Anahtar kelimeler: Kıdemihbar Alımına Açarak Tevzi Bahsi Çalışmış Firmalarda Rücuen Ayrıldığında İdareye

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
19. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: Tazminat (Rücuen Tazminat)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2022 tarihli, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı dosyasında verilen karar istinaf incelemesi için dairemize tevzi edilmekle Dairemiz yukarıda belirtilen esas sırasına kaydı yapıldı.
Dosya incelendi.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkili Kurum ile .... Şti., ... A.Ş. ve .... Şti. arasında özel güvenlik hizmet alımına ait sözleşme imzalandığı, bahsi geçen firmalarda özel güvenlik personeli olarak görev yapan ...’ın işten ayrıldığında idareye ve çalışmış olduğu şirkete karşı dava açarak kıdem/ihbar tazminatı, fazla mesai vb. ücretleri talep ettiği, açılan dava sonucunda İstanbul 11. İş Mahkemesi’nin ███████ E. ████████ K. Sayılı kararıyla bir kısım taleplerin ...’a ödenmesine hükmedildiği, ... adına .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. numarasıyla açılan icra dosyasına cebri icra yoluyla 25.464 TL ödendiğini dilekçe ekinde sunulan deliller gereğince söz konusu işçilik alacaklarından yüklenici sıfatıyla davalı şirketlerin sorumlu olduğu, müvekkili şirketin rücu hak ve yetkisinin bulunduğu bu nedenle, .... Şti’nden kendi dönemine karşılık gelen 7.152,00 TL’nin, ... A.Ş.’den kendi dönemine karşılık gelen 16.092,00 TL’nin, .... Şti’den kendi dönemine karşılık gelen 2.235,00 TL’nin müvekkili kurumun ödeme tarihi olan 07.11.2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesi ile; Müvekkili şirketin davacı tarafından ödendiği belirtilen kıdem tazminatı alacağına yönelik herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi çerçevesinde davacının işveren durumunda olduğunu ve iddia konusu tazminat alacağından tek başına sorumlu olduğunu, İş Kanunu’nun 112. maddesine 552 sayılı kanunla eklenen ek fıkralar ile kıdem tazminatından sadece asıl işveren durumundaki kamu kurum ve kuruluşlarının sorumlu tutulacaklarının açık hükme bağlandığını, bu düzenlemelerin bir yeni getirmekten ziyade durumu açıklığa kavuşturmak ve uygulama birliği sağlamak amacını taşımakta olduğunu, davacının iddiasının aksine kıdem tazminatı bu tür ihalelerde hiçbir zaman yüklenicinin maliyet hesabına ve dolayısıyla bedele dahil edilmediğini, bu tutarın sözleşme tarihi itibari ile öngörülebilir olmadığını bu bakımdan sözleşme gereğince bu alacakların iş sahibi olan kamu kurum ve kuruluşunun sorumluluğunda olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri iç ilişkide kıdem tazminatı ve diğer tali işçi alacaklarından davacının sorumlu olduğuna ilişkin esastan ayrılındığı yönünde yorum yapılmasına elverişli olmadığını, zaten aksi yöndeki bir hükmün TBK m. 20 ve devamı maddeleri gereğince geçersiz bir genel işlem koşulu teşkil edeceğini, bir an için müvekkili şirketin personele ödenecek kıdem tazminatlarından sorumlu olacağı kabul edilse dahi iç ilişkide sorumluluğun büyük kısmının davacı tarafından yüklenmesinin gerektiği ve iç ilişkide teselsül yürümeyeceğinin göz ardı edilemeyeceğini, yer verilen açıklamalar çerçevesinde öncelikle müvekkili şirketler yönünden karar verilmesine er olmadığına karar verilmesini, bir önceki taleplerinin kabul edilmemesi halinde müvekkili şirketler yönünden davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Hizmetleri A.Ş. vekili cevap dilekçesi ile; Müvekkili şirket ile davacı arasında sözleşme, işçi temine yönelik olup dava dışı işçinin işverenin davacı olduğunu, davacı ile yapılan sözleşmenin dava konusu alacak kalemleri yönünden müvekkiline bir sorumluluk yüklemediğini, sözleşmedeki alacak kalemlerinin davacı tarafın iddiasının aksine vekile rücu edilebileceğini ilişkin hüküm bulunmadı davacı tarafından talep edilen işçilik alacaklarının dava dışı işçinin davacı nezdinde çalışmasından doğmuş olduğu bu alacakların müvekkil yükletilmesi halinde davacının sebepsiz zenginleşeceğini, öte yandan 552 sayılı İş Kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde karar namelerde değişiklik yapılması ile bazı alacakların yeniden yapılandırılmasına dair kanun 10.09.2014 tarihinde kabul edilerek resmi gazetede yayınlandığını, yasa gereği kıdem tazminatı alacağından işçinin çalıştığı kurumun sorumlu olduğu kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilin sorumluluğuna hükmedilecekse bile müvekkilinin bu tutarın en fazla yarısından sorumlu olacağına ilişkin hesaplamanın dikkate alınması gerektiği, zira Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında somut olayda rücu edilebileceğine hükmedilmişse davacı ve davalılar arasında sorumluğun ½ oranında olduğunu, davalar bu sorumluluğu kendi dönemleri ile sınırlı olarak paylaşmakta olduklarını, müvekkilinin sorumlu olduğu kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının ödeme yaptığı tarihte müvekkilin temerrüde düştüğünden söz edilemeyeceğinden bu tarih itibari ile faiz işletilmesinin mümkün olmadığını, davanın öncelikle usulden reddini, neticeten haksız ve dayanaksız davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İstinafa konu karar, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2022 tarihli ████████ Esas, ████████ Karar sayılı davanın kısmen kabulüne yönelik kararıdır.Davalı ... ... A.Ş. vekili, vekalet ücretinin yanlış hesaplandığını, kıdem tazminatından davacı kurumun sorumlu olduğunu, müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla sözleşmede hüküm bulunmadığından %50 oranının esas alınması gerektiğini, ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesinin yerinde olmadığını beyan ederek istinaf talebinde bulunmuştur.
