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKİ SÜREÇA. İlk DereceAnkara 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.05.2023 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanığın kamu malına zarar verme suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-e maddesi gereğince beraatine, karar verilmiştir.B. İstinafAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 22.11.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kamu malına zarar verme suçundan kurulan beraat hükmünün kaldırılmasına, sanığın kamu malına zarar verme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 152/1-a, 62/1, 53... . maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının ve mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına, karar verilmiştir.II. TEMYİZA. Temyiz SebepleriSanığın Temyiz İstemiMüvekkilinin müsnet suçu işlediğini gösterir hiçbir somut, maddi ve her türlü şüpheden uzak bir delil söz konusu olmadığı, kamera kaydı ve görgüye dayalı tanık beyanının bulunmadığı, suça konu elektrik hattında müvekkili dışında kullanım gerçekleştiren başka kişilerin de olduğunu, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gözetilmeksizin mahkumiyet hükmü kurulduğu, hukuka aykırı bölge adliye mahkemesi kararının bozulması gerektiğine ilişkindir.B. Değerlendirme ve Gerekçe1. Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanığın savunmalarında üzerine atılı kamu malına zarar verme suçuna ilişkin suçlamayı ısrarla kabul etmemesi, katılan Kurum çalışanının soyut beyanları dışında, hükümlülüğe yeterli hukuka uygun, her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı bir delil elde edilemediğinden, şüpheden sanık yararlanır ilkesi de nazara alınarak, sanığın kamu malına zarar verme suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.III. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2 maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,09.02.2026 tarihinde karar verildi.