GEREKÇE
: Taraflar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu, davacı kurum ile davalı arasında hizmet alım sözleşmesi yapıldığı hususunda uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, bu sözleşmelerden kaynaklı asıl işverenin dava dışı işçilerin işçilik alacaklarını asıl işveren olarak ödemesi nedeniyle davalıdan rücuen talepte bulunup bulunamayacağı, davalının sorumluluğunun neye göre belirleneceği ve miktarı hususundadır. İlk derece mahkemesince, tarafların sunmuş oldukları deliller dosya arasına alınarak tarafların iddia ve savunmaları kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırıldığı görülmüştür.
İlk derece mahkemesince " ....İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır...( Yargıtay 23. Hukuk Daresi' nin █████/2021 tarih █████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamı) Davalı ... ıslah edilen kısma ilişkin zaman aşımı itirazında bulunmuş ise zaman aşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla bu itiraza değer atfedilmemiştir. İlgili karar uyarınca davalı ...' in kıdem tazminatından sorumlu olmadığı, aksi halde ise hesaplanan tutarın 1/2 sinden sorumla tutulması gerektiğine ilişkin itirazlarına itibar edilmemiştir. Açıklanan nedenlerle ödeme tarihi olan temerrüt tarihinden itibaren tarafların tacir oluşu dikkate alınarak avans faizi ile birlikte, davalı ... ve .... Şti. yönünden dava ve ıslah dilekçesi dikkate alınarak davanın kabulüne; davalıLAR ... .. A.Ş. İle ...... Şti. Yönünden ise aşkın talepte bulunulduğu dikkate alınarak bilirkişi raporunda belirlenen tutar üzerinden davanın kısmen kabulüne ..." karar verildiği görülmüştür. Kural olarak her yüklenici çalıştırdığı işçinin işçilik haklarından kendi çalıştırdığı dönemle sorumludur. Aynı işin devamı niteliğinde idareye bağlı yerlerde hizmet verip dava dışı işçiyi çalıştıran diğer firmalar içinde sözleşme hükümleri ve yasal düzenlemeler çerçevesinde idareyi sorumlu tutmak mümkün değildir. Buna göre davacı kurum davalı firmaların işçiyi çalıştırdıkları döneme isabet eden işçilik alacaklarını davalıdan isteme hakkına sahiptir. Bu açıklamalara göre işçinin, işçilik alacakları için İş Mahkemesi'ne açtığı dava da, idarenin sorumlu tutulması İş Kanununundan kaynaklanan bir zorunluluktur. Davacı kurum tarafından ödenen kısmın rücuen tahsiline ilişkin davada ise taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine bakılması gerekir. Sözleşmede ve sözleşmenin eki şartnamelerde tarafların sorumluluklarına dair düzenleme bulunması halinde bu düzenlemenin uygulanması gereklidir. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporu ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerini değerlendirmiştir. Yapılan tespitler kapsamında işçilik alacaklarından alt işverenlerin sorumlu olacağı yönünde düzenleme bulunduğu, bilirkişinin de dava dışı işçilerin davalı şirket nezdinde çalıştıkları dönemleri, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve Yargıtay uygulamaları göz önünde bulundurarak hesaplama yaptığı anlaşılmıştır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince toplanan deliller, delillerin gerekçede tartışılmasının usul ve yasaya uygun olduğu görülmekle istinaf talebinin reddi gerekmiştir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, ayrıca alınan bilirkişi raporlarının taraf, mahkeme ve istinaf kanun yolu denetimine olanak sağlayacak şekilde düzenlenip hükme esas alınmaya yeterli olduğu, mahkemece verilen kararın yerinde bulunduğu anlaşılmakla davalı ... ... A.Ş.'nin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan tüm bu nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm tesisi usul ve yasalara uygun görülmüştür.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Dairemiz ilk derece mahkemesi kararını hem maddi olay hem de hukuka uygunluk bakımından incelemeye tabii tutarak yapmış olduğu istinaf incelemesinde; İstinafa konu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b maddesi gereğince davalı ... ... A.Ş.'nin istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
İstinaf başvurusu için yatırılan peşin harcın mahsubuyla bakiye 651,43 TL harcın ilk derece mahkemesince hazine adına davalı ... ... A.Ş.'den tahsiline,
Davanın ve dosya üzerinde yapılan yargılamanın niteliği ve avukatlık asgari ücret tarifesi göz önünde bulundurularak aleyhine istinaf kanun yoluna başvurulan için vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
İstinaf kanun yoluna başvuru için yapılan yargılama giderlerinin kanun yoluna başvuran davalı ... ... A.Ş.'nin üzerinde bırakılmasına, artan kısmın talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine,
Dair; dosya üzerinde, tarafların ve vekillerin yokluğunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